Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Pirî Reis- 1

Haritacılık ve Türk Haritacılık Tarihi adlı çalışmamın ilkinde haritacılık tarihine değinmiştim. İkincisinden bir konu başlığı olan ve Türk haritacılık tarihinde en büyük isimlerimizden Pirî Reis’i tek başına ele almak istiyorum.

Kaynak tararken Harita Genel Komutanlığı’ndaki birçok yetkili bana yardımcı oldu, kendilerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Peki Kimdir Pirî Reis?

Eşsiz bir kartograf ve deniz bilimler üstadı olmasının yanı sıra Osmanlı Deniz Tarihi’nde izler bırakmış bir denizci, amiral ve Osmanlı donanmasının Mısır kaptanıdır. 1465-1470 yıllarında Gelibolu’da doğmuş, burada yetişmiştir. Osmanlı Deniz Tarihi’nde yer etmesini 15. Yüzyılın son çeyreğinde Akdeniz’i kasıp kavuran ünlü denizci ve Türk Amirali amcası Kemal Reis’e borçludur.

Sorumluluğuna verilen Türk donanmasıyla yaptığı birçok deniz seferleri sonucunda Kitâb-ı Bahriyye, Hadikat-ül Bahriyye ve Netayücül-efkai, Cezayir-ül –Bahar adlarında, çok önemli ve değerli yapıtlar yazmıştır.

1552 yılında çıktığı Hürmüz seferinde, Portekizlilerin elinde bulunan Hürmüz Kalesi’ni kuşatmış, kentin ve kalenin büyük kısmını ele geçirmiş, ancak askeri gerekçeyle kuşatmayı kaldırarak Basra’ya çekilmiştir. Basra Valisi ile Mısır Valisi’nin kanıtsız suçlamaları ile İstanbul’dan gelen buyrultu ile Kahire’de boynu vurularak haksız yere öldürülmüştür. Ruhu şâd olsun.

Kitâb-ı Bahriyye’si uzun yıllar Akdeniz için rehber olmuş, kendisi de yazış amacını şöyle ifade etmiştir:

‘’Kulların en zayıf olanı ben, Hacı Mehmet oğlu Gazi Kemal Reis’in kardeşinin oğlu (Pirî Reis) bu ümit ile padişahın feleklerle eş olan kapısına gücüm yettiği kadarcık bir hediye olması için derya ilminden ve gemiciler sanatından bir kitap yadigâr ettim.

Zamanımıza gelinceye kadar böyle faydalı bir kitap kimse tarafından yazılıp hediye edilmemiştir.

Bu denizlere ait bilgiler edindim ve gözlerimle gördüm, okudum. Bütün bunlara dayanarak kusursuz bir şekilde yazdım.

…bundan evvel bir harita yaptım. Onla birçok yerleri göstermeyip Hint ve Çin denizlerini gösterdim ki, yeni yapılan haritalarda batıda bunu kimse bilmemiştir. Ben hepsini kaydedip makamı cennet olası rahmetli Sultan Süleyman Han Hazretleri’nin saadet kapısına takdim ettiğimde makbule geçmişti.

…Harita ilmi ile denizlerin geniş olan sahillerinde ve büyük adalarda kullanılabilirken onun gibi geniş yerlerde de bazı önemli alametleri tam belirtmek kabil değildir. Onun için özet yazılır. Fakat ben bir usul ile bunu kolalaştırdım. Öyle oldu ki bu usulü bilenler o yerleri görmeden ve bilmeden de bu kitapta yazıldığı şekilde hareket ederlerse Allah’ın yardımı ile her işleri kolay olur ve kılavuza ihtiyaçları kalmaz.

Ümid ederim ki bu yolda yürüyen ve bilginin ehli olan kardeşler bu kitabı okudukları ve ona göre hareket ettikleri takdirde bana dua etmeyi unutmazlar.

Bütün usulleri tafsilatı ile tamamlayıp yazdığım tarih peygamberimizin hicretinin 932. (miladi 1525)  yılı idi.

Bütün bu şekil ve açıklamaları Gelibolu’da bir araya topladım. Böylece bu kitap meydana geldi. Tertip ettiğim sırada Gelibolu yakınında Sultaniye ve Kilitbahir diye bilinen kalede idim… kademe kademe menzil denizleri gezip dolaştıktan sonra sonunda gelip bu kalelerde tamamladım. Lüzumunda istenilen yerin bulunmasında zorluk çekilmemeli…’’

Pirî’nin bahsettiği kısaltmalar, Osmanlıca’da nokta diye belirtilen ölçüdür. Zannımca ölçek olarak bu alınmış, miller ve işaretlemeler buna göre yapılmıştır.

Kitâb-ı Bahriyye elbette eşi bulunmaz bir eserdir fakat ben hakkımda en çok soru sorulan 1513 Dünya Haritası’na değinmek istiyorum.

Harita Nasıl Bulundu?

Topkapı Sarayı 1924’te müzeye dönüştürüldüğü sırada müdür Halil Edhem (Eldem) Bey’in kendisi tarafından Saray Kütüphanesi’nin gayrıislâmî elyazmalarını incelemek üzere davet edilmiş olan Prof. Adolf Deismann’in Fatih Sultan Mehmet’in coğrafyaya olan merakını hissederek saray içinde coğrafya ve kartoğrafyaya dair başka yazmalar olup olmadığının incelenmesi ricası üzerine toplatıp Deismann’a verdiği bir küme harita arasında keşfedilmiştir. Prof. Deismann haritanın önemin kavramış, onun aracılığıyla ve büyük bir tesadüf eseri olarak aynı günlerde İstanbul’da bulunan Prof. Paul Kahle özel izinle haritayı inceleyerek teşhis etmiştir. Kahle 1926-1927’de Pirî Reis’in Kitâb-ı Bahriyye’sini Almanca olarak neşrettiğinden haritanın varlığından haberdar idi. Kahle, bu haritanın Kristof Kolomb’un elde hiç nüshası kalmamış olan ilk haritalarından birini içerdiğini fark etmiştir. Pirî Reis Haritası’nı dünya kartografya tarihinde eşsiz yapan özellik işte bu Kolomb bağlantısıdır. Kendisi de bu bağlantısının kaynağını haritanın üzerindeki en uzun metin içerisinde vermiştir.

Haritanın teşhisi ve takdiri gibi 1931’deki ilk yayın da Kahle’ye aittir ve 1933’de daha ayrıntılı bir kitapçık ve makale ile tüm tarafları bilgilendirmiştir.  Daha sonra haritanın kenar notlarını Hasan Fehmi Bey; Latin harflerine aktardı. Türk Tarih Kurumu başkanı Yusuf Akçura; 1937 tarihli Pirî Reis Haritası adlı kitabında haritayı yayınladı. Atatürk, haritayı Ankara’ya getirtip bizzat inceledi ve devlet matbaasında çoğaltılmasını sağladı.

 

Haritanın Önemi ve Değeri

Pirî Reis dünya haritasına kaynak olarak yararlandığı çeşitli ölçeklerdeki haritaları tek ölçeğe indirmeye ve çizim noksanlarını birbirlerinden tamamlamaya çalışmıştı. Günümüzde değişik haritalar kullanılarak daha güncel verilerin eklenmesi ve tüm bileşenlerin bir araya getirilmesiyle oluşan yeni bir harita dizayn çalışmasına kartografik genelleştirme denmektedir. Pirî Reis haritasında doğrusal ölçek bulunmamaktadır. Haritadaki belli kesimler izdüşüme, meselâ eğik konumlu paralel düzlem bir projeksiyona uygunluk göstermekle birlikte tüm harta için tek bir projeksiyonun varlığından bahsetmek zordur.

Haritanın kartografya tarihi açısından önemi, Kolomb’un Okyanus seferlerinin ilk kartografik kaydını yansıtmasıdır. Kolomb haritasının etkisi dolayısıyla Pirî Reis haritası, özellikle Küba, Hispanyola ve Bahama Adaları çizimleriyle, keşiflerle ilgili harita kayıtlarının ilki olarak bilinen Juan De La Cosa haritasından daha kıdemlidir. Daha öz olarak Pirî Reis’in haritasında, Yeni Dünya’daki keşiflerle ilgili bütün kartografik kayıtların en eskisi muhafaza edilmektedir. Kolomb’un vermiş olduğu yer adlarının aktarılmış olması haritanın kartografik özgünlüğü içerisindedir.

Pirî Reis’in kaynağı haritalardaki bilgileri ve Avrupalıların keşiflerini doğru kavradığı ve yansıttığı anlaşılır. Orta Amerika’daki tasvirler, haritanın coğrafi keşifler bakımından en önemli ve en tartışmalı kısmıdır. Pirî Reis’in gayet iyi biçimde aktardığı çizimler Güney Amerika sahilleridir. Afrika ile Güney Amerika arasındaki mesafeler doğru bir şekilde verilmiştir.

Pirî Reis haritası Güney Kıtası’ndaki Brezilya hakkında bilgi veren ve Güney kıtasındaki mitolojik veya yarı mitolojik yaratıkları tasvir eden ilk haritadır. Haritacının kenar notlarında aktardığı Cabral’ın Brezilya seferiyle ilgili bilgiler, günümüze ulaşan tüm haritalardan daha ayrıntılı malumatı ihtiva etmektedir.

1513 tarihli dünya haritası, Portekizlilerin ve İspanyolların öncülük ettiği keşif yolculuklarının Osmanlı ve dolayısıyla İslam dünyasına duyurulması bakımından da değerlidir. Portekizliler,  Afrika’nın güney ucunu dolaşarak Hind Okyanusu’na geçmeyi hedeflemişler, Vasco de Gama seyahatiyle Hindistan’a ulaşılmış ve baharat yolu açılmıştı. Pirî Reis devri için geç sayılamayacak bir tarihte, Ümit Burnu yoluyla Hindistan’a ulaşılmasından 5 yıl sonra, Yeni Dünya keşiflerini Kolomb’un ilk seferinden 10 yıl sonra haritasına aktarmış ve daha geniş çevrelere yazılı olarak ilan etmişti. Pirî Reis’in baharat ticareti yolunun değiştirilme hedefinden ne ölçüde haberi olduğuna,  1513 tarihli bir harita üzerinden cevap aramak her halde gereksizdir.

Pirî Reis, Afrika’nın Atlas Okyanusu kıyılarındaki bazı yer isimlerini Ak Burun, Yeşil Burun, Kızıl Burun, Kozluk Burunu, Altun Irmağı ve Güzel Körfez gibi Türkçe isimlerle aktarmıştır. Pirî Reis’in dünya haritası aracılığıyla, hem söz konusu isimlendirilmeler hem de Yeni Dünya’daki çeşitli yer adları Osmanlı kültür dünyasına ve Türkçe literatüre girmiştir.

Haritanın Kaynakları

Pirî Reis haritanın kaynağı ve yapım usulünü kenar notunda açıklamıştır.  Bu notlara göre, yirmi kadar mappamundi ( dünya haritası),  aynı anlamda olan ancak Arapların yaptığı bir caferiyyeden, Arapça bir Hindistan haritasından, yeni yapılmış ve Sind, Hind ve Çin diyarlarını gösteren dört Portekizli haritasından ve Kristof Kolomb’un Batı haritasından yararlanarak dünya haritası meydana getirmiştir.  Yani 34 ayrı haritadan istifade ederek bu haritayı yapmıştır. Pirî Reis’in haritacılık bilgi ve başarısını gösteren asıl özelliklerinden biri de çeşitli birbirlerinin noksanlarını diğeriyle tamamlayarak bütün haline getirebilmesidir.

Sonuç

Pirî Reis’in denizcilik ve haritacılık alanlarındaki yetenekleri şüphesizdir. Bunu Kitab-ı Bahriyye’sinde de kanıtlayıp ölümsüzleştirmiştir. Pirî Reis çağı yakalama, önüne geçme kaygısındadır. Pirî Reis- 2 başlıklı makalede görüşmek üzere. Sözümü bir Özbek atasözü ile bitirmek istiyorum:

Okumadan molla olan gagalayamayan kargaya benzer.

KAYNAKÇA: Aygün Abdurrahman, Türk Haritacılık Tarihi Cilt 1, Ankara, 1980 Şengör A.M. Celâl, Bilgiyle Sohbet, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Nisan 2014 Sarıcaoğlu Fikret, PİRî REİS’İN DÜNYA HARİTASI 1513 THE WORLD MAP OF PİRî REİS 1513, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, Ocak 2014