Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞI TÜRKİYE’NİN UÇUŞA YASAK SAHA VE GÜVENLİ BÖLGE HAYALİNİ BİTİRDİ KÜRT KORİDORUNU CANLANDIRDI

Konuyla ilgili son değerlendirmemizde; Türkiye’nin günün sonunda olayın sıcaklığının üzerinden 24 saatin geçtiği bir ortamdaki resimde gerçekte kaybeden ülke olduğu tespitini yapmış, Rusya’nın adı “yaptırım” olarak belirtilmese de Türkiye’ye yönelik başlatacağı siyasi, ekonomik, askeri kayıplarının daha da büyüyeceğini belirtmiştik. Ayrıca Rusya’nın bu krizden daha kuvvetli, hareket serbestisi daha geniş olarak çıktığını, Suriye bağlamında daha sert askeri operasyonlara ve tedbirlere başvuracağını ortaya koymuştuk. Krizin diğer kazananı ABD’nin ise krizin kendilerden teğet geçmesini ve bölgeye yönelik perde arkası planlarının işleyişini seyredip kendi planlarını uygulamaya devam edeceğini belirtmiştik.

25 Kasım günü içerisinde yapılan açıklamalar gösteriyor ki Rusya savaş uçağının düşürülmesini kullanarak Suriye’deki askeri varlığını artırmak için haklı bir gerekçeye olarak sunmaktadır. Tabi bunu yaparken sadece Türkiye değil, bir şekilde Türkiye’nin yardım isteyeceği NATO yani ABD’yi caydıracak şekilde bir askeri yığınaklanmayı planlamaktadır. Uçak düşürülmesi olayından kısa bir süre önce Suriye’deki savaş uçağı sayısını 34’ten 69’a çıkarmış olan Rusya şimdi Lazkiye’deki Hmeymim hava üssüne 400 km menzilli S-400 hava savunma füze sistemi konuşlandıracağını açıkladı. Bunun yanında ayrıca S-300 hava savunma füze imkan ve kabiliyetine sahip Moskova kruvazörünü de yine Lazkiye açıklarında görev yapmak üzere görevlendirdi. Ayrıca Suriye’de Esad rejimine karşı mücadele eden teröristlerin (ABD ve Türkiye’ye göre ılımlı muhalifler) Türkiye’ye kaçıp tekrar girdiğini ya da sınıra çok yakın bölgelerde saklandıklarını belirterek sınıra yakın bölgelerde hava operasyonlarına devam edeceğini açıkladı.
Peki Rusya bu hamle ile ne yapmak istiyor? Birinci mesaj ABD ve Türkiye’nin ılımlı muhalif olarak tanımladıkları grupların cihatçı terörist gruplar olarak gördüğünü ve terörle mücadele kapsamında operasyonlarına devam edeceğidir. İkinci mesaj Suriye batısında oluşturmaya çalıştığı ABD liderliğindeki koalisyona yönelik uçuşa yasak sahayı daha da genişleteceğine ilişkindir.

Her ne kadar Rusya’nın Suriye’deki savaş uçaklarının operasyon menzilleri 400 km.ye kadar ulaşsa da Lazkiye’de konuşlandırılacak yine 400 km menzilli füze sistemiyle hava sahasının korunması ve ihlal olarak değerlendirdiği olaylara müdahalesi daha çabuk ve etkin olacaktır. Rusya bu imkan ve kabiliyetiyle ve bombardıman uçaklarına avcı uçaklarının da eskort edeceğini açıklamasıyla Suriye genelindeki hava operasyonlarını daha emniyetli şartlar altında gerçekleştirmeyi de planlıyor. Hatırlanacağı üzere ABD de Rusya’nın Suriye’de askeri operasyonlara başlaması üzerine IŞİD hedeflerini bombalamaya giden savaş uçaklarına eskort etmek üzere hava-hava muharebesinde çok güçlü olan F-15C’leri İncirlik’te konuşlandırmıştı. F-15C’lerin aynı zamanda Türkiye’nin hava sahasının korunmasında da görev alacağı açıklanmıştı.

Rusya’nın bu tedbirleri NATO imkan ve kabiliyetleri düşünülerek geniş tuttuğunu ama sahada özellikle Türkiye’ye karşı kullanacağını söyleyebiliriz. Çünkü olayın olduğu gün Putin “ABD ile Rusya arasında bu tür olayların olmaması için bir anlaşma olduğunu” belirtmişti. Bundan ABD ve Rusya’nın aralarında kurdukları mekanizmayla sıcak çatışma yaşanmayacağını belirtiyor, zımnen de olsa ABD’nin Suriye’de IŞİD operasyonu yapan uçaklarına müdahale etmeyeceğini beyan ediyordu. Ama Rus Su-24 uçağının düşürülmesinden sonra Rusya’nın Türkiye’ye karşı aynı anlayışı göstermeyeceği anlaşılıyor.

Bunun anlamı da Türkiye’nin IŞİD operasyonları kapsamında Suriye’deki hava operasyonu yapan uçaklarına Rusya’nın her an müdahale edebileceğidir. Diğer taraftan 25 Kasım akşamı Rus savaş uçaklarının Kilis karşısındaki Azez’e yardım götürmek üzere sınırı geçen TIR’ların sınırın hemen Suriye tarafında Rus uçaklarınca vurulması Rusya’nın hava operasyonlarının Türkiye’nin güvenli bölge olmasını istediği bölgenin sınırına kadar ulaştığını, Türkiye’den Suriye tarafına karadan ya da havadan geçecek her şeyin vurulabileceğini göstermesi açısından kritik bir mesaj içermektedir.

Bu mesajlardan çıkan sonuç şu olacaktır: Bilindiği üzere G-20 zirvesi sürecinde ABD, Türkiye-Suriye sınırındaki 98 km.lik sınır hattının IŞİD tarafından halen kullanıldığını belirterek bu hattın Türkiye tarafında ABD-Türkiye ortak operasyonuyla IŞİD’e kapatılması ve güvenliğinin sağlanacağını açıklamıştı. Bununla birlikte Türkiye’nin karadan Suriye tarafına geçmesinin söz konusu olmadığını ama hava operasyonlara katılmayı sürdüreceği ifade edilmişti. İşte ABD’nin IŞİD strateji gereği zaten karadan Suriye’ye geçemeyecek olan Türkiye (ABD bunu garantiye almak için sınırın Türk tarafına NATO askeri konuşlandırmayı planlamaktadır) Rusya’nın harekat alanında oluşturduğu yeni yapılanmayla birlikte hava operasyonları gerekçesiyle de Suriye tarafına geçmesi mümkün olamayacaktır.

Eğer aksi yapılır ve Rusya Türk savaş uçaklarını vurmaktan çekinmeyecektir. Böyle bir durumda uluslararası hukuk da Rusya’nın lehinedir. Çünkü Rusya Suriye’nin uluslararası kabul edilmiş hükümetince davet edildiğinden operasyonları meşruiyet kazanmışken, ABD liderliğindeki koalisyonun operasyonlarının hiçbir uluslararası meşruiyeti yoktur çünkü BM kararı yoktur ya da Suriye tarafından davet edilmemiştir.

Bu durumun sahadaki yansıması da Cerablus-Azez hattı güneyinin IŞİD’ten temizlenmesiyle bölgenin kontrolünün ABD ve Türkiye’nin hava desteğiyle (uçuşa yasak saha oluşturularak) ÖSO ve Türkmen gruplara bırakılmasına yönelik Erdoğan yönetiminin ısrarının ya da baskısının hiçbir yaptırım gücü kalmamasıdır. Daha önceki değerlendirmelerimizde belirttiğimiz üzere ABD ile Rusya arasındaki perde arkası anlaşmayla ABD nüfuz bölgesi olan Suriye’nin kuzeyinde Kürt koridorunun tamamlanmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Çünkü IŞİD’ten temizlenecek bölge artık ÖSO ve Türkmen grupların değil PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD/YPG’nin kontrolüne geçecek ve Afrin kantonuyla coğrafi bütünlük sağlanarak Kürt koridoru tamamlanmış olacaktır.

Tabi Kürt koridoru bu haliyle de aslında eksik kalacaktır, çünkü denize açılması sağlanamamış olacaktır. Rusya’nın desteğiyle Lazkiye kuzeyinde de Türkiye sınırına kadar olan bölge de Esad rejiminin tam kontrolü de sağlanınca Kürt koridorunun ya Hatay üzerinde denize açılması gündeme gelecek ya da Kürtler Esad rejimine bağımlı hale getirilerek Kürt petrolünün denize ulaşımı Esad’ın topraklarından geçecektir. Bunun nasıl sonuçlanacağını önümüzde orta vadede (3-5 yıl) göreceğiz. Çünkü bu süre içinde Türkiye’deki PKK terör örgütü sorunun nasıl çözüleceği de belli olacak, eğer terör örgütüyle her ne ad altında olursa olsun müzakereler yapılır ve özerkliğin önü açılırsa bölgedeki yeni sınırlar buna göre çizilecektir. Uluslararası kamuoyu Irak’ın 3’e (Kürt-Sünni-Şii) ve Suriye’nin 3’e (Kürt-Esad (Alevistan)-Sünni) bölüneceğini kabullenmiş gözüküyor. Türkiye’deki durumun da netleşmesiyle etnik ve mezhepsel temelli devletlerin sınırları yeniden çizilecektir.

Evet, Rusya savaş uçağının düşürülmesine çok sert tepki vermiş ve sonuçlarının ciddi olacağını belirtmiştir. Rusya buna cevap olarak aynı şekilde olmasa da Türkiye’nin canı çok acıtacak bir şekilde karşılık verebilir. Halihazırda siyasi-ekonomik-diplomatik alanda yaptırım havası veren bazı kararlar aldığını biliyoruz. Bunların yanında Karadeniz’de Türk savaş uçakları ve gemilerine yönelik olabileceği gibi Dağlık Karabağ sorununda askeri yığınaklanmayla fiilen Ermenistan’ın yanında yer alabilir, Kıbrıs’ta GKRY lehinde ağırlığını koyabilir, Doğu Akdeniz’de yine Türk savaş uçakları ve savaş gemilerine yönelik askeri bir müdahalede bulunabilir, yine Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge ve karasuyu sınırları sorunları (Suriye’nin ilan ettiği karasuyu ve münhasır ekonomik bölge sınırları sorunludur) mücadelesinde İsrail-GKRY-Mısır-Suriye lehinde pozisyon alabilir, Lazkiye kuzeyinde Türk sınırına yakın bölgelerde operasyonlara devam edeceğini açıklayan Rusya bu bölgede karadaki Türk sınır birliklerine ya da Türk savaş uçaklarına müdahale edebilir ya da Cerablus-Azez hattı güneyinde IŞİD’e karşı operasyonlar yapan Türk savaş uçaklarını hedef alabilir.

Evet bir hava sahası ihlali sonucunda Rus savaş uçağının düşürülmesi Türkiye için büyük bir beka sorununa dönüşme potansiyeline dönüşmüştür. Bu kapsamda Rusya’nın muhtemel tepkileri olarak yukarıda sayılan bütün bu olasılıklardan Türkiye’nin canını belki de en çok acıtacak olan (bırakın Suriye kuzeyinde uçuşa yasak saha ve güvenli bölge oluşturma hayalinin suya düşmesini) Türkiye’nin menfaatlerine ve bekasına açıkça tehdit oluşturacak Kürt koridorunun Suriye kuzeyinde oluşmasının önünü açacak şekildeki gelişmelere Türkiye’nin ne karadan ne de havadan müdahale imkanının ortadan kaldırılması olacaktır. Rusya’nın Suriye’deki askeri yığınaklanma yapılanması bu gelişmenin öne çıkacağının bir emaresi olarak gözükmektedir.