Doktorun telaffuz ettiği kelime kulak hafızamıza biraz değişerek yerleşir ve “üfürme”, “üfürük” gibi yanlış sözcüklerle anarız; doğrusu “üfürüm“dür. Galiba bende sağlıklı bir kişide olmayan bir ses duydu dinleme cihazıyla der, telaşlanırız. 

Hele çocuğumuzda işitildiyse endişemiz karalar bağlama noktasına gelir. Bir ekokardiyografi randevusu verilmiştir. Sonucu öğreneceğimiz o gün bir türlü gelmek bilmez. Üfürüm hekimin stetoskop adı verilen cihazla kalbi dinlerken işittiği bir sestir. Bu sesin kaynağı kalp ve yakındaki büyük damarların içerisinde belli bir hızda dolaşan kan akımıdır. Normal olan, kan akımının yarattığı bu sesin duyulmaması, kulağa sadece kalp kapaklarının kapanırken çıkardığı ardı ardına iki sesin gelmesidir. Bu nedenle hekim üfürüm işittiği takdirde bu ek sesin şiddetini, süresini, en şiddetli hangi alanda duyulduğunu, buradan koltukaltına, boyun damarlarına, sırta yayılıp yayılmadığını dikkatle değerlendirerek bu üfürümün bir kapak darlığının, yetersizliğinin, kalpte doğuştan var olan bir deliğin, kalp büyümesinin işareti olup olmadığını tespit etmeye çalışır.

Ancak üfürümün varlığı kişide mutlaka bir kalp hastalığı bulunduğu anlamına gelmemektedir. Pek çok insanda yaşamın bir döneminde üfürüm duyulabilir. Bunların çoğunluğu “masum üfürüm” adını verdiğimiz altta herhangi bir kalp hastalığı yatmayan seslerdir. Deneyimli bir hekim işittiği ek sesin bir masum üfürüm olduğuna ileri tetkike gereksinim duymadan karar verebilir.

Üfürüm duyulan bir kişide buna sebep olabilecek bir kalp hastalığını teşhis etmede yöntem ekokardiyografi adı verilen, kısaca “eko” olarak da anılan basit, ağrısız bir ultrason görüntülemesinden ibarettir. Masum üfürüm varlığında ekokardiyografi normal sonuç verir. Bu noktadan sonra artık kişi “benim kalbimde üfürüm var” diyerek bir kalp hastası olduğu düşüncesiyle yaşamamalıdır.

Eğer üfürüm bir kapak hastalığı, doğumsal kalp hastalığı ya da başka bir kalp hastalığına bağlıysa ekokardiyografiyle bu detayıyla teşhis edilir ve hafif-orta-şiddetli olarak derecelendirilir. Orta ve ileri derece kalp hastalarında genellikle bir takım çabuk yorulma, nefes darlığı, morarma, ayaklarda şişme, göğüs ağrısı vb şikâyetler ve hekimin muayene esnasında tespit edebildiği üfürüm dışında başka bulgular söz konusu olacaktır. Bu olasılık üfürüm işitilen insanların küçük bir bölümü için geçerlidir.

Dolayısıyla üfürüm tek başına kalp hastalığı anlamına gelmemekte, pek çok çocuk ve erişkinde masum üfürüm olarak işitilebilmekte, bir kalp hastalığı buna yol açtığı takdirde hastalık ciddiyse ilk muayenede hekimi uyaran ilave bulgularla genellikle karşılaşılmaktadır. Kendisinde yalnızca üfürüm işitilen bir kişinin “bu durum ilerler mi?”“hamile kalabilir miyim?”, “tedavisi var mıdır?”,”göğsümdeki ağrıyı bu mu yapıyor?“, “kardeşimde de var” gibi hekimlerin sık karşılaştığı soru ve yorumları yanlış anlaşılmanın ya da eksik bilgilendirilmenin sonucudur.

Hastayı ilk muayene sonrasında anlaşılabilir bir dille aydınlatarak olasılıkları paylaşmak, gereksiz evhamdan onu korumak ve mümkün olan en kısa sürede tetkikleri neticelendirmek biz hekimlere düşen sorumluluktur.

Muayene olan kişi ya da hasta ise aklındaki soruları ve kaygısını doktoruyla tatmin olana dek çekinmeden paylaşmalı, böylece yersiz, aşırı bir kaygıyla uykusuz geceler geçirmeden, kendisine ve yakınlarına hayatı zehir etmeden tetkiklerin sonlanmasını beklemelidir.