Maalesef tarih, Türklere yönelik trajedik saldırılarla ile doludur. Ancak bu olayları çok dillendirememe özelliğine sahibiz. Bununla birlikte uluslararası camiada da şaşılacak şekilde Türkler suçlu duruma düşürülmektedir.

Yine yüreğimizin en derinlerinden hissettiğimiz büyük acımız 25-26 Şubat 1992 HOCALI…

Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında yıllardır önemli bir problem olan Karabağ meselesi, hala sorun olarak devam etmektedir. Bu sorun sadece Azerbaycan ve Ermenistan’ı değil aynı zamanda Türkiye, Rusya ve İran gibi bölge ülkelerini de ilgilendirmektedir.

1828 yılında Rusya ile İran arasında imzalanan Türkmençay antlaşmasından sonra Rusya tarafından bölgede bir Ermenistan Devleti kurulması yönünde teşvik edilen ve Büyük Ermenistan Devleti kurma hayali ile yola çıkan Ermeniler, gerek Anadolu’da, gerek Kafkaslarda ve Azerbaycan’da vahşet denilecek olaylar içinde yer almışlardır. Bu saldırılarla sınırlarını genişleten Ermenistan, son olarak da Karabağ’daki saldırılarla Azerbaycan topraklarının %20’sini daha topraklarına katmıştır.
25 Şubat 1992 gecesi Ermeni saldırılarından kaçan kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 613 savunmasız insanın Ermeni çeteleri tarafından ormanlık alanda toplu olarak katledildiği Hocalı kasabasının da içinde bulunduğu Karabağ bölgesi önem arz eden bir özelliğe sahiptir. Azerbaycan’ın diğer bölgeleri ile Ermenistan ve İran topraklarını kontrol edebilecek bir noktada bulunması nedeniyle jeopolitik öneme sahiptir.

Hocalı kasabasının konumuna bakacak olursak, 1988 yılından itibaren doğrudan hedef alınması, jeopolitik konumundan kaynaklanmaktadır. Hocalı kasabası, Ağdam, Şuşa, Hankendi, Askeran şehirleri açısından çok önemli bir stratejik konumdadır. Hоcаlı, Şuşа’dаn sоnrа en büyük ve eski Türk yerleşim birimi idi. Ayrıca bölgeyi Ermenistan’a bağlayan yol da Hocalıdan geçmektedir. Bölgenin tek hava alanına sahip olan Hocalı, Karabağ Savaşı süresince Ermeni güçleri için askeri bir hedef olmuştur.

Asırlar boyunca Türk yurdu olarak anılan Karabağ, Rusya’nın bölgedeki etkinliğini artırmak ve bölgede kalıcı olmak için yaptığı siyasi ve askeri operasyonlardan en fazla etkilenen bölgedir. Rusya, bölgede kalıcı olmakla birlikte stratejik hedefleri için etnik ve dini inanç yönünden bu coğrafyada buna en uygun unsur olarak Ermenileri seçmiştir. Bu amacını gerçekleştirmek ve bölgede bir Ermenistan Devletinin kurulmasına uygun zemin hazırlamak için 1828 Türkmençay Antlaşmasından sonra, Anadolu ve İran başta olmak üzere değişik bölgelerden binlerce Ermeni aileyi Ermenistan ve Karabağ’a göç ettirmiştir. Böylelikle demografik yapı değişecek ve bölgedeki Türk kimliği yok edilecekti. Günümüze gelindiğinde asırlarca Türk çoğunluğunun bulunduğu, bugün Ermenistan’ın elinde bulunan topraklarda hemen hemen hiç bir Türk kalmamıştır. Yani etnik temizlik yapılmıştır. Bu durum, bugün Ermenistan olarak bilinen coğrafyada olduğu kadar, Karabağ bölgesi, özellikle Dağlık Karabağ bölgesinde çok trajik ve acı olayların yaşanmasını da beraberinde getirmiştir.

Ermeniler, Ermenistan kurma hedefini gerçekleştirmek için, en önemli engel olarak gördükleri Azerbaycan Türklerine karşı farklı tarihlerde saldırılarda bulunmuşlardır. ilk planlı tehcir ve soykırımı 1905-1907 yılları arasında başlatmışlardı. Bu durum Azerbaycan Türklerinin bölgeden ilk kitlesel, acılarla dolu dramatik sürgünlerinin de başlangıcı olmuştur.
Türklere yönelik ikinci büyük sistematik saldırı ise 1918 yılında yapılmıştır. Rusya tarafından desteklenen Ermeni Taşnaksutyun örgütü militanları, Azerbaycan tarihine “31 Mart Kırgınları” olarak geçen ve kısa sürede tüm ülkeye yayılan terör hareketlerini başlatmışlardır.

1948-1953 yıllarında Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri “büyük göçe” tabi tutulmak suretiyle bugünkü Ermenistan’dan kovulmuş, böylece Azerbaycan Türkleri üçüncü kez tehcire maruz bırakılmıştır.

1990 yılına kadar yaklaşık 186.000 Azerbaycan Türkü, yurtlarını terk ederek, Ermenistan’dan Azerbaycan’a göçe zorlanmıştır. Ermenistan’da bulunan Türkleri göçe zorlayan Ermeniler, bütün güçleri ile Karabağ’a yönelmişlerdir. “Büyük Ermenistan” kurma hedefine ulaşmak için bölgede akıl almaz saldırılarda bulunmaya başlamışlardı. Dolayısıyla Karabağ’da ki bu saldırıların en acımasız ve en fazla iz bırakanı, Hocalı kasabasında yaşanmıştır.

1991 yılının sonlarında Hocalı kasabası, Ermeniler tarafından ablukaya alınmaya başlanmış, bölgeye giden kara yolu kapatılmış, ulaşım için yalnız helikopterler kalmıştı. Bu süreç içinde Hocalı’da bir helikopterin Ermeniler tarafından vurulması sonucu, içerisinde Azerbaycan devlet yetkilileri, Rus ve Kazak gözlemcilerin bulunduğu 40 kişinin hayatını kaybetmesinden sonra bölgenin hava yolu ulaşımı da kapanmış, gaz ve elektrik bağlantısı kesilmiş, bölge tamamen Ermeni ablukası altına girmiştir. Bu abluka sonrasında da masum sivillere yönelik sistematik saldırılar gerçekleştirilmiş ve en acısı Hocalı Soykırımı yaşanmıştır.

Ermenistan’ın bugünkü Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan bir gazetecinin sorusu üzerine Hocalı Soykırımı’yla ilgili şu yanıtı vermiştir: “Hocalı’ya kadar Azerbaycanlılar, bizim sivillere saldıramayacağımızı düşünüyordu, fakat Hocalı’da biz bu kalıbı kırdık.”

Bu acı olay ile ilgili çok değerli hocam Doç. Dr. Ali Asker, “19 yıl önce bugün, Azerbaycan bir morgun mahzeni gibiydi.” değerlendirmesi yapmıştır.

Bazı gerçeklerin görülebilmesi için acı da olsa bazı örnekler verilerek vicdan muhasebesi yapılması beklenebilir…
Soykırım mağdurlarının anlattıkları tüyler ürperticidir. Esir alınmış mağdurlardan Seriyye Talibova başlarından geçenleri şöyle anlatıyor: “Ermeniler bizi bir Ermeni mezarlığına getirdiler. Ahıska Türklerinden dört genci ve üç Azerbaycan Türk’ünü bir zamanlar Türkiye Türkleriyle savaşmış bir Ermeni’nin mezarı üstünde kurban kestiler. Ermeni askerleri ve eşkıyaları, çocukları, anne ve babalarının gözleri önünde işkence ile öldürdüler. Sonra cesetleri kepçe ile dereye döktüler. Bununla da yetinmeyen Ermeniler, iki genci getirdiler ve onların gözlerini tornavida ile deldiler.”

Fitаt Hasanоvа, sert bir aletle kafasına vurulmuş, kafatası aldığı darbeden zedelenmiş, elleri kolları bağlanmış, gözleri oyularak çıkarılmıştır.

Мehruze Мemmedоvа’nın önce gözleri oyularak çıkarılmış sоnrа ise göğüsleri ve burnu kesilmiştir.
Таmаrа Selim kızı Мemmedоvа: Ermeniler bu kadını önce kurşunla yaralamış sоnrа gözlerini çıkarmış ve göğüslerini kesmişlerdir.

İgbаl Bаhаdır оğlu Аslаnоv, önce kurşun yarası almış sоnrа gözleri çıkarılmış, cinsiyet organı kesildikten sonra ise bedeni yakılmıştır.

Şаkir Мustаfа оğlu Hüsеynоv, Аğаyаr İmаnî, Sаdаy Мemmedоv, Аllаhvеrdi Gulu оğlu Hüsеynоv, Cebrаyıl Меhdi оğlu Recebоv, Cаhаn Hümbet оğlu Ferzeliyеv, Firuz Kerimоv: Bu kişilerin tümü diri diri yаkılmışlardır.

Firengül Kerimоvа’nın göğsü ve kulakları kesilmiş, gözleri çıkarılmış sonra da bedeni kıyma kıyma doğranmıştır.
Dilаre Sеydullа gızı Azimоvа’nın göğüsleri kesilmiş, kendisi ise kurşuna dizilmiştir.
Bаhаdır Selimоv’un cinsiyet organı kesilmiş sonra bedeni yаkılmıştır.
Süreyyа Yusuf gızı Bеhbudоvа’nın cinsiyet organına yakın mesafeden çok sayıda kurşun sıkılmış, bu şekilde öldürülmüştür.
Sаmurаy Kerimоv’un arka deliğine boş içki şişesi sokulmuş, gözleri çıkarılmış ve kurşuna dizilmiştir.
Hezangül Memmedova adlı Hocalılı bir kız gözleri önünde olanları şöyle anlatıyor:
“Gözlerimiz önünde babamın ayaklarına önce benzin döktüler sonra ise onu yaktılar ve bu şekilde öldürdüler. Azerbaycan Millî Ordusu’nun iki askerinin kafalarını yüzdüler.”

Bu örnekleri çoğaltabiliriz…
Bu durum başta Azerbaycan olmak üzere tüm insanlık için dramatik bir olaydır. Bu olayın kabul edilemez olduğu başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere birçok ülke tarafından defalarca dile getirilmiş, uluslararası platformlara taşınmış, mitinglerle olaylar protesto edilmiştir.

Ermenilerin, 366. Motorize Alay’ın da desteğiyle sivil Türklere yönelik planlı ve sistematik bir eylem gerçekleştirmiş olmalarına rağmen Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi göz önüne alındığında, Hocalı katliamının adi suçlar sınıfına girmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.

Hocalı’da yaşananları soykırım olarak tanıyan devletler; Azerbaycan, Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna-Hersek, Peru, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği, Honduras, Sudan.

Sonuç olarak, “TEK MİLLET, İKİ DEVLET” olarak kabul ettiğimiz Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin parmağına diken batsa yüreğimizde hissederiz…