ABD Başkanı Trump, ABC News televizyonuna verdiği demeçte, bölgedeki şiddetten kaçan insanları korumak için Suriye’de kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacaklarını ifade etmiştir.
Güvenli bölge, düşman birlikleri, grupları ya da milletleri birbirinden ayırmak için oluşturulmuş ara bölge olarak tanımlanmaktadır. Tampon bölge olarak da adlandırılabilir. Güvenli bölgeler genellikle askerden arındırılmış bölgelerdir. Söz konusu bölgeler, karşıt gruplar arasında şiddeti önlemek, çevreyi korumak, göç akınını engellemek suretiyle güvenlik ve asayişi sağlamak, terör saldırıları ve terörist sızmalarının önüne geçmek gibi çok çeşitli amaçlarla oluşturulabilir. Ancak bu yöntemi kullanmanın hukuki şartları ve yolları üzerinde yerleşik bir teamül bulunmamaktadır. Bu konuda uygulanan metodlardan ilki, bir ülkenin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanarak tampon bölge ilan etmesi, bir ülkenin, koalisyon birliği ya da NATO gibi uluslararası bir örgütün bu Birleşmiş Milletler(BM) kararına dayanarak harekete geçmesi, ardından bu doğrultuda belirlenen bölgeyi kara ve havayoluyla askerî araçlarla kontrol etmesidir. Bu, fiilen ilgili ülkeye askerî müdahale anlamına gelmektedir.

İkinci yöntem ise BMGK kararı bulunmaması durumunda yine bir ülke, koalisyon gücü ya da uluslararası askerî bir örgütün bir alanı tampon bölge ilan etmesidir. Ancak bu durumda ilgili ülkenin BM’ye şikâyette bulunma ve uluslararası camiadan destek arama hakkı bulunmaktadır. Bu yöntemde ülke, eğer askerî gücüne güveniyorsa operasyonla da karşı koyabilmektedir. Bu durumda sıcak çatışmalar yaşanmaktadır. Yine egemenlik alanında boşluk varsa, komşu ülke güvenliğini kontrol edemiyorsa, komşu ülkeden saldırılar geliyorsa BMGK kararı bulunmadan tampon bölge oluşturma hakkı doğabilir şeklinde değerlendirilmektedir.

Tampon bölge dikey, noktasal ve paralel olarak uygulanabilir. Tarihte tampon bölge ilk olarak Vietnam (Güney-Kuzey)’da uygulanmıştır. Kıbrıs’ta Lefkoşe’de BM gözetiminde ara bölge bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK)’nin PKK’lı teröristlerin topraklarımıza girmesini önlemek maksadıyla, Irak toprakları içinde geçici süreyle bazı toprakları kontrol etmesi, fiili olarak tampon bölgenin oluştuğu durumlara örnek gösterilebilir.
Uçuşa yasak bölge, üzerinde herhangi bir hava taşıtının uçmasının yasak olduğu bölgedir. Askerden arındırılmış bölge teriminin hava sahaları için eş anlamlısıdır. Uçuşa yasak bölge uygulamalarına, Irak(1991-2003), Bosna-Hersek(1993-1995) ve Libya(2011) gösterilebilir.

Bosna Savaşı sırasında 1993 yılında BMGK tarafından Bosna-Hersek hava sahasındaki askeri uçuşları yasaklayan 781 no’lu kararı çıkarılmıştır. Ancak bu karar Irak’taki kadar etkili olamamış, binlerce Müslüman göz göre göre katledilmiştir.

Körfez Savaşı’nın akabinde ortaya çıkan insani kriz nedeniyle 1991 yılında BMGK’nin 688 no’lu kararıyla Irak’ta 36. paralelin kuzeyiyle 32. paralelin güneyini Irak hava taşıtlarının uçuşuna yasaklanmıştır. Yasak, Irak Savaşı’nın başladığı 2003 yılına kadar devam etmiştir. Güvenlik Bölgesi yüzünden iki parçaya bölünen Türkmenler, iki ayrı bölgede iki ayrı dram yaşamışlardır. 36. Paralelin altında kalan ve Türkmen nüfusunun çoğunluğunu (%85) barındıran bölge Bağdat yönetiminde kalmış, bu paralelin üstündeki bölgede varlığını devam ettirmeye çalışan Türkmenler ise, iktidar olduğunu söyleyen, ancak uluslararası zeminde meşruiyeti ve hukuki statüsü olmayan faşist Kürt yönetiminin insafına terkedilmişlerdir. Burada Türkiye’nin katkılarıyla oluşturulan güvenli bölge, Irak’ın Kuzeyi’nde Özerk bir Kürt oluşumuna sebep olmuştur. Dolayısıyla Türkiye, Kukla Kürt Devleti’ni kucağında büyütmüştür. Ayrıca bu dönemde ABD tarafından oluşturulan Çekiç Güç, PKK terör örgütüne yardım etmiştir.
Trump’ın, PKK/PYD bölgesini güvence altına almak ve uzun vadede burada bir Kürt devleti kurmak için güvenli bölgeler konusunu gündeme getirdiği açıkça anlaşılmaktadır. Türkiye’nin güvenli bölgeden kastı ise Suriye İç Savaşı’ndan dolayı yerinden edilmiş insanlar için güvenli alanlar oluşturulmasıdır. 

Suriye’de güvenli bölge uygulanabilmesi için öncelikle BMGK kararı olmalı, Türkiye açısından Suriye’nin kuzeyinde Kürt devleti oluşumuna hizmet etmemeli, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli çıkarlarına zarar vermemelidir. Aksi takdirde, 1993 yılında Irak’ın kuzeyinde oluşturulan güvenli bölge gibi, Kukla Kürt Devleti altyapısını oluşturacaktır.
Türkiye ABD’nin Büyük Ortadoğu projesinin bir parçası olmamalıdır. Dış politikasını komşu ülkelerle yeniden barışçı çizgiye oturtma politikasına devam etmeli, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünü desteklemelidir. Suriye, Irak, İran ve Rusya ile iş birliği yaparak stratejik konumunu güçlendirmelidir. Güvenli Bölgelerin kendi güvenliğine tehdit oluşturmaması, sadece insani anlamda kullanılması için ulusal ve uluslarası alanda gerekli tedbirleri almalıdır.