…
BU YIL TÜRK KARA KUVVETLERİNİN KURULUŞUNUN 2235. YILI
Türk Ordusu denilince akıllara “Kara Kuvvetleri” gelir.
Kuruluşu olarak M.Ö.209 tarihi verilmektedir.
Aslında bu tarihte disiplinli bir askeri birliğin oluşumu söz konusudur.
Tarihçi Yılmaz ÖZTUNA ve Hüseyin Nihal ATSIZ, 1963, 1968 ve 1973’de Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihinin 28 Haziran M.Ö. 209 olması gerektiğini teklif etmiş, söz konusu teklif uygun görülerek sorumlu ve yetkili makamlarca kabul edilmiştir. [1]
Türk Ordusuna ait kayıtlar M.Ö. 3’üncü yüzyıla kadar gitmektedir
Türk Ordusu dünyanın en kalabalık muharip ordusu olarak bilinir.
Türklerde tarihin şafağında söylenmiş “Her Türk asker doğar” sözü yerleşik bir söylemdir ve günümüzde hâlâ yaşamaktadır. [2]
Gök-Türklerin ataları Asya Hunlarıdır. Asya Hunları da kuruluş bakımından en geliştikleri çağda, Mete (M’Ot-Un)’nin başbuğluğunda (M.Ö.209-174) yaşıyorlardı. [3]
Mete Han’ın kurduğu askeri teşkilat ufak tefek değişikliklerle bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. Eli silah tutan herkes askeri eğitimden geçirilirdi. Askerler üzerlerinde kılıç, bıçak, ok ve yay taşırlardı.
Türk Ordusu tamamen millî bir orduydu. Başbuğlarına çok değer verir ve büyük bir sadakatle itaat ederlerdi. Bir askerin en büyük ideali cenkte ölmekti. Böylelikle ülkesine ve milletine karşı vazifesini yerine getirmiş oluyordu.
Kadim Türklerde ordu, devletin temelini teşkil eder ve ayrı bir sınıf olmaktan ziyade toplumla bütünleşmiş bir kurum olarak ön plâna çıkardı. Eski Türk toplulukları iki temel unsura dayanıyordu. Biri aile, diğeri ordu-devlet denilen kurum da bunun teşkilâtlanmış hâliydi. [4]
Bu nedenle Şevket Süreyya AYDEMİR “Tek Adam” isimli eserinde, “Milletleşmeye yüzyıllar önce ordulaşmayla başladık” der.[5]
Türk Ordusundaki 10’lu düzen Hunlardan gelmektedir
Çin kaynaklarına göre, Türk devletlerinde ordu 10’lu teşkilât üzerine kurulmuştu. En büyük askeri birlik olan 10 bin kişilik kuvvete “Tümen” adı veriliyordu. Tümen çapındaki bir kuvvet, 1000’lere (Alay/Tabur), 100’lere (Bölük) ve 10‘lara (Manga) ayrılmış olup, başlarındaki komutanlara, “Tümen başı, Bin başı, Yüz başı, On başı” gibi unvanlar veriliyordu.
Bugün Türk Ordusundaki 10’lu düzenin, o çağdaki Hun Ordularından gelme olduğuna inanılmaktadır.[6]
Eski Türk askeri eğitimi emre itaat, anında karar verme ve gösterilen hedefi vurma gibi bugün bile geçerli temel ilkelere dayanmaktaydı.
Diğer yandan, eski Türk Ordularının süvarilerden kurulu olması, onun en temel özelliklerinden biriydi. Kaşgarlı Mahmud’un “Divanu Lugat’it-Türk” adlı eserinde, “At Türk’ün kanadıdır” diye ifade eder. Bozkırlarda yaşayan Türkler atsız düşünülemez. Kaşgarlı Mahmud’un ifadesiyle, kuş için kanat ne ise, Türk için de at oydu. Bundan dolayı her çadırın önünde daima koşumlu bir at hazır bulunmaktaydı. [7]
Değerlendirme ve Sonuç
Türk Ordusunun, hiçbir yerde yazılı olmayan ama daima yaşayan ve insan hayatını derinden etkileyen, yüzyıllar öncesinden yerleşmiş bir sistemi, yaşam biçimi ve felsefesi vardır. Türk Ordusu, “Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı için kendi özgürlüklerini sınırlayan, gerektiğinde canını vermek için eğitilmiş insanlar” kitlesi olarak tanımlanır.
Türk Ordusu, Türk Devletinin “Millî Gücü”nün esas unsurlarından biridir ve ülkenin topyekûn millî gücünün en önemli unsurudur. Bağımsızlığımızın en büyük teminatıdır. Oğuz-Ata soyundan aldığı feyz ile üzerine düşen vazifeyi, şanlı tarihinin derinliklerinden ve disiplinli geleneklerinden aldığı güçle daima başarmaya muktedirdir.
Yüzyıllar boyunca pek çok Türk Devleti kurulmuş yıkılmış, yerine tekrar yenisi kurulmuş, coğrafyası değişmiş fakat Türk Ordusunun millî yön ve karakteri, rengi, felsefesi ve edindiği yerleşik temel değerleri hiç değişmemiştir.
Kurulduğu günden beri bağrından çıktığı Türk Milleti ve Devletinin daima hizmetinde olmuştur. Esas gücünü, nesilden nesle tevarüs eden gelenek, görenek, örf ve adetlerinden alır. Dünya harp tarihine yön veren örnek bir yapısı vardır.
Diğer taraftan şanlı Türk Ordusu, hiçbir ideolojinin, hiçbir siyasi rejimin, grubun veya zümrenin ordusu değildir. O bağrından çıktığı Türk Milleti ve Devletinin daima hizmetinde olmuştur. Zira mensuplarının disiplin ruhu ve görev anlayışı kuşaktan kuşağa geçen bir Oğuz-Ata mirasıdır. Çağlar boyunca kurumsal yapı olarak daima bu prensipleri kendisine şiar edinmiştir.
Türk Ordusunun en büyük özelliklerinden biri de çok yönlülüğü ile devletteki değişim ve dönüşüme öncülük etmiş olmasıdır. Ordunun yakın tarihi incelenecek olursa 18. ve 19. yüzyıllarda askeri reformların, Osmanlı İmparatorluğunun değişim ve gelişiminde itici güç olduğu görülür. Anılan dönemde eğitim ve sanayinin gelişmesi ordu sayesinde olmuştur. Örneğin, tıp, veterinerlik, eczacılık, kimyagerlik, mühendislik, haritacılık, ressamlık gibi bilim ve sanat dalları ilk önce orduda kendini göstermiş ve vücut bulmuştur.
Türk Devletleri ve Türk Milleti dünya tarihinde askeri medeniyetleri ile tanınır. Tüm toplumsal değişimlerde ve kültürel yapılanmalarda bu unsur ağır basar. Türk Ordusu gittiği her yere medeniyeti de beraberinde götürmüştür. Yakın tarihimizden beri askeri eğitim ve öğretim, daima memleketin genel eğitim ve öğretim sistemine öncülük etmiş ve lokomotifi olmuştur. [8]
Sonuç olarak, Türkler tarihleri boyunca özgür ve onurlu yaşamalarını “Ordularına” borçludur. Türklük, ordusuyla, milletiyle el ele özgür ve onurlu yaşamanın adıdır.
Dünyanın en güzel coğrafyasında güven içinde yaşamanın ölçütü, “Türk Ordusu”dur. Bunun tersi düşünülemez.
TÜRK KARA KUVVETLERİNİN 2235. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!
KAYNAKÇA:
[1] İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER, Pelin Çift-Ahmet Taşağıl-Yeditepe Yayınevi-2024(İkinci Baskı)
[2] a.g.e.S.192
[3] DORUK, Türk Ordusu Tarihi, İ. Kayabalı-C. Arslanoğlu
[4] İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER, Pelin Çift-Ahmet Taşağıl-Yeditepe Yayınevi-2024(İkinci Baskı)
[5] TEK ADAM, Şevket Süreyya Aydemir- II. Cilt
[6] DORUK, Türk Ordusu Tarihi, İ. Kayabalı-C. Arslanoğlu
[7] İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER, Pelin Çift-Ahmet Taşağıl-Yeditepe Yayınevi-2024(İkinci Baskı)
[8] http://ankaenstitusu.com/turk-kara-kuvvetlerinin-2229-yil-donumu
- BU YIL TÜRK KARA KUVVETLERİNİN KURULUŞUNUN 2235. YILI - 27 Haziran 2026
- SİYASET MESELENİN “ZARFI” İLE UĞRAŞIYOR - 17 Haziran 2026
- DÜNYAYI ETKİLEYEN SAVAŞTA İKİ AY GERİDE KALDI - 1 Mayıs 2026
- MİLLÎ EĞİTİMİMİZİN HÜZÜNLÜ GEÇMİŞİ VE BUGÜNÜ - 6 Nisan 2026
- YALNIZ KALMAK VE YALNIZLIK ÜZERİNE - 24 Mart 2026
- ORTADOĞU’DA VE TÜRKİYE’DEKİ SON GELİŞMELER - 6 Mart 2026
- “TÜRKLÜK” BİR ÇATI KAVRAMDIR - 26 Şubat 2026
- ORTAK RAPOR AÇIKLANDI - 19 Şubat 2026
- YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ TAMAM MI DEVAM MI? - 6 Ocak 2026
- 4 OCAK DİYARBAKIR MİTİNGİ - 31 Aralık 2025