“ALTIN BUZAĞIYA” TAPANLAR

Tevrat ve Kur’an’da geçen söylenceye göre Hz. Musa Yahudileri Mısırdan çıkarır. Yolda Put’a tapan bir kavim görürler ve Hz. Musa’dan onların Tanrıları gibi bir Tanrı yapmasını isterler. Hz Musa “Allah sizi alemlere üstün kılmışken size Allah’tan başka bir İlah mı arayayım” der (Kur’an: A’RAF-140) ve Tanrıdan “10 Emir’i” almak üzere Tur-ı Sina Dağına yola çıkar. Bunun üzerine Yahudiler altın ziynet eşyalarını eriterek “Altın Buzağı” yaparlar ve ona tapınmaya başlarlar.

İncil’de “Mammon” adı, Tanrılaştırılmış ve kişileştirilmiş maddi zenginliği, hırsı ve haksız kazancı tanımlamak için kullanılır. İncilde “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya hem de paraya (Mamon) kulluk edemezsiniz!” (Matta: 6/24, Luka: 12/33-36, 16/13) der.

Dini Kıssaları ve Mitolojileri doğru anlamak için, simgelerin arkasında asıl anlatılmak istenen gerçeği görmek gerekir. İnsanoğlunun zengin olma hırsı ve bu hırs ile maddeye ve paraya tapması, Boğa ve Altın alegorisi kullanılarak anlatılmıştır. Boğanın hırsı ile altının cazibesine kapılan insan, Tanrı ile Madde arasında seçim yapma konusunda, EGO’su ile hayatı boyunca mücadele eder.

İnsanlık tarihi boyunca değişmeyen tek şey, modern çağ’ın da PUT’u ya da Altın Buzağı’sı olan maddedir. Ve kanımca bu Altın Buzağıya tapanlar az gelişmiş Orta Doğu ülkelerine önce çomak sokup karıştıran, sonra silah satan ve onların kanı üzerinden para kazanan ülkelerdir. Hırs ve İhtiras’ı simgeleyen “Boğa”, Borsa’ya da sembol olmuştur.

1892 yılının Le Petit Journal Dergisinin kapağı “ALTIN BUZAĞI” başlığıyla, geçmişten günümüze anlamlı bir mesaj gönderir gibidir. Nuray Bilgili.