…
SİYASET MESELENİN “ZARFI” İLE UĞRAŞIYOR
İç siyasi çekişmeler ve tartışmalar, bölücü terör örgütü ve onun siyasi uzantıları ile girişilen talihsiz diyalog çalışmalarını geri plâna düşürdü.
Dini bir bayram arifesinde icat edilen “mutlak butlan” adlı tartışmalı mahkeme kararı, tüm ekonomik sosyal ve siyasi sorunlar dahil her şeyi sildi süpürdü adeta halının altına gizledi.
Sabahtan akşama kadar televizyon programlarında bu konu tartışılıyor.
Bu durumu fırsat bilen ve yararlanmak isteyen bölücü terör örgütü şimdiki elebaşı Murat KARAYILAN:
“Silah bırakacağız demedik, silahlı mücadele stratejisini durduruyoruz dedik.” diye bir cümle sarfetti.
Yine bölücü örgütün üst düzey teröristlerden Mustafa KARASU geçenlerde:
“Böylece tek devlet, tek millet, tekçilik genel bir eğilimdi. Türkiye’de o eğilim oldu.
Fakat bu Türkiye’ye dar geliyor. Türkiye’de farklı inançlar, kimlikler var. Bir de Kürtler var.
Türkiye’nin üçte birini Kürtler oluşturur.
Cumhuriyet eskisi gibi tekçi, otoriter olamaz. Farklı kimlikleri kabul edecek, tekçilik anlayışı yıkılacak.
Demokratikleşme olursa Türkiye gelişir, büyür. Öyle bölünmez, parçalanmaz.
Biz zaten ulus devlet anlayışına karşıyız. Böyle bir şey olamaz.” şeklinde zelil bir tavırla açık kaynaklarda yer alan açıklamalar dikkatlerden kaçtı, gündeme gelmedi.
Mensubu olduğu bir siyasi partide 6 dönem milletvekilliği yapmış Ahmet TÜRK isimli kişi, geçenlerde yaptığı bir konuşmada, “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!” diyerek bilgisizliğe, ihanete ve etnik temele dayalı, asimetrik psikolojik harekâta hizmet eden bir söylemde bulundu.
Neredeyse parlamenterlerinin yarısının kendisini Kürt kökenli sayan insanların oluşturduğu bir mecliste, yıllarca devletin tüm imkânlarından faydalanmak, lüks ve sefahat içinde yaşamak, barış, kardeşlik ve demokrasi projesinin arkasına sığınarak fitne-fesat içeren açıklamalar yapmak, ancak sömürgecilere uşaklık edenlerin işidir. Kürtleri istismar etmekten başka bir işe yaramaz.
Her şeyden önce yukarıdaki ifadelerin tamamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne ve Cumhuriyetin temel niteliklerine ve Anayasanın 66. Maddesine aykırılık gösteren ifadelerdir.
Taraflar arasında büyük çelişki ve görüş ayrılığı var
Yukardaki açıklamalara bakıldığında, devletin bu meseleyle ilgili duruşu ile bölücü terör örgütünün bakış açısı arasında çok büyük bir çelişki göze çarpıyor.
‘’Biz silah bırakmadık diyorlar, sadece mücadelemizi silahsız sürdüreceğiz’’ diyorlar. Meselenin kırılma noktası bize göre bu ifade.
Oysa devletin bu konudaki olmazsa olmaz şartının, silahları bırakmak ve örgütün behemahal tasfiye edilmesi değil miydi?
Süreç bu haliyle ilerler mi?
Siyaset erbabının, sözde demokrasi, kardeşlik ve barış projesi adı altında sürdürdüğü “Terörsüz Türkiye” projesi yukardaki açıklamaların gölgesinde nereye kadar ilerleyecek bilmiyoruz.
Bildiğimiz tek şey, tarihin şaşmaz kuralı olan, bir meseleye nasıl bakıldığından daha önemlisi, hangi noktadan bakıldığı ve yaklaşıldığıdır. Hangi esaslar kabul edilerek ele alındığı ve sonuçlandırıldığıdır.
Siyaset bu konularla ilgili bugüne kadar meselenin “zarfı” ile ilgilenmiş, “mazrufun” ne olduğundan habersiz olarak ilerlemeye çalışmıştır. Oysa “mazrufa” yani olayın içeriğine bakıldığında görülecektir ki, işler hiç de öyle göründüğü gibi gitmiyor.
Bölücü örgütün son açıklamaları ve tavrı vahim sonuçlar doğurmaya namzettir.
Taraflar arsında önemli görüş ayrılıkları varsa ve yapılan uygulamalarla, açıklamalar arasında derin çatlaklar bulunuyorsa, “Terörsüz Türkiye” projesinin akıbetinin, geçmiş yıllarda yaşanan çözüm süreci ile aynı olacağı, yani başarısızlıkla sonuçlanabileceğinden bahsetmek yanlış olmaz.
Özetle bölücü terör örgütü elebaşıları tarafında yapılan açıklamalar ve verilen beyanatlar, yeni çözüm sürecini tıkanma noktasına getirebilir. Bu koşullarda siyasi otoritenin yol haritasının değişmesi gerekebilir.
Sonuç olarak, halihazır mevcut koşullarda yaklaşık iki yıldır sürdürülen bu sürece devam edilmesinin mümkün olamayacağı değerlendirilmektedir.
Türk Milletinin en değerli varlığı “Millî Birliktir.”
Millî birlik ve beraberlik, milletin birliğini bir arada yaşama arzusunu ve ülke bütünlüğünü ifade eder.
Bir ulusun/milletin doğuşunu, yaşama biçimini ve ilerlemesini sağlayan yegâne unsurdur.
Türk Devleti, Türk Milleti ve ülkesinin birlik ve bütünlüğüne ve millî egemenliğe ve tam bağımsızlığa dayanır.
Millî birlik ve beraberlik, Türk Milletini diğer milletlerden ayıran en önemli özelliktir.
Son yaşanan ABD-İran savaşı buna başka bir örnek teşkil eder.
Söz konusu savaşı, millî birliğini ve bütünlüğünü koruma iradesi gösteren İran kazandı.
“Son İran’lı ölene kadar savaşacağız” diyerek ölümü göze alan cesur ve kararlı adımlar atan, güçlü olanın değil, vatanını seven ve koruma iradesini üst düzeyde sergileyen İran galip geldi.
İran’ın gösterdiği bu direnişin, bizim kurtuluş savaşımız başlarken Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’da söylediği, “Ya istiklal ya ölüm!” parolasıyla benzerlik gösterdiğini söylemek mümkündür.
Terörsüz Türkiye nasıl tesis edilir?
Ulusal ve uluslararası yasal zeminde hukuki varlığı olmayan yasa dışı bir terör örgütünü muhatap kabul ederek, bu örgütle birtakım aracılar vasıtasıyla yapılan karşılıklı görüşme, anlaşma ve açıklamaların hiçbir yasal dayanağı yoktur ve geçersizdir.
Terörsüz Türkiye’den bahsedilebilmesi için;
– PKK’nın dışındaki tüm KCK unsurlarının (YPG/SDG-Suriye, PÇDK-Irak, PJAK-İran) tamamının silahsızlanarak fesih edildiklerinin bizzat teröristbaşı tarafından ilân edilmesi gerekir.
– Teröristbaşının nezdinde tüm terörist unsurlar ve siyasi uzantılarının öncelikli olarak pişman oldukları çağrısı yapıp, nedamet duyduklarını, sözde “Kürdistan” safsatasından vazgeçtiklerini ve “hiçbir şart ve talebimiz yok” diye beyan etmeleri elzemdir.
– “Biz Kürt asıllı Türk vatandaşıyız” diyerek, Türk Bayrağı altında, “Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün bir parçasıyız” söyleminde bulunmaları şarttır.
– “Varlık sebebimiz, Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın başta ekonomik olmak üzere, sosyal, hukuki eğitim, sağlık, ulaştırma gibi sorunlarını çözmektir. Doğu ve Güneydoğuyu kalkındırmaktır.” şeklindeki beyanatlarda bulunmaları şarttır.
– Türk İstiklâl Marşına saygı göstererek iştirak etmeleri gerekir.
Terörsüz Türkiye projesi işte o zaman başarıya ulaşır ve Türk Milleti tarafından onaylanır.
Bu koşulların dışında, Terörsüz Türkiye’nin tesis edilmesi için öne sürülen her türlü söylem ve düşüncenin başarılı olması ve tasvip edilmesi mümkün değildir.
Van’ın Erciş ilçesinde Kırgız Türklerinin yerleşmesiyle kurulan Ulupamir köyünde yaşayan Kırgızlar, “Bizim iki bayrağımız var. Evveliyatında Türk Bayrağı, ondan sonra Kırgızistan Bayrağı. Her iki vatan toprağı için de bayrağı için de can veririz.” diyorlar.
Sonuç
Bölücü terör örgütü ile sürdürülen mücadelenin içeriğine bakılmadan, evveliyatını bilmeden, bu mücadelenin özünü ve ruhu anlamadan alelacele alınan kararlar ve ortaya konulan çözümlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Türk Milleti dil, kültür, ideal birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu, doğal, toplumsal, hukuki ve siyasal bir bütündür. Bunu Anayasasında açıkça belirtmiştir. Kimlikler üzerinden siyaset yapmayı reddeder.
“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir!” ilkesi esas alınarak, terörle ve terör örgütü ile ilgili alınacak kararlar ve yapılacak düzenlemeler yapılacak bir referandumla Türk Milleti’ne sorulmalıdır.
Milletin geleceğini ve bekasını etkileyecek hiçbir anayasa veya yasa değişikliği milletin onayı alınmadan yapılmamalıdır.
Tarihe şaşı bakanlar ve ondan ders almadan yapılan girişimlerin akıbetlerinin hüsranla biteceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Tekrarlamakta fayda var. Türk Milleti ve siyaseti, millî ve üniter yapısının bozulması ve parçalanmasına göz yumacak, beka ve toprak bütünlüğüne vaki saldırılara müsaade edecek, razı olacak veya rıza gösterecek bir millet değildir.
- SİYASET MESELENİN “ZARFI” İLE UĞRAŞIYOR - 17 Haziran 2026
- DÜNYAYI ETKİLEYEN SAVAŞTA İKİ AY GERİDE KALDI - 1 Mayıs 2026
- MİLLÎ EĞİTİMİMİZİN HÜZÜNLÜ GEÇMİŞİ VE BUGÜNÜ - 6 Nisan 2026
- YALNIZ KALMAK VE YALNIZLIK ÜZERİNE - 24 Mart 2026
- ORTADOĞU’DA VE TÜRKİYE’DEKİ SON GELİŞMELER - 6 Mart 2026
- “TÜRKLÜK” BİR ÇATI KAVRAMDIR - 26 Şubat 2026
- ORTAK RAPOR AÇIKLANDI - 19 Şubat 2026
- YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ TAMAM MI DEVAM MI? - 6 Ocak 2026
- 4 OCAK DİYARBAKIR MİTİNGİ - 31 Aralık 2025
- TERÖRSÜZ TÜRKİYE NASIL OLUR? - 15 Aralık 2025