Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti, Devletin kalbi, namusu Ankara, son beş ayda art arda meydana gelen terör saldırılarının hedefi haline geldi. Önce Gar binası önü, ardından Merasim sokak, son olarak Kızılay Güvenpark. Bu saldırılarda yüzlerce vatandaşımızı kaybettik, yine yüzlercesini de yaralı verdik. Maalesef görünen o ki bunlar son saldırılar olmayacak.

Terör örgütünün ve arkasındaki güç veya güçlerin vermek istediği mesaj son derece açık.

Bunlar diyor ki;

Ne oldu da güzel güzel yürüttüğümüz çözüm sürecinden vazgeçtiniz?

Güneydoğuda neredeyse özerklik ilan edecektik neden operasyonlara başladınız?

Operasyonlarda neden sivil halka zarar vermediniz, istismar etmemize, bölge halkını ayaklandırmamıza fırsat vermediniz?

Ne güzel Kürdistan’ı kuracaktık, Şivan Perwer’i, Barzani’yi Diyarbakır’a getirmiştik, Habur’da şov yapmıştık, 29 Ekim’de törenle Türkiye’den geçmiştik, hendek kazarken, şehirleri bomba ile doldururken müdahale etmemiştiniz ne oldu da vazgeçtiniz?

Yıllarca bize kan kusturan, terörle mücadelede dünyada emsali görülmemiş başarılara ulaşan Türk Silahlı Kuvvetlerini el birliği ile etkisiz hale getiriyorduk neden son darbeyi vurmamıza izin vermediniz?

Ne oldu söyleyelim. Siyasi irade, artık devlet aklıyla hareket etmeye başladı. Gidilen yolun yanlışlığını gördü. Bir kez daha aldatıldığını anladı. Ancak maalesef bu u dönüşünün faturası oldukça ağır oldu. Çok fazla sivil, asker, polis şehit verdik.

Peki, bundan sonra ne olabilir? Operasyonlar Terör örgütünün paniğe kapılmasına sebebiyet verdi. Bunun sonucu olarak da Devleti yeniden o çok istedikleri masaya oturtmak için her türlü yola başvuruyor ve başvuracak. Yani bu olaylar devam edecek. Bunun halktaki karşılığı ise korku ve panik. Amaç bu korku ve panik ile halk sokaklara dökülsün, baskı yapsın, oy kaybına uğrayacağından çekinen siyasi irade onların çizgisine gelsin.

Vatandaş ise, bunca yaşadığı olaya rağmen vakur duruşunu bozmadan, bu oyunun farkında olarak davranış sergiliyor. Sessiz kalarak siyasi iradenin sorunu bir an önce çözmesini bekliyor. Şunu görmek gerek, bu süreç ne kadar uzarsa halkın tepkisi artacak ve süreç hainlerin istediği çizgiye gelecek. Bu nedenle siyasi iradenin elini çabuk tutması gerekiyor.

Özellikle 13 Mart’ta yaşanan son olay vatandaşın endişesini iyice artırdı. Zira artık hainlerin, Elvin’in annesinin cenazede haykırdığı gibi elebaşları İmralı’da olan kana susamış vampirlerin belediye otobüsüne bombalı araçla saldıracak kadar iyice gözünün döndüğü algısı oluştu. Bunun yanında bir de bazılarının “terörle yaşamaya alışmamız lazım” gibisinden açıklamaları tuzu biberi oldu.

O beyefendiye şunu hatırlatmak lazım. Bu halk 1984’ten beri terörle yaşamaya alışkın zaten. Ankara’da son yaşananlar, ey Devlet sen Güneydoğu’da sokağa çıkma yasağı ilan edersen ben de senin başkentinde bu yasağı aynı şekilde ilan ederim demek. Ankara’yı bilenler bilir ha Kızılay’da bomba patlamış, ha evinizde. Çünkü Ankaralıların haftada en az dört beş defa bulunmak zorunda oldukları yerdir Kızılay.

Buraya kadar tamam da halk ne yapsın bu durumda?

Öncelikle şunu belirtmeliyim. Olay yerini eski bir kolluk amiri gözüyle ayrıntılı inceledim.  Olay yeri, Güvenpark’ta bulunan Çevik Kuvvet noktasına caddeden araçla giriş yapılan yerin tam önü. Bir ihtimal bu gözü dönmüş vampirlerin amacı, mümkün olan en hızlı şekilde araçla bariyerleri aşıp bombayı içeride patlatmak.

Bir müddet asker ve polisin yoğun olduğu yerler ile kamu binaları yakınından geçerken dikkatli olmalıyız.

Gördüğümüz her şüpheli durumu, kişiyi derhal en yakın kolluk birimine bildirmeliyiz.

Metroda, otobüste, yaya olarak dolaşırken etrafımızı sorgulayan gözlerle incelemeliyiz. Kısacası farkında lığımızı en üst düzey alarm seviyesine yükseltmeliyiz.

Bu arada bir çift sözüm de Devlet yetkililerine;

Sayın yetkililer, lütfen teröristin kimliğini öldükten hemen sonra açıklamayı başarı olarak görmeyin. Bu şunu ortaya koyuyor, hepsinin kaydı sizde var. Ne olur şunları düzgün takip edin. Takipte kim ihmal gösteriyorsa en ağır yaptırımı uygulayın. MOBESE sistemini etkin ve amaca uygun kullanın. İşinin ehli olanları doğru yerlerde görevlendirin. Bunları yapamıyorsanız görevi yapabileceklere devredin.

Güzel ülkem, umarım bu olay son olur, bize vaat edilen, ancak bir türlü gelmeyen istikrar hâkim olur, ağlamayacak denilen anaların gözyaşları diner, terörle yaşamaya alışmak zorunda kalmayız.