Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Türkiye’de seçimlerle ilgili yoğun tartışmalar devam ederken yurt dışında önemli gelişmeler olmaktadır. 31 Mart’tan bu yana devam eden seçim tartışmaları, ABD’de Ermeni diasporasının Türkiye aleyhine girişimleri, İtalyan Meclisi’nin 1915 olaylarıyla ilgili sözde Ermeni soykırımı iddialarını içeren önergeyi kabul etmesi, Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron’un açıklamaları, 24 Nisan’a yönelik girişimlerdir. ABD’de Temsilciler Meclisi ile Senato’ya 1915 olaylarının sözde Ermeni soykırımı olarak tanınmasına ilişkin karar tasarıları sunulmuştur. İçerdeki yoğun gündem sebebiyle bu konu gözardı edilmektedir. İtalya’ya ve Fransa’ya yönelik sözel tepkiler, suya yazı yazmakla eşdeğerdir. ABD’deki gelişmeler konusunda ise bir girişim yapılmamıştır.

İtalya’da “sözde Ermeni soykırımını resmi olarak tanıması ve bunu uluslararası alanda savunmasını” isteyen önerge, 43 çekimsere karşı 382 evet oyuyla kabul edilmiştir. Muhalefetteki Forza İtalia partisi milletvekilleri çekimser oy vermişlerdir. Görüşmelerde söz alan hükümet ortağı, sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketi (M5S) partisi milletvekili Enrico Carelli, “Osmanlı İmparatorluğu’ndan tamamen farklı olan, dost bir ülke olan (Türkiye ile) iyi ilişkilerimizi tartışma konusu yapmayın” demiş, Türkiye’nin Doğu ve Batı arasında stratejik bir rol oynadığını belirtmiştir. Aslında Senato soykırımı inkâra 3 yıla kadar hapis cezasını içeren yasayı 11 Şubat 2015 tarihinde onaylamıştı. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarına ilişkin 1975 tarihli yasanın bazı maddelerinde değişikliği öngören tasarı 234 evet, 8 çekimser ve 3 ret oyuyla kabul edilmişti. İtalya´da 2007 yılında da inkâra ilişkin bir yasa tasarısı hazırlanmış, ancak fikir özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle şiddetli tartışmalara yol açmıştı.

İtalya’nın almış olduğu Türkiye’yi karalayan kararı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun kınamıştır: “İtalya Parlamentosu’nun tarihimizi çarpıtma ve politize etme çabasını en sert biçimde kınıyoruz. Bu kısır, düşmanca ve müessif bir yaklaşımdır. Birbirimizin anılarına saldırmak yerine hep birlikte gerçeğin hikâyelere üstün gelmesini sağlamalıyız.” Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise kararının yok hükmünde olduğunu açıklayarak, “Tarihi siyasallaştıran tüm girişimler gibi İtalyan Temsilciler Meclisi’nin bu kararı da yok hükmünde. İtalyan Meclisi’nin, yabancı düşmanı Lega Partisi’nin AP seçimlerindeki oyunu artırmak maksadıyla sahnelediği oyuna alet olması kabul edilemez” demiştir.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “İtalyan Parlamentosunun sözde soykırım kararı, tarihi gerçekleri yok sayan ve yeni husumet tohumları eken bir karardır. Cumhurbaşkanımızın ortak tarih komisyonu çağrısını yok sayan ve siyasi popülizmi körükleyen bu yaklaşımları şiddetle reddediyoruz” ifadesini kullanmıştır. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “İtalya Temsilciler Meclisinin 10 Nisan 2019 tarihli önergesi Ermeni iddialarının iç siyasi çıkar hesapları için bir araç olarak kullanılmasının yeni bir örneğidir. Bu önergeyi şiddetle kınıyoruz… bu iddiaların siyasi niteliğini ve tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu çabalar, hiçbir tarafa yarar sağlamadığı gibi geleceğe dönük iyi niyetli girişimlerin de önünü tıkamaktadır. Tarihi siyasallaştıran tüm girişimler gibi bu önergenin de Türkiye açısından hiçbir hükmü yoktur vurgusu yapılmıştır. Karar çıktıktan sonraki tepkilerin karşı taraf üzerinde etkisi yoktur. Önemli olan, bu kararın alınmaması için önlem almaktır.  Ayrıca İtalya Parlamentosu’na ilk tepkiyi Meclis Başkanı Sayın Mustafa Şentop gösterseydi daha etkili olurdu. Çünkü karar, İtalya Parlamentosu tarafından alınmıştır.

İtalya’dan önce İsveç Parlamentosu 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tanınmasını öngören karar tasarısını 11 Mart 2010 tarihinde bir oy farkla kabul edilince, Başbakan Erdoğan İsveç gezisini iptal etmiş, Büyükelçimiz geri çağrılmıştı. Avrupa Parlamentosu 15 Nisan 2015 tarihinde Türkiye’yi sözde soykırımı tanımaya çağırmıştır. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Avrupa Parlamentosu, kabul ettiği kararla, zamanında uluslararası hukukla bağdaşmaz şekilde ve yetki alanını aşarak yapmış olduğu hatayı tekrarlamıştır” denilmiştir. Lüksemburg Parlamentosu sözde Ermeni soykırımı iddialarını 7 Mayıs 2015 tarihinde, ardından Belçika Parlamentosu benzer bir tasarıyı 24 Temmuz 2015 tarihinde kabul etmiştir. Almanya Federal Meclisi, 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen tasarıyı 1 Haziran 2016 tarihinde kabul etmiştir. Hollanda Parlamentosu, koalisyon ortağı Hıristiyan Birliği tarafından hazırlanan, “1915’de Anadolu’da Ermeniler’e yönelik katliamların soykırım olarak tanınması” önerisini 23 Şubat 2018 tarihinde uygun bulmuştur.

Alınan bu kararlara rağmen hukuku yok saymayan ülke ve bölgelerde vardır. İspanya’da Galisya Özerk Yönetimi, sözde Ermeni soykırım tasarısını 9 Haziran 2016 tarihinde 32 lehte oya karşı 38 oyla reddetmiştir. Benzer şekilde Danimarka Parlamentosu’nun 1915 olaylarına ilişkin 26 Ocak 2017’de aldığı kararda sözde Ermeni soykırımından söz edilmemiştir. Parlamento 1915-1923 sürecinde yaşanan trajik olaylarda uzlaşımın arşiv belgelerine dayanılarak karşılıklı diyalog yoluyla sağlanabileceğini ve bu noktada bir yargılama yapmayacağını kararlaştırmıştır. Bu görüş, 1948 BM Soykırım Anlaşması uyarınca AİHM’nin soykırım suçunun tanınmasında parlamentoların yetkisi olmadığı hükmü ile bağdaşmaktadır.

Avrupa’da sözde Ermeni soykırımını tanıyan diğer ülkeler şunlardır: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya, Yunanistan, Belçika, Vatikan, Fransa, İsviçre, İsveç, Slovakya, Hollanda, Litvanya, Çekya, Avusturya, Bulgaristan, Lüksemburg, Almanya, İtalya ve Avrupa Parlamentosu. Ermeni tehcirini soykırım olarak kabul eden 14 ülke üye olmak istediğimiz Avrupa Birliği üyesidir. Avrupa Parlamentosu’nun kararları ortadan kalkmadığı sürece Türkiye AB üyesi olamaz. Üye olmak istiyorsa, bu kararları kabul etmek zorundadır. Bu da mümkün olmadığına göre AB üyeliğini unutmamız gerekir. Zaten AB üyeliği gündemden düşmüş, AB Bakanlığı kaldırılmıştır. DPT AET Dairesi’ni 1982 yılında Turgut Özal’ın oluru ile kuran biri olarak bu gelişmelerden mutlu olduğumu söylemem mümkün değildir.

Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye kararı niteliğindeki 2018 Türkiye Raporu, 13 Mart 2019 tarihinde Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Karar’ın 21’nci paragrafında, “Avrupa Birliği Komisyonu’na ve Konseyi’ne, Müzakere Çerçevesi‘ne uygun olarak Türkiye’yle üyelik müzakerelerini askıya almasını” tavsiye etmekte, hükümete karşı değil, aynı zamanda Türk halkına karşı önyargılı, ayrımcı ve tahkir edici bir tutum sergilemektedir. Diğer bir önemli husus, tek taraflı Ermeni anlatılarına dayanan AP’nin 2015 tarihli kararındaki 1915 olaylarına ilişkin ifadelere yapılan atıftır. Girişte “Ermeni soykırımının yüzüncü yılına dair 24 Nisan 2015 tarihli kararını dikkate alarak” ifadesine yer verilmiştir. 32’nci paragrafta Türkiye’ye önerilen şudur: “Türkiye’yi ve Ermenistan’ı ilişkilerini normalleştirmeye davet eder; Türkiye-Ermenistan sınırının açılması, özellikle sınır ötesi işbirliği ve ekonomik bütünleşme yoluyla ilişkileri iyileştirebilir.” Bu ifade kabul edilemez.

Karar sonrasında Dışişleri Bakanlığı’nın “Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenen tek taraflı ve objektiflikten uzak tutuma, tarafımızca herhangi bir değer atfedilmesi mümkün değildir. Söz konusu tavsiye kararı bizim için hiçbir anlam ifade etmemektedir” açıklamasının Parlamento üzerinde hiçbir etkisi olmaz. Her alınan karardan sonra “bizim açımızdan yok hükmündedir” “hiçbir anlam ifade etmemektedir” ifadelerinin dışında bir icraat yapılmaması, Avrupa Parlamentosu’nda ilk defa üyeliğe aday bir ülke için müzakerelerin askıya alınmasının gündeme gelmesine yol açmıştır. Bunda, Ermeni diasporasının bir an olsun dur-durak bilmeden çalışmalarını yok saymamızın büyük etkisi vardır.

MAKALENİN TAMAMINI AŞAĞIDAN OKUYABİLİRSİNİZ.

Türkiye Seçimlerle Uğraşırken Acaba Dışarda Neler Oluyor