Tiyatro Çankaya nedir, ne değildir?

Bu sorunun cevabını bulabilmemiz için öncelikle hedefimiz nedir ve hedefe ulaşmak için neler yapıyoruz, irdelemek gerekir. Topluluğun adı geçtiğinde ilk akla gelen şey ne olur mesela ya da biz ne olmasını isterdik?

Yeniden yapılanma temasıyla çıktığımız ve dört oyunla izleyiciyi karşılamaya hazırlandığımız bu yolda öncelikli hedefimiz elimizde bulundurduğumuz imkânları en verimli şekilde nasıl kullanırız?

Nasıl topyekûn bir hareketle tiyatro dediğimiz sonsuz deryaya sahnemizden bir damla süzülür?

Amatör topluluk olsak da, bizi bir araya getiren o ilk heyecanı kaybetmeden, amatörlükten her safhada uzak durmayı nasıl sistematik hale getiririz?

İyi olduğumuzu düşünme olgusunu, daha iyisi için neler yapabiliriz düşüncesine nasıl evirebiliriz gibi düşüncelere yoğunlaşmak, başlangıç için yeterli sayılabilir. Önümüzde duran metnin sahnelenmesine kadar olan süreçte, sayısız safha olduğunda hemfikiriz. Fakat en can alıcı noktanın, topluluk olarak oyuna ne kattığımız noktasında kendimize vereceğimiz samimi cevaplarda saklı olduğu kanısındayım.

Sahneledikten sonra oyunun konusu açıldığında bizim diye bahsedebiliyor muyuz? Yoksa sahnelemek yerine seyircilere metinleri uzatıp okumalarını istesek de olur muydu? Aradaki fark nedir? Daha da önemlisi bu farkı hangi yöntemlere başvurarak oluşturuyoruz? Tiyatronun sahneden ibaret olmadığını, oyun izleyip ve okumanın hayati katkısını, yaptığımız veya yapmadığımız her şeyin topluluğun bütün bireylerini ne denli etkilediğini idrak ediyor muyuz yahut etmek istiyor muyuz?

Gelenek. Sihirli sözcük. Adımız geçtiğinde bileğimizin hakkıyla aldığımız, bizi gurura sevk eden özelliklerimiz olacak mı? Kim bilir devredebileceğimiz bir mirasımız olur belki. 10 yıl sonra bu salona geldiğimizde gururdan ellerimiz kızarıncaya kadar alkışlayabileceğimiz oyunlar izleyebilecek miyiz?

Tükenmek bilmeyen sorular.

Şikâyet etmeyeceğiz, bahaneleri sıralamayacağız, hatayı önce kendimizde arayacağız, sahnenin kıymetini bileceğiz, önce topluluk diyeceğiz, kibre kapılmayacağız ancak kendimizi de ezdirmeyeceğiz.

Hep daha iyisini aramak üzere çıkacağız er meydanına ve durmadan büyük bir azim ve kararlılıkla çalışacağız. Bütün bunları yaşadığımız her anın hakkını vererek, büyük bir keyifle yapacağız.

Tiyatronun hayatınıza dokunmasına izin verin. O nasıl olsa sizi bulur.