Geçtiğimiz yaz aylarında Avrupa’da ki Türk düşmanlığının yüzyıllar öncesine dayandığını belgeleriyle ortaya koyan çok önemli bir eser yayınlandı.

Özgün adı: ‘’CENTPROJETS DE PARTAGE DE LA TURQUIE (1281-1913)’’ 

‘’Türk İmparatorluğunun Paylaşılması Hakkında Yüz Proje (1281-1913)’’*

Eser, Romanyalı bir diplomat olan Trandafir G. Djuvara tarafından 1914’te Paris’te yayımlanmış. Djuvara, Türkleri tarih sahnesinden silinmesini öngören çok önemli bir eser vermiştir.

Trandafir G. Djuvara 1887-1925 yılları arasında Romanya hariciyesinde üst düzey görevlerde bulunmuş ünlü bir diplomattır. Romanya Kralı I. Karol tarafından 1896 yılında ‘’dünyanın en güzel yeri’’ olarak nitelediği İstanbul’a elçi olarak tayin edilmiş, dört yıl süreyle 1900 yılına kadar bu görevi yapmıştır. Romanya sarayına yakın ve tarihe ilgi duyan bir diplomat olarak bilinmektedir.

Bu yazıda adı geçen eser esas alınarak, 13-20’nci yüzyıllar arasında Anadolu’nun işgal edilerek halen üzerinde yaşadığımız topraklardan atılması üzerine Avrupa veya Batının geliştirdiği ve bazılarından yeni haberdar olduğumuz projelerden bahsedilecektir.

Türk İmparatorluğunun Paylaşılması Hakkında Yüz Proje, tarih boyunca Avrupa’da yaşamış çeşitli düşünürlerin, din ve devlet adamlarının Anadolu Selçuklu, Memluk ya da Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını öngören projeler ürettikleri, ancak o dönemde kendi aralarındaki rekabet ve öz çıkarları nedeniyle bunları uygulamaya koyamadıklarını göstermektedir. Bu durum, 19’uncu Yüzyıldan itibaren artan milliyetçilik hareketleri dolayısıyla değişmiş, Osmanlı Devleti’nin fethettiği Avrupa topraklarından yaklaşık iki yüz yıl süren geri çekilmesini hızlandırmıştır.

Eserde, tarihçi Albert Sorel’in, ‘’Doğu Sorunu’’nun, ‘’Türklerin Avrupa’ya girmesiyle’’ başladığı, buna karşılık, ‘’Türkleri Avrupa’dan atmak için çok çeşitli plan ve projelerin yapıldığı’’ özellikle belirtiliyor.

Tarihsel süreç içerisinde ‘’Doğu Sorunu’’, çok sayıda incelemenin konusu yapılmıştır. Kitabı hazırlayan Djuvara, söz konusu plan ve projelerin kronolojik bir sıra dâhilinde envanterini çıkararak, Osmanlı Devleti’nin taksimine ilişkin olanlarını bir araya getirip bir bütün halinde mukayeseli olarak incelenmesine imkân tanımıştır.

İstanbul’un Türkler tarafında fethini izleyen yüzyıllarda, Haçlı seferlerinin başlattığı kargaşanın yerini, Türk İmparatorluğunun paylaşılması konusunda sayısız proje aldı. Bunların arasında ihtiraslı ve akılcı olanlar olduğu gibi, hayalci ve ütopyacı olanlardan vardı.

Öte yandan yazar, sadece bahse konu projeleri yansıtmakla yetinmemiş, kitabının sonuna 1570-1913 yılları arasındaki gelişmeleri kapsayan, yapılan ya da yapılmak istenen değişiklikleri gösteren 18 ayrı harita ekleyerek, son derece yararlı ve tarihe ışık tutacak ek belgeler de ortaya koymuş.

Kitapta önce kutsal toprakların ele geçirilmesiyle ilgili Haçlıların devamı sayılabilecek projelerden bahsedilmekte, bilahare Türklerin Avrupa’ya yerleşmesini izleyen dönemle ilgili daha özel niteliklere haiz plan ve projelere yer verilmekte. Söz konusu projeler arasında, Papalar tarafından hazırlanan ve Hıristiyanların genel çıkarlarını göz önüne alan projelerin yanı sıra, Avrupa’da ki bir kısım hükümdarların, filozof ve bilim adamlarının, diplomat ve becerikli devlet adamlarının, tanınmış politikacıların, daha ziyade kendi çıkarlarını gözeten paylaşma tasarıları dikkat çekmekte. Geliştirilen projelerin tamamı, Hıristiyanların varlıklarını sürdürebilmeleri için ‘’Türkleri yok etmek gerek’’ tezine dayalı. Bu haliyle hazırlanan projelerde topyekûnluk göze çarpmakta.

Kitapta bahsi geçen projeler, ‘’Haçlı Projeleri’’ ve ‘’Türklerin Avrupa’ya girdikten sonra geliştirilen projeler’’ olmak üzere iki bölüm halinde toplam 92 projeden söz ediliyor. Bunlardan ilk 11’i Haçlı, geri kalan 82’si Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılmasını öngören plan ve projeleri kapsıyor. ** Kitapta son proje olarak bahsi geçen, ‘’İstanbul’un Taksimi Projesi’’, bilahare Osmanlı Devleti’ni 1’inci Dünya Savaşı sonunda imzalanan ve Osmanlının sonunu hazırlayan ‘’Sevr’’e götürüyor.

Kitapta dikkat çeken bir ayrıntı da, ‘’Hıristiyan güçlerin altı yüz yıldan beri Osmanlı Devleti’ne çeşitli saldırılar düzenlediler. Önceden tahmin edilmeyecek koşullarda Osmanlı Devletine en ağır darbeler vuruldu. Ancak Osmanlılar her seferinde ayağa kalkmasını bildiler. Parçalanması yüzyıllardır planlanan, çeşitli iç ve dış güçlüklere rağmen son demlerine kadar saldırılara direnebilen başka bir devlete rastlamak olası değildir.’’ ifadesidir.

Yazarın kitabının sonuç bölümünde, tarafsız ve objektif değerlendirmelere yer verdiği görülüyor. ‘’Hıristiyan ülkeler, daha Türkler Avrupa’ya ayak basmadan önce, onları Asya derinliklerine sürebilmek amacıyla aralarında anlaşmışlardı. Haçlı tarihçileri doğunun paylaşılmasını öneriyorlardı. Doğrusunu söylemek ve tarafsız olmak gerekirse, Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki ilişkilerin hiçbir zaman dostça olmadığını belirtmek lazım; kabul edelim ki modern hoşgörü anlayışına rağmen bu milletler arasında, bugün de özellikle Hıristiyanlardan kaynaklanan bir hınç alma duygusu bulunmaktadır.’’  

Türklere karşı Avrupa’da duyulan geleneksel kin ve nefretin ve daha sonra onları Asya’ya sürme konusundaki çok sayıdaki projenin kökeninde, Hıristiyanlık ve Müslümanlık arasında bulunan amansız düşmanlık duygularının yattığını bugün de biliyor ve görüyoruz.

Sonuç olarak bugüne dönecek olursak, Romanyalı Diplomat Trandafir G. Djuvara’nın 13’üncü yüzyıldan itibaren ortaya koyduğu Türk İmparatorluğunun paylaşılması projelerini inceledikten sonra iki şey akla geliyor. Birincisi: PKK, IŞİD ve FETÖ gibi bölücü ve yıkıcı terör örgütlerin varlığının, yukarda belirtilen plan ve projelerin devamı niteliğinde olduğu, ikincisi de: Türkiye’yi Avrupa Birliğine almamakta ısrarcı olmalarının temelinde, yine yukarda belirtilen Türklere karşı Avrupa’da duyulan geleneksel kin ve nefret duygusunun yattığı, kökeninin ise Hıristiyanlık ve Müslümanlık arasında bulunan, amansız düşmanlığa dayandığı şeklinde değerlendirme yapmak mümkündür.

 

KAYNAKÇA :

 * Türk İmparatorluğunun Paylaşılması Hakkında Yüz Proje (1281-1913)Trandafir G. Djuvara,  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları-( Haziran 2017)

** Paris’te 1914 yılında Felix Alcan yayınevi tarafından yayımlanan kitap başlığında her ne kadar proje sayısı 100 olarak belirtilse de, 93-99 numaralı projeler kitapta yer almamıştır.