Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

AKKUYU’DAN SUUDİ ARABİSTAN’A: TÜRKİYE’DE HÜKÜMETLER ARASI ENERJİ ANLAŞMALARINDA DÖNÜŞÜM

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanlarında, başta Akkuyu Nükleer Santralı olmak üzere ardı ardına imzaladığı “hükümetler arası anlaşmalar (HAA)”, ülkenin enerji geleceğini ve egemenlik haklarını ciddi bir şekilde tartışılır hale getirmiştir.

Yakın dönemde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  ve son olarak Suudi Arabistan ile enerji konusunda yapılan mutabakatlar, üst paragraftaki kaygımızı desteklemektedir.

Geçtiğimiz günlerde TBMM’ce onaylanan 3 Şubat 2026 tarihinde Riyad’da Suudi Arabistan ile imzalanan “Yenilenebilir Enerji Santralı Projelerine İlişkin Anlaşma (YEPA)”, daha önce BAE ve ABD örneklerinde tanık olduğumuz “sistematik kontrol kaybının” en güncel halkasını oluşturmaktadır.

Bu anlaşmalar yalnızca yatırım çekme araçları değildir. Üretim varlıklarının mülkiyeti, fiyatlandırma mekanizması, arazi kullanımı, hukuki uyuşmazlık çözümü ve işletme kontrolünün birlikte değerlendirildiği yeni bir yatırım modeli ortaya çıkmaktadır.

Yönetimin, petrol zengini Suudilere sunduğu bedelsiz arazi tahsisi, vergi muafiyetleri ve 30 yıllık fiyat garantisi gibi devasa tavizler, YEPA’nın âdeta “2026 model kapitülasyon” olarak nitelendirilmesine yol açmıştır.

SUUDİLERE 30 YILLIK ENERJİ ALIM GARANTİSİ

3 Haziran’da Riyad’da imzalanan YEPA, TBMM’ce 23 Haziran’da onaylanıp 27 Haziran’da RG’de yayımlanmıştır. Söz konusu anlaşmayla, toplam 5 bin MW kurulu güce ulaşacak güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri Suudi şirketlerine bırakmaktadır. Sivas ve Karaman’da kurulacak 2 bin MW’lık güneş enerjisi santralleri (GES), bunun ilk aşamadaki en somut örneği olacaktır.

TBMM’ce onaylanan bu HAA, Sivas ve Karaman (Taşeli)’da her biri 1000 MW olmak üzere toplam 2000 MW’lık GES kurulmasını; üretilecek elektriğin, 30 yıllık alım garantisi ve euro bazlı fiyatlandırma ile EÜAŞ tarafından satın alınmasını içermektedir. İlerleyen süreçte ise toplam 3 bin MW’lık ek yenilenebilir enerji projelerinin hayata geçirilmesi plânlanmaktadır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi üretilen elektrik enerjisi, ticari işletmeye geçiş tarihinden itibaren 30 yıl süreyle EÜAŞ tarafından satın alınacaktır. Bu alım işlemi “al ya da öde” esasına dayalı olarak gerçekleştirilecektir. Her iki santral için de elektrik fiyatı ilk 5 yıl için 47,5 EUR/MWh (KDV hariç) olarak belirlenmiştir ve fiyatlar 5nci yıldan sonra Sivas için 23,415 EUR/MWh, Taşeli için ise 19,950 EUR/MWh seviyesine düşecektir.

Oluşacak Maliyetler ve Olası Sonuçları[1]

Ülkemizdeki “güneş enerji santrallarının ortalama verim hesaplamaları”, yıllık bin 600 saat tam yükte çalışacakları öngörülerek yapılmaktadır. Bu santralların ortalama olarak bu verimle çalışacağı varsayıldığında; Sivas GES için ilk 5 yıl boyunca yıllık 76 milyon euro, sonraki 25 yıl boyunca ise yine yıllık 37.5 milyon euro ödeme yapılması beklenmektedir. Taşeli GES için ise ilk 5 yıl 76 milyon euro, sonraki 25 yıl boyunca yıllık 31.9 milyon euro ödeme yapılacağı hesaplanmaktadır. 30 yıllık süreçte Sivas GES için 1,31 milyar euro, Taşeli GES için ise 1,17 milyar euro ödeme gerçekleştirilecektir. Yalnızca Faz 1 kapsamındaki bu iki projenin ülkemize toplam maliyeti yaklaşık 2,5 milyar euroyu bulacağı anlaşılmaktadır.

ataturk-un-kaldirdigi-kapitulasyonlar-suudilere-2026-model-geri-mi-dondu-1-1782430889

Detaylarına yer verilmese de toplam kurulu gücü 3 bin MW olacak ek yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesini öngören Faz 2 için, Faz 1 maliyetinin yüzde 50 daha fazlası, yani 3,7 milyar euro ek maliyet oluşacağı ve bu anlaşmanın toplam yükünün 6 milyar euroya yaklaşacağı öngörülebilir.

Sağlanan Ayrıcalıklar

Söz konusu bu anlaşma kapsamında, yatırımı gerçekleştirecek Suudi şirkete ücretsiz arazi tahsisi yapılmaktadır. Proje şirketleri; arazi haklarının edinilmesi, kiralanması ve kullanımı için herhangi bir bedel ödemeyecektir. İrtifak, mera vasıf değişikliği ve orman izinleri gibi gerekli tüm işlemler EÜAŞ tarafından yapılacak, kamulaştırma bedelleri de EÜAŞ tarafından ödenecektir. Üstelik alımlar al ya da öde esasına dayalı olarak yapılacak; bir başka anlatımla ihtiyaç olmasa da ödeme yapılacaktır.

TBMM’nce onaylanan anılan anlaşmaya göre, Kurumlar Vergisi teşviki uygulanacak; ithal edilecek her türlü ekipman, makine, yedek parça ve sarf malzemesi gümrük vergisi, KDV ve ÖTV`den muaf olacaktır. (Bu arada yurt içinden temin edilen malzeme ve ekipmanlar için de KDV muafiyeti, damga vergisi istisnası bile unutulmamıştır).

Keza, proje sahibi Suudi şirketler, tüm yasal defter, hesap ve kayıtlarını euro cinsinden tutabilecek, faturalandırma ve ödemeleri de euro ile yapabilecektir. Projenin inşaat ve işletme dâhil her aşamasında yabancı personel istihdam edilmesine otomatik olarak izin verilmektedir.

Saniyen alım ve fiyat garantisi dışında, bu anlaşma ile Suudi yatırımcılara, iç hukuka hiçbir biçimde tabi olmayacakları, uyuşmazlıkların çözümünde yerli yargı yerine uluslararası tahkim mekanizmalarının (ICSID) yetkilendirileceği, yüksek korumalı ve eşine az rastlanır bir statü sağlanmaktadır.

Yatırım uyuşmazlıklarının çözümünde Türk mahkemeleri yerine uluslararası tahkim mekanizmalarının tercih edilmesi, devletin düzenleyici yetkisinin kullanımını sınırlandırabilecek ek hukuki riskler” doğuracak niteliktedir.

Sağlanan Ayrıcalıkların Analizi[2]

Ülke yönetimi bir süredir “yenilenebilir enerji kaynak alanları (YEKA)” olarak adlandırılan alanlarda GESler kurulması için ihaleler düzenlemektedir. 2025 sonunda teklif toplanan 8 bölge arasında bulunan Eskişehir sahasına 260 MW gücünde GES kurulması için yapılan en büyüklerinden biriydi. Firma ürettiği elektriği devlete 20 yıllık alım garantisi kapsamında kilovatsaatini 3,25 eurodan satmayı teklif ederek ihaleyi aldı. Ayrıca, 27 milyon 300 bin euro katkı payı ödedi. Katkı payı da düşülürse, devletin bu GES’dan elektriği kabaca 3 sente alacak diyebiliriz.

Suudilerle yapılan anlaşmada ise alım garantisi 30 yıl, santrallerin kapasitesi Eskişehir’dekinin dört katı. Bu durumda daha çok elektrik üretecekleri için, kazanç da daha fazla olacaktır. Alım garantisi süresi de 10 yıl daha fazla. Devlete satış fiyatı ise ilk beş yıl daha yüksek olsa da ortalamada, Sivas sahası için 2,74, Karaman için 2,41 euro olacak. Suudi Arabistan’dan katkı payı istenmiyor. Zaten ortada yarışma, ihale yok. Arazi, alım garantisi, her şey hazır. Türkiye tarihinin en düşük alım fiyatlarından biri olduğu doğru ama YEKA ihalelerinde görülen fiyatlardan da çok da uzak değil.

YEKA ihalelerinde tüm izinlerle ilgili ödemeleri ihaleyi kazanan şirket ödemektedir. Eğer santral Hazine arazisindeyse, arazinin rayiç bedelinin yüzde 2’sini devlete kira olarak ödenmektedir. Keza gümrük vergisi, kurumlar vergisi gibi tüm vergilere de tâbi olup, muafiyet uygulanmamaktadır. Suudi Arabistan anlaşmasında ise devlet şirketi EÜAŞ Suudiler için araziyle ilgili tüm izinleri almakta, planları hazırlanmaktadır. Keza araziler 49 yıllığına bedelsiz kiralanmaktadır. Anlaşmadaki madde 10.3’e göre, güneş panelleri ithal edilirse, gümrük vergisi, KDV ÖTV’nin yanında, ithalâta uygulanan her türlü vergi, harç, mali yükümlülük, ücret, fon ve paylardan muaf olacaktır.

Suudi Arabistan’ın projelerine Kurumlar Vergisi teşviki de verilmekte. Projelerde kullanılacak ekipman, malzeme, makine, alet, yedek parça ve sarf malzemelerini, KDV’den muaf olacak şekilde, yurt içinden temin etme hakkı da madde 10.4’te tanınmıştır. Diğer YEKA projelerinde bazı teşvikler var ama Kurumlar Vergisi muafiyeti bulunmamaktadır.

Suudi Arabistan’ın kuracağı proje şirketleri isterlerse hisse devri yapabiliyor ancak, payları hiçbir zaman yüzde 35 oranının altına düşmüyor ve projenin kontrolünün her zaman geliştiricide kalması şartı bulunmakta. Kısacası, ilginç bir şekilde, hisselerinin yüzde 65’ini satmak isteseler bile bu satışı projenin kontrolü Suudilerde kalacak şekilde yapılması istenmiş. Yüzde yüz hissesi Rusya’da olan Akkuyu Nükleer’deki duruma benziyor. Orada da Rusya en fazla yüzde 49 hisseyi satabilmektedir.

DAHA ÖNCE DENENMEYE KALKIŞILMIŞ BENZER BİR GİRİŞİM

Benzer hükümler ve alım garantileri içeren “Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması” 19 Temmuz 2023 yılında Abu Dabi’de BAE ile de imzalanmıştı.

23 Aralık 2024’de TBMM Başkanlığı’na sunulan anlaşma, Osmanlı dönemindeki kapitülasyonlara benzer koşullar içerdiği ve yabancı şirketlere ihalesiz imtiyazlar sağladığı yönündeki görüşlerle ilgili meslek odaları (TMMOB, EMO, MMO) tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. TBMM Dışişleri Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’na havale edilmesine rağmen, bu kapsamdaki nihai yasalaştırma süreci askıya alınmış ve yasalaştırılamamıştır.

Kısacası, Suudi Arabistan ile imzalanan ve yukarıda açıklanan anlaşmayla benzer yöntemle yürütülecek projeler içerse de, Suudi Arabistan’a onaylanan 5 bin MW’lık yenilenebilir enerji kanun teklifinin aksine, BAE ile imzalanan bu stratejik çerçeve anlaşması meclis onayı alamamıştır.[3]

SUUDİLERDEN SONRA SIRADA BAE mi VAR?

Önce Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali için Rusya ve son olarak Sivas ve Karaman’daki GES için de Suudi Arabistan ile “kapitülasyon benzeri” anlaşmalar yapan Ankara yönetiminin, benzer tavizleri BAE’ye de sağlaması beklenmektedir.

Bu bağlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar geçen yıl yaptığı açıklamada, “Niğde Bor’da yapılacak yaklaşık 1 milyar dolarlık 1100 megavat depolamalı güneş enerjisi santrali yatırımı projesinin son aşamasına geldik.” demişti.[4]

BAE ile yapılan görüşmelerin ayrıntıları kamuoyuna açıklanmasa da, Rusya ve Suudi Arabistan’a verilen vergi avantajı, arazi tahsisi gibi teşviklerin, BAE’ne de sağlanacağı tahmin edilmektedir.

NÜKLEER ve YEPA HAKKINDA OLUŞAN TEMEL SORULAR ve SONUÇ

Yazımızın yukardaki bölümlerinde açıkça ortaya çıkan gerçekler ışığında aşağıdaki soru / sorunların yanıtlanması gerekmektedir:

* GES’in nükleerden dört kat ucuza elektrik ürettiği bilinmesine karşın, ülke neden bir nükleer santral sıkıntısına sokulmuş ve Kırklareli ve Sinop’ta yeni nükleer santral yapılması niçin ısrarla öncelenmektedir?

* Neden dev güneş santralları ve büyük şirketler yerine yurttaşların balkonlarına, çatılarına, otopark ve bahçelerine güneş paneli ve enerji kooperatifleri kurmasını sağlayacak destekler verilmemektedir?

* Teşvikler neden yoğunlukla başka ülke yatırımcılarına verilmekte; HAA yoluyla yapılan mutabakatlarla ilgili süreçler niçin stratejik ortaklıklar kurulması şeklinde olmayıp, “yeni nesil imtiyaz düzenlemelerinegidilmektedir?

Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve dış yatırım çekmek amacıyla uluslararası sermayeye cazip koşullar sunması doğal ve gerekli görülebilir. Ancak yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik teşviklerle, kamu maliyesi üzerinde uzun vadeli yük oluşturabilecek ve devletin düzenleyici yetkisini sınırlandırabilecek ayrıcalıklı yatırım rejimleri” arasında dikkatle gözetilmesi gereken bir denge bulunmaktadır. Bu dengenin bozulması, kısa vadede yatırım kazanımı sağlasa bile uzun vadede mali, hukuki ve stratejik riskler doğurabilir.

Nitekim Akkuyu Nükleer Güç Santrali modeliyle başlayan, ardından Suudi Arabistan ile imzalanan bu anlaşmayla devam eden süreç; hükümetler arası enerji anlaşmalarının giderek standart yatırım teşviklerinin ötesine geçen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Keza, özellikle Suudi Arabistan ile yapılan ve “olağan yatırım teşviklerinin ötesine geçen ayrıcalıklı yatırım rejimini” içeren HAA, ülke kaynaklarının ne denli cömertçe paylaşıldığını; klasik yatırım teşviklerini aşarak uzun vadeli ekonomik ve hukuki bağımlılık yaratabilecek imtiyazlar içerdiği ve bunun enerji egemenliği açısından risk oluşturduğunu gözler önüne sermektedir.

Enerji politikaları yalnızca üretim kapasitesini artırmayı değil; kamu kaynaklarının etkin kullanımını, rekabetçi piyasa yapısını, hukuki öngörülebilirliği ve ulusal enerji egemenliğini de birlikte gözetmek zorundadır. Bu nedenle hükümetler arası enerji anlaşmalarının, yatırım çekme hedefinin ötesinde; ekonomik maliyetleri, kamu yararı, hukuki sonuçları ve uzun vadeli stratejik etkileri bakımından daha şeffaf, rekabete açık ve kapsamlı bir kamuoyu değerlendirmesine tâbi tutulması, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Ersin Dedekoca                                                                                                                         3 Temmuz 2026

Kaynakça:

[1] “Elektrik Mühendisleri Odası Basın Açıklaması: Enerjide Yeni Kapitülasyon Anlaşması”, TMMOB EMO Ankara Şubesi, 12.05.2026, https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=151465&tipi=2&sube=14

[2] Yazımızın bu bölümü, Enerji Analisti Özgür Gürbüz’ün bu makalesinden yararlanılmıştır: “Suudilere, Ruslara var: Halka yok”, Birgün, 12.05.2026, https://www.birgun.net/makale/suudilere-ruslara-var-halka-yok-711824

[3] “BAE için dikkat çeken enerji imtiyazları: Yeni kapitülasyonlar mı?”, Yetkin Report, 25.12.2023, https://yetkinreport.com/2023/12/25/bae-icin-dikkat-ceken-enerji-imtiyazlari-yeni-kapitulasyonlar-mi/

[4] “Enerji Bakanı Bayraktar, BAE ile 1 milyar dolarlık yatırımda son aşamaya geldiklerini bildirdi”, AA, 14.10.2025, https://www.aa.com.tr/tr/enerjiterminali/genel/enerji-bakani-bayraktar-bae-ile-1-milyar-dolarlik-yatirimda-son-asamaya-geldiklerini-bildirdi/52272