Hürriyet gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarı Çetin Emeç, işine gitmek üzere çıktığı sırada, İstanbul Suadiye’deki evinin önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin silahlı saldırısı sonucu şoförü Sinan Ercan’la birlikte öldürüldü.

Bazı gazete bürolarına telefon eden kimliği belirsiz bir kişi saldırıyı “Türk İslam Komandoları” adına üstlendiklerini belirtti. “Çetin Emeç’i cezalandırdık İslam düşmanlarına ders olsun ” dedi.

 

Çetin EMEÇ (d. 1935, İstanbul – ö. 7 Mart 1990, İstanbul), Türk gazeteci.

Annesi Rabia Emeç, babası ise gazeteci, Demokrat Parti’nin kurucularından milletvekili Selim Ragıp Emeç’tir ve Zeynep, Leyla ve Aydın isimli üç kardeşi vardır. Bilge Emeç ile evlenmiş, Mehveş ve Mehmet isimli iki çocuğu olmuştur. Kızı Mehveş Eveç, Kültür Bakanlığı Devlet Sanatçısıdır.

Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Gazeteciliğe 1952’de babası Selim Ragıp Emeç’in Son Posta gazetesinde başladı. 1972’ye kadar Hayat ve Ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1972 yılında Hürriyet Grubu’na geçti. Hürgün Yayınları’nın Genel Yönetmenliğini yaptığı sırada, Hürriyet Gazetesi genel yayın müdürlüğü görevini üstlenen Emeç, 1984-1985 yıllarında da genel yayın yönetmeni olarak Milliyet’e geçti. 1986’da genel koordinatör olarak Hürriyet gazetesine döndü.

38 yıllık gazeteci olan Emeç, Hürriyet Gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarıydı. Çetin Emeç, Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın Enstitüsü ile Uluslararası Gazetecilik Basın Enstitüleri Federasyonu üyesiydi.

Çetin Emeç’in ölümünün ardından, Sadun Tanju, “Çetin Emeç-Bir Basın Şehidinin Anatomisi” adlı bir kitap yazmış ve söz konusu kitap 1992 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca, Çetin Emeç’in ölümünün 15. yılında Doğan Kitap, “Çetin Emeç-Genel Yayın Yönetmeni 19351990” adlı bir kitap hazırlamış ve yayımlamıştır.

Çetin Emeç’in eşi Bilge Emeç, evliliklerinin 55’inci yılında eşine hitaben bir mektup kaleme almıştır. Bilge Emeç, eşinin vurulduğunu anları anlatırken “Vurulduğun gün kolum kanadım kırılmıştı. Seninle birlikte ben de vurulmuştum sanki! Sen her zamanki gibi erkenden kapıdan çıkmıştın ve ben az sonra bir silah sesi ve cam şangırtısı duydum. Yataktan fırlayıp pencereye koştum. Araban kapının önünde duruyor ve ben yukardan baktığımda arabada sadece bacaklarını görebiliyordum” diye yazmıştır. Bilge Emeç, mektubunu “Yanımda olaydın, elli beşinci yılımızı ‘La Vie En Rose’u dinleyerek kutlayacaktık. Yine öyle yaptık canım, tek fark, sen orada ben burada, ama her zamanki gibi birlikteydik… Kavuşana kadar hoşça kal, Çeto’m…” diyerek bitirmiştir.