DizM2GMX4AEChrg[13607]

Gazi M.Kemal Atataürk tarafından bizzat yazılan eserlerden en büyüğü ve en önemlisi  NUTUK’tur.

NUTUK, millî mücadele ve kurtuluş savaşının başlangıç noktası kabul edilen Samsun Vilayetinde, (o zaman Samsun Sancağında) Gazinin, ”Samsun’a Çıktığım Gün Genel Durum ve Görünüş” başlığıyla başlar ve memleketin askeri ve siyasi bakımdan genel tasviriyle devam eder.

Memleket harap ve bitap düşmüştür.  Millet fakir ve yorgun durumdadır.  İstanbul İngilizler, Batı ve Ege bölgemiz Yunanlılar, Güney’de Fransızlar ve İtalyanlar, Doğu’muz Ermeniler tarafından, Orta Anadolu’da 120 bin metrakarelik toprak parçası hariç  memleket istilâ edilmiştir. Ordunun elinden silah ve cephanesi alınmıştır. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki Hükümet acz içerisindedir ve ve duruma karşı hiç bir şey yapamamaktadır.(*)

NUTUK üç bölüm halinde mütalâa edilir.

1.  Kuva-i Milliye (Ulusal Güçler) Dönemi

2.  TBMM Dönemi

3.  Cumhuriyet Dönemi

Kuva-i Milliye Dönemi, NUTUK’ta çok detaylı bir şekilde anlatılır. Kongreler döneminin ardından başlatılan kurtuluş mücadelesinde Doğu Cephesine, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, Osmanlı Orduları önce Kafkasları ardından Doğu Anadolu’nun sınır bölgelerini boşalttılar. Türk birliklerinin çekilmesinden sonra işgal hareketlerini hızlandıran Ermeniler, yerli müslüman halka insanlık dışı davranışlarda bulundular. Bunun üzerine Gazi Meclis Ermenilere savaş açtı. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Birlikleri 28 Eylül 1920’de taarruza geçti. 29 Eylül’de Sarıkamış’ı, 30 Ekim’de Kars’ı, 7 Kasım’da Gümrü’yü geri aldı. Ermenilere karşı kazanılan bu zafer, onları barış istemek zorunda bıraktı. 2-3 Aralık 1920’de  imzalanan ”Gümrü Antlaşması” ve bilahare, 16 Mart 1921 ”Moskova Antlaşması”, daha sonra 13 Ekim 1921 ”Kars Antlaşması” ile Türkiye ile Ermenistan arasındaki bugünkü sınır belirlendi. Gümrü Antlaşması, Gazi Meclisin imzaladığı ilk antlaşma olmasından dolayı önemlidir.

Güney Cephesinde, Maraş, Antep ve Urfa’da verilen mücadelenin baş kahramanı olan bu üç şehir, verdikleri sayısız kahramanlık örnekleri sonucunda, 20 Ekim 1921’de Fransızlarla imzalanan ”Ankara Antlaşması” ile , fiilen bu cephe  tamamen kapanmıştır.

Asıl kurtuluş mücadelesi Batı Cephesi’nde cereyan etmiştir. Zira düşmanın büyüğü ve en azılısı Batı’da dır. Silah sayısı, lojistik destek ve nicelik bakımından Türk Ordusundan üstün durumdadır.

15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunanlılar, yaklaşık 13 ay sonra, Haziran 1920’de, asıl hedef ”Ankara” olmak üzere ileri harekâta başlamışlar, birinci kol: kuzeyden Manisa-Balıkesir-Bursa istikametinden, ikinci kol, güneyden Aydın- Nazilli ve Uşak istikametinden ilerleyerek Polatlı’ya kadar gelmişlerdir.

Haziran 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında, I. ve II. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Savaşları ve Sakarya Meydan Savaşının başarıyla ve zaferle neticelenmesinin ardından, bu süre zarfında yıpratılan düşmana karşı son darbeyi vurmak üzere 26 Ağustos 1922 sabahı kesin sonucun alınacağı genel karşı taaruz başlamıştır.

Bugün 26 Ağustos 2018. Batı Cephesinde düşmanın Anadoludan atılacağı ”Büyük Taarruz”un başladığı günün 96. yıl dönümüdür. Bir başka ifadeyle, NUTUK’ta geçen ”Kuva-i Milliye Dönemi” diye tabir edilen dönemin en önemli günüdür. Zira 29 Ekim 1923’de kurulacak olan Cumhuriyete giden yolun yapı taşları bugün döşenmeye başlamıştır.

Şimdi bu tarihi günlere dönerek, yaşanan olaylara özet olarak gün gün sıra ile bakalım.

-26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.30 da bütün cephede topçu hazırlık ateşi başladı. Baskın etkisi sağlandığı için Yunan topçusu ateşimize cevap veremedi. Aynı gün 5. Süvari Kolordusu güneyden Ahır Dağlarını aşarak düşmanın gerisine düştü ve İzmir’le olan tüm irtibatını kesti. Yine aynı gün Belen Tepe ve Tınaz Tepe düşmandan geri alındı.

-27 Ağustos günü öğleye doğru Yunan cephesi yarıldı. Düşman geri çekilmeye başladı. Afyon kurtarıldı. Kovalama başladı.

-28 Ağustos günü Başkomutanlık Karargâhı Afyon’a taşındı. 5. Süvari Kolordusu ileri harekâta devamla Yunan İhtiyat Kolordusuna saldırarak imha etti.

-29 Ağustos günü bozguna uğrayan ve düzensiz bir biçimde geri çekilen düşmanı kovalama harekâtına devam edildi.

-30 Ağustos ‘’Başkomutanlık Meydan Muharebesi’’ adıyla tarihe geçti. Kuzey ve güneybatıdan kuşatılan düşman Sincanlı Ovası (Altıntaş-Dumlupınar arası)’nda imha edildi. Böylece döküntülerinden başka unsuru kalmayan düşmanın, İzmir’e kadar Türk Ordusu karşısında savaşabilecek hiçbir düzenli kuvveti kalmadı.

-31 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal tarihi emrini verdi. ‘’ORDULAR; İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ!’’(**)

Bu tarihi emrin ardından, İzmir ve Bursa istikametinde büyük kovalamaca ve takip harekâtı başladı. Türk Ordusu iki kol halinde tertiplenerek, birinci kol 9 Eylül 1922’de İzmir’e, ikinci kol 10 Eylül’de Bursa’ya girdi. Kurtuluş mücadelesi böylece başarıyla noktalanmıştı.

26 Ağustos’ta başlayan ve 9-10 Eylül’de tamamlanan bu büyük zaferin zaferin Türk tarihindeki önemini iyi değerlendirmek ve özellikle genç kuşaklara anlatmak, öğretmek gereklidir.

Bu zafer, Avrupanın ”Hasta Adam” olarak nitelendirdiği Türk Devletini  hiç kimsenin yıkmaya gücünün yetmeyeceğini, Türk bağımsızlık ve özgürlüğünün kuşaklardan kuşaklara, kendi kurduğu bir devletten ötekine devredilip varlığını sürdürmeye devam edeceğini ortaya koymuştur.

Bu zafer dünya tarihi bakımından da önemlidir. Çünkü o tarihlerde Türk’ün kendi gayreti dışında Yunanlıları Anadoludan çıkarabilecek hiç bir güç yoktu. Yunanlıların Anadoluda kalmaları ise başlı başına felaketlere sebep olacak gelişmeleri beraberinde getirecekti. Bu bakımdan bu büyük zafer, Anadoluya ve aynı zamanda dünyanın bu bölgesindeki uluslara barış ve sükûnun gelmesini sağlamış, uygar ve özgür alemde  yeni bir devletin, ”Türkiye Cumhuriyeti”nin doğmasına yol açmıştır.(***)

KAYNAKÇA:

(*) NUTUK, M.Kemal ATATAÜRK

(**) DORUK -Türk Ordusu Tarihi- Prof.Dr. İsmail Kayabalı-Cemender Arslanoğlu

(***) A.g.e.Sayfa:374