19 Ocak 1977’de temel parçacık fiziğine yaptığı katkılardan dolayı Sheldon Glashow ile birlikte Oppenheimer Ödülü’nü alan ve ödül için kendisini tebrik eden öğrencilerine “Ödül, Yale ile Harvard arasında paylaşıldı yazıldı. İsterdim ki, ODTÜ ve Harvard arasında paylaşıldı desinler” diyen Prof. Dr. Feza GÜRSEY’i saygıyla ve üzüntüyle anıyoruz.

1974 yılında ODTÜ’den ayrılmak zorunda bırakılan Feza Gürsey bunun nedenlerini, Prof. Dr. Mustafa Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nca verilen Bilim Hizmeti ve Onur Ödülü töreninde anlatmıştır:

“Birincisi, sık sık ve ücretli izinli olarak dışarıdaki bilim merkezlerinde çalışmam ve bu bilimsel alışverişe öğrencilerimi de katmam. İkincisi, Türkiye’mizin seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun olmayan üst düzeyde bir araştırma yaparak gençliğe zararlı bir örnek olmam.”

 

Ödülleri:

  • 1969 TÜBİTAK Bilim Ödülü (Ankara)
  • 1977 J.R. Oppenheimer Ödülü, S.Glashow ile (Florida)
  • 1979 Einstein Madalyası (Kudüs)
  • 1981 College de France Madalyası (Paris)
  • 1981 İÜ Madalyası ve Onur Doktorası (İstanbul)
  • 1981 A.C.Morrison Ödülü, R.Grifths ile (New York)
  • 1984 İtalya Commentadore Nişanı (New York)
  • 1986 Wigner Madalyası (Philadelhphia)
  • 1989 TASSA Seçkin Bilimci Ödülü (Washington)
  • 1989 Parlar Vakfı Bilim Ödülü (Ankara)
  • 1991 Galatasaray Eğitim Vakfı Madalyası (İstanbul)

 

Feza GÜRSEY (1921 – 13 Nisan 1992)

20.yüzyıl fiziğinin evrensel kişiliklerinden birisi olan Feza Gürsey, askeri doktor Reşit Gürsey ve kimyager Remziye Hisar’ın ikinci çocukları olarak, İstanbul’da doğdu. Annesi de Sorbonne’da Devlet Kimya Doktorası yapmış, seçkin bir bilim insanıydı. Annesi Kurtuluş Savaşı’na geleceğin gençlerini yetiştirmek üzere Adana’da öğretmenlik, Reşit Gürsey ise Ankara’da doktorluk yaparak katıldı. Galatasaray’da başlayan eğitimi 1940 yılında tamamlandı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümü’ne kaydolan Gürsey, 1944 yılında mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı sınavı kazanarak İngiltere’ye giden Gürsey, burada Imperial College’da doktora yapmaya başladı. “Kuaterniyonların Alan Denklemlerine Uygulanmaları” başlıklı tezini 1950’de tamamladı. Aynı yıl Cambridge Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalarda da bulunan Gürsey, 1951 yılında İÜ’de fizik asistanı olarak göreve başladı. 1952’de meslektaşı Suha Pamir ile evlendi. 1953 yılında doçent olan Gürsey, bundan sonraki yıllarında İÜ’de dönemin seçkin kuramsal fizik anabilim dallarından birini oluşturmak için yoğun çaba gösterdi. Yetkinliğini artırmak için 1957-1961 yılları arasında zaman zaman Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda, Princeton ve Columbia Üniversitelerinde araştırmalar yaptı. Bu dönemde çağdaş fiziğin devleriyle tanışma fırsatını bulan Gürsey, 1961 yılında ODTÜ’de göreve başladı ve Kuramsal Fizik Bölümü’nü kurdu. Bu dönemde kuantum elektrodinamiği konularında çalışmalara başlayan Gürsey, 1974 yılına kadar ODTÜ’de ve Yale’de dönüşümlü olarak öğretim üyeliği görevini sürdürdü. 1974’de Yale’de kürsü başkanı olan Gürsey, 1990’a kadar çalışmalarını burada sürdürdü. Ömrünün sonuna doğru kansere yakalanan bu değerli bilim insanı ABD’nin New Haven kentinde öldü. Yayımlanmış 123 makalesi ve 2 kitabı vardır. Dünyanın yetiştirdiği seçkin bir fizikçi ve matematikçi olmasına karşın, Feza Gürsey’in kültürel ilgileri tarihten edebiyata, sanatın çeşitli dallarından farklı ulusların gelenek ve göreneklerine kadar uzanan bir zenginlik göstermekteydi. Bu bakımdan aynı zamanda eşsiz bir düşün ve sanat insanıydı.