Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Zincirlikuyu’da savaş sürerken aynı saatlerde, Yunanlıların kat kat üstün kuvveti, Yarbay Cevalas komutasındaki Hacı İlyas Tepesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Ödemişli Kuvayımilliyeciler uyanık ve heyecanlı idiler ve zaten savaşı bekliyorlardı. Yayındaki savaşçılarla, örtü ve keşif kolu görevi yapması için Derebaşı İstasyonuna Ali Orhan tarafından gönderilen Kayıkçıoğlu Molla Hüseyin Efe’nin görevi, ilerleyen düşmanı öncü olarak karşılamak, düşman güçlerini Derebaşı köyü önündeki çukur bölgeye sokmaktı.

Taşlıtepe, yörenin en yüksek yeri olarak kumandanlık tepesiydi. Sağ yöndeki Kayaköy Dağları ve Kayaköy Gediği, Kayaköy Jandarma Komutanı Başçavuş Sezai komutasında yurtsever Kayaköylü Kuvayımilliyeciler tarafından tutulmuştu. Sol tarafta epeyce ileride sabah başlayan Zincirlikuyu savaşının işaretleri, gelen silah seslerinden anlaşılıyordu. Saat 9.00’da bir tabur Yunan askeri, Bayındır yönünden Hacıilyas sırtlarına doğru üç km’lik bir mesafeden avcı hattında ilerlemeye başladı.

Bu sırada Kayıkçıoğlu Molla Hüseyin’in kuvvetleri, kahraman Molla Hüseyin’in ayağa kalkıp ateş emri vermesiyle ateşe başladılar. Zaten hayatı kahramanlık öyküleri ile dolu olan Kayıkçıoğlu Molla Hüseyin Efe’nin yere yatması düşünülemezdi. Aslan gibi heybetiyle düşmana doğru koşması, kendi birliğini de harekete geçirmişti. Bu birliğin kimi zaman yatıp, kimi zaman ayağa kalkıp kendisinden çok üstün Yunan birlikleri üzerine etkin bir biçimde harekete geçmesi, yurtseverliği ve kahramanlığı simgeleyen bir görünümdü. Bu şiddetli taarruz karşısında, düşman yönünü değiştirmek zorunda kaldı. Sol tarafta bulunan Derebaşı Köyünün önündeki çukur bölgeye doğru yöneldi.

Bu sırada Cephe Komutanı Ali Orhan, cepheye civar köylerden gelen on beş, onaltı yaşındaki çocuklarla Kayıkçıoğlu Molla Hüseyin Efe’ye cephane gönderiyordu. Her çocuk koltuklarının altına iki kutu cephane almış, olanca hızlarıyla savaşan birliğe yetiştirmeye çalışıyordu. Kuvayımilliyecilerin kurduğu savaş planı işliyordu ve savaş Kuvayı Milliye Cephe Komutanlığının planladığı strateji doğrultusunda Kayaköy’ün egemen tepelerine kaydırılmıştı. Düşman, Kuş Oturağı tepesiyle Meşelier sırtları arasında toparlandı, yeniden taarruza geçti.

Aynı anda diğer bir Yunan birliği Derebaşı Köyünün batısındaki sırtlardan aşarak Meşeler tepesine doğru taarruza geçti. Böylece Yunan birlikleri iki yönden saldırıya geçmişti. İlk Yunan birliğinin saldırı yönü kuzeydoğu, ikinci ise tam doğu yönündeydi. Ödemişli Kuvayımilliyeciler dağlık arazinin her tarafına yayılmışlardı. Savaşan güçleri ancak elli kadardı. Çünkü diğer seksen kişilik bir güç Zincirlikuyu’da bulunuyordu. Savaş Ödemişli direnişçilerin top gibi ses çıkaran Martin tüfeklerini ateşlemesiyle başladı. Kuvayımilliyeciler egemen tepeleri tutmuşlardı. Yunan birliği ovada ilerliyordu. Elli kişilik Kuvayımilliyecilere karşılık iki bin olduğu bilinen üstün düşman gücü de hafif ve ağır makineli tüfeklerle karşılık vermeye başladı. Her yer adeta inliyordu. Altı yüz yıldır düşman çizmesi görmemiş olan Küçük Menderes ovasında bir ölüm kalım savaşı veriliyordu. Sabah saatlerinde başlayan savaş üç saattir sürüyordu. Öğle vaktinde, Kuvayımilliye Komutanı Yüzbaşı Tahir Bey ile Av. Hamit Şevket Bey yanlarında Çerkez Hasan çetesiyle beraber cepheye geldiler. Çerkez Hasan çetesi savaşa katılmakta nazlanıyordu. Hatta olumsuz davranarak cepheyi terk etti. Sabah saatlerinde başlayan savaş, geç saatlere kadar üstün Yunan taarruzlarına karşı kahramanca sürdü. İkinci zamanı, Yunan kuvvetlerinin bir kısmı komutanlık tepesine saldırdılar. Cephenin hemen gerisinde Dr. Mustafa (Bengisu) tarafından oluşturulan sahra hastanesi yaralılar için görev yapıyordu. Akşamüzerine doğru üstün güçler karşısında geri çekilmekten başka yapılacak bir şey kalmamıştı. Günün erken saatlerinde başlayan savaş, geç saatlere kadar sürdü. Direnişçiler üstün Yunan saldırısı karşısında adım adım bulundukları yeri savunarak geri çekilmek zorunda kaldılar.

Yüzbaşı Tahir Bey ve arkadaşları, Kaymakam Bekir Sami Bey ile birlikte Alaşehir’e kadar çekildiler. Cephe komutanı Ali Orhan Bey, yedek subaylardan Selim Bey ve birkaç arkadaşı geride toplanma bölgesine çekildiler. Yunanlılar4 Ödemiş’e 10 km mesafede bulunan Hacıilyas ve Kayaköy tepelerinde epeyce ölü ve yara verdiler. Ödemişli Kuvayımilliyeciler ise 2 şehit ve 20 yaralı verdiler. Kuvayımilliyecilerin Hacıilyas Tepesi’nden geri çekilişinden sonra Yunan ordu birlikleri yürüyüşe geçti. Ödemiş’e girmeden Çatal, Hacıilyas ve Kayaköy’ü yaktılar. Yağma, tahrip ve katliamda bulundular. Adeta bu ilk ciddi direnişe karşı intikam almak istiyorlardı. Daha sonra Ödemiş’e yürüyüşe geçtiler. Yerli Rumlar öncü olarak yol göstericilik görevi yapıyorlardı. Ödemiş Müftüsü Hacı Hüseyin Efendi ile Rum Papazı, gelen Yunan birlik komutanını karşıladılar. Ödemiş’te talan ve katliam olmaması ricasında bulundular.

Yunan taburu akşam ezanında Ödemiş’e girdi. Yerli Rumların ‘Zitos, Yaşasın’ bağrışları arasında ilerlediler ve kışlaya yerleştiler. Yerli Rumların kışkırtmalarıyla evlerde silah aramalarına başladılar, ileri gelen tanınmış kişileri toplayarak dayak ve işkence yöntemlerine başvurdular. Hiçbir ilçede ve yörede yapmadıkları zulümleri Ödemiş’te yaptılar.

Kuvayımilliye’nin bu ilk hareketine katılanlar geriye çekilerek Alaşehir’e geçtiler. Daha sonra kurulan Ödemiş Kuvayımilliye cephelerinde görev aldılar. Evet, Ödemiş’teki direniş çabaları işgale engel olamadı ama Yunan ordusu karşısında ulusal bilincin ilk halk silahlı örgütlenmesinin somut örneğini verdiler. Ödemişliler kıran kırana örgütlü ilk Kuvayımilliye Savaşı’nı yaptılar. Yunan işgal güçlerine karşı çıkabileceği düşüncesinin Ege Bölgesi’nde dalga dalga yayılmasını sağladılar. Kuvayımilliye direnişçilerinin daha sonra yapacakları örgütlenmelerin yolunu açtılar. Celal Bayar’ın çok doğru olarak belirttiği gibi düşman ‘gül ve sümbül’ demetleriyle karşılamak için hazırlanan teslimiyetçi davranışların yanında Ödemişliler büyük bir yurtseverlik örneği gösteriyorlardı.

Ödemiş direnişinde önemli görevler üstlenmiş olan Hamit Şevket Bey, Ödemiş direnişini iki cümle ile en anlamlı biçimde betimlemiştir. Hamit Şevket Bey Ödemiş gençlerinin emperyalist kuvvetlerine karşı direnişinin anlamını şöyle değerlendiriyor:

Esasen bizim topluluğumuzun anlamı, Yunanlılara karşı ‘hoş geldin’ dememek ve bilhassa ‘sokulma bu yiğit yuvasına, yakarız seni’ demekten ibaret idi. Ve bir milli kıyam (ayaklanma) başlangıcı idi.’’

Kaynak: Ödemiş’te Kuvayımilliye’nin Kuruluşu/İlk Kurşun Savaşı/ Sayfa: 223-227/Alev Coşkun

Fotoğraflar:

1-Milli Mücadelede Aydın–Nazilli Cephesi, Kahraman Subaylarımız ve Zeybekler, Hatıralarım, Cevat Sökmensüer

2-Alev Coşkun