Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Öncelikle şunu vurgulamalıyız, geçen makalede de yazdığımız gibi Türkiye’yi YPG/PKK’yı Suriye’de tamamen yok etme fırsatını kaçırmak üzeredir. Özellikle hava gücümüz karşısında direnemeyen YPG/PKK, tamamen yok olmaya çok yakındı. Afrin’e göre Fırat’ın doğusundaki bölgede arazi açık ve savunmaya elverişli değildir. Türkiye, askeri olarak başarılı bir harekâta imza attı ama siyasi öngörüsüzlük devam ediyor.

Türkiye’nin Suriye iç savaşının en büyük kaybedeni. Sonunda hayalimiz, 2011 yılındaki Suriye’ye yani en başa dönüşümüz olacak. Zarardan kar etmeye çalışıyoruz. Önümüzde tehlikeli dönemeçler var, YPG/PKK bölgesi tasfiye edilmiş gözükse de kurt başka bir posta giriyor ve yeni senaryoların zamanı geldi. ABD-Türkiye yakınlaşması kişisel nedenler kadar daha büyük işlerin habercisi.

ABD ve YPG/PKK işbirliği nereden nereye geldi?

2011 yılında Suriye’deki iç savaş başladığında Afrin’deki PKK’lılar Obama’nın yanında olmak için kendilerine ABD’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu içinde yer bulmuşlardı. ABD’nin getireceği rejim değişikliği sonrası için beklentileri vardı. Ancak sahada başarısız olan ÖSO dönüşüm geçirdi, cihatçıların kontrolüne geçti.

Kürtler, Eski ÖSO içinde iken Kürt devleti hayal ediyorlardı. Yeni ÖSO ise İslamcı bir devlet kuracaktı. Suriye’deki kaostan istifade ederek kendilerine kuzey doğuda Rojova bölgesini seçtiler ve burada otonom bir bölge kurdular. 2014 yılında IŞİD, Kobani’ye saldırınca burayı savundular ve ABD’nin müttefiki oldular.

O yıl yaşanan başarısızlıklardan sonra sahada kendine vekil güç arayan ABD için çareyi şimdi emekli olan ABD Merkez Komutanlığı Komutanı General Joseph Votel bulmuştu; Kürt güçlerinden bir silahlı unsur oluşturup, Kobani’deki IŞİD’a karşı savaştırmak. Bu güçlere Suriye demokratik Güçleri adı verilse de büyük çoğunluğu YPG yani PKK’lı idi.

Türkiye ile ABD’nin anlaşmasından sonra, ABD ve PKK ilişkileri gibi eskisi gibi olmayacak. ABD’ye güven kaybı yaşayan YPG/PKK Suriye’de Esat ve Rusya tarafına dönmüş gözüküyor. ABD, YPG/PKK’ya siyasi çözüm safhası için göz kırpıyor. Nitekim bildiride YPG/PKK’nın terörist örgüt olduğuna dair ifade yok. Üstelik PYD sanki bir taraf gibi gösteriliyor. Özetle; ABD, YPG/PKK’dan vazgeçmedi, gerek Türkiye gerekse YPG/PKK’ya karşı havuç-sopa taktiği izliyor.

ABD kaynaklarına göre, Suriye’de SDG, IŞİD ile savaşta 11 bin kişi kaybetmişti. Hâlbuki ABD kayıpları 6 asker ve iki sivil idi. İçeride ve dışarıda köşeye çıkan Trump gerçeği söylemek zorunda kaldı; “Kürtler, aslında toprak kazanmak için savaşmıştı”. Şimdi ABD’nin daha büyük jeopolitik hesapları vardı ve bir tercih yapılacaksa Türkiye seçilmeli idi. Buna Amerikalılar, Trump’ın ‘İlkeli (Principled) Realizm’i diyorlar.

ABD-Türkiye ilişkilerinde son durum..

ABD’de Suriye’den çekilme ile ilgili karara itiraz edenler Kürt hayranı değiller. İtirazlar iki kesimden geliyor. Birinci kesim, Orta Doğu’da başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun Amerikan askerinin varlığını dış politikanın ana unsuru olarak görenler. İkinci ve asıl grup ise Trump ne yaparsa yapsın, ona hep karşı olanlar.

Türkiye ile görüşmeler devam ederken Kongre’de bekletilen yaptırım paketi etkili oldu. Açıklanan yaptırım paketinin özellikle 62. Maddesinde açıklanacağı beyan edilen yaptırım ve belgeler, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmış gibi gözüküyor. İlginç olan, ABD; ambargo kapsamında kendisi İncirlikten çekileceğini söylüyor.

Trump gidici ve derin bürokrasidekiler Türkiye’nin peşini bırakmak istemiyor. Graham’ın yaptırım tasarısında yer alan, özellikle de Halk Bank iddianamesi ve Erdoğan’ın mal varlığının araştırılmasına yönelik girişimler bundan böyle ABD tarafından her fırsatta gündeme getirilecektir. S-400 yaptırımları ve vize tehdidi devam edeceğe benziyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde askeri harekâta girişme kararlılığı ABD, İngiltere ve Fransa’nın sahadan kaçmasına neden oldu. Bu ülkeler, Suriye iç savaşının başından beri muhalifleri desteklemenin yanında sonunda YPG/PKK kartına sarılmışlardı. Yaptıkları onca yatırım boşa gitti. Sadece ABD, 11 Eylül 2001’den beri Orta Doğu maceralarına 8 trilyon dolar harcadı ve binlerce askerini kaybetti.

Bu harekâtın Türkiye için de ders asıl olmalı. Son 30 yılda “ABD ne der?” diyerek Irak ve Suriye’de oynanan oyunlara boşuna seyirci ve aciz kaldığımızı TV.lerde ve yazılarımda defalarca anlattım. Hep söylediğim gibi; “Korkunun ecele faydası yoktur, askerinizle olmadınız yerde söz sahibi olamazsınız ve nihayet (son harekâtta olduğu gibi) zor, oyunu bozar.”

Yeni dönemde Esat ve Rusya’nın Kürtlerle ilişkileri..

Türkiye, YPG/PKK meselesini ABD ile çözmek, onun bölgedeki yerini almak isterken, durumu izleyen Esat, ‘kim benle anlaşacak’ diye bekliyor. Esat ve YPG/PKK arasında yapılan ve Rusya’nın aracı olduğu son görüşmelerde, detaylara girilmeden önce Türkiye’nin askeri harekâtının durdurulması konuşuldu. Sonra siyasi koşulları Esat ve Rusya belirleyecekti.

YPG/PKK Komutanı Mazlum Abdi’nin, harekât öncesi telefon görüşmesinde Trump; “Suriye ve Rusya ile görüşmelerine karşı olmadığını” yani “Sizi artık Esat korusun” demiş. PYD’nin Rusya olmadan Esat’tan bir şeyler koparması zor gözüküyor. 2014 yılında sırtını dönüp, ülkenin petrol bölgelerine göz diken ve ülkeyi bölmeye kalkan YPG/PKK’ya karşı Esat çok sevgi dolu olmamalı.

Rusya’nın arabuluculuğunda Şam yönetimi ve PYD arasında sağlanan yeni mutabakat sadece bazı bölgelerin özgürleştirilmesinde askeri işbirliğini öngörüyor. YPG/PKK’nın beklentisi hala özerlik ve Suriye’ye Beşinci Kolordu olmak. Bu yüzden, Fırat’ın batısında İdlib ve Afrin gibi yerleri geri almak için Suriye ordusuna yardım etmek karşılığında statü pazarlığı bekliyorlar.

Esat yönetimi ise yaptığı açıklamada, “Suriye ordusu, Türkiye’nin karşılık vermek ve Türk ordusu ile paralı askerlerin girdiği bölgeleri özgürleştirmek için PYD’ye destek verecektir” ifadesi kullandı. 27 Haziran 2018’de Şam’da Esat yönetimi ve PYD arasında yapılan görüşmelerde, YPG/PKK İdlib’te vilayeti içinde (Türkiye’nin Mart 2018’de kontrol altına aldığı) Afrin’in geri alınması için birlikte savaşmayı teklif etmişti.

YPG/PKK, Esat’a iyi niyet gösterisi olarak, bazı petrol kuyuları ve hava üslerini teslim etti. Dahası Esat’a teslim olmuş konumdalar. Esat’ın Kürtleri Halep ve İdlib bölgesine yerleştirmeyi düşündüğü konuşuluyor. Esat, Afrin’de onların ne kendi bayrakları ne de ordu kurmasına izin vermeyi reddetmişti. Yeni durumda aynı şartlar geçerli. Esat, Kürtlerin ancak Sivil Toplum Örgütü gibi yapılar kurmasına izin verebilir.

YPG/PKK bundan sonra ne yapacak?

Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;

https://www.academia.edu/40675024/Suriyede_dönüm_noktası_YPG_PKKya_ne_olacak