LINKEDIN
Share
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

….

BÜYÜK DEVLETLERLE İLİŞKİ KURMAK AYI İLE YATAĞA GİRMEYE BENZER 

Rahmetli İsmet İnönü bir söyleşisinde  “büyük devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer. Uyurken bile gözün açık olacak”  (Hulusi Turgut 1961) demişti. Çok doğru söylemiş. ABD   Temsilciler Meclisi’nde sözde Ermeni soykırımının tarihinde görülmemiş bir oy çokluğu ile kabul edilmesinden saatler önce Turkish Forum’da yayınlanan  “Sınır Ötesi Harekatın Bedeli Sözde Ermeni Soykırımının ABD Tarafından Tanınması Olmamalıdır” başlıklı yazım  gerçek olmuştur.

Türkiye, BM Anlaşması’nın 51’nci maddesine göre Suriye’ye  müdahale etmiştir: “Bu anlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya  kadar, bu üyenin doğal olan  kişisel ya da kolektif meşru müdafaa hakkına halel getirmez.”  Türkiye, PKK’nın ve onun uzantıları olan PYD/YPG’nin saldırılarına  maruz kalınca onların   silahlı saldırılarına  meşru müdafaa  kapsamında karşılık vermiştir.

ABD Başkanı Donald Trump  Barış Pınarı Harekatı’nın başladığı 9 Ekim’de Cumhurbaşkanı  Erdoğan’a Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumla ilgili anlaşma çağrısı yaptığı mektupta  Türkiye’nin askeri operasyonuna yeşil ışık yakmadığını açıklamış, Cumhurbaşkanı  Erdoğan’a “ağır” bir mektup yazdığını söylemiştir. Trump  Temsilciler Meclisi’nde azınlık lideri Cumhuriyetçi Kevin McCarthy‘den mektubun kopyasını masadakilere dağıtmasını istemiştir.

Mektupta Trump Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarih de sizi iyi yazar. Eğer iyi şeyler olmazsa, sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler. Sert adamı oynama. Aptallık etme! Seni sonra arayacağım” demiş, mektubun ekinde Suriye Demokratik Güçleri’nin   sözde komutanı Mazlum Kobani’nin Türkiye ile müzakere etmek istediğini  belirttiği   mektubu da  eklemiştir. Benzer bir mektubu ABD Başkanı   Lyndon B.  Johnson, Kıbrıs’a asker çıkarma yetkisi 16 Mart 1964’te TBMM’de oybirliğiyle  kabul edilince  55 yıl  önce  (5 Haziran 1964)  İsmet İnönü’ye iletilmek üzere ABD Büyükelçisi Raymond Hare’ye  şifreli teleks ile göndermişti.

x

Mektupta ;“Tek taraflı harekete geçemezsiniz”, “Sovyetler müdahale ederse…”, “Sert tepki göreceksiniz”, “Bizim silahları kullanamazsınız”, “Kıbrıslı Türkleri toptan imha ederler”, “Güvenlik ve refahınızı düşünüyoruz”, “Menfaatinizle alakadarız”, “Geniş çapta muhasamata yol açar” ve “Her türlü kararı geri bırakın” tehditleri yer almıştır. Türkiye’yi ilk ziyaret eden ABD Başkanı Lyndon Baines Jonhson’un mektubunu  Cüneyt Arcayürek  13 Ocak 1966’da Hürriyet gazetesinde yayınlamıştır:

 “Hadiseler yaratan mektubun tam metnini açıklıyoruz .Herkesin merak ettiği mektubu elde edip açıklamak bir gazetecilik görevidir Cüneyt Arcayürek bildiriyor: Aylardır Türk kamuoyu milli bir Kıbrıs konusu ve bu konunun önemli dayanaklarından birisi olan “Amerikan Bileşik Devletleri Başkanı Mr. Johnson’un mektubu” ile yakından ilgileniyor. Biz gazetecilerin üzerine düşen tek görev Johnson’un mektubunu tam metin halinde ele geçirmek ve onu gazetelerimize vermekti. Ben, bugün bu görevi yapıyorum. Bu mektubun nasıl elde edildiği hakkında önümüzdeki günlerde bazı müthiş yorumları ve bağlantıları duyabilir ve okuyabilirsiniz. Çünkü her büyük olay üzerinde insanlar düşünür, konuşur. Johnson’un mektubunun ele geçirilip Hürriyet’te yayınlanması üzerinde de en az Meclis ve Senato’da konuşulduğu kadar laf edilecektir. Ama tarafsız bir gazete olarak Hürriyet, böyle bir mektubu ele geçirip yayınlamak suretiyle yaptığı gazetecilik görevinden sadece, şeref duyar.” 

15 Ocak 1966‘da dönemin iktidarı, İnönü’nün verdiği  cevabı da  açıklamak zorunda kalmıştır. İnönü Johnson mektubuna verdiği cevapta, “mektubun gerek yazılış tarzı, gerekse içeriği bakımından hayal kırıcı olduğunu, ittifak münasebetlerine ilişkin konularda önemli görüş ayrılıkları belirttiği” vurgulamış, Time dergisine verdiği röportajda da tarihe geçen şu mesajı vermiştir: “Müttefikler tutumlarını değiştirmezlerse, Batı ittifakı yıkılabilir… Yeni şartlarda yeni bir dünya düzeni kurulur, Türkiye’de orada yerini alır.”  21 Haziran 1964‘te Johnson ile İnönü Washington’da bir araya gelmiş ve Türkiye  Kıbrıs harekatını tam 10 yıl, bir ay ertelemek zorunda kalmıştır.

1