Tıp doktorları, hastalarına egzersiz reçetesini hangi bilimsel metodolojiye göre yazmalılar?

Giriş

 Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’nin yüzde 72’si hiç egzersiz yapmıyor. Haftada 1-2 kez yapanların oranı yüzde 10, haftada 3 ve daha üzeri egzersiz yapanların oranı ise yüzde 18. Hareketsizlik nedeniyle obezite görülme oranı yüzde 27’ye çıktı. Başka bir ifadeyle Türkiye’de her 4 kişiden 1’inde obezite var. Türkiye’de her 3 kişiden birinin de fazla kilolu olduğu kayıtlara geçti.

 

Obezitenin yaygınlaşması ve bununla mücadele amacıyla Sağlık Bakanlığı, yeni bir proje ile doktorlara, hastalarına reçetenin yanı sıra fiziksel aktivite programı da yazabilecek izni veriyor. Kalp-damar, diyabet, akciğer hastalığı gibi kronik rahatsızlığı bulunan hastalara fiziksel aktivite programı geliştirilecek. Hastalara düşük, orta ve yüksek seviyede egzersiz programı reçete edilebilecek. İlaç kullanacak hastalar, günlük fiziksel aktivite egzersizlerini de gerçekleştirmek zorunda olacak. Hekime, tekrar muayeneye gelen hastalara, fiziksel aktiviteyi hangi sıklıkta yaptığı, reçeteye uyup uymadığı, egzersizin hastalığın seyrini etkileyip etkilemediği sorulacak. Fiziksel aktivite süresi, hastanın verdiği bilgilere göre artırılacak yada azaltılacak. Fiziksel aktiviteyi teşvik için 2015 yılında 40 bin bisiklet dağıtılmıştı. Bakanlık, 2016 yılı içinde 250 bin bisiklet daha dağıtmayı planlıyor.

 

Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile öğrencilere fiziksel aktivite karnesi verilmesi için de harekete geçti. Okulda beden eğitimi yapan ve yapmayan öğrenci, arkadaşlarıyla bahçede oynayan ve oynamayan öğrenci ile okul kulüplerinde yer alan ve almayan öğrencilerin bu faaliyetleri karnede belirtilecek. Fiziksel aktivite programlarına katılan öğrencinin notu da karneye işlenecek. Genel not ortalamasını etkilemeyecek fiziksel aktivite notunun, ilk aşamada teşvik amaçlı kullanılması planlanıyor.

 

Günümüzde toplumun fiziksel aktivite konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olması, fiziksel aktivitenin sağlık için öneminin yeterince anlaşılamaması ve giderek daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi, toplumda obezite, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalıkların görülme sıklığını artıran önemli nedenlerden biri olmuştur.

 

Toplumun büyük bir çoğunluğunda fiziksel aktivite, “spor” kelimesi ile eşanlamlı olarak algılanmaktadır. Oysa fiziksel aktivite, günlük yaşam içinde kas ve eklemlerin kullanılarak enerji harcaması ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını artıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda spor aktivitelerinin yanısıra egzersiz, oyun ve gün içinde yapılan çeşitli aktiviteler de fiziksel aktivite olarak kabul edilmektedir.

 

Fiziksel aktivite, her yaşta sağlığa yararlıdır. Düzenli fiziksel aktivite, çocukların ve gençlerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesinde, istenmeyen kötü alışkanlıklardan kurtulmada, sosyalleşmede, yetişkinlerin çeşitli kronik hastalıklardan korunmasında veya bu hastalıkların tedavisinde veya tedavinin desteklenmesinde, yaşlıların aktif bir yaşlılık dönemi geçirmelerinin sağlanmasında bir başka deyişle tüm hayat boyunca yaşam kalitesinin artırılmasında önemli farklar yaratabilmektedir.

 

Çağımızın hastalığı olan obezite insan sağlığını tehdit etmeye başlamıştır. Obezitenin önlenmesi, tedavisi ve sağlığın korunmasında etkin stratejilerden biri olan egzersizin obezite ile mücadeledeki önemi konusunda toplumun bilgi düzeyinin arttırılması ve bireylere düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması amacıyla ve devletimizin sağlık personelleri aracılığı ile konusunda uzman akademisyenler ile işbirliği içinde hazırlanan yeni bir sağlık konsepti ile topluma ulaşılmalıdır.

 

Hasta güvenliği, sağlık hizmetlerinin sunumunda kişilerin maruz kalabileceği zararı önlemek amacıyla sağlık kuruluşları ve kuruluşlarda çalışanlar tarafından alınan önlemlerin tamamını kapsar. Sağlık Bakanlığı personeli, vatandaş nezdinde ‘güvenilir’ kimliği ile ön plana çıkar. Dolayısıyla bakanlık personeli yönetiminde vatandaşa yönelik uygulanacak egzersiz reçetesi hem güvenilir hem ücretsiz hem de kontrol edilebilir olacaktır. Kilolu ve obez kişilerde egzersiz en iyi sonuç veren uygulamadır. Herhangi bir aktivite bile hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Obez hastaların egzersizin çok kötü ve cezalandırıcı bir durum olmadığını anlamalarına yardımcı olmak gerekir. Başlangıçta hastalara yaşam şeklini değiştirmeleri konusunda küçük önerilerde bulunulur. Bununla birlikte diyet için sağlık kuruluşları Açlık-Tokluk Glikoz, HDL-LDL-Trigliserid-Total Kolesterol, TSH-Serbest T3-Serbest T4, ALT-AST ( Karaciğer fonksiyon testi), Ürik Asit-Bilirubin-Kreatinin, İnsülin-Kortizol, Fe-B12-Hemoglobin-Hemogram testleri ile birlikte vücut kitle indeksi ve Kas-Yağ oranı gibi testlerde yapılagelmektedir.

Ömrünü spora ve fiziksel aktivitelere adamış, egzersizi bir yaşam biçimi haline getirmiş ve alışkanlığa dönüştürmüş bir insan ile fiziksel aktivite konusunda duyarsız ve ilgisiz bir kişinin, her dönemlerinde olduğu gibi yaşlılık süreçleri de birbirinden farklı veriler doğuracaktır. Örneğin kilolu ancak fiziksel aktiviteyi yaşam biçimi haline getirmiş bir güreşçi ile zayıf ve hantal egzersize ilgisiz birinin ilerleyen yaşlarında, zayıf olan kişi de boy kısalması ile birlikte omurlarında eğilme meydana gelirken, hayatında egzersizi yaşam biçimi haline getirmiş güreşçinin boyunda kısalma yada omurlarında eğrilik meydana gelmemektedir. Burada dikkat çeken unsur Omurganın Kaldırma kapasitesidir. Düz mantıkla düşünecek olursak zayıf olanın yaşamaması gereken fiziksel rahatsızlıklar, Omurganın taşıma kapasitesindeki zayıflık/noksanlık nedeniyle yaşanılmaktadır. Spora ve egzersizle ömrünü anlamlandıran Güreşçi ise, boy kısalığı yada omurga eğriliği yaşamamaktadır. Burada disipline edilmiş egzersiz ve fiziksel aktivitelerin omugayı güçlendirici ve omurlar arasındaki sinir, kas ve sıvısal bağlar üzerinde pozitif bir etki yaratıp, yıpranma payını azalttıkları tespit edilmiştir. Bunun sonucunda vücudun kısalması adını verdiğimiz omurlar arasının kapanması ve omurların sürtünmesi neticesi eğrilik ve ağrı olgularının ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

 

Sonuç olarak bir sağlık uzmanının çağımızın hastalıklarından olan obezite ve diğer hastalıklar için egzersiz reçeteleri yazması için kas-yağ oranı, Açlık-Tokluk Glikoz, vücud kitle endeksi gibi testlerle birlikte omurga kaldırma kapasitesi belirlenmelidir. Omurga kaldırma kapasitesi de, tükürükten örnek alınarak dna’dan kişinin vücud yapısı belirlenip, ona uygun spor/sağlık/diyet programı yapılacaktır. Çünkü, omurganın sinir sistemine etkisi bilinmeden, anatomiye etkisi bilinmeden ve genel postür denilen vücudun duruşu ve bozuklukları bilinmeden egzersiz reçetesi yazmak, ironik bir şekilde sağlıklı olmayacaktır.

 

1.FONKSİYONEL LİMİTLER DAHİLİNDE ÖZELLEŞTİRİLMİŞ ANTRENMAN

 

Fonksiyonel kapasite yürüme, merdiven çıkma çanta taşıma, kıyafetleri bir yere asma veya bir tabağı rafa koyma gibi günlük aktiviteleri etkin, işlevsel ve serbest yapabilme kabiliyetidir. Aynı zamanda bu işleri günü gününe, başkalarının yardımı olmadan yapabilme kabiliyetidir. Belirli bir hareketi yerçekimi, hareketinin aksi yönünde etkili bir şekilde uygulamak için, hareket aralığı, eklem mobilitesi, kas gücü,  dayanıklılık,  koordine etme,  vücudu zorlama ve değişken planlarda ağırlık veya vücut hareket ettiğinde karşılama kabiliyeti olması gerekir.

 

Fiziksel aktivite eksikliği ve yaşlanma, insan vücudunun fonksiyonel kapasitesini azaltan, değişken sistemleri ve fiziksel özellikleri gerileten faktörlerdir. Bu nedenle, fonksiyonele kapasiteyi iyileştiren egzersiz çalışmaları yaşam devresine bakmadan bütün insanlar için önemlidir. Dirençli fonksiyonel antrenman insan için önemlidir. Dirençli fonksiyonel antrenman insan vücudunun fonksiyonel kapasitesini geliştirmeyi vurgulayarak fiziksel fitnesi ve genel sağlığı iyileştirmenin son yoludur.

 

Biyolojik bireyselliğe saygı duyarken, insan vücudunu, kas iskelet sisteminin ve ona bağlı sistemlerin özelliklerinin geliştiği şekilde uyaran, tutarlı ve güvenli egzersiz programlamalarına dayanmaktadır. Sinir sistemi, kas iskelet sisteminin tüm fonksiyonlarını kontrol ettiğinden, bu antrenmanın vurgusu, bu sistem ve bileşenlerindedir. Bu nedenle, ilk üç bölüm, fonksiyonel antrenman dayanıklılığını vererek, okuyucunun bu tarz bir antrenmanın güvenli ve etkin bir şekilde nasıl yapılacağını ve hepsinin ötesinde biyolojik bireyselliğe nasıl saygı duyulacağını anlamasını sağlıyor.

 

Sonra ki bölüm, fonksiyonel antrenmanda kullanılan egzersizleri gösteriyor. Dirençli fonksiyonel antrenmanla, fiziksel performans artar, musküloskeletal sakatlık riski azalır. Sakatlanmış bireyler aktivitelerine hızlı ve güvenli bir şekilde geri dönerler ve hepsinin ötesinde bu antrenman, sınırsız sayıda varyasyon sağlayarak, praktisyonerin motivasyonunda çok dinamik ve önemli bir faktör haline gelir.

 

Özetle dirençli fonksiyonel antrenman, insan vücudunun total gelişimi programı içinde, birçok farklı tip antrenmanı birleştiren bir egzersiz karışımı sunarak, insan vücudunu sporda, fiziksel aktivitede, mesleki çalışmalarda veya günlük yaşamda uyguladığı hareketler için güvenli ve etkin bir şekilde hazırlar.