Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Öngörüsüz politikalar bağlamında belirlenen yersiz bir angajman kuralı gerekçesiyle bir Rus savaş uçağının Türk F-16’larınca düşürülmesi sonrasında pek çok şey konuşuldu, tartışıldı ama asıl korkulan (korkan kim derseniz cevabı Türkiye’nin çıkarlarını, bekasını ve geleceğini düşünenler derim) da Rus uçağının düşürülmesiyle artan krizin tetiklemesiyle gerçekleşmek üzere. Korkulan şey ise NATO’nun (daha doğrusu NATO şapkasıyla Amerikan askeri varlığının) bütün ağırlığıyla ucu açık bir zaman diliminde Türkiye’yi koruma görünür amacıyla Türk topraklarına yerleşmesi.

Bunu nereden çıkardın derseniz sadece 01 Aralık 2015 günü ABD Başkanı Obama, ABD Savunma Bakanı Ash Carter ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in açıklamalarına bakmak bile yeterli aslında . Obama, İklim Değişikliği Konferansı için bulunduğu Paris’te yaptığı basın toplantısında “kaydedilen gelişmeye rağmen sınırın özellikle 98 km.lik bölümünde halen bazı boşluklar olduğunu ve IŞİD’in bunları kullanarak insan ve petrol kaçırdığını” söyledi ve “Türkiye-Suriye sınırının güvenliğini tam olarak sağlamak için sınırın Türkiye tarafında Amerikan ve Türk ordularının hava ve kara unsurlarının nasıl bir kombinasyon içinde görev yapabileceği üzerinde birlikte çalıştığını” açıkladı ve esas tehdidin IŞİD olduğunu vurguladı.

ABD Savunma Bakanı Carter ise ABD’nin IŞİD stratejisiyle ilgili olarak Senato’da verdiği ifadede “Türkiye’nin IŞİD’le mücadele konusunda sınırını kontrol altına alarak IŞİD unsurlarının sınırlarından geçmesine olanak sağlayan etmenlerin peşinden gitmesi gerektiğini, ABD’nin Türkiye’den IŞİD’le havadan ve karadan daha fazla mücadele etmesini beklediğini, Türkiye’nin PKK’ya karşı düzenlediği operasyonları anladıklarını ancak asıl tehdit IŞİD’e karşı da daha etkili olunmasını beklediklerini” söyledi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise NATO Dışişleri Bakanları toplantısı kapsamındaki basın toplantısında “NATO’nun yıllarca Türkiye’ye destek verdiğini ve eskiden beri savunma planları olduğunu” söyledi ve Türkiye’ye destek kapsamında İspanya’ya ait Patriotlar ile Amerikan savaş uçaklarının halen Türkiye’de olduğunu belirterek “İngiltere’nin NATO ittifakı kapsamında Türkiye’ye uçak, Almanya ve Danimarka’nın Akdeniz’e taktik komuta gemileri sevk edeceğini” söyledi. NATO Genel Sekreteri, öteki müttefiklerden de benzer taahhütler beklediğini, Türkiye’ye yapılacak bu taahhütlerden bazılarının birkaç hafta içinde yerine getirileceğini söyledi. Stoltenberg bu önlemlerin “Rus uçağının düşürülmesiyle bağlantılı olmadığını, bundan daha önce bazı kararların alındığını, Rusya’nın Suriye’ye gönderdiği S-400 füzeleri ve diğer silah ve sistemlerle yaptığı askeri yığınağın başka askeri güçlerin Suriye’ye yaklaşmasına engel olduğunu ve ABD öncülüğündeki koalisyonun İŞİD hedeflerine yönelik saldırılarının azaldığını” açıkladı.

Evet, NATO Genel Sekreteri NATO’nun ağırlığı Türkiye olmak üzere bölgedeki askeri yığınaklamasının Rusya’nın bölgedeki etkisini kırmaya yönelik olduğunu söylerken Obama (yukarıda belirtilen basın toplantısında) NATO’nun yaptığı söz konuları birer sayarken bunların IŞİD’le mücadele kapsamında olduğunu belirtiyordu. Aynı şekilde Carter da esas tehdidin IŞİD olduğunu söylüyordu. Yani ABD tarafı NATO’nun Türkiye’deki askeri yığınaklanmasını IŞİD tehdidiyle ilgiliymiş gibi gösteriyordu. Bunun yanında Türkiye’ye “PKK’yı bırak asıl tehdit IŞİD’tir” dayatmasında bulunuluyordu. Bu çelişkili durum, konuyu yakından takip edenler için, ABD liderliğinde bölgede yapılan NATO askeri yığınaklanmasının nihai hedefini şüpheli hale getiriyordu.
Bu satırların yazarı olarak IŞİD tehdidinin ortaya çıkması ve özellikle İncirlik Mutabakatının ortaya atılmasından itibaren yazdığım çok sayıda makale ve yorumumda, Obama ve Stoltenberg’in açıklamalarında bahsettiklerinin gerçekleşeceğini çok önceden ve de defalarca ortaya koymuştum. Söz konusu yazılarımı burada özetlemek mümkün değil ama sadece başlıkları bile işin nereden nereye gideceğini göstermeye yetecek diye düşünüyorum.

İşte o yazılardan bazılarının başlıkları (en eski tarihten en yeni tarihe doğru):

– IŞİD tehdidinin kazananları ve kaybedenleri (04 Ekim 2014)
– ABD düğmeye bastı: Batı Kürdistan kuruluyor, Öcalan özgür kalıyor (20 Ekim 2014)
– ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin şifreleri ve stratejide Türkiye’nin yeri (22 Şubat 2015)
– Şah Fırat operasyonunun Türkiye açısından stratejik sonuçları ve etkileri (12 Mart 2015)
– AKP’nin Ortadoğu politikasının iflası: S.Arabistan’ın büyük Kürdistan planı ve Suriye’de Kürt koridoru (17 Haziran 2015)
– ABD’nin askeri stratejilerinde Türkiye’nin yeri (11 Temmuz 2015)
– İncirlik Mutabakatının stratejik sonuçları (05 Ağustos 2015)
– Suriye’de IŞİD’e karşı operasyona başlayan Türkiye’yi bekleyen tehditler (01 Eylül 2015)
– AKP iktidarından Suriye’de büyük geri adım ve keskin U dönüşü (25 Eylül 2015)
– NATO’nun Türkiye’de ne işi var? (11 Ekim 2015)
– İncirlik Mutabakatıyla Türkiye’ye kaç Amerikan askeri gelecek? Kalıcı mı geçici mi? (15 Ekim 2015)
– Paris’te IŞİD saldırısı ve Türkiye’yi bekleyen büyük tehdit (16 Kasım 2015)
– ABD Türkiye’de neyin peşinde? (17 Kasım 2015)
– Türkiye Suriye’de IŞİD’e karşı kara harekatı yapabilir mi? (22 Kasım 2015)
– Suriye sınırında Türk hava sahasını ABD uçakları koruyacak. Peki ya T.C. egemenliği? (25 Kasım 2015)
– Rus savaş uçağının düşürülmesi: Herkes kazandı, Türkiye kaybetti! (25 Kasım 2015)
– Düşürülen Rus uçağı Türkiye’nin uçuşa yasak saha ve güvenli bölge hayalini bitirdi, Kürt koridorunu canlandırdı (25 Kasım 2015)
– Rus uçağının düşürülmesinin ilk somut karşılığı Kürt koridoru mu oluyor? (27 Kasım 2015)
– Ve sınırımızı IŞİD’e karşı korumak için Amerikan askeri Türkiye’ye geliyor! (30 Kasım 2015)
– Kürt koridorunu tamamlamak için ABD-Rusya ortak operasyonu! (01 Aralık 2015)

Başlıkları verilen bu yazılar ile ABD ve NATO’nun son açıklamaları birlikte ele alındığında ortaya çıkan durum şudur:

ABD’nin Ankara Büyükelçisinin Eylül ayı başında söylediği gibi ABD Türkiye’ye hatırı sayılır bir askeri güç yığacaktır. İşin ilginç tarafı bu kuvvetin büyüklüğü, terkibi, ne kadar Türkiye’de kalacağı, hangi operasyonlar yapacağı tamamen ABD’nin inisiyatifindedir. Halihazırda Türkiye’de (basına yansıdığı kadarıyla) İncirlik’te zaten mevcut kuvvetine ilave olarak ABD’nin 12 Adet A-10, 12 adet F-15, ? adet AC-130, 6 adet silahlı Predator, arama kurtarma maksatlı C-130 ve ? adet Hawk helikopteri, binlerce asker konuşlanmış durumda. (Basına yansıyan fotoğraflardan bazı Arap ülkelerinin uçak ve askerlerinin bulunduğu da anlaşılıyor). Son açıklamalardan sonra İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da Türkiye’de savaş ve keşif uçakları konuşlandıracağı görülüyor.
Bu aşamada gözden kaçan ise Türkiye’yi korumak (!) maksadıyla başka neler yapılabileceğine ilişkin bir paketin önümüzdeki günlerde açıklanacağıdır.

Peki bu ilave pakette neler olabilir derseniz onu da şöyle öngörebiliriz. Türkiye’de konuşlandırmak üzere;

– IŞİD’in siber saldırılarına karşı Türk komuta kontrol sistemlerini desteklemek üzere asker ve teknik sistemler,
– NATO istihbarat toplama vasıtaları / JSTARS uçakları / AWACS uçakları,
– NATO Özel Kuvvetler Birliği (Carter’ın Irak ve Suriye’ye özel maksatlı Amerikan özel kuvveti gönderilecek ifadesi bu bağlamda değerlendirilmeli) ,
– Suriye sınırındaki güvenliği desteklemek üzere görev yapacak şekilde kara-hava-deniz operasyonları yapacak özel birlik (bu konu halihazırda ABD ve Türkiye arasında görüşülüyor),
– Havadan darbe operasyonu yapacak NATO savaş uçakları (halen konuşlu olanlara ilave),
– Alelacele geri çekilen Patriot’ların tekrar geri gönderilmesi ya da muadili değişik hava savunma sistemleri (Türk topraklarında ve/veya denizde savaş gemileriyle)
– Suriye ve Irak’ta kara harekatı yapacak yerel güçleri (Irak ordusu, Peşmerge, PKK/PYD, Sünni Arap aşiretleri) sevk ve idare etmek üzere binlerce yabancı asker.

Peki bu kadar kuvveti Türkiye’de yığınaklamanın amacı nedir? IŞİD tehdidini bertaraf etmek diyenlere IŞİD’in hava kuvveti mi var ki hava hakimiyeti muharebesi için dizayn edilmiş savaş uçakları getiriliyor, IŞİD’in deniz kuvveti mi var ki doğu Akdeniz’e savaş gemileri konuşlandırılıyor, koalisyon Suriye’de kara harekatı mı yapacak ki Türkiye’de özel kuvvetler ve kara kuvvetleri Türkiye’de konuşlandırılıyor iye sormak gerekiyor.

Bazıları bunun Suriye’deki Rus askeri varlığına karşı olabileceğini söylerse onlara da şunu sorabiliriz: Türkiye veya NATO Rusya ile savaş halinde midir? Rusya’dan bir saldırı mı beklenmektedir? ABD ve Fransa’nın IŞİD tehdidini bertaraf etmek ve Suriye’nin geleceği konusunda anlaştıklarını açıklamalarına rağmen Rusya’nın bölgedeki NATO üyesi Türkiye’ye saldırabileceği düşünülebilir mi?

Peki NATO’nun bu askeri yığınaklanması ne tam IŞİD ne de tam Rus tehdidine karşı değilse o zaman nihai hedef ne? Daha önce yaptığımız bir değerlendirmede ABD’nin NATO şapkası altında 18.000 kişilik bir kuvvete ulaşacak NATO kuvvetini Türkiye’de konuşlandırmak üzere hazırlandığını ortaya koymuştuk. Koalisyon askerlerinin Suriye’de karada savaşmayacağı defalarca söylenmiş olmasına rağmen bu kadar büyüklükteki NATO kuvveti niye Türkiye’ye geliyor? Türk toprakları üzerinde bir göreve mi hazırlanıyor yoksa Suriye’de danışman ya da eğitmen rolünde Suriye’de kara harekatına mı katılacak? Ve bütün bunların gerçekten Türkiye’nin korunmasına ve güvenliğinin sağlanmasına hizmet edecek mi yoksa daha da kötüleştirecek?

Bu kadar karışık bir durumu belki de şöyle özetlemek mümkündür: ABD’nin yönlendirmesiyle Türkiye’yi korumak maksadıyla binlerce NATO askeri, silah ve teçhizatının Türkiye’de konuşlanması aslında “IŞİD görünümlü Rus tehdidi gerekçeli olarak Türkiye’ye karşı yapılan NATO şapkalı bir Amerikan operasyonudur.” Ve Türkiye’nin bekasına yönelik gerçek tehdidin üstü örtülmektedir.