ANKA: Öncelikle, yeni kitabınız Senin Olan Sana Gelir’i tebrik ederiz. Bildiğimiz kadarıyla en çok yazar olmayı istemişsiniz. Sizin olan size gelmiş diyebilir miyiz?

MERT ÇUHADAROĞLU: Çok teşekkür ediyorum. Evet, küçüklüğümden beri hep bir yazar olmayı hayal etmiştim, sonunda gerçek olduğu için çok sevinçliyim, her yeni kitabımda bu sevinci adeta tekrar yaşıyorum. Yazar olmak ve bu şekilde yazılarla, kitaplarla insanların hayatına dokunabilmek gerçekten muhteşem bir duygu. Dördüncü kitabımın ismi Senin Olan Sana Gelir; sabırlı olup akılcı bir şekilde emek verdiğimizde isteklerimiz genellikle gerçekleşiyor, benim hayatımda da hep bu şekilde oldu, yazarlığı da bu kapsamda görebiliriz elbette.

 

ANKA: İlk kitabınız yayınlandığında neler hissetmiştiniz ve her bir kitapla beraber bu hisler nasıl değişiyor?

MERT ÇUHADAROĞLU: İlk kitabım yayımlandığında hissettiklerim ilk kızımı kucağıma aldığımda hissettiklerime benziyordu; kitap yazmak ve yayınlamak bir tür doğum süreci diyebiliriz belki. Her kitapla bu hisler aynen devam ediyor, nasıl ki insan çocukları arasında bir ayırım yapamazsa ben de kitaplarımın her birinde çok güzel hisler yaşadım.

 

ANKA: Yazmak için tercih ettiğiniz ortamlar, zaman dilimleri var mı?

MERT ÇUHADAROĞLU: Yazmak için özellikle tercih ettiğim bir ortam veya zaman dilimi yok açıkçası. Yoğun bir iş hayatım var; ayrıca ailemle ve arkadaşlarımla zaman geçirmeyi de seviyorum. Bu nedenle bulabildiğim her ortamda ve her fırsatta yazmaya çalışıyorum. Yazmaktan bağımsız olarak düşünülür ise gece geç saatleri daha çok seviyorum, zihnimin daha berrak olduğunu hissediyorum ve ortam olarak evde olmaktan hoşlanıyorum. Diğer yandan; günlük yürüyüşlerimi yaptığım Kadıköy Özgürlük Parkı yazı ve kitaplarla ilgili fikirlerimi kafamda toparladığım ve tarttığım yerdir.

 

ANKA: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar’dan sonra Senin Olan Sana Gelir diyorsunuz. Başlıklar bir yazınızın özetini andırıyor, yan yana eklenince. Bu sıralamayı özellikle mi tercih ettiniz?

MERT ÇUHADAROĞLU: Kitapların isimleri yan yana sıralanınca aralarında bir tür sinerji olduğunu görüyoruz. Diğer yandan bu biraz tesadüfen gerçekleşti. Elbette tesadüf ne demektir ve gerçekten tesadüf diye bir şey var mı sorularını tartışabiliriz her zaman. Aslında ben hep hayatımın belli dönemlerini yazıyorum; bu dönemlere isimlendirme yaptığımda ortaya çıkan kitap isimlerinin uyumlu olması bu durumdan kaynaklanıyor olabilir.

 

ANKA: Başlık ‘Su akar yolunu bulur.’ sözünü anımsatıyor. İkisini nasıl karşılaştırırsınız?

MERT ÇUHADAROĞLU: Su akar yolunu bulur ve Senin Olan Sana Gelir birbirine yakın kavramlar; akıl ve mantığı ön planda tutup emek verdikten sonra bırakmak gerekiyor; buna kabul etmek diyebiliriz, tevekkül diyebiliriz. Elimden geleni yaptıktan sonra sabırla beklerim, benim için hayırlı olan bana gelir, şüphesizce inanmak da bunun önemli bir parçası elbette.

 

ANKA: Yazılarınızdan tanıdığımız bilgenin hikâyelerini okuyacağız, yanılmıyorsak. Bilge ile ilk nasıl tanıştığınızı öğrenebilmeyi çok isteriz. Bize kendisi hakkında kısaca neler anlatabilirsiniz?

MERT ÇUHADAROĞLU: Bilge ile tanışma hikâyeme kitabımın başlangıç bölümünde yer verdim; diğer yandan bu bir kurgu roman; Bilge de benim yaratmış olduğum hayali bir karakter. Eşimden, annemden, kızlarımdan ve başka kişilerden esinlenerek yarattım, pek çok kişinin bir birleşimi diyebiliriz.

 

ANKA: Son olarak, ‘senin olan sana geldikten’ sonra ne olur?

MERT ÇUHADAROĞLU: Benim olan bana geldikten sonra bir şey olmaz aslında; insan sürekli olarak istemeye devam eder, yaşamın doğası bu şekildedir, dolayısı ile yeni istekler oluşur ve benim olanın bana gelme süreci hayat devam ettiği müddetçe sürer, bu devamlı bir döngüdür, kesintiye uğradığı noktada hayat sona ermiş demektir.