Yapılan çalışmalara göre, propolis sahip olduğu fenolik bileşenlerden dolayı antimikrobiyal bir etki gösteriyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu baskılıyor

Çağın vebası kanser. Hem kendimiz hem de yakınlarımız için adeta diken üstündeyiz. Haliyle de kansere dair her gelişme birçok hanede geniş yankı buluyor. Çare arayışının önemli bir parçası da beşeri ilaçların yanı sıra bitkisel ve hayvansal ürünler. O ürünlerden biri de propolis.

Propolis, arı kovanlarının koruyucusu. Antik Yunan’dan miras. Arıların, ağaç kozalak ve kabuklarından, bitkilerin yağ, polen ve tomurcuklarından topladığı bu reçinemsi madde, eski çağın antibiyotiği olmuş.

Yapılan çalışmalara göre, propolis sahip olduğu fenolik bileşenlerden dolayı antimikrobiyal bir etki gösteriyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu baskılıyor. Metabolizmayı koruyucu bu özellikleri aslında kovan içindeki muazzam düzenin eseri. Çünkü arılar propolisi kovan tamiri, ölü arı ve diğer canlıların çürüyerek mikroorganizma üretmelerini engellemek ve kovanın dezenfektesi için kullanıyor. 1960’lı yıllardan sonra bilim insanlarının dikkatini çekmesiyle de propolisin biyolojik etkilerine dair araştırmalar başlıyor.

Üç üründen biri faydasız

20’den fazla fenolik bileşik içeren propoliste; birçok ilacın aktif maddesi olan flavonoidler, antioksidanlar, antibiyotik ve antiviral etkili maddeler var. Doğal bir ilaç olduğu anlaşılınca da propolisin ticari kullanımına ilişkin girişimler hızla artıyor. Türkiye’ye önceleri özellikle Brezilya, ABD, Kanada ve Çin’den gelen propolis ürünleri artık yurt içinde de girişimcilerin gözdesi.

Propolis daha çok sıvı olarak satılıyor ve damla halinde alınması öneriliyor. Ancak doz konusu epey tartışmalı. Çünkü içerik, üründen ürüne, hatta mevsimden mevsime değişiyor. Bunun dışında bal veya polenle karıştırılan, toz, kapsül, ampul ve sakız gibi satılan son mamuller de var.

Tabii konu bal ürünü olunca, oldukça pahalı olan propoliste de sahtecilik ciddi bir endişe kaynağı. Propolisin içerik analizleri konusunda Türkiye’nin en uzman isimlerinden biri olan Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Oruç, üniversiteye gönderilen propolis numunelerinin üçte birinin etken madde açısından faydasız olduğunu belirtiyor.

Mesela en büyük propolis üreticisi Brezilya’dan ithal edilen üç propolis markasından sadece birinde iyi miktarda fenolik bileşen bulunmuş. Diğer iki ürün aynı sahte bal gibi. Zaten Oruç, propolisin sağlık açısından yararlı etkilerinin ancak kaliteli ürünle görülebileceği uyarısını yapıyor: “Propolisin kanserde yararlı etkileri var. Bağışıklığı güçlendiriyor, viral enfeksiyonlara karşı iyileştirici etkisi var. Mesela ben boğaz enfeksiyonunda kullanıyorum ve birkaç saat içinde boğazımın normale döndüğünü görebiliyorum. İyi propolis kullandığınızda yorgunluğunuzun azaldığını da görürsünüz. Ancak Türkiye’deki üretim başıboş, rastgele satılıyor. Arıcılar kendileri üretiyor ve eşe dosta satıyor ama kalitesini bilmiyor. Kaliteyi fenolik bileşikler ve miktarları belirler. Doz da bu maddelere göre değişebilir. Tüketiciler mutlaka satın alacakları propolisin fenolik bileşik analizinin olup olmadığına baksınlar.”

Propolis yararlı ama istenmeyen etkilere de dikkat etmek gerekir. Prof. Dr. Oruç “İyi geliyor diye propolisi sürekli ve yüksek dozda kullanmak doğru değil” diyor: “Mesela içeriğinde östrojen hormonuna benzer bir madde var. Menopoza girmiş bir yakınımın dördüncü günden sonra kanaması başladı. Propolis, kadınların cinsel isteklerini artırırken, aşırı kullanım durumunda erkeklerde tersi bir durumun ortaya çıkması muhtemel. Propolisi özel durumlar dışında düşük dozda ve belli bir süre kullanmak lazım.”

 

Kaynak: http://www.turkishny.com/health-news/90-health-news/244654-propolis-gercekten-mucizevi-mi