Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Eskiden Suriye’nin tatil ve tarım bölgesi olarak kabul edilen Barada Vadisi, bugün Suriye’deki savaşın en stratejik noktasıdır. Öyle ki Suriye’deki savaşın ve dolayısıyla da geleceğinin belirleneceği Halep, İdlib, Hama, Humus gibi önemli şehirler Barada Vadisi’nin üzerindedir.

Wolfang Gockel ve Helga Burns, Syria, Lebanon, Nelles Guide, 1998.

 

Ürdün sınırına paralel nehir boyunca ilerleyen ince uzun bir alanı içine alan vadinin en kritik noktası ise Şam’ın kuzeyindeki kalan ve Kalamun dağlarından ismini alan bölgedir. Bir yandan muhaliflerin Humus başta olmak üzere Şam’ın kuzeyindeki diğer şehirlere ikmal yolunda hayati bir öneme sahip Kalamun bölgesi öte yandan Barada Vadisi’ndeki en önemli su kaynaklarına en sahipliği yaparak Şam’ın su ihtiyacının üçte ikisini karşılamaktadır. Bu stratejik özellikleri ile bölge uzun süredir Hizbullah’ın desteğini alan Suriye ordusu ile muhalif grupların şiddetli çatışmalarına sahne olmaktadır.

 

Wolfang Gockel ve Helga Burns, Syria, Lebanon, Nelles Guide, 1998.

 

İki yıl önce Suriye hükümeti muhaliflerin kontrolündeki Kalamun bölgesinde yer alan ve Lübnan sınırına yakın tüm köy ve kasabaları kuşatma altına aldı. Suriye hükümetinin kuşatması sonucu muhalif güçlerin bir kısmı Lübnan sınırını geçerken, bir kısmı da Şam’ın kuzey batısındaki Zabadani ve Madaya’ya çekildi. Hükümet güçleri, Lübnan sınırındaki konumu nedeniyle muhalifler açısından önemli olan Zabadani ile Madaya arasındaki tünelleri ve yolları tahrip ederek muhaliflerin kuzeye giden lojistik yollarını kesmek amacıyla bu iki kasabaya operasyonlarını son iki senedir yoğunlaştırdı.

Bölge, Suriye savaşında stratejik çekişmenin merkez noktalarından biri olmasına karşın dünya kamuoyunun dikkati başta Madaya olmak üzere Suriye’nin tamamında yaşanan kuşatmalara çevrilmiştir. BM’ye göre Suriye’nin tamamında ise 4.5 milyon kişinin gıda, ilaç ve temel ihtiyaç malzemelerine erişimi son derece zor şartlar altında gerçekleşmektedir. Bu insanlardan 393.700’ünü 15 farklı kuşatma bölgesinde yaşamaktadır. Bu kişilerden 181.000’i Suriye hükümetinin, 200.000’ini de Deyrizor’da IŞİD’in kuşatması altındadır. Geçen sene söz konusu 393.700 kişinin sadece yüzde 0.5’ine gıda yardımı, yüzde 3.6’sına tıbbi yardım yapılabilmiştir. Kuşatma altındaki bölgelere BM’nin 2015 yılındaki 126 yardım ulaştırma talebinin sadece 13’üne, diğer bir ifade ile yaklaşık yüzde 10’una olumlu cevap verilmiştir. [1] Suriye Enstitüsünün Kuşatma İzleme Projesi sonuçlarına göreyse rakamlar bundan çok daha vahimdir. Enstitüye göre ağır kuşatma altındaki bölgelerin yanı sıra kısmi kuşatma altındaki bölgelerde dikkate alındığında Suriye 52 kuşatma bölgesi vardır ve bu bölgelerde yaklaşık iki milyon insan yaşamaktadır. [2]

İnsani yardıma acilen ihtiyaç duyulan bölgelerde açlık ve temel tıbbi ihtiyaçların karşılanamaması sebebiyle ölümler yaşandığına dair haberler her geçen gün daha fazla basına yansımaktadır. Sadece Madaya’da 01 Aralık 2015 tarihinden beri 6’sı çocuk olmak üzere toplam 23 kişi açlıktan hayatını kaybettiği ifade edilmektedir.[3] Gelen haberler bu sayının her geçen gün arttığına işaret etmektedir ki bölgedeki durum düşünülecek olursa bu sayının sadece rapor edilebilenler olduğu ve gerçek rakamların daha yüksek olduğu bölgeyi izleyen uluslararası örgütler tarafından ifade edilmektedir.

Başta Madaya olmak üzere Suriye’de kuşatma altındaki şehirlerdeki insanlara yardımların nasıl ulaştırılacağı başlı başına bir sorundur. Ocak ayının başında Kızılhaç ve BM 49 kamyonluk bir konvoy ile yaklaşık 40.000 kişinin yaşadığı Madaya’ya yardım ulaştırmasına karşın, bu yardımların sürekliliği konusunda ciddi bir belirsizlik hâkimdir. BM ve Kızılhaç gibi örgütlerin doğrudan yardım konvoyları ile kuşatma altındaki bölgelere girerek yardım dağıtması en uygun yöntem olarak görünmesine karşın, Kızılhaç’ın ve BM’nin çatışma bölgelerine girişi ile yaşanan sıkıntılar daha kolay ve hızlı çözümler üzerinde durulması zorunluluğunu gündeme getirmektedir. Bu bakımdan yardım paketlerinin ihtiyaç duyulan bölgelere uçaktan atılması fikri dile getirilmektedir. İnsani yardımların uçaktan atılması için gerek BM gerekse bölgeye yönelik geniş çaplı operasyonlar yürüten ABD ve Rusya gibi ülkeler yeterli mali kapasiteye ve nasıl yapılması gerektiğine dair tecrübeye sahiptirler. Buna karşın diplomatlar, BM temsilcileri ve uluslararası yardım kuruluşları siyasi ve lojistik açıdan bazı sorunların yaşanabileceğini ifade ederek insani yardımların havadan ulaştırılmasına ilişkin çekincelerini de belirtmektedirler.

BM’nin çekincelerinden biri Suriye hükümetinin izni olmadan havadan yardım ulaştırılmasına Suriye hükümetinin güçle karşılık vereceği endişesidir. Her ne kadar 2014 yılında alınan BM Güvenlik Konseyi kararları Suriye’deki insanlara insani yardım ulaştırılması konusunda Suriye hükümetinin iznine gerek olmadığını ifade etse de, kararların havadan yapılacak yardımları kapsayıp kapsamadığı ve Suriye hükümetinin bu konuda ne tepki vereceği konuları tartışmalıdır. Üstelik sadece Suriye hükümeti değil, Suriye hava sahasında söz sahibi olan Rusya’nın da bu tip bir insani yardım operasyonunda vereceği tepkinin dikkate alınması gerektiği ifade edilen hususlardan biridir. Bununla birlikte yardımların ihtiyaç sahiplerine uygun bir şekilde ulaştırılabilmesi yerden koordine edilmesi de bir gerekliliktir. Muhalifler, hükümet güçlerini havadan yapılan yardımları ellerine geçirip serbest piyasada satmakla suçlarken, muhaliflerin yardımlara kendi ihtiyaçları için el koyduğu veya halka sattığı iddiaları da gündeme gelmektedir. Durum esasında öyle bir hale gelmiştir ki gıda Suriye’deki savaşta silah haline gelmiştir.

Yardımların bir an önce ulaştırılması ve Suriye’de yaşanan insani drama son verilmesi konusu gecikmeli de olsa 29 Ocak 2016 tarihinde başlaması beklenen Suriye barış görüşmelerinin gündem maddelerinden biri olacaktır. Ancak, barış görüşmelerinin karışık diplomatik ve politik yapısı içerisinde Suriye hükümeti ile muhalifler arasında stratejik bölgelerin ele geçirilmesi için yaşanan mücadelede iki senedir dikkate alınmayan insani dramların bu toplantılarda dikkate alınması ve kalıcı çözümler üretilmesi olası gözükmemektedir.

 

 

———————————————————————————————-

[1] Office for the Coordination of Humanitarian Affairs “Statement to the Security Council on Syria”, 27 Ekim 2015, https://docs.unocha.org/sites/dms/Documents/USG%20Stephen%20OBrien_Statement%20to%20Security%20Council%20on%20Syria_27%20Oct%202015%20CAD.pdf,

[2] The Syria Institute, “Siege Watch”, 2016, http://syriainstitute.org/siege-watch/

[3] CNN International, “Madaya: Syria allows aid to reach city facing starvation, says U.N.”

http://edition.cnn.com/2016/01/07/middleeast/syria-madaya-starvation/