2004 yılında ani vefatı ile İzmir’i büyük üzüntüye boğan ve kent tarihine, kültürüne verdiği önemle bugün İzmir’in Türkiye Cumhuriyeti içerisinde farklı bir vizyona ve misyona sahip olmasında büyük emeği olan Ahmet Piriştina’nın İzmir’e kazandırdığı 2005 Universiade oyunları için gönüllü olmuş, benim gibi birkaç arkadaşla birlikte İtalyan Sporcular ve resmi heyetinin mihmandarlığını üstlenmiştim. Yoğun bir tempo içerisinde oyunlar için hazırlıklar yapılıyor, heyetle birlikte resmi davetlere katılıyor ve ihtiyaçların giderilmesi için çalışıyorduk. Piriştina’nın vefatı sonrası yaşanan büyük şokun ardından gerçekleşecek oyunlarda herhangi bir aksilik yaşanmaması, İzmir’in bu kapsamlı organizasyondan alnının akıyla çıkması en büyük amacımızdı. Vefat sonrası organizasyonla ilgili bir boşluk oluşmuş ve o dönemde yeni sayılabilecek bir süre önce iktidara gelmiş olan hükümet ve başındakiler finansman ve idari konularda yaşanan sorunlar nedeniyle sürece müdahil olarak bir anlamda inisiyatifi ele almışlardı. Özellikle açılış törenleri için önemli katkı sağlandığı konuşuluyor, yerel seçimlerde Piriştina’nın rakibi olan Taha Aksoy organizasyonun başına getiriliyordu. Bir deyişle roller değişiyordu.

Açılış günü yaklaştıkça heyecan artıyor ve programların detayları belli oluyordu. Açılışa bir iki gün kala Fransız Kültür Merkezinde düzenlenen ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da katıldığı bir törende karşılaştığım yetkililerden birine kaybettiğimiz Başkan Ahmet Piriştina ile ilgili Oyunların açılış töreninde özel bir anma veya kendisine ayrılan bir bölüm olup olmadığını sordum. Acı bir gülümseme ile bana “Bugün Universiade heyetiyle mezarını ziyaret ettik, başka bir anma olmayacak” şeklinde yanıt verdi. Gerçekten çok üzülmüştüm, yakın bir tarihte kaybettiğimiz, İzmir için büyük emek veren ve bu oyunların İzmir’e getirilmesini sağlayan bu insana karşı bir vefasızlık yapıldığı düşüncesindeydim.

Ekip arkadaşlarımla olimpiyat köyünde biraraya gelerek durumu anlattım. Onlar da şaşırmış ve üzülmüşlerdi. Birlikte bir plan yaptık. Bir pankart hazırlatacak ve açılışta İtalyan sporculara taşıtacaktık. Böylece Piriştina için bir farkındalık yaratacak ve gösterilen vefasızca tutuma karşı bir anlamda tepki göstermiş olacaktık. Düşüncemizi İtalyan delegasyonuna anlattık ve sevgili Antonio Dima ‘nin desteğiyle başkanlarını ikna ettik.

Engellenmesi ihtimalini düşünerek konuyu fazla kimseye duyurmadan yetkililerden şifaen onay aldık. Pankartı İtalyan heyeti geçit töreninde Stadyuma giriş yapıp seyirciyi selamlarken açacaktık. Beklenen gün geldiğinde Olimpiyat köyünden Atatürk stadına doğru diğer tüm ülkelerin heyetleriyle birlikte, güvenlik tedbirleri altında yola çıktık (o da ayrı bir hikayedir ya neyse). Stadyuma geldiğimizde protokol merdivenlerinde Ahmet Piriştina’nın oğlu bugün Buca Belediye Başkanı olan Sevgili Levent Piriştina ile karşılaştım. Kısa bir selamlaşma ve sohbetin ardından kendisine İtalyan heyetinin küçük bir sürprizi olduğunu, geçit töreninde onları kaçırmamasını söyledim. Merak içerisinde gözlerimin içine baktı, bir şey söylemeden gülümseyip ayrıldım.

priştina2

Yüzden fazla ülkeden üniversite öğrencisi binlerce sporcunun katıldığı bu büyük organizasyonun açılışı geçit töreni ile başlamak üzereydi. Tüm ülke heyetleri stadın arka tarafında sıralanmışlardı. Ekip arkadaşım Gioia’ nın hazırlattığı pankart sarılı vaziyette bekliyordu. İtalya ismi anons edildiğinde stada girerken pankartı açarak sağ başta yer alan sporculara taşıttık. İtalyan Heyet başkanı hala tedirgindi, kendisine rahat olmasını söyledim ve stada girişimizi yaptık. Önce sakin karşılanan girişimiz seyirciler pankartı okudukça büyük bir coşkuya ve tezahürata dönüşüyordu. Tribünler bizi ayakta alkışlıyordu. Az önce tedirgin olan heyet başkanı coşkuyu görünce, çok keyiflenmiş, pankartın ucundan tutmaya başlamıştı. İzmir Seyircisi anlamlı bir mesaj içeren bu pankarttan çok etkilenmişti. İzmir’in farklı olduğunu daha o günlerden gösteren bir mesajdı belki de bu. Seyirciler İzmir’e büyük değerler katan, Olimpiyatların gerçek mimarı Başkanlarını hatırlama ve alkışlama fırsatı bulmuşlardı. Tören farklı etkinlikler ve görsel şölenlerle sürdü ama diyebiliriz ki akıllarda en çok Piriştina anısına açılan pankart kaldı.

Sevgili Levent Piriştina ve kız kardeşi birkaç gün sonra İtalyan heyeti ile bir araya gelerek vefaları ve nezaketleri için teşekkür ettiler. Duygusal anların yaşandığı bir buluşma gerçekleşti. İtalyan sporcular olimpiyatlar süresince hemen hemen tüm maçlarında İzmir seyircisinden büyük destek gördüler, alkış aldılar.

Türkiye’de bugüne kadar bu kapsamda, bu kadar geniş katılımlı başka hiçbir etkinlik düzenlenmedi. Sadece İzmir değil çevre il ve ilçelerde pek çok spor tesisi elden geçti, yenilendi ve İzmir’e yeni tesisler kazandırıldı. Yine İzmir ve çevre il/ilçeler bu organizasyon ve dolayısıyla oluşan Spor turizmi hacmi sayesinde ciddi ekonomik gelir sağladı. Gençlerin spora teşvik edilmesi sağlandı. Bu tür büyük bir organizasyonun Türkiye’de başarılı bir şekilde yapılabildiği ispatlandı ve ülkemizde düzenlenecek farklı uluslararası organizasyonlar için bir referans oldu.

Bu anlamda bu vizyonu geliştiren, İzmir’i farklı bir konuma taşıyan Büyük Başkan Ahmet Piriştina’yı aramızdan ayrılışının yıldönümünde saygıyla anıyorum.

(Son Bir not olarak açılış törenindeki etkinlik ve şölenlerin içerisinde sadece Piriştina’ya değil Atatürk’e de yeterince yer verilmediğini ve sonrasında olimpiyat köyünde gönüllüler olarak yakamızda üstünde Unutulmaz! Yazan Atatürk’ün kalpaklı fotosunu taşıdığımızı belirtmek isterim)