S-1- İngiltere’nin Brexit kararı alarak Avrupa Birliğinden çıkmasını nasıl karşılıyorsunuz?

C-1- İngiltere Avrupa Birliğinin kurucu üyesi değildir. Almanya ve Fransa birlikteliği ile kurulmuş olan Avrupa Birliği, bu iki büyük devletin çevresinde yer alan küçük devletlerin bir araya getirilmesiyle 8’ler adı verilen Avrupa devletlerinin öncülüğünde kurulmuştur. 8 devletin öncülüğünde kurulmuş olan Avrupa Birliği bugün 28 devletin çatısı altında yer aldığı bir kıtasal devletler birliği yapılanmasına dönüşmüştür. İngiltere bu büyük birlikteliğe sonradan girmiş ama para sistemi ile birlikte ortak sınırlar uygulamasının dışında kalarak, Almanya ya da Fransa gibi iki ezeli rakibinin denetimi altına girmekten kaçınmıştır. Her zamanki gibi diğer devletlerden farklı bir tavır geliştirerek, kuruluşuna katılmadığı Avrupa Birliğine bir süre içine girerek gelişmeleri içeriden izlemiş ama bu birlikteliğin ekonomisi Alman kontrolüne girince, kıtasal yönetimde ise Fransa öne geçince, İngiltere Avrupa’dan uzaklaşarak, gene eskisi gibi okyanuslara açılmayı ve denizler üzerinden oluşturduğu yeni dünya devleti oluşturma projesine öncelik tanıyarak, Brexit kararı ile Avrupa Birliğinden ayrılmıştır. Bu durum, yarım yüzyıllık Avrupa Birliği projesinin duraklamasına ve giderek bir iç tartışma sürecinin öne çıkmasına neden olmuştur.

S-2-  Brexit kelimesi ne anlama gelmektedir?

C-2-  İki İngilizce kelimenin birleştirilmesiyle Brexit kavramı ortaya çıkmıştır. Kelimenin ilk yarısı İngiliz imparatorluğunun resmi adı olan Britanya kavramından gelmektedir. İngilizlerin elli beş ülkeyi bir çatı altında topladığı eski sömürge imparatorluğunun resmi adı olarak Britanya İmparatorluğu ismi kullanılmıştır. İkinci hece ise İngilizce de çıkış anlamına gelen “exit” kavramından alınmıştır. Böylece İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılmasının adı resmen Brexit kavramı ile ifade edilmeye başlanmıştır. Avrupa kıtasının dışında bir ada devleti olarak İngiltere, her zaman kendi kafasına göre takılmış ve kıtasal birliktelik içerisinde erimemek üzere, okyanuslar üzerinden bir büyük dünya imparatorluğunun hazırlayıcısı olmuştur. Avrupa kıtasının her zaman dışında kalan İngiltere, bir anlamda günümüzde dünyayı yönetmekte olan Atlantik inisiyatifinin Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte kurucusu olmuştur. İngiltere’nin para ve sınır birliği politikalarına karşı çıkarak ayrılma yoluna gitmesi, birlik içindeki politikalar yüzünden iflas etme noktasına gelen İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinin de ayrılmayı düşünmeye başladıkları görülmektedir. Özellikle tek para politikası yüzünden iflas aşamasına gelmiş olan Avrupa devletlerinin, İngiltere gibi ayrılarak gene eskisi gibi kendi ulusal paralarını basmak istemesi, tek kıta parası olarak yürürlüğe konulmuş olan Euro alanından bir an önce çıkma isteklerini öne çıkarmıştır. İtalya kendisi için  tıpkı İngiltere gibi bir  “İtexit “ politikasını, alacağı ayrılma kararı ile önümüzdeki dönemde gündeme getirebilir. Le Pen daha iktidara gelmeden, şimdiden Fransa’daki milliyetçiler bir “Frexit “ kararını tartışmaya başlamışlardır. Bu açıdan “Brexit” için Avrupa Birliğinin sonu açıklamaları yapılmaktadır.

S-3- Türkiye açısından “Brexit “ ne anlama gelmektedir. Brexit’ten başlayarak bir “Trexit “ çıkışı gündeme gelebilir mi?

C-3- Türkiye, daha Avrupa Birliğine tam olarak girmediği için, bu birlikten İngiltere gibi ayrılması mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti, yirminci yüzyılın ortalarında tam üyelik için başvurmasına rağmen bekleme odasında tutulmuş ve içeriye tam üye olarak girmesine izin verilmemiştir. Tam üyelik olmadığı için bir “Trexit kararı uygulamasını gündeme getirmek pek mümkün görülmemektedir. Ne var ki, tam üyelik süreci devam ederken, Avrupa Birliği standartlarının görüşüldüğü müzakare süreci karşılıklı taraflarca sürdürülmekte ve Türkiye’nin Avrupa macerası bir türlü istenen çizgide sonuçlanamamaktadır. Türkiye için “Trexit “ uygulaması gerçekleşmemiş olan tam üyelik üzerinden değil ama halen devam etmekte olan aday üyelik süreci açısından gündeme gelmektedir. Bu aşamada hem Türkiye Cumhuriyeti  hem de Avrupa Birliğinin, yarım yüzyıllık sonuçsuz kalan girişimleri dikkate alarak yeni politikalar geliştirmesi ve belki de  bir “Trexit” kararı alarak, birbirini aldatma oyununa dönüşmüş olan, müzakere sürecini yeni komikliklerden kurtarmasında yarar bulunmaktadır. Brexit aşamasına gelmiş olan Avrupa Birliğinin üyelerinin beklentilerini karşılayamadığı bu aşamada, yeni “exit” yani çıkış kararları ile karşılaşması mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti de İngiltere gibi yeniden bağımsız bir uluslararası statüye yönelerek kendisi için bu “Brexit” kararından yararlanabilir. Brexit’ten Trexit’e geçişi Türkiye’nin düşünmesi gerekmektedir.

S-4- İngiltere Avrupa Birliğinden ayrılırken, nasıl bir alternatif yola yönelmektedir?

C-4- Bu sorunun yanıtı tarihin derinliklerinde saklı bulunmaktadır. Rönesans ve Reform sonrasında Avrupa devletleri dünyaya açılırken, İngiltere en güçlü devlet olarak, beş kıta üzerinden bir dünya imparatorluğu oluşturmaya çalışmıştır. Bunun adını ortak refah anlamına gelen “Commonwealth” kavramı ile ortaya koymaya çalışan İngiltere, Birleşmiş Milletler örgütünün kurulmasından sonra bütün eski sömürgelerini serbest bırakmış ve bu devletler dünya uluslar ailesi içinde kendilerine yer bulmaya yönelmişlerdir. Ne var ki, aynı İngiltere eski sömürgelerini bütünüyle özgür bırakmamış ve bu “Commonwealth “ örgütü çatısı altında hepsini toplayarak, geleceğin dünya devleti oluşumunun temellerini atmaya çalışmıştır. Bir anlamda, Britanya İmparatorluğu bütün eski İngiliz sömürgelerini ayrı devletler halinde böylesine bir oluşumun içerisine alırken, bir ortak yarar düzeninden yola çıkarak, hepsini kapsayıcı bir dünya devleti oluşumunun çatısı altında bir araya getirmiştir.

            Avrupa Birliği dönemi, İngiltere’nin kendi dünya devleti projesine ara verilmesine neden olmuş ve Britanya İmparatorluğu Avrupa Birliği kararları doğrultusunda yolunda ilerlemiştir. Ne var ki, bu kıtasal birliği ekonomik açıdan Almanya’nın, siyasal açıdan da Fransa’nın yönlendirmesi ile İngiltere üçüncü planda kalarak ayrılma kararını vermiştir. Avrupa Birliği üyesiyken dünyanın beş kıtası üzerindeki sömürgelerini ortak refah düzeni içinde tutan İngiltere, yeni dönemde Avrupa kıtasına sırtını dönerek, gene eskisi gibi okyanuslar ve denizler üzerinden bir yeni dünya devleti düzeni kurmaya öncelik verecekmiş gibi görünmektedir. Ortak refah hedefinde eski sömürgelerini bir arada tutan Britanya İmparatorluğu bir ortak dünya devletine giderken, Atlantik inisiyatifini bütün dünya kıtalarına egemen kılabilmenin arayışı içerisine girmiştir. Eski rakipleri Fransa ve Almanya’yı bir kenarda bırakan İngiltere geleneksel imparatorluk siyasetine yönelirken, vazgeçmediği kendi parası aracılığı ile dünya ekonomisini de bir düzene kavuşturmanın arayışındadır. İngiltere eski sömürgesi olan Amerika Birleşik Devletleri ile de, yeni bir Atlantik hegemonyasının arayışı içine girmiş ama bu büyük devletin içine sürüklenmiş olduğu iç kavgalar nedeniyle, eskisi gibi bir ABD ve Birleşik Krallık birlikteliğini öne çıkaramamıştır. Kraliçe yönetimi, bu durumda işin başa düştüğünü görünce, gene eskisi gibi bir Atlantik egemenliğini, eski sömürgeleri ve “Commonwealth “ yapılanması üzerinden öne çıkararak, Siyonist küresel sermayenin dünya çapında imparatorluk arayışının önünü kesmeye yönelmiştir. Birleşik Devletler üzerinden bir dünya devleti, İsrail yüzünden kurulamayınca, bu kez Birleşik Krallık üzerinden bir dünya devleti oluşturma projesine geri dönülmüştür. Bu yüzden birinci dünya savaşı öncesi bir konjonktür ile dünya karşı karşıya gelmiştir.

S-5- Bugünün koşullarında Birleşik Krallık Avrupa  Birliğinden bağımsız nasıl bir yol izleyebilir?

C-5- Önümüzdeki dönemde, İngiltere öncelikli olarak hiç terk etmediği sömürgelerindeki eski yapılanmasına dönerek bu siyasal yapılar üzerinden bir ortak dünya devleti oluşumunu öne çıkarmaya çalışacaktır. Birinci dünya savaşı sonrasında Türkiye’ye resmen girmiş olan İngiliz emperyalizmi, Türkiye’nin batı dünyasının ya da Atlantik inisiyatifinin çıkarları doğrultusunda bir yerde olmasına dikkat etmiştir. İngiltere’nin tam Avrupa Birliğinden çıkışı aşamasında Türkiye’nin bu birliğin patronu konumundaki Almanya ile kavga etme noktasına gelmesi bir rastlantı değildir. Kendisi Avrupa ile bütünleşmeyen Birleşik Krallık, Türkiye’nin de bu kıtasal birliğe tam üye olarak girmesini engellemiştir. Almanya kıtasal birlik patronluğu için, Fransa ise İsrail’in Akdeniz  hegemonyası projeleri doğrultusunda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne karşı çıkarken İngiltere hepten Türkiye’yi Avrupa kıtasının dışında tutmaya çalışmıştır. Şimdi İngiltere Avrupa’yı dışlayarak yeni bir dünya açılımına yönelirken, merkezi coğrafyanın tam ortasında yer alan Türkiye’den işe başlamaktadır. Kendisi Brexit’e yönelirken Türkiye’yi de Trexit’e doğru yönlendirerek, Avrupa Birliği’ni dışlayan yeni bir küresel inisiyatifi, orta dünyada Türkiye üzerinden öne çıkarmaya yönelmektedir.

            ABD merkezli küreselleşme dönemi biterken, Almanya ve Fransa patronajında bir Avrupa yapılanması da geride bırakılmakta, Rusya’ya karşı bir tampon devlet olarak  oluşturulan Ukrayna ile Osmanlı uzantısı olan Türkiye, iki ülke arasındaki vizelere son verilerek yakınlaştırılırken, Rusya’nın güneye inerek, İsrail’in kuzeye çıkarak, İran’ın Orta Doğu’ya yayılarak ya da Avrupa Birliği’nin doğuya açılarak merkezi coğrafya da hegemonya kurmalarının yolu da, gene Ukrayna –Türkiye hattı üzerinden Birleşik Krallık tarafından kesilmeye çalışılmakta ve bu Atlantik çizgisi daha sonra eski İngiliz sömürgeleri olan Hindistan ve Avustralya da devreye sokularak, Yeni Zellanda’ya kadar Britanya İmparatorluğunun oluşturduğu dünya devleti yapılanması, “Commonwealth“ örgütlenmesi üzerinden tamamlanmak istenmektedir. Böylece, Londra yeniden dünyanın merkezi olurken New York ve Washington geride bırakılacak, Londra ile İstanbul arasında bir geçiş köprüsü kurulacaktır. Bugünkü dünya düzeninin eski kurucusu olarak İngiltere, ABD yi kendi içindeki kaos ile baş başa bırakmakta ve geçmişten gelen ortak refah düzeni üzerinden yeni bir ortak dünya devleti oluşumunu öne çıkarmaktadır. Tüm dünya ülkeleri ve bölgeleri ile elinde büyük bir bilgi birikimi olan Britanya İmparatorluğunun, sonradan olma Amerika Birleşik Devletleri, ya da Almanya, Fransa, Rusya, Çin, İsrail ve İran gibi ülkelerin yeni yayılma stratejilerini merkezi bölgede, Ukrayna –Türkiye yakınlaşması üzerinden önlemeye yönelmesi, eskisinden çok farklı bir yeni tür küreselleşmeyi öne çıkarmaktadır. Büyük İsrail’i kurmaya çalışan Siyonist lobiler ABD’yi karıştırırken ve bölünmeye doğru sürüklerken, İngiltere eskisi gibi dinamik bir politika ile yeni bir alternatife yönelmiştir.

S-6- Türkiye böylesine bir yeni durum karşısında ne yapmalıdır?

C-6- Acilen Türkiye’nin bir durum tespiti yapması gerekmektedir. Şimdiye kadar Büyük Avrupa, Büyük İsrail, Büyük Orta Doğu, Büyük Rusya, Büyük İran projeleri ile uğraşarak kendini korumaya çalışan Türk devleti, yeni dönemde kendi Büyük Türkiye projesini ortaya koyabilmelidir. Hiçbir biçimde Osmanlı dönemine geri dönüşü gerektirmeyecek bir yeni yaklaşım, tıpkı İngiltere’nin yaptığı gibi Türkler tarafından da merkezi coğrafya da geliştirilmeli, Britanya İmparatorluğunun dünya hegemonyası uğruna, Türkiye gene eskisi gibi komşu devletler ile savaşma çıkmazına sürüklenmemelidir. Osmanlı bu yüzden batmıştır ama bu aşamada, Türkiye Cumhuriyeti yaşanan olaylardan ders alarak dünya barışı için yoluna bir güvenlik devleti olarak devam edebilmelidir. Yurtta ve dünyada barış ilkesi daha eskimemiştir. Türklere ve insanlığa halen yol göstermeye devam etmektedir.