Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Geçtiğimiz günlerde New York Times Gazetesinde “Türkiye, ABD ile Rusya arasında seçim yapmak zorunda” başlıklı makale yayımladı.

BBC Türkçe’nin aktardığı makalede, ”Türkiye’nin yılsonuna kadar ya F-35 yeni nesil savaş uçağına ya da Rus yapımı S-400 karadan havaya füze savunma sisteminden birine sahip olmuş olacağı ancak her ikisine birden aynı anda sahip olamayacağı” vurgulandı. ABD Senatosu’nun dış ilişkiler ve savunma alanında önemli rol oynayan dört üyesinin öne sürdüğü görüşler esas alınarak yayımlanan makalede, Türkiye’yi S-400 alması halinde olası her türlü yaptırımla yüz yüze kalacağı tehdidinde bulunuldu.[1]

Mevcut Durum

Önce şu hususun vurgulanmasında yarar var. Yapılan tehdit değerlendirmelerinde, Türkiye’nin uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sistemine ihtiyacı olduğu aşikâr. Aslında bu ihtiyaç yıllardır dillendirilmekte. Ne var ki, NATO ve ABD’nin Türkiye’nin bu savunma ihtiyacının karşılanmasına başlangıçta çok da sıcak bakmadığı bilinmekte. Konu ile ilgili Çin macerasını bir kenara bırakırsak, ne zaman Türkiye Kasım 2016’dan itibaren Rusya ile S-400 konusunda görüşmelere başladı, bilahare anlaşmaya vardı, NATO ve ABD o zaman buna tepki göstermeye başladı ve bu tepki F-35’ler bahane edilerek giderek tırmandırılıyor.

S-400’lerin Durumu

Rusya ile yapılan anlaşma çerçevesinde S-400’lerin bu yıl içinde Türkiye’ye gelmesi neredeyse kesinleşmiş gibi. Bu nedenle ABD/NATO, Türkiye’nin S-400 alma kararına karşı itirazlarını yüksek sesle dillendirmeye devam ediyor. ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’ndan peş peşe uyarılar geldi. 3 Nisan 2019’da, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence: “Türkiye seçim yapmalı. Tarihteki en başarılı askeri ittifakın kritik bir ortağı olmaya devam etmek mi istiyor, yoksa ittifakımızı zedeleyecek umursamaz kararlar ile ortaklığın güvenliğini tehlikeye atmak mı istiyor” diyerek işaret fişeğini ateşledi. Pence ayrıca, “ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefikleri, rakiplerimizden ittifakımızın bağını tehdit eden silah satın aldığında boş durmayacağımızı net bir şekilde ifade etti”  mesajını da paylaştı.[2]

Pence, Türkiye S-400 alırsa, NATO’dan dışlanır; ya Rusya ya NATO demek istiyor.

Diğer yandan, ABD Başkenti Washington’da, 3-4 Nisan 2019’da NATO’nun 70’inci kuruluş yıldönümünde üye ülkelerin Dışişleri Bakanları toplantısında bu konu ABD tarafından gündeme getirildi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Rusya’dan S-400 sistemi aldığı için Türkiye’ye ağır eleştiride bulundu. Türkiye’ye karşı yapılan eleştirinin gerekçesi olarak da, Rusya, İran ve Kuzey Kore’nin NATO için tehdit ülkeler sıralamasında yer aldığı, bu ülkelerle muhtemel bir kriz ve çatışma durumunda, NATO’nun Rusya’ya karşı savaşacak kuvvetlerin bir bölümünü Türkiye’de konuşlandıracağından, Türkiye’de bulunan S-400’lerin bununla çelişki yaratacağı ve S-400 Hava Savunma Sisteminin NATO için tehdit olarak değerlendirildiğinden, bunun mümkün olmayacağı vurgulanıyor.

Bu görüş açısına göre NATO, Türkiye’nin de içinde bulunduğu kendi kuvvet yapısı ve stratejisi bakımından haklı gibi görülebilir. Ancak bir de madalyonun diğer yüzü var. Türkiye mevcut jeopolitik konumu itibariyle, aşağıda sıralanan ağır dış tehdit ve baskı altında.

F-35’lerde Durum

TSK’nın  envanterinde halen bulunan F-4E (Fantom) ve F-16’ların artık miatlarını doldurması, bunu yerine ileri teknoloji ürünü yeni nesil F-35’lerin envantere girmesi, aşağıda açıkça belirtilen tehditler dikkate alındığında Türkiye için kaçınılmaz bir zorunluluk, zaruri bir ihtiyaç. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunlar, jeopolitik gerginliklerin odağı durumundaki Ortadoğu gibi sürekli tehdit üreten bu coğrafyada, F-35’lerin önemi elbette yadsınamaz. Diğer taraftan F-35’lerin alımı, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığı ve caydırıcılığı yönünden önemli.

Ne var ki, ABD/NATO, Türkiye’nin S-400 alma kararına karşı itirazlarını yüksek sesle dillendirmeye devam ederken, ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin S-400 alması durumunda F-35 uçaklarının verilmesinin durdurulması kararını, 20 Şubat 2019’da imzaladı. 1 Nisan 2019’da S-400 konusunda ABD’den ilk somut adım geldi. ABD, F-35 savaş uçaklarıyla ilgili malzeme ve donatım gönderilmesini durdurduğunu açıkladı. Ayrıca, F-35’lerin bazı parçalarını üreten Türk firmalarına alternatif üreticiler aranmaya başlandığı belirtildi. ABD, S-400’lerin ABD liderliğinde geliştirilen Türkiye’nin de ortak olduğu F-35 savaş uçaklarına yönelik bir tehdit oluşturacağını savunuyor. S-400’lerin Türkiye’ye konuşlandırılması halinde, Rusya’nın F-35 uçaklarıyla ilgili casusluk yapabileceğini belirtiyor.[3]

Ayrıca, radar sisteminin Rus ordusuna F-35’in nasıl çalıştığını anlama olanağı tanıması bakımından, Türkiye’nin S-400 satın almasının kabul edilemez bir risk olduğu öne sürülüyor.

Tehdit Durumu

Türkiye’nin halen karşı karşıya kaldığı temel ekonomik sorunların yanı sıra, çeşitli potansiyel tehditlerle birlikte Suriye meselesi, dış gündem ve sorunların başında yer alıyor.

 –Suriye’de Fırat’ın doğusunda oluşturulması öngörülen Güvenli Bölge/Tampon Bölge; Fırat’ın batısında Türkiye’nin var olan askeri varlığı; İdlib’in geleceği; Suriye’de Menbiç ve Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteklediği PYD/PKK terör örgütünün varlığı; Türkiye’nin Fıratın doğusuna operasyon hazırlığı ve plânı, Türkiye’de sayıları yaklaşık 4 milyonu bulan Suriyeli sığınmacının akıbeti;

-Doğu Akdeniz’de enerji ve güç mücadelesinde ABD, Yunanistan, İsrail ve GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) dörtlüsünün bir araya gelerek anlaşma yapması ve ABD’nin bu cephede yer alması;

-Kuzey Irak’ta PKK terör örgütünün durumu;

-Karadeniz’de güç mücadelesi;

-ABD’nin Arap NATO’su kurma çabaları;

-İran’a olası operasyon[4]

Türkiye tüm bu sorunların aşılması, beka ve toprak bütünlüğüne halel gelmemesi ve kendi egemenliğini koruması için, elbette uluslararası ilişkilerde çeşitli yollara başvurabilir. Türkiye bunu yaparken,  özellikle hava savunma konusunda bariz ihtiyacını göz ardı edemez.

Sonuç ve Değerlendirme

Görüldüğü üzere Türkiye’nin bekası ve toprak bütünlüğü ve kendisine vaki olan tehdidin bertarafına yönelik olarak sahip olması elzem olan silah sistemlerinin gerek tedariki, gerekse topraklarında konuşlandırarak kullanması, ABD/NATO ve Rusya ekseninde bir çok keşmekeşliği, sorunu ve anlaşmazlığı beraberinde getiriyor. Türkiye adeta ABD ile Rusya arasında seçim yapmaya zorlanıyor.

Söz konusu bu zorlamanın, Türkiye’nin kendi kendine yeterli yerli ve millî bir savunma sanayisine sahip olmadığından kaynaklandığı biliniyor.

Bu durumda, Türkiye’nin tüm bu zorlamaları ve sorunları aşacak, kendi kendine yeterli yerli bir savunma sanayisine sahip olması zaruri bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor.

O halde buradan şu sonucu çıkarmak mümkün; Türkiye, kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için sadece kendi millî gücüne dayanmalıdır. Bu nedenle, yukarda sıralanan karmaşa, kargaşa, zorlama ve keşmekeşliğe son verebilmek için kendi savunma sistemlerini kendisi kurmalıdır.

 

KAYNAKÇA:

[1]https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiye-abd-ile-rusya-arasinda-secim-yapacak-229856h.htm  

[2]https://www.gercekgundem.com/yazarlar/naim-baburoglu/1089/nato-mu-rusya-mi-s400-mu-patriot-mu

[3] A.g.m.

[4] ANKA Strateji Dergisi 12.Sayısı, ”Ortadoğu’daki Siyasi ve Askeri Gelişmelerin Türkiye Üzerine Etkileri”, O.ARARAT