11 Ünlü Şairimizin Vatan ve Memleket Şiirleri

1. Nazım Hikmet, Memleketimi Seviyorum

Memleketimi seviyorum:

Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.

Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı

memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim:

Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,

kurşun kubbeler ve fabrika bacaları

benim o kendi kendinden bile gizleyerek

sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Memleketim.

Memleketim ne kadar geniş:

dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.

Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.

Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum

ve güneye

pamuk işleyenlere gitmek için

Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye

utanıyorum.

Memleketim:

develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,

kavak

söğüt

ve kırmızı toprak.

Memleketim.

Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven

alabalık

ve onun yarım kiloluğu

pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla

Bolu’nun Abant gölünde yüzer.

Memleketim:

Ankara ovasında keçiler:

kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.

Yağlı, ağır fındığı Giresun’un.

Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,

zeytin

incir

kavun

ve renk renk

salkım salkım üzümler

ve sonra karasaban

ve sonra kara sığır

ve sonra: ileri, güzel, iyi

her şeyi

hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,

çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım

yarı aç, yarı tok

yarı esir…

 

 

2. Orhan Veli Kanık, Vatan İçin

Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik.

 

 

3. Cahit Sıtkı Tarancı, Memleket İsterim

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikayet ölümden olsun.

 

 

4. Ahmed Arif, Yurdum Benim Şahdamarım

Engereğin dişlerine işledim,

Ağu dişlerine

Oluklu, çentik…

Ve vurgun,

Gözleri bir çift cehennem

Burnuna kan tütmüş

Pars bıyığına…

Dağın pulat yüreğine işledim,

Şimşeğin masmavi usturasına

Sevdanı usul-usul

Sevdanı mısra-mısra

Lo ben seni hapislerde sevmişim,

Ben seni sürgünlerde.

Yurdum benim şahdamarım…

Yücende buzul

Ve kar,

Maviş dağ tavşanları

Gün vuranda alaran

Zemheri yılanları

Ve yakut bir hışımla

Öyle çakılan

Sonsuzluğun yakışığı kartallar.

Başım gözüm üstünesin

Suskum, avazım üstüne…

Adından başka silah

Yazgından başka günah

Daha yazmamış

Hiçbir gizli dosyada

Hiçbir açık kitapta.

Peşinde azgınları

Kanlı paranın

Yani Doların itleri,

Altın, Sterlin kurtları

Ve petrol Nemrutları

Ve kurşun Yezitleri…

5. Turgut Uyar, Türkiyem

Seni boydan boya sevmişim,

Ta Kars’a kadar Edirne’den.

Toprağını, taşını, dağlarını

Fırsat buldukça övmüşüm.

Sen vatanımsın, ekmeğimsin

Duyduğum, bildiğim zafersin yıllarca…

Zonguldak’ta 63 numara

Nazlı sahiller Akdeniz’de.

Sevdasın ciğerlerimde parça parça

Yarı kalmış dileğimsin…

Sen Koçhisar’da tuzum,

Sille’de kızım…

Çift kulaklı Sürmene bıçağı belimde.

Varmışım çiğ köfte yemeye Adana’ya

Dadaloğlu’ndan bir koçaklama dilimde:

– Şu yalan dünyaya geldim geleli…

Hey vatanım, bacım, sağdıcım, emmim

Senden bir yara her yerimde.

Desteye güreşmişim Kırkpınar’da.

Durmuş da yorgunluk çıkarmışım,

Bir akşam vakti

Dört bardak kırtlama çayla Erzurum’da..

Ardahan’a varmışım yollar uzamış

Bel vermiş, yol vermemiş dağlar.

Yüce Tanrı dört yanını bezemiş,

Beni yakan bir Konyalı kız imiş..

Seni boydan boya sevmişim

Ta Edirne’ye kadar Kars’tan.

Taşını, toprağını, yiğidini,

Fırsat buldukça övmüşüm..

 

 

6. Ataol Behramoğlu, Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Boynu bükük ay çiçeği

Şiirin ve aşkın geleceği

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Dağ rüzgarı, portakal balı

Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Yazgısı kara yazılmış gelin

Kurumuş sütü memelerinin

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Harlı bir ateş gibi derinde yanan

Haramilerin elinde bulunan

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Güngörmüş, bilge toprağım

Yunus, Pir Sultan ve Nazım

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Bozlat, ağıt, halay ve zeybek

Dumanı üstünde ekmek

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Yüzü kırış kırış anam

Ağlayan narım, gülen ayvam

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Asmaların üstünde gün ışığı

En güzel geleceğin yakışığı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum

Zinciri altında kımıldayan

Bitecek sanıldığı yerde başlayan

7. Edip Cansever, Mendilimde Kan Sesleri

Boynu bükük duruyorsam eğer

İçimden öyle geldiği için değil

Ama hiç değil

Ah güzel Ahmet abim benim

İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe

Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine

Konyanın beyaz

Antebin kırmızı düzlüğüne benzer

Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir

Denize benzer ki dalgalıdır bakışları

Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına

Öylesine benzer ki

Ve avlularına

(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

Ve sözlerine

(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)

Ve bir gün birinin adres sormasına benzer

Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne

Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına

Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına

Minibüslerine, gecekondularına

Hasretine, yalanına benzer

Anısı işsizliktir

Acısı bilincidir

Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan

Gülemiyorsun ya, gülmek

Bir halk gülüyorsa gülmektir

Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.

 

 

8. Cahit Külebi, Yurdum

1917 senesinde

Topraklarında doğmuşum.

Anamdan emdiğim süt

Çeşmenden tarlandan gelmiş.

Emmilerim hudutlarında

Senin için döğüşürken ölmüşler.

Kalelerin burcunda

Uçurtma uçurmuşum,

Çimmişim derelerinde.

Bir andız fidanı gibi büyümüşüm.

Topraklarının üstünde.

Koca koca kamyonlara binmişim.

Daha büyük şehirlerine

Okumaya gitmişim.

Eşkiyalar yolumu kesmiş,

Alacak şey bulamamışlar.

Topraklarının üstünde

Top oynamış, aşık olmuş, düşünmüş,

Ahbap edinmişim.

Kederlendiğim günler olmuş

Naçar dolaşmışım sokaklarında,

Sevinçli günlerim olmuş

Başım havalarda gezmişim.

Bağrımı açıp ılgın ılgın

Esen serin rüzgarlarına,

İlk defa kıyılarından

Denizi seyretmişim.

Issız çorak ovalarında

Günlerce yolculuk etmişim.

Ağladığım senin içindir

Güldüğüm senin için

Öpüp başıma koyduğum

Ekmek gibisin.

9. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Vatan Türküsü

Sizin aldığınız rüzgar, sizin verdiğiniz sessizlik

Kırmızıda, akta.

Çalışmanızın

Ölümsüzlüğünüzün kımıldanışı

Buğday buğday, bu toprakta.

Allah bir nefes gibi yakın

Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.

Gidecektir kâinatın son zerresine dek

Hürriyetiniz, bu toprakta.

10. Ahmet Erhan, Yurdum Gibi Yaralıyım

Yurdum gibi yaralıyım

Ne eksik, ne fazla

Derin bir uçurumum

Bütün haritalarda

Geceleri çığlıklar

Giriyor düşlerime

Dirlik nedir bilmedim

Yalan yanlış tarihimde

Yurdum gibi yaralıyım

Dünyaya karşı ben

Yılar değil yıllar, umudumdur

Sessizce küllenen…

 

 

11. Ziya Osman Saba, Bu Sakin Öğle Vakti

Bu sakin öğle vakti… Mevsim taze, gün ılık,

Bir dersten çıkmış kadar içimde bir ferahlık.

Yeniden yapraklanan şu çınarın gölgesi,

Şu beyaz minareden dökülen ezan sesi.

Şu yosun tutmuş çeşme, her bir taş servilikten,

Bana bahsediyorlar en sonsuz iyilikten.

Cedlerimin mermerde seyrettiğim yazısı.

Bir saatin vuruşu: günün henüz yarısı.

Çocukların koşuşu, kuşların dem çekişi

Mesut ediyor beni vatanımın güneşi.