Bugün Armenpress ve Armedia web sitelerinde “Ermeni sözde Soykırımı: Mısır Milletvekilleri Parlamentoyu Hollanda Örneğini Takip Etmeye Çağırdı–Armenian Genocide: Egyptian Lawmakers Call on Parliament to Follow Netherlands’ Example” başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Mısır Parlamentosu’nun bazı siyasi sebeplerle böyle bir karar almayacağını ümit etmekteyim. Sözde Ermeni soykırımını tanıyan iki Müslüman ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke Suriye Lübnan’dır. Lübnan’da etkili bir Ermeni diasporası vardır. Suriye’nin neden tanığını söylemeye bilmem gerek var mı?

Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik 24 Şubat’ta yaptığı konuşmada Hollanda Parlamentosu’nun 1915 olayları ile ilgili Ermeni iddialarını soykırım olarak tanımasını ‘yok hükmünde’ sayarak eleştirmiştir: “Hollanda, Srebrenitsa katliamında doğrudan sorumluluğu olan bir ülkedir. Onların askerlerinin, mazlum Boşnakları terk ettiğini ve oradaki masumları nasıl katlettiğini biliyoruz. Ama Hollanda kendilerine ayna tutacakları yerde Türkiye’ye iftira atmaya cüret ediyorlar. Bizim tarihimizde soykırım yoktur…Hollanda Parlamentosu’nun sözde Ermeni soykırımı kime faydası vardır. Bunun Türkiye’ye husumet gütmekten başka hiçbir amacı olamaz.”

Bu köşede 28 Şubat’ta yayınlanan yazımda da belirtmiş olduğum gibi Bakan Çelik’in kararı yok hükmünde saymasıyla karar yok olmamakta, ortada durmakta, diğer ülkelere de örnek olmaktadır.  

Bu sebeple başımızı kuma gömmeyelim. Hollanda Parlamentosu’na TBMM tarafından hazırlanacak, bilgiye ve de belgeye dayanan bir cevap verilmelidir. Yok saymak, kınamak, meydan okumak yöntemleriyle bir yere varamadığımız için 28 Avrupa Birliği ülkesinden 14’ü sözde Ermeni soykırımını tanımıştır, böyle giderse diğer ülkelerde tanımaya devam edecektir.

İsveç, parklara Ermenilerin sözde Ermeni soykırımı anıtı dikmesini yasaklanırken, dost ve kardeş üstelik Müslüman bir ülke parlamentosunun böyle bir karar alması, tarihi gerçeklere tamamen aykırıdır.

İsveç Yüksek İdari Mahkemesi (Högsta Förvaltningsdomstolen) Norrköping Belediyesi’nin Norrköping kenti merkezindeki parkın ortasına bir sözde Ermeni soykırım heykeli dikme hakkı olmadığını onaylamıştır. İtiraz edilemeyen Yüksek Mahkeme kararıyla İsveç’te artık belediyeler soykırım anıtı dikemeyecektir.

28 Şubat’ta şunları yazdım: “Perinçek ve 28 Kasım 2017 tarihli Mercan ve diğerleri kararlarına (Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête No 18411/11) rağmen sözde Ermeni soykırımını kabul eden Avrupa ülkelerinin parlamentolarının soykırım kararlarının geri alınması sağlanmadığı sürece, diğer ülkelerin de Ermeni diasporasının etkisiyle Türkiye aleyhine karar almaya devam etmeleri kaçınılmazdır.”

Maalesef tahminim doğru çıkmıştır. Çünkü sırada ABD, Mısır ve Yeni Zelanda vardır.

Sözde Ermeni soykırımı konusunda 24 Nisan’da ABD Başkanı Trump’ın “soykırım” (genocide) kelimesini kullanması için ABD’de ortam hazırlanmaktadır. ABD Büyükelçisi olarak 1915-1916 yıllarında İstanbul’ da görev yapmış olan Henry Morgenthau, Ermeni sekreterlerinin yardımıyla derlediği yalanlarla dolu hatıralarını ABD’ye döndükten sonra Büyükelçi Morgenthau’nun Hatıraları adı altında yayımlamıştır. (Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü, Belge Yayınları, 2015)

Aradan yüzyıl geçtikten sonra torun Robert M. Morgenthau, 25 Ocak 2018 tarihinde The Wall Street Journal’da (WSJ) “Trump, Ermeni soykırımı hakkında gerçeği söyleyecek mi? başlığı ile bir yazı yayımlamıştır. (Will Trump Tell the Truth About the Armenian Genocide? He recognized the reality that Jerusalem is the capital of Israel. Such daring is needed again. By Robert M. Morgenthau Jan. 25, 2018 7:11 p.m. ET)

Morgenthau’nun 25 Ocak 2018 tarihli yazısından 1,5 ay önce 9 Aralık 2017 tarihinde Turkish Forum’daki “Donald Trump Kudüs Açıklamasının Ardından 24 Nisan’da ‘Türkler Ermenilere Soykırımı Yaptı’ Derse Ne Olur?” başlıklı yazımda bu konuya dikkati şöyle çekmiştim:

“Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasıyla ilgili açıklaması, Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlal eden ve barışı dinamitleyen bir gelişmedir. Trump Türkiye’nin bu konuda gösterdiği sert tepki ve Ermeni lobilerinin baskısıyla 24 Nisan’da sözde Ermeni soykırımını ‘genocide’ kelimesini kullanarak tanıyabilir. ABD’de güçlü bir Ermeni diasporası ve lobisi vardır. Son olarak 6 Kasım’da ABD’nin Indiana Eyaleti Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Ermenilere soykırım yaptığını kabul eden tasarıyı onaylamıştır. Böylece ABD’de sözde Ermeni soykırımını kabul eden eyalet sayısı 48’e yükselmiştir. Bu sebeple yumurta kapıya gelmeden, iş işten geçmeden şimdiden tedbir alınmasında yarar vardır. Türkçede bir deyim vardır: Delidir, ne yapsa yeridir. Bir insanın deli olduğu için beklenmeyecek şeyler yapabileceğini, dolayısıyla kendisinden sakınılması gerektiğini bildiren sözdür.”

Mısır Parlamentosu ise 26 Temmuz 2016’da böyle bir girişimde bulunmuştu. Milletvekili Mustafa Bekri tarafından Parlamento Başkanı Ali Abdulal’a sunulan tasarıda 337 milletvekilinin imzası vardı. Tasarıda yer alan açıklamada parlamentonun, Osmanlı Devleti döneminde 1915-1922 yılları arasında Ermeni halkına karşı yapılanları ‘soykırım’ olarak tanıması ve bu yönde bir karar çıkarması istenmiştir. 596 milletvekilinin yer aldığı parlamentodan karar çıkmamıştı.

Armenpress ve Armedia web sitelerinde “Ermeni sözde Soykırımı: Mısır Milletvekilleri Parlamentoyu Hollanda Örneğini Takip Etmeye Çağırdı” başlıklı haberleri görünce, Dışişleri Bakanlığını arayarak çok zor da olsa bana bağlanan Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdür Sekreteri Kadriye Hanıma durumu ilettim, Kahire Büyükelçiliğimiz ile TBMM Genel Sekreteri Ali Bey’in sekreteri Funda Başaran Hanımı da bilgilendirdim ve de mail attım.

Bir Türk vatandaşı olarak yapmış olduğum girişimler eğer bir işe yararsa, bundan memnun olurum. Bana kalırsa Mısır Parlamentosu’nun zaman kaybetmeksizin Türk tezi konusunda bilgilendirilmesinde yarar vardır. En kuvvetli gerekçe de, Mısır’ın kadim dostu İsrail Parlamentosu’nun 15 Şubat’ta böyle bir kararı reddetmesidir. Sırada Yeni Zelanda da vardır.