Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Türkiye’ye yönelik tehdit değerlendirmesi yaparken, tehdidin niceliğinden çok niteliği üzerinde durmak gerektiğini vurgulamıştık.

Bu kapsamda, halihazırda bölgesel ve küresel gelişmelere bağlı olarak, Türkiye’nin tehdit öncelikleri şu şekilde sıralanabilir.

–Suriye’de Fırat’ın doğusunda oluşturulması öngörülen Güvenli Bölge/Tampon Bölge; Fırat’ın batısında Türkiye’nin var olan askeri varlığı; İdlib’in geleceği; Suriye’de Menbiç ve Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteklediği PYD/PKK terör örgütünün varlığı; Türkiye’nin Fıratın doğusuna operasyon hazırlığı ve plânı, Türkiye’de sayıları yaklaşık 4 milyonu bulan Suriyeli sığınmacının akıbeti;

-Doğu Akdeniz’de enerji ve güç mücadelesinde ABD, Yunanistan, İsrail ve GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) dörtlüsünün bir araya gelerek anlaşma yapması ve ABD’nin bu cephede yer alması;

-ABD’nin Ortadoğu’ya müdahalesi, İran’a olası operasyon;

-Kuzey Irak’ta PKK terör örgütünün durumu;

-Karadeniz’de güç mücadelesi;

Türkiye tüm bu sorunların aşılması, beka ve toprak bütünlüğüne halel gelmemesi ve kendi egemenliğini koruması için, elbette uluslararası ilişkilerde gerekli tedbirlere başvurabilir. Türkiye bunu yaparken, özellikle hava savunma konusunda bariz ihtiyacını göz ardı edemez.

Türk Ordusu yıllar yılı NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak lanse edilir. Caydırıcı bir bölgesel güç olma özelliğine sahiptir. Komşu ve bölgedeki diğer ülkelerin ordularıyla mukayese edildiğinde, muharebe müessiriyeti ve harbe hazırlık durumu fevkalâde yüksektir. Ne var ki özellikle hava savunma konusundaki zafiyeti aşikârdır. Ege’nin tamamını yıllar önce hava savunma şemsiyesi ile kapatan Yunanistan’ın bile bu konuda gerisindedir.

TSK’nın alçak ve orta irtifa hava savunma ihtiyaçlarını karşılanmasına yönelik olarak, ROKETSAN tarafından ”HİSAR” adı verilen yerli yapım hava savunma füzesi geliştirilme çalışmalarında son aşamaya gelindiği, hatta anılan füzenin yakın zamanda test atışlarına başlanacağı haberlerine geçtiğimiz günlerde açık kaynaklarda yer verildi.

Söz konusu füzelerin tanımı ve sahip olduğu teknik detaylar hakkında bazı bilgiler verelim. HİSAR Füzeleri; askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden ve mütecavizin orta ve alçak irtifa hava taarruzlarına karşı korunması amacı ile sabit ve döner kanatlı uçaklara, seyir füzelerine, havadan karaya atılan füzelere ve insansız hava araçlarına karşı kullanılan hava savunma füzeleridir.

HİSAR Füzeleri, aile bütünlüğü içinde modüler yapıda, farklı platform entegrasyonlarına, değişen atış kontrol ve komuta kontrol altyapılarına uyumlu şekilde tasarlanmıştır.[*]

Anılan füzeler iki tip olarak TSK envanterine girmeye hazırlanmaktadır. Bunlardan biri ”HISAR-A”, diğeri ise ”HISAR-O”dur. Her iki füzenin de ortak özelliği, dikey atış kabiliyeti ile 360° etkinlik alanına, çift darbeli motor ile maksimum etkinliğe, hibrit ve güdüm kontrol sistemi ile emsalleri arasında yüksek teknolojiye sahip olmasıdır.[*]

HİSAR-A’nın etkili menzili 15 km. iken, bu özellik HİSAR-O’da 25 km.ye kadar çıkabilmektedir. Harp başlığı, yüksek infilaklı, parçacık etkinlikli ve güdümlüdür. Anılan füzenin yüksek infilaklı ve parçacık etkili harp başlığına sahip olması, farklı türlerdeki hava hedeflerine karşı, sahip olduğu çarpma ve yaklaşma tapası sayesinde, hedefin imha edilme şansını ve yüzdesini artırmaktadır.[*]

Elbette ROKETSAN tarafından yapılan bu takdire şayan ve başarılı çalışma, Türkiye’nin klasik hava savunma sisteminin yerine geçebilecek ve Türk hava sahasının orta ve alçak irtifa hava savunma ihtiyacını karşılayacak çok önemli bir adımdır. Ancak şüphesiz bu da yeterli değildir. Bu kez devreye yüksek irtifa hava savunma ihtiyacı girmektedir.

Türkiye’nin uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma ihtiyacının, S-400 Füzeleri ile karşılanması için Rusya ile anlaşmaya vardığı biliniyor. Ne var ki, bu durum ABD/NATO ve Rusya ekseninde bir çok keşmekeşliği, sorunu ve anlaşmazlığı beraberinde getiriyor. ABD’den temin edilecek F-35 Uçak alımının da devreye girmesi sebebiyle, Türkiye adeta ABD ile Rusya arasında seçim yapmaya zorlanıyor. Söz konusu bu zorlamanın, Türkiye’nin kendi kendine yeterli yerli ve millî bir savunma sanayisine sahip olmadığından kaynaklandığı biliniyor.

Başa dönecek olursak, Türkiye’nin bekası ve toprak bütünlüğüne yönelik yukarda sıralanan tehdit zinciri, buna sebep olanlara karşı ivedilikle tedbir alınmasını gerektirir. Türkiye’nin halen bölgesinde sahip olduğu caydırıcı gücünü arttırabilmesi ve idame ettirebilmesi için kendi yerli ve millî silah sanayisini geliştirmek zorundadır. HİSAR Füzelerinin ROKETSAN tarafından millî ve yerli imkânlarla üretilmesi, tam bağımsızlık yönünde atılan doğru ve önemli bir adımdır. Orta ve alçak irtifa hava savunma ihtiyacını kendi millî imkânlarıyla karşılamaya çalışan Türkiye, yüksek irtifa hava savunma ihtiyacını neden karşılamasın?

Sonuç olarak, Türkiye’nin hava savunma sistemleri konusunda karşı karşıya kaldığı zorlamaları ve sorunları aşacak, kendi kendine yeterli yerli bir savunma sanayisine sahip olması zaruri bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için sadece kendi millî gücüne dayanmalı, kendi savunma sistemlerini kendisi kurmalıdır.

KAYNAKÇA:

[*] www.roketsan.com.tr/