…
YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ TAMAM MI DEVAM MI?
Türkiye 2026 yılına yeni çözüm sürecine “Tamam mı, devam mı?” tartışmalarıyla girdi.
“TerörsüzTürkiye” adı altında Ekim-2024’de başlatılan projenin, bir başka adıyla, “Yeni Çözüm Süreci”nin devam ettirilmesinin halihazır siyasi ve askeri koşullarda zor göründüğünü baştan peşinen ifade etmemiz yanlış olmaz.
Önce sürecin sürdürülebilir olmasının neden zor göründüğünü, eldeki verileri ortaya koyduktan sonra değerlendirelim.
Terörsüz Türkiye için kurulan komisyon
Terörsüz Türkiye projesi için önce komisyon kuruldu. TBMM’de bir kısım siyasi partilerce teşkil edilen komisyonun kuruluş amacı, “Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barışa ilişkin sorun ve çözümleri ortaya koymak” olarak tespit edildi.
Daha kuruluş safhasında bir kısım siyasi partilerin bu komisyona katılmayacaklarını ilân etmeleri, daha işin başında anılan komisyonu ve fonksiyonunu tartışmalı hale getirdi.
Komisyonun kuruluş safhasında yapacağı çalışmalarda, yukarda belirtilen amaç dışında, örneğin “Anayasanın” ve “Türkiye’nin üniter ve millî yapısı” gibi konuların tartışılmasının yapılamayacağı duyuruldu.
TBMM Başkanı gözetimi ve başkanlığında yapılan bir dizi toplantıların ardından ve geçtiğimiz yıl sonunda komisyona katılan siyasi parti temsilcilerinin tartışmalı İmralı ziyaretinden sonra hazırladıkları raporlar komisyona sunuldu.
Gelin görün ki, siyasi partilerin raporlarının birbirinden çok farklı olduğu, herkesin ayrı telden çaldığı, raporlarda komisyonun amacı dışında bölümler ve sözde çözüm tekliflerinin olduğu görüldü. Hâl böyle olunca kamuoyunda çok tartışma yarattı. Gerek hükümet gerekse muhalefet kanadında rahatsızlığa neden oldu.
Bu gelişmelerin ardından sözde barış, demokrasi ve çözüm komisyonu ortak rapor hazırlayacaktı. Ancak hazırlayamadılar. Bu satırların yazıldığı saate kadar “komisyon ortak raporundan” bir ses ya da haber çıkmadı ve komisyonun hazırlayacağı ortak raporun içeriği ve verilecek mesajlar merak konusu oldu.
Bu koşullarda adı geçen komisyondan Türkiye’nin millî menfaatleri doğrultusunda ortak bir rapor çıkmayacağı, kamuoyunda bugüne kadar komisyonun hiçbir somut çözüm ortaya koyamadan fonksiyonsuz hale geldiği şüphesi yaygın olarak dillendirilmeye başlandı.
Böyle olacağı belliydi. İşin tuhaf tarafı, muhalefetten biri de çıkıp demedi ki, “Ey iktidar, bu iş zorlamayla olmaz. Zorlamayın!”
4 Ocak Diyarbakır mitingi
Diğer yandan, DEM Partisi tarafından bebek katili terörist başının sözde özgürlüğü için Diyarbakır’da düzenlenen 4 Ocak mitingini de hava muhalefeti nedeniyle iptal edildi.
O miting zaten yasal değildi. Anayasa ve kanunlara aykırıydı.
Söz konusu mitingin iptal edilmesi, sağ duyunun galip gelerek gösterilen hukuki mücadele ve kararlılığın bir sonucu olduğunu değerlendirmek mümkün.
Böylece kamu düzenini, toplumsal barışı ve Cumhuriyet’in temel değerlerini tehdit eden bir girişimin önüne geçilmiş oldu.
Tıpkı mitingin iptali gibi, sözde “barış ve demokrasi komisyonu” ortaya amacına yönelik ortak bir rapor çıkaramadığına göre, Terörsüz Türkiye projesi adına gösterilen gayretlerin ve yapılan çalışmaların beyhude olduğu sonucu kamuoyunda konuşulmaya başlandı.
Suriye’deki gelişmelerin sürece etkisi
Gelelim bize göre bu sürecin en önemli ayağı olan “Suriye” tarafına.
Adı geçen projenin devamını zorlaştıran en önemli faktör Suriye’ de ki gelişmelerdir ve gelinen noktada adeta kördüğüme dönüşmüş olduğu değerlendirilmektedir.
Suriye’nin kuzeyindeki yapılanma Türkiye tarafından dikkatle izlenmektedir.
Söz konusu yapının Türkiye’nin beka ve toprak bütünlüğüne karşı ciddi tehdit olduğu devletin üst düzey güvenlik unsurları tarafından dillendirilmiş ve olması gereken tavır net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Bununla birlikte, bebek katili terörist başının önceki hafta İmralı’dan SDG’ye yaptığı son çağrının karşılıksız kalması dikkat çekmiştir.
Gerek dış işleri gerekse millî savunma kaynakları, Suriye’deki SDG/YPG adı altındaki yapının 10 Mart 2025’de ilgili taraflar arasında yapılan anlaşmaya uyması ve Suriye merkezi hükümetine entegre olması yönündeki Türkiye’nin görüşünü, geçtiğimiz günlerde ısrarla vurguladılar. Hatta daha da ileriye gittiler ve Zeytindalı operasyonunu hatırlatarak, gerekirse askeri operasyon seçeneğine de güçlü bir şekilde işaret ettiler.
Siyasi erkin, PKK terör örgütünün Suriye kolu olan SDG/YPG’ye karşı kararlı bir tutum sergilemesi, bu konuda hiçbir taviz verilmeyeceğini belirtmesi ve bir oldu bittiye izin verilmeyeceğini çok net ve açık bir dille açıklaması, bizim açımızdan elbette isabetli ve memnuniyet vericidir.
Diğer taraftan Türkiye, İsrail’in Suriye’de istediği gibi at oynatmasından ve Suriye’nin içişlerine aşırı derecede müdahale etmesinden çok rahatsız olduğunu beyan etmiştir. Bu durum sürece olumsuz yönde etki etmekte ve ülkedeki farklı etnik kökene mensup grupları çatışma ortamına sürüklemek suretiyle zaten hassas olan iç dengeyi daha da istikrarsız hale getirmektedir.
Değerlendirme
Türkiye’nin Suriye ile ilgili yaklaşımının olumlu olduğu, PKK’nın Suriye kolu olan SDG isimli terör örgütüne karşı kullandığı dilin üniter, millî yapısına tehdidi önleyen ve karşı gelen dil olduğu değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, Suriye’de taraflar arasında anlaşma olmaması ve SDG’nin merkezi idare ile entegresyona yanaşmaması vahim sonuçlar doğurabilecektir.
Zeytindalı operasyonuna atıfta bulunularak, söz konusu operasyon nasıl bir akıbetle sonuçlandıysa, şimdi de aynısının olabileceği özellikle vurgulanmıştır.
Özetle Suriye’deki gelişmeler, çözüm sürecini tıkanma noktasına getirmiştir. Bu koşullarda siyasi otoritenin yol haritasının değişebileceği ve halihazır mevcut koşullarda 15 aydır sürdürülen bu sürece devam edilmesinin mümkün olamayacağı değerlendirilmektedir.
Sonuç
Türkiye yeni çözüm sürecinin en önemli hedefi olan Terörsüz Türkiye’den ve bu sürecin Kürt kardeşleriyle birlikte mutlulukla sonuçlanmasından yanadır.
Tekrarlamakta fayda var. Türk Milleti ve siyaseti, millî ve üniter yapısının bozulması ve parçalanmasına göz yumacak, beka ve toprak bütünlüğüne vaki saldırılara müsaade edecek, razı olacak veya rıza gösterecek bir millet değildir.
- YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ TAMAM MI DEVAM MI? - 6 Ocak 2026
- 4 OCAK DİYARBAKIR MİTİNGİ - 31 Aralık 2025
- TERÖRSÜZ TÜRKİYE NASIL OLUR? - 15 Aralık 2025
- TARİH- HUKUK İLİŞKİSİ - 11 Aralık 2025
- BÖLÜCÜ ÖRGÜT ATEŞLE OYNAMAYA BAŞLADI - 4 Aralık 2025
- CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİNDEN VAZGEÇMEK - 20 Kasım 2025
- 10 KASIM 1938’DEN BUGÜNE - 9 Kasım 2025
- BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ SÖZÜNÜ TUTAR MI? - 6 Kasım 2025
- CUMHURİYET’İN 102. YILINDA 29 EKİM’E BAKIŞ - 31 Ekim 2025
- BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ TÜRKİYE’DEN ÇEKİLDİĞİNİ AÇIKLADI - 27 Ekim 2025