İngilizler, Rusya’dan gemilerle Karadeniz Bölgesi’ne getirdikleri Rumları silahlandırıp Türklerin üzerine salarlar. Olayların müsebbibi olarak Türkleri gösterip sonra da Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesine göre eğer olaylar durmazsa bölgenin işgal edilebileceğini söylerler. İstanbul Hükümet’i bölgeye gidip Türklerin silahlarını toplayacak ve olayları durduracak bir komutan aramaya başlar. Komutanların büyük kısmı ittihatçı olduğundan onlara görev veremezler. Sonuçta Mustafa Kemal Paşa görevlendirilir. Çünkü istihbarat raporlarında Mustafa Kemal’in ittihatçı değil, cumhuriyetçi ve milliyetçi olduğu yazılıdır. Onlara göre zaten topraklar işgal edilmiş böyle bir ortamda Cumhuriyet mi kurulur? Artık Mustafa Kemal Paşa’ya beklediği fırsat çıkmış olur. Böylece 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkılır ve İstiklal Meşale’si yakılır.

Mustafa Kemal Paşa, Bandırma Vapuruna binerken İngilizler vapurda silah araması yaparlar. Mustafa Kemal Paşa yanındaki arkadaşına dönüp “Ben Anadolu’ya öyle bir silah götürüyorum ki bu silah düşmanları yenecek ve Türklüğü ayağa kaldıracak” diyerek milli devlet ve Türklük idealini kast eder.

Tarihçe

Atatürk’ün, Samsun’a varış tarihi olan 19 Mayıs tarihi Atatürk’ün isteği üzerine “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edilmiştir. Zira Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara sonsuz bir güven besliyor ve Türkiye’nin istikbalinin onların elerinde ve omuzlarında yükseleceğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle en büyük eserim dediği cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir. Gençliğe hitaben yaptığı konuşmasında Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.” Demektedir. İşte Atatürk Kurtuluş Savaş’ımızın başlangıcı sayılan ve kendi hayatının ve Türk milletinin hayatında önemli bir dönüm noktası olan 19 Mayıs’ı bayram ilan ederek Cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençliğine bu sebeple armağan etmiştir.

Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 19 Mayıs 1981 tarihinden bu yana “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni ise Atatürk’ün bir söyleşisi sırasında: “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demesindendir.

Kutlamalar

Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır, üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilirdi. Daha sonra bayrak, Cumhurbaşkanı’na sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir ve Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra 19 Mayıs törenlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanına sunulurdu.

Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülke genelinde stadyumlarda kutlanırdı. Ama 2012’de, Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiştir.