Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

RUSYA’DA DARBE STRATEJİSİ VE WAGNER OLAYI

Putin, ABD destekli bir darbe ile tarihe karışma korkusunda haklı. Çünkü ülkede kurduğu otoriter sistem yeni bir devrimi kaçınılmaz kılıyor. Ukrayna‘da hesap hatası yaptı, ekonomik ve sosyal programı başarısız oldu ve ülkede işler iyi gitmiyor. Bunların Rusya‘nın çeşitli etnik ve azınlık bölgeleri üzerinde sonuçları ortaya çıkmaya başladı. Savaş stresinin ortasında Putin eş zamanlı olarak savaş zayiatları, elit çatışmaları, kötü ekonomi, azalan bütçe gelirleri, seferberliğin yol açtığı istikrarsızlıklar ve işçi protestoları ile uğraşıyor. Savaşın yükü arttıkça, kontrolü kaybetme riski de artıyor. Savaş, Rusların içerdeki zayıflığını belirgin hale getirdi ve çökme yönünde ilerliyorlar. Wagner olayı da bunun bir parçası; bir zamanlar suç örgütü lideri olan Yevgeni PRİGOJİN tıpkı Putin’in Çeçenistan’da yaptığı gibi acımasızlığını göstermişti ve devlere rağmen geliştirdiği kendini konumunu koruma derdine düşünce isyan bayrağını açtı. Prigojin, Batının ilgi ile izlediği bir figür ama Rusya ile ilgili stratejisi içinde bir yeri yok. Batı Rusya’yı Ukrayna Savaşı’na sürüklerken iki hedefi vardı:

– Rus ordusunu imha etmek.

– Rus rejimini değiştirmek.

Ukrayna’da Ruslar çuvalladı; Batı teknolojisinin doğrudan olmayan yöntemleriyle ordu imha olurken, asker zafiyeti çekiliyor. Putin’in orduyu Donbass’a toplayıp, kestirme bir zafer arayışı da sonuç vermedi ve Prigojin’in yaptığı gibi cephede herkes birbirini, özellikle Savunma Bakanı Sergey ŞOYGU ve 2014’ün efsane komutanı görülen Genelkurmay Başkanı Valeri V. GERASİMOV’u suçluyor. Prigojin’in yaptığı pazarlıkta Putin’den bu ikisinin kellesi için söz aldığı söyleniyor.

Rus rejimini değiştirme konusuna gelince, Amerikalılar rejim değişikliği için üç yöntem izlerler:

(1) Irak ve Afganistan’da olduğu gibi askeri işgal ve kukla hükümet kurmak; ABD askerlerinin ülke anayasasını yazdığı bu model genelde başarısız oldu. Başarılı olduğu ülkeler Japonya ve Güney Kore. ABD, bu yöntemi Rusya’da uygulamaz çünkü çok pahalıya gelir.

(2) Renkli Devrimler; Gürcistan’daki Gül Devrimi (2003), Ukrayna’daki Turuncu Devrim (2004), Kırgızistan’daki Lale Devrimi (2005) gibi örnekleri olan bu yöntemde ülke içi sivil toplum örgütleri, medya ve NGO’lar kullanılarak toplumsal hareketlerle ülkede rejimi değiştirmeyi hedefler. Bu işlerin en başındaki Amerikan Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED) başındaki Michael MCFAUL’u Moskova’ya büyükelçi atanmasına rağmen, ülkedeki demokrasi hareketleri için oluşturduğu taban %5’i geçemedi.

(3) Darbeler; Rusya’da değiştirmek için en geçerli yöntem ama sistem o kadar sıkı bir çıkar ağı ve oto kontrol kurmuş ki, gerçek bir kırılma yaratmak için zamanlama önemli. Ya Putin bir suikastla gidecek ya da kendisi bırakıp gidecek ve yerine Batı yanlısı bir hükümet kurulacak. Bu çok uzak bir hedef değil, altyapısı hazır ve Prigojin olayı Rus devlet yönetiminin ne kadar zayıfladığının açık göstergesi oldu.

Putin’in durumu bir uyuşturucu satıcısına benziyor. İşini bırakmak istese bile onun sırtından para kazanan kartel bırakmıyor. Karısı, kara para ile güzel hayata devam etmek istiyor. Müşterileri daha çok uyuşturucu getirmesini istiyor. Polis bile daha çok adam yakalamak için bu işe devam etmesini istiyor. Putin’in kendine göre kurguladığı devlet düzeni o giderse bir bir taşlar düşeceği için, bürokrasi kaos istemiyor. Putin’in arkasındaki elit hırsızların (oligarkların) ona ihtiyacı var. Putin gitmezse, onun sayesinde makam edinmiş, zengin olmuş, düşmanlarından korunmuş herkes konumunu sürdürecek. Putin merkezli yönetime alışmış halk için de tek etkili uyuşturucu o, onun anlattığı masallara alışmış ve inanmışlar.

Diğer yandan, Batılılar Rusya’nın bölünmesini değil, sadece rejiminin değişmesini istiyorlar. 1905’de öyle yapmışlardı çünkü bölünen Rusya, Almanya’ya yem olacaktı. Şimdi ki tehlike ise Rusya’nın güneyinde bekleyen ejderha Çin; Rusya’dan doğan boşluğu süratle doldurabilir. Zaten Rusya ile yapılan savaşın amacı Çin senaryosundan önce Rusya’yı tarafsız hale getirmeyi amaçlıyor. Rus gücünün azalması ve Avrasya’da yarattığı ortamın kimin tarafından yönetileceği belirsiz. Kafkasya‘da (özellikle Çeçenistan ve Dağıstan) çıkacak sivil savaşlar ve Orta Asya‘daki istikrarsızlıklar karşısında Çin‘in avantaj kazanmasına karşı Rusya‘nın toprak bütünlüğünün korunmasının daha önemli olduğunu düşünen Batılı yorumcular var. Bölgedeki enerji rezervleri, mineraller ve stratejik koridorlarının Çin‘in eline geçebileceğini düşünüyorlar.

Şu anda Rusya’yı yönetenler 60-70 yaşlarındaki Sovyet döneminden kalan son jenerasyon. Bu jenerasyon oldukça küçüldü ve ülkeyi yönetmeye aday yeni bir nesil arayışı var. Putin ile yeniden toparlanma fırsatını yakalayan Rusya Federasyonu’nun başarısının sırrı, ulus-devlet yapısına yönelik saldırıları kontrol altına alması ve merkezi yapıyı kuvvetlendirmesi oldu. Avrupa ve Kafkasya‘dan Orta Asya‘ya herkes büyük hesaplar için Ukrayna Savaşı‘nın sonucundan çok Putin‘in kaderini bekliyor. Şimdi Batıda Putini neyin devireceğinden çok Putin sonrası konuşuluyor. Putin’in nasıl gideceğini ve Wagner olayının büyük resimdeki yerini anlamak için bu makalede Rusya’daki iç dengeleri anlatacağız.

Rus Derin Devleti (Siloviki)

Putin’den önce (1990-2000) Rusya’da, üç-beş oligark Yahudi’nin ülkeyi soyduğu  “yağma devleti” vardı. Hakkını vermek lazım, Putin gelince ülke dağılma sürecinden toparlanma sürecine girdi ama mafya, hırsızlık ve rüşvet artık devletin içinde kaldı, resmi hale geldi. 1990’larda ABD’nin enjekte etmeye çalıştığı Soyguncu Kapitalizm’den Putin’in Devletçi Kapitalizm’ine geçildi. Aslında 2000’lerden sonra sadece oligarkların geldiği istikamet değişti, eskilerin yerini Putin çetesinin adamları aldı. Onlar da hırsız ama halka da 3-5 kuruş dağıtarak rızalarını alıyorlar. Halk ise “paramızı hep hırsızlar yiyeceğine devlette kalıyor” diye düşünüyor. Rus halkı aç kalsa da ülkenin süper güç olma hevesi onlar için çok daha önemli. Bu yüzden, Ukrayna ve Suriye’deki gibi Rus müdahaleleri her zaman rağbet görüyor.

Putin’in çevresinde tek bir kişi dahi temiz değildir. Bazıları daha düzgündür ama herkes yolsuzluk yapar. Yolsuzluk sürecine dolaylı ya da doğrudan dâhil olmadan Rusya’da çalışabilmeniz çok zor. Diğer ülke liderleri ile iyi ilişkilerin bir ayağında siyasi yolsuzluklar var. Bazen kendi yanında çalışan birini de yolsuzluktan kovuyor. Rusya’da bir söz var; “Kim daha sesli bir şekilde hırsız dur diyorsa, hırsız odur.” Yolsuzluk, kendi çevresini temizlemek için güzel bir kılıf oluyor. Ekonomi tekelleşiyor, GSMH’nin %70’i Putin ve yakın çevresinin elinde. Özelleştirmeye ihtiyaçları yok. Eğitim kötüye gidiyor, Rusya’daki sanayiden dolayı eskisi gibi eğitime ihtiyaç duyulmuyor. Kimsenin bilime ihtiyacı yok, bir çöküş var.

1991’de Sovyetlerin dağılmasından sonra Putin’e kadar olan dönemde ülkeyi Batı yanlısı ve neo-liberal bir elit kesim yönetmeye çalıştı. Bugün ise muhafazakâr ve milliyetçi bir kesim yönetiyor. Putin, devlet başkanı olduğunda oligarkların elinden ülkeyi kurtardı ama eski devlet bürokrasisi ile iç içe geçmiş yeni bir oligark grubu ortaya çıktı. 81 eyaletin valisi zaten bu grubun doğal üyesi ve Rusya’nın kalkınamamasının altında da bu kişiler var. Bu valiler, federal bütçeden aldığı payı kendi ceplerini doldurmak için kullanıyor ve rüşvetsiz iş dönmüyor. Dağıstan ve Çeçenistan, bütçe adı altında liderlere verilen rüşvet ile kontrol ediliyor. Putin’in etrafında Kremlin’de gördüğümüz 500 kişi var, gerisi boş. Putin, devleti istihbarat teşkilatı gibi yönetiyor. Ruslar emperyal bir kültüre sahip, sadece kendilerine konuşma hakkı tanır ve düşündüklerini yaparlar. Putin, merkeze yakın toplam 200 kişi ile birlikte hareket ediyor, bunlar; valiler eski bürokratlar, istihbarat ağırlıklı elit.

Putin ve güvenlik güçlerine ya da askerlere yakın kimseler (Siloviki) ülkede merkezi yönetimi, devlet denetimli kapitalizmi genişleterek sürdürmeyi planlıyorlar. Ancak Siloviki, önceki KGB gibi ülkede hâkim bir ağa sahip değildir. Siyasi ve ekonomik çıkarları nedeni ile kendi aralarında da bölünmüş durumdadırlar. Rusya’da diğer etkili güçler ise iş dünyası, bürokrasi, ordu ve Rus Ortodoks Kilisesi’dir. Siloviki, Birleşik Rusya Partisi dâhilinde bürokratlardan bir ittifak oluşturdu. Bürokrasiye hâkimiyetlerini sürdürmek için baskı ve korkutma yoluna başvurulmaktadır. Son yıllarda 49 bölgeden valiler, belediye başkanları ve diğer üst düzey bölgesel yetkililer sorgulama ya da tutuklamalara maruz kaldılar.  

Putin, Siloviki’yi hem ülkenin kontrolünde hem de halkın desteğini kazanmak için kullanmaktadır. Siloviki’nin asıl sırrı yaygın ve etkin bir şekilde “yumuşak güç” kullanması, böylece halkın rızasını kazanmasıdır. Bir yandan sistematik bir şekilde liberal değerlerini standartların, kurumların ayarını düşürmekte veya değiştirmektedirler. Devlet televizyon ağı, Kremlin yanlısı entelektüeller, Rus Ortodoks Kilisesi ve gerçekte bağımsız olmayan sivil toplum örgütleri ve gençlik grubu bu sisteme yardım etmektedir. Halkın devlet güvenliğine bağlılığını yani “chekist” olmayı sürdürmesi için yüzlerce film, dizi, belgesel ve haber programı yapılmıştır. Rusya’nın enerji gelirleri pek çok filmin finanse edilmesinde kullanıldı. Bütün bu gayretler, Putin’in popülaritesine katkıda bulunmakta, kariyer vaat ederek gençlerin chekist olmasını sağlamaktadır.

Kültürel karşı devrimde Siloviki’nin en etkili müttefiklerinden olan Rus Ortodoks Kilisesi, Putin döneminde ideolojik bir rol edindi. Bu ideoloji demokrasi ve insan hakları konusunda Rusya versiyonunu savunmakta, özgürlük ve demokrasiden daha yüksek değerler olduğunu söylemektedir. Kilisenin en büyük başarılarından biri yurt dışında Rus Ortodoks Kilise’nin birleşmesi oldu. 1918-23 yılları Rus iç savaşından beri ayrılmış olan kiliselerin barışmasında Putin de şahsen aktif rol oynadı.

Siloviki, kilisenin gücünü devlet hakimiyetinin güçlendirilmesinde hem de 1000 yıllık monarşi geleneğinin restore edilmesinde kullanmaktadır. Mevcut Rus otoritesine ideolojik temel oluşturmak için entelektüel bir mekanizma oluşturuldu. Putin sempatizanı elitler güvenlik servisleri, silahlı kuvvetler, askeri endüstri, devlet şirketleri ve iş dünyasında üst mevkilerdedir. Bunlar devletçi, emperyalist ve milliyetçilerin bir karışımı olup, eski emperyal ve Ortodoks kökleri ile bir Rusya istemektedir.

Bugünkü Rusya…

Sovyet İmparatorluğunun izleri hala ülke içi ve dışında görülmektedir. Bugünkü Rusya Federasyonu içeride ne Çarlık Rusyası ne de yumuşak bir otoriter rejimdir. Sovyetlerden Rusya’ya miras kalan ülkenin büyüklüğü, nüfusu, askeri gücü, ekonomik kaynaklarıdır. Rusya’ya bırakılan en önemli güç kaynakları ise doğal kaynakların başta enerji olmak üzere bolluğu, ABD ile rekabet eden bir nükleer kapasite ve BM Güvenlik Konseyi’nde devamlı bir üyeliktir. Rusya; önemli bir küresel oyuncu olabilecek kapasiteye sahip olmakla beraber, komşuları üzerindeki caydırıcı etkisi eskisi kadar değildir.

Rusya’yı “hırsızların Kapitalizmi”ne dönüştüren, Anayoli ÇUBAYS’ın öncülük ettiği özelleştirmelerle başlayan tek bir reform bile başarıyla taçlanmadı. Ukrayna’da savaşa karar vermeden önce Putin’in masasında ülkenin kalkınması için para bekleyen 400 milyar dolarlık Ulusal Kalkınma Projeleri dosyası vardı. Küresel GDP’de yeri %2 olan Rusya, kuvvetli ekonomik gelişmesini doğal kaynaklarına ve artan enerji gelirine borçludur.

Bir imparatorluk yaratmak için iki zorunluluk vardır; insan ve ekonomi. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Rusya etnik olarak Rus olmayan pek çok halkı bünyesine katmıştır. Bu coğrafi genişlik aynı zamanda nüfusun alt yapı sorunları çözülemediğinden zayıf bir ekonomi yaratmış ama bu durum Rusya’yı asla büyük bir güç olma gayretinden alıkoymamıştır. Nüfusu hızla azalan Rusya’nın emperyal geçmişine dönmesinin önündeki en büyük engel de işçi ve asker bulmakta zorlanacak olmasıdır. Bu yüzden ülkeye gittikçe daha fazla sayıda göçmen işçi çekmektedir. Son üç yılda 1.25 milyon Rus ülkeyi terk ederken bunun %40’ı 18-24 yaşlarındaki gençlerdi.

Rus ekonomisi çöküşte, giderek rekabetçiliğini kaybediyor, modern ürünler bütün üretim tabanında daha az yer alıyor. Ancak, ekonominin çökmesi rejimin temellerini ortadan kaldırmayacak. Yaşam standartları düşerken Rusya dışındaki düşmanların saldırıları ve Rus ekonomisine yaptıkları kötü şeylere dair propagandalar yapılıyor. Putin, Rus toplumuna önce Çin modeline benzer yeni bir model sunmak istedi. Bu, Rusya’da işe yaramadı. Rusya Çin’den farklı bir kültüre sahip, devlet yapısı Çin’de önemli bir yer tutan hizmet anlayışına sahip değil. Rusya’daki insanlar kendileri için yaşamaya alışmış durumda. Rusya’da dikey bir güç yok, Putin yakın çevresinde çok az kişiyi yönetiyor. Birkaç belirli amaç çevresinde hareket ediyor. Putin sunduğu modeller işe yaramayacağı için sonunda gidecek. Sunduğu ilk iki model zaten başarısız oldu. Üçüncüsü de işe yaramayınca Ukrayna’da bir savaş başlatmak kaçınılmaz oldu. Psikolojik bir kriz ortaya çıktı. Putin istese de reform yapamaz. Ülkenin tamamen çöküşü ve ayrılmak dışında başka bir alternatifi olmayacak. Kesinlikle düşecek çünkü kötüye gidiş devam ediyor.

Putin ve onun yönetici kastı “büyük birleşmiş anavatan” propagandasını maksimum düzeyde hala yürütüyorlar. Bütün finansal ve idari vasıtalar bu ideolojinin desteklenmesine yatırım yapmış durumdalar. Karşı çıkan her entelektüel güç “yabancı ajan” olarak damgalanıyor, hafızayı uyandıracak ve baskıya karşı gelecek tüm kurumlara totaliter düzenlemeler uygulanıyor. Putin’in süper milliyetçiliğe geçişi, yeni anayasa ve kabul edilen bazı yasa ve düzenlemeler Federasyon dâhilinde başta Üçüncü Çeçen Savaşı olmak üzere yeni bir çatışma ortamı için uygun bir zemin oluşturuyor. Rusya, her ne kadar Ukrayna Savaşı için NATO’nun genişlemesini bahane etse de gerçek imparatorluğun merkezini korumak için yeni bir söylem oluşturmak, “anavatanı savunmak” için birleştirdiği cumhuriyetler ile Büyük Birleşmiş Rusya’yı sağlamlaştırmaktır. Birleşmiş Rusya’da gerçek Rus olarak Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna kabul edilirken, diğer milletler “dost” olarak tanımlanmaktadır.

Rusya’da İç Dengeler

Uluslararası ilişkilerde reelpolitik eğilimli Rus liderliğine göre, dünya gerçek manada birkaç egemen ülke olan Amerika, Çin ve Rusya’dan oluşmaktadır. Rusya, Washington ve Çin’den stratejik bağımsızlığına büyük önem vermektedir. Rusya’nın Avrupa’ya yönelik ana hedefi finansal ve teknolojik ilişkilerini sürdürürken Avrupalı güçleri bölünmüş tutmaktır. Hepsi de Putin ile yakın kişisel ilişkiler içinde olmakla beraber, Rus liderliği iki ayrı fraksiyona ayrılabilir.

Medvedev’in liderlik ettiği birinci gruptaki Liberaller, biraz daha Batıcı olarak görülmektedir. Medvedev, Ruslar arasında Batı yanlısı ya da Rus jargonu ile Atlantikçi olarak biliniyor. Rus finans sektörü içinde de Batı yanlıları var ve bazıları onları Batının beşinci kolu olarak görüyorlar.

İkinci gruptaki “Siloviki (güç bloğu)” adı verilen grubun çoğu üyesi güvenlik teşkilatının eski çalışanlarıdır. İki grup arasında gizli bir çekişme olduğu ve grupların ileride birbirini yok edebileceği değerlendirilmektedir.

Putin rejimi biterse yerine ne geleceği belirsizdir. Putin rejimine muhalefet üç parçadan oluşmaktadır:

– Liberaller eski başbakan yardımcısı Boris NEMTSOV, yozlaşmaya karşı blogcu Boris NEMTSOV ve gençlik lideri İlya YAŞİN gibi kişileri barındırmaktadır. Liberaller, adil seçimler ve siyasi mahkûmların serbest bırakılmasını istemektedir.

Eski Komünist Parti başkan yardımcısı Gennady ZYUGANOV’un liderlik ettiği Sosyalistler, Sol Cephe denilen bir çerçeve içinde hareket etmektedir. Sosyalistler, Sovyet Birliği’ni kurmak, bedava eğitim ve sağlık hizmeti, büyük iş dünyasının millileştirilmesi, eski Sovyet Cumhuriyetleri üzerinde hâkimiyet kurulmasını istemektedirler.

Üçüncü grup olan Milliyetçiler ise birkaç halk örgütü ile binlerce sokak kabadayısından oluşmaktadır. Onların istekleri Rusya’nın Rus etnik kökenlilerce homojenleşmesi, Orta Asyalı ve Kafkas göçmenlerin ülkeden kovulmasıdır.

Vladimir PUTİN, 2008 yılındaki İkinci Çeçen Savaşı’nda sivillere silahlı helikopterlerden ateş açtırarak Yeltsin’in gözüne girmişti. Çeçenistan’ın başına geçirdiği kukla lider Ramazan KADİROV ile yerli halkı kontrol etmeye devam ediyorlar. Çeçenistan’da halkın susturulmasının karşılığı; Kadirov’a verilen rüşvetler ve bölgenin petrol kaynaklarının kontrolüdür.

Kuzey Kafkasya, önümüzdeki yıllarda özellikle Çeçenistan ve komşu bölgelerdeki toprak anlaşmazlıkları üzerine yeni çatışmaların potansiyeline sahiptir. Üstelik bu çatışmaların Rusya’nın içlerine yayılması olasılığı da güçlüdür. Rusya bugüne kadar durumu kendine sadık liderler ile idare etti ancak genel nüfusun memnuniyetsizliğini idare etmek gittikçe güçleşiyor. Bu da Rusları daha çok baskı ve imtiyaz verme politikasına yöneltiyor.

Rusya’nın federatif sistem içinde milliyetlerle kurduğu ilişkisi çok farklı; merkezi planlama ve kontrolün baskın durumda. Elin üstünde el, iradenin üstünde irade var.  Bazen atanmışlar seçilmişlerin patronu, bazen Siloviki her şey. Hâlihazırda pratikte cumhuriyetlerin otonomik karakterleri aşındırılıyor. Putin, başkan olur olmaz önce Çeçenistan’daki savaşın gölgesinde cumhuriyetlerde başkanların halkoyuyla seçilmesine son verdi. 2019’da çıkartılan dil yasası ile 35 resmi dilden 34’ünde anadilde zorunlu eğitim seçmeli derse dönüştürüldü. Dersler de haftada iki saate indirildi.

2019 yılında Tataristan başkanının görevden alınmasına Kazan Tatarları gibi Kafkasya ve Sibirya’nın çoğu bölgesinden protestolar geldi. Tatar ve İnguşların Putin’in yurtsever merkeziyetçiliğine muhalefeti bir derece sürüyor. Putin ve onun yönetici kastı “büyük birleşmiş anavatan” propagandasını maksimum düzeyde hala yürütüyorlar. Bütün finansal ve idari vasıtalar bu ideolojinin desteklenmesine yatırım yapmış durumdalar. Karşı çıkan her entelektüel güç “yabancı ajan” olarak damgalanıyor, hafızayı uyandıracak ve baskıya karşı gelecek tüm kurumlara totaliter düzenlemeler uygulanıyor. Kafkasya Cumhuriyetlerinde merkezi binalar sürekli azalıyor.

Wagner Grubu ve Prigojin

Ukrayna, Rus melez savaş stratejisinin etkinliği ve sınırlamaları konusunda iyi bir test oldu. Bugün, Rusların melez savaşı kullanımı küresel düzeye yayıldı. Afrika’da Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerde hatta Venezüella’da örtülü veya paralı askerler kullanılıyor. Uçaklarla birlikler ve danışmanlar taşınıyor. Ukrayna ve Suriye’deki taktiklerin bir amacı da ABD ile yapılacak görüşmeler için pazarlık kozu oluşturmaktı. Rus özel askeri şirketi Wagner ve başındaki Prigojin, bu işte öncü roldeydi ama köprünün altından çok sular aktı.

Ruslar; yönetmeyi bilmez, bekler ve sonunda yok eder. Rus istihbarat kültürü tarih boyu hileler, tuzaklar ve acımasızlıklar üzerine kurulmuştur. Vladimir PUTİN için Rusya’nın çoğunluğunu kimin temsil ettiği algısı son yıllarda değişti. Eskinin devlet çalışanlarının yerini şimdilerde askeri seçeneklere meraklı genç kaçkınlar ve Evgeny PRİGOJİN gibi suçlular aldı[1]. İşgal taraftarı gazeteciler, Ukrayna’da daha fazla şiddet uygulanmasını istiyorlar. Putin etrafındaki üst düzey yetkililer onu taklit etmekten başka bir şey yapmazken, diğer taraflarda ise marjinal kişiler ortaya çıkıyor.

Rusya, rejim değişikliğine doğru giderken, Wagner Grubu’nun kurucusu olan Evgeny PRİGOJİN, gittikçe daha fazla üzgün milliyetçilere yaklaşıyor. Prigojin’in medyada Moskova’daki elitlere eleştirilerinin arkasında büyük ölçekli ihtirasları bulunuyor. Ekim 2022‘de bu elitleri seferberlikten kaçmak ve rahatlarını bozmamakla suçladı; “Onların çocukları savaşa gitmedikçe, ülke tam olarak seferber olmayacak” dedi.

Kasım ayında ise medyaya ülkede iki tür hain olduğunu söyledi; “Birincisi silahını bırakıp düşman tarafına kaçanlar, ikincisi çalışma odalarında oturup, ülkesi için bir şey yapmayanlar”. Prigojin’in sürekli elitleri hedef alması ülkede vatanseverlik ve devletçilik üzerine yeni bir siyasi çalkantı oluşturabilir. Prigojin, devlet bürokrasisi ve iş sektörünü hedefe alırken, diğer muhalif Alexey NAVALNY ise Rus yönetici sınıfının yolsuzluk dosyalarını gündeme getiriyordu. Prigojin bir intikam peşinde ve Rus askeri yenilgisi kesinleştiğinde bunun hesabını elitlerden soracak; Kiev’de işini kim yapmadı? Herson’u kim geri verdi? Bütün bunlar yeni bir siyasi hesaplaşmanın takvimi.

Prigojin, Vladimir PUTİN’e çok yakın iki isimle iş birliği yapıyor: Mikhail ve Yuri KOVALÇUK kardeşler. Kişisel hedeflerinde büyük ihaleyi kendilerine vermeyen St. Petersburg valisi Alexander BEGLOV var. Prigojin, Beglov hakkında iki organize suç doyası hazırladı. Ancak, Prigojin ve Kovalçuk kardeşler Putin‘in ulusal politikadaki kilit oyuncuları içindeler ve asıl amaçları elitleri günü geldiğinde baskı altında tutabilmek. Ancak, Prigojin’in artan etkisi devletin güvenlik ve kolluk güçlerinin üst kademelerinde engellerle karşılaşmaya aday.

Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;

https://www.academia.edu/103847276/Rusyada_Darbe_Stratejisi_ve_Wagner_Olayı

[1] Andrey Pertsev,  Russia’s pro-war marginals are contaminating the Kremlin, Carnegie Endowment,(November 10, 2022).