Dünyadaki ilk robotu biz Türk’lerin yaptığını, hem de bu robotun 7,5 dakikada bir kap içki içtiğini biliyor muyuz, ya 2.Abdülhamid’in Japonlara hediye ettiği robotu, evet aynen öyle…

 

Robot, Çek-Slav dilinde çalışan, işçi anlamına gelen bir kelime olup, tarih boyunca köle olarak çalıştırılan işçilerin yemek, barınma, ücret, hastalık, doğum izni, verimsizlik, tuvalete gitme, sigara içme gibi sıkıntılarından arındırılmış, hatta eldeki malzemelerle yapılırsa ilk yatırım maliyeti bile azaltılabilen ve en önemlisi de tarihte ilk biz Türk’ler tarafından yapılmış teknolojik versiyonudur. Evet yanlış duymadınız ilk robotu da biz yapmışız hem de tarihsel kaynaklar ve belgelerle ispatlanmış, hadi canım demeyin yazımı okuyunca şaşkınlığınız daha da artacak inanın.

Robotlar gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar doğrultusunda son derece kullanışlı, insan hareketlerini yapabilen, hatta algı özelliğinin arttırılıp, düşünenlerinin yapılmasına bilim insanları tarafından uğraşılan, üstlerine insan görünümü kaplanarak ha gayret kopyalarımız bile olabilecek duruma getirilen birer teknoloji harikası olarak yaşamımızda yer almaya devam ediyor.

Sanayi devrimi, insanların hızlı, hatasız ve ucuz maliyetlerle üretim arayışı sonunda önceleri üretim için robot kollar, sonrasında da tam bedenli robotlar endüstrinin kullanımına sunuldu.

Bilim insanları son yıllarda, bununla da yetinmeyip tam insan kopyası yapabilme konusunda epey çalışma yapmaya başladı bile. Bunun nedenlerinden en önemlisi de sanayi dışı evsel kullanıma uygun robotları üretip ticari pazarı genişletme çabalarıdır.

Buraya kadar her şey bizim için faydalı işler yapabilen robotlara aitti, ancak bir de işin zararlı ve tehlikeli robotlar kısmı var ki, gerçekten düşünmek bile ürkütücü. Evet bu robotlar özellikle terör örgütleri, savaş sanayii, suç örgütleri ve hatta adi suçluların bile kullanımına uygun hale gelince tam bir baş belası oluyorlar. Kötü niyetli kullanıma uygun hale getirilmesi çok da zor değil bu teknoloji harikalarını. Yazılım ile birer terör ve suç makinası oluveren bu robotların kontrolden çıkmış hali ise tamamen dehşet durumu. Düşünsenize bu yazılımı yapılan robot bir de yazılım dışı kontrolden de çıkarsa dünyanın vay haline. Bu komplo teorisi değil, tamamen gerçekçi bir bakış. Ne mi yapmalıyız hep beraber düşünelim bakalım. Bunu bizden önce düşünenler robotlar için üç yasa hazırlayıp, uygulamışlar ama bu neye yarar ki. Bilim insanları ve ülkelerin güvenlik birimleri bunu engelleme yolarını aramakla oldukça meşgul uzun yıllardır.

Robotların Üç Yasası:

1- Bir robot bir insana zarar veremez ya da kayıtsız kalarak bir insanın zarar görmesine neden olamaz.

2- Birinci yasayla çatışmamak koşuluyla, bir robot insanlar tarafından verilen emirlere uymak zorundadır.

3- Birinci ve ikinci yasayla çatışmamak koşuluyla bir robot kendi varlığını korumalıdır.

Günümüzde robot teknolojisinde en gelişmiş teknolojiyi kullanan Japonlar için, 80’li yıllarda çoğumuzun bildiği hatırlayınca da tebessüm edeceğini düşündüğüm, Styx tarafından seslendirilen Mr.Roboto (Domo Arigato Mr. Roboto…) şarkısı ile o günlerde insanlar, robotlara olan saygısını göstermişti.

 

Tarihte Robotlar

Antik Yunan filozoflarından Aristo “eğer tüm araçlar emredildiğinde veya kendi kendilerine çalışabilselerdi işçilere veya kölelere ihtiyaç kalmazdı” sözleriyle robotlar hakkında tarihteki ilk ipucunu vermiştir.

M.Ö. 100 yıllarında yaşamış olan İskenderiye’li bir mühendisin otomatik açılan kapılar, fıskiyeler v.b düzenekleri su ve buhar gücü ile çalıştırdığı eski kitaplarda yazılmaktadır.

  • Ö. 250 Ctesibius of Alexandria hareket edebilen figürlerle organlar ve su saati imal etti.
  • 1495 Leonardo da Vinci lk insansı robotu dizayn etti ve muhtemelen de imal etti. Robot oturabiliyor, kollarını sallayabiliyor ve esnek boyun yapısı ile başını hareket ettirebiliyordu.
  • 1738 Jacques de Vaucanson birkaç makina imal etti; flüt çalar, fülüt ve davul çalar ve bir ördek. Buradaki ördek kanat çırpabiliyordu ve ötebiliyordu.
  • 1773 Pierre ve Henry Louis Jaquet Droz, yazabilen ilk makineyi icat etti.
  • 1801 Joseph Jacquard, delikli kartlar ile çalıştırılan bir tekstil makinesini icat etti.
  • 1865 Frank Reade Jr., Steam Man’ın elektrikli versiyonu Elektrik Adam’ı icat etti.
  • 1942 DeVilbiss Şirketi için ilk programlanabilir boya püskürten makina Willard Pollard ve Harold Roselund tarafından yapıldı. (US Patent No. 2,286,571).
  • 1960 (AMF Corp. şirketi ilk silindirik robot Versatran’ı pazarladı. Robot Harry Johnson ve Veljko Milenkovic tarafından dizayn edildi.
  • 1961 UNIMATE kullanımdaki ilk endüstriyel robot oldu. New Jersey’deki General Motors fabrikasında kullanıldı.
  • 1963 Bilgisayar kontrollü ilk yapay robot kolu geliştirildi. Bu kol elverişsiz durumlarda kullanılmak üzere dizayn edilmişti.
  • 1965 Victor Scheinman ve Larry Leifer Orm adını verdikleri hava kontrollü robot kolu geliştirdi. Orm Norveç dilinde sinek anlamına gelmektedir.
  • 1968 Marvin Minsky dokunaç kolunu yaptı. Bu kol bir insanı kaldırabiliyordu.
  • 1970 SRI International yapay zekayla kontrol edilen ilk robot olan Shakey’i yaptı.
  • 1973 Edinburgh Universitesinin robotu Freddy yapıldı. Robotun yapım çalışmaları 1966 senesinde başlamıştı ancak fon yetersizliğinden yarıda kesilmişti.
  • 1974 Silver Arm David Silver tarafından imal edildi.
  • 1975 Victor Schenman Puma’yı (Programmable Universal Manipulation Arm) geliştirdi.
  • 1979 1967’den beri süren çalışmalar sonucunda “The stanford Cart” (stanfford at arabası), herhangi bir insan yönlendirmesi olmadan sandalyelerle dolu bir odayı geçti. Bir televizyon kamerası arabanın üzerine yerleştirilmişti, kamera farklı açılardan fotoğraflar çekiyor ve çektiklerini bilgisayara yolluyordu. Bilgisayar araba ve yol üzerindeki engeller arasındaki mesafeyi ölçüyordu.
  • 1982 İlk endüstriyel robot. Bu robotun 6 ekseni ve bir tutucusu vardı. Daha sonra GIL-1 adı verilen bu robotu Zami Aberman adlı bir mühendis dizayn ve imal etmişti.
  • 1989 Robomatix firması lazer kesim için ama özellikle otomotiv endüstrisi için endürstriyel robot imal etti ve bu günümüze kadar gelişerek devam etti.

 

Osmanlı’da ilk robot…

Sultan 2. Abdülhamid’in Japonya’ya 1889 yılında robot hediye ettiğini ilk okuduğumda vay taklitçi Japonlar diye düşündüm hemen.

İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve her saat başı ezan okuyabilmesi…

Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Sultan 2. Abdülhamid Han’ın, günümüzde teknolojiye öncülük eden Japonya’ya 1889’da robot hediye ettiği anlaşıldı. İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliğinde ise yok yok. Araştırmacı-Yazar Oktan Keleş’in arşivinde yer alan Alamet’in orijinal fotoğrafları Yıldız Sarayı yangınında zarar görmüş. Ancak fotoğrafın kalan parçaları bile 120 yıl sonra ilk kez gündeme gelen bu ilginç olayı anlatmaya yetecek cinsten.

Gong Yerine Ezan Sesi…

Sultan Abdülhamid’in çağdaşı olan Japon İmparatoru Meji’nin yeğeni Prens Komatsu’nun, gemiyle İstanbul’a gelişi ve Sultan’a çeşitli hediyeler getirmesiyle başlıyor bu ilginç tarihi olay. Sarayda ağırlanan prensin ardından 1889’da İstanbul’a özel elçiler gönderen Japon İmparatoru, Sultan Abdülhamid’e Japonya’nın en büyük alameti olan, Büyük Krizantem Nişanı’nın da içinde bulunduğu çeşitli hediyelerle beraber bir mektup yollar. Japon İmparatoru mektubunda Abdülhamid Han’dan, İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumları gibi konularda Japonca veya Fransızca bilgiler gönderilmesini rica eder.

Abdülhamid Han, saat mekaniğini çok iyi bilen ve aynı zamanda Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı Musa Dede’den daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını ister. Derviş Dede bir fikir ortaya atar ve “Bu saat Semâzen şeklinde olsun. Her saat başı kollarını açıp semâ etsin ve gong çalsın” der. Sultan Abdülhamid Han projeyi inceledikten sonra, gong yerine robotun her saat başı ezan okumasını ister. Oktan Keleş, robotun yapımından kısa bir süre önce icat edilen gramafon sayesinde ses kaydı alınabildiğini söyledi.

Ertuğrul Firkateyni’yle Japonya’ya gönderilen Alamet’in şimdiye kadar duyulmamasının belgelerdeki eşanlamlı ifadelerden kaynaklandığını belirten Keleş, “Tarihi kayıtlarda ‘Osmanlı nişanları, hediyelerle beraber Japon İmparatoru’na takdim edilmiştir” şeklinde geçiyor. Osmanlıca nişan kelimesiyle ve robotun ismi olan ‘Alametí kelimesinin eş anlamı olduğu için robot olan Alamet adeta araya kaynamış” diyor.

Sultan Abdülhamid Han asrın teknoloji harikası bu eseri, Ertuğrul Firkateyni vasıtasıyla yazılmış özel bir mektup, hediyeler ve nişanlar ile beraber Japon İmparatoru’na göndermişti. Firkateyn dönüş yolunda 450 mürettebatıyla birlikte batmıştı.

Robotun özellikleri, “Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir  robot. Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyor. Tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyor. Robotun tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robotun arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu.”

 

Tarihteki ilk robotu ise biz Türk’ler yaptık, hem de içki içeninden…

El-Cezeri

Batı dünyasında iyi bilinmeyen El Cezeri’nin (MS 12 yy) robot teknolojisi konusunda çok sayıda ve zamanına göre çok ileri öneri ve uygulamaları bulunmaktadır.

Artuklu Türklerinin Diyarbakır’da hüküm sürdüğü yıllarda yaşayan El-Cezeri’nin (Bediüzzaman Ebü’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezeri) 1136-1206 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. El-Cezeri 32 yıl Artuklu sarayında mühendislik yapmış ve zamanına göre çok ileri düzeyde teknoloji içeren ve otomatik olarak çalışan çok sayıda düzenek kurmuştur. Cezeri’ nin mühendislik açısından büyük önem taşıyan eserinin orijinal adı, Kitab-ül Cami Beyn-el -İlmi ve’l-Ameli en Nafi Fi Sınaatil Hiyel (mekanik hareketlerden mühendislikte faydalanmayı içeren kitap) olarak bilinmektedir. Eserin başka isimleri de bulunmaktadır. Eserin orjinali ve üç adet nüshası, bugün İstanbul Topkapı Müzesi Kütüphane’sinde bulunmaktadır.
Kitab-ül Hiyel 6 bölümden oluşmaktadır:

 

1.Bölüm: Binkam (su saati) ve finkanların (kandilli su saati) saat-ı müsteviye ve saat-ı zamaniye olarak nasıl yapılacağı hakkında 10 adet şekil.
2.Bölüm: Çeşitli mutfak eşyalarının yapılışı hakkında 10 adet şekil.
3.Bölüm: Hacamat (kan aldırma) ve abdestle ilgili ibrik ve tasların yapılması hakkında 10 adet şekil.
4.Bölüm: Havuzlar, fıskıyeler ve müzik otomatları hakkında 10 adet şekil.
5.Bölüm: Sığ bir kuyudan veya akan bir nehirden suyu yükselten düzenekler hakkında 5 adet şekil.
6.Bölüm: Birbirine benzemeyen muhtelif şekillerin yapılışı hakkında 5 adet şekil.

El-Cezire’nin yaptığı bardağı dolduran ve içen robotta, robotun üst gövdesinde bulunan haznede içki bulunduğu, süreci sürekli tekrarlayan bir şekilde her 7.5 dakikada bir kap içki doldurulduğunda dışardan bakıldığında robotun kendisi kabı ağzına götürerek içiyormuş görüntüsü verecek şekilde ağız hizasına kaldırışı detaylı olarak anlatılıyor.

Hadi bakalım şimdi buna ne diyeceksiniz, yepyeni kullanım alanı içki tüketimi yapıp sarhoş olmayan robotlar, nasıl ama tam Türk aklı değil mi…?

 

Kaynak: https://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/212987-ilk-robot-ne-zaman-yapildi.html#ixzz4YThSNLV0

Kaynak: http://www.dunyaninilkleri.com/ilkler/dunyadaki-ilk-robot.html

Kaynak: https://m.facebook.com/notes/diyarbekir/dünyada-ilk-robot-diyarbakırda-yapıldı/10150193284324915/

Kaynak: http://www.moment-expo.com/m-oden-gunumuze-robot-tarihi