Seyir halindeki yüzlerce geminin navigasyon cihazlarını kapatması ve anlaşılmaz rotalar izlemesi, silah, göçmen ve uyuşturucu kaçaklığıyla ilgili kaygıları arttırıyor. İsrailli bir firma, şüpheli gemilerin takibini sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi. Ancak güvenlik uzmanları, kaçakçıların yakalanması için teknolojik ilerlemelerin yanı sıra siyasi işbirliğinin de arttırılması gerektiğini söylüyor.

Dünya ticaretinin yüzde doksanı deniz yoluyla yapılıyor. Her geminin, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO’ya kayıtlı bir kimlik numarası var. Ancak gemiler kimliklerini değiştirip, tespit edilemez hale gelebiliyor.

Windward adlı İsrailli firma, bu değişiklikleri izleyen bir yazılım geliştirdi.

Burada yazılım Çin’den Kuzey Kore’ye giden bir kargo gemisinin rotasını ortaya koyuyor.

Ami Daniel, “Kasıtlı olarak bütün kimlik numaralarının yanı sıra isim, boyut, bayrak ve mülkiyet bilgilerini de değiştiren bu gemi, denizde ne yapıyor? Belli ki, Kuzey Kore’ye uygulanan yaptırımları delmeye çalışıyor” şeklinde konuşuyor.

The Times of London gazetesiyle ortak bir araştırma yapan Windward, Ocak ve Şubat aylarında 1000’den fazla kargo transferinin denizde yapıldığını görmüş. Bu transferlerin uyuşturucu, silah ve hatta insan içerme ihtimali güvenlik uzmanlarını kaygılandırıyor.

Bir geminin şüpheli faaliyeti, aynı geminin daha önceki rotalarına bakıldığında daha iyi anlaşılıyor. Kıbrıs bayraklı gemi, Ocak ayı ortasında navigasyon sistemini kapatarak, Batı Afrika ve kuzey Avrupa arasındaki olağan rotasından birkaç kez çıkmış.

Daniel, “Ukrayna’dan ayrılıyor, Boğazlardan geçerek Avrupa’ya geçiyor. Bu kırmızı

Daniel, “Ukrayna’dan ayrılıyor, Boğazlardan geçerek Avrupa’ya geçiyor. Bu kırmızı noktalar Malta’da sürükleniyor. Yoldayken, birkaç kez vericilerini kapatıyor. Buradaki noktalı çizgiler, navigasyonun kapalı olduğunu gösteriyor. Sonra Cebelitarık’ın doğusunda görülüyor. Kuzey Afrika yakınlarındaki bu bölge, gemiden – gemiye aktarma ve kaçakçılıkla tanınıyor,” diyor.

Uluslararası yasalara göre, bütün gemilerin, yeni bir limana yaklaşırken, en son uğradıkları limanı bildirmesi gerekiyor.

Ami Daniel, “Ancak anlaşıldığı üzere, gemiden-gemiye aktarma yapan bir gemi, hiçbir limanı aramıyor çünkü okyanusun ortasında. Yani gemi, yasaları aşmanın ve yetkilileri atlatmanın bir yolunu buluyor” şeklinde konuşuyor.

Son olarak gemi, uzak bir İskoç adası olan Islay’e doğru yola çıkıyor. Ama koyun 400 metre uzağına demirliyor. Bu ziyaretin amacı belirsiz.

Daniel, bu tür bilgileri, şüpheli gemilerin soruşturulmasında kullanmak için, ileri teknolojilerin yanı sıra siyasi iradeye de ihtiyaç olduğunu söylüyor: “İşbirliği ve yasa gerekiyor. Tabi mahkemeye sunulacak kanıt da lazım. Ama bunların hepsi mevcut değil. 200 deniz milinden sonraki açık denizler, yasaya tabi değil. BM bu sorunu çözmeye çalışıyor.”

Amerika sahillerindeki kaçakçılığın boyutlarıysa, geçtiğimiz haftalarda Sahil Güvenlik birimlerinin Florida kıyısında, piyasa değeri yaklaşık 420 milyon dolar olan, 660 kilo kokaini ele geçirmesiyle ortaya çıktı.

 

Kaynak: http://www.amerikaninsesi.com/a/supheli-gemilerin-takibi-icin-yeni-teknoloji/3855657.html