Suriye’de ABD’nin YPG/PKK bölgesinden çekilme kararı ile birlikte gelişmeleri yeniden değerlendirme ihtiyacı ortaya çıktı. Geçen hafta Cenevre’de Türkiye, Rusya ve İran; yeni Suriye Anayasa’nın yazılması için tarafların temsil edileceği komisyon ile ilgili gelişme sağlamışlardı. Trump’ın son kararı ise Suriye’de genel bir siyasi barışa yönelik olarak ilerlemenin ötesinde operasyonel anlamda da bazı önemli gelişmelerin kapısını açıyor. İşin aslı taraflar kendi çıkarlarını gözetirken, kartların yeniden dağıtıldığı bir döneme giriyoruz. Tüm bunların perde arkasında ise bazı gizli anlaşmalar ve karşılıklı beklentiler var.

Öncelikle Kaşıkçı ile ilgili son makalemizin sonunda Türkiye’nin Trump yönetimine karşı önemli bir koz ele geçirdiğini ve bunun Fırat’ın doğusu için de sonuçları olacağını yazmıştık. Gelişmelerin arkasında Türkiye ve ABD arasındaki bazı anlaşmalar olduğu kadar, ABD ve Rusya arasında da öteden beri sağlanan bazı anlaşmalar var. Ancak, bunlar kesinlikle sonuna kadar uygulanacak katı maddeler içermiyor. Konjonktürel olarak hemen kırılabilir ya da yön değiştirebilir. Ne demek istiyoruz, anlatalım.

Önce Türkiye ve ABD arasındaki gelişmelere bakalım. Trump zaten bir-iki ay önce Suriye’den çekilme niyetini belirtmişti ama bu daha çok ülke içinde iyi koordine edilmemiş bir karar gibi gözüküyordu. Sonrasında ABD’nin Suriye’deki YPG/PKK varlığına ilişkin radikal bazı kararları ve uygulamaları ile olayın boyutları yavaş yavaş değişmeye başladı. Örneğin;

            – ABD’nin sık sık yanlışlıkla (!) YPG/PKK’lı teröristleri hava saldırılarında öldürmesi.

            – ABD’nin PKK’nin üst düzey lider kadrosunun yakalanmasına ilişkin ödül koyması.

            – ABD’nin YPG/PKK’nın ırkçı politikaları ile karşı karşıya gelmesi ve bölgeye dışarıdan Arap kabileler taşınmaya başlanması.

            – Fırat’ın doğusundaki yapılanma konusunda bir türlü anlaşamamaları.

Bütün bunlar olurken, ABD; Türkiye’ye yönelik de önemli adımlar attı ve atmaya devam ediyor;

            – Türkiye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması ve ilişkilerin normale dönmesi.

– Fırat’ın batısındaki devriyeler konusundaki gelişmeler.

            – Kongre’nin Türkiye’ye Patriot satma onayı.

            – Fırat’ın batısından çekilme kararı.

            Peki neler oluyor? Aralarındaki anlaşma ne? Özetleyelim;

            – ABD tamamen çekilmeyecek ya da örtülü olarak bir kısmı kalacak olsa da Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik askeri müdahalesine izin verdi yani harekâtımıza engel olmayacak.

            – ABD, YPG/PKK ile bir yere varamayacağını ve Türkiye’siz Ortadoğu’da bir şey yapamayacağını, Suudi Arabistan’ın düştüğü son durum ile daha iyi gördü ve Türkiye’yi yanına çekmek istiyor. Burada İsrail’in güvenliği ile ilgili beklentileri ön plana çıkıyor, Türkiye’yi İran’a karşı cepheye çekmek istiyor.

            – Yeni Suriye’de özerk kürt bölgesi ihtimali ortadan kalktı, Kürtlere ancak yerel yönetimlerde daha fazla söz verilecek.

            – Önümüzdeki dönemde YPG/PKK’lı teröristler, ABD yerine artık ya Rusya ve İran’a sığınacak ya da Avrupa’ya kaçacak.

Özetle, Suriye’de ülke bütünlüğü korunurken hafif federal bir yapı içinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi masadaki seçenek olarak duruyor. Muhalifler böyle tatmin edilecek. Siyasi olarak en önemli sorun ise Esat’ın konumu ile ilgili Türkiye’nin muhalefeti. Bu konu geçiş döneminde yani yeni Anayasa’nın yazılması ve seçimlere kadar olan geçiş dönemi hükümeti süresince Esat’ın kalması ve sonrasında ülkenin başından ayrılması şeklinde çözülecek. Suriye’deki güçler de ancak bu siyasi sistem yerine oturduğunda ülkeden çekilecekler.

Türkiye’ye dönecek olursak, Fırat’ın doğusundaki bölgeye TSK.nın belirli bir derinliğe kadar gireceği ve burada yeni bir güvenlik yapısının oluşturulacağı bekleniyor. Burada bir Arap gücü kurulması da söz konusu.

Gelelim ABD ve Rusya arasında neler olduğuna. ABD’nin başından beri Suriye’den çekilme karşılığı Rusya’dan istediği; İran’ın da çekilmeye razı edilmesi idi. ABD için İsrail’in istekleri ön planda ve İran çekilmezse İsrail, Suriye’nin güneyinde kontrol ettiği bölgeyi genişletmekle tehdit ediyordu. ABD çekilirken, Rusya’dan İran ve Hizbullah’ı en azından Suriye’nin güneyinden çekme beklentisi devam ediyor. Eğer bu olmazsa Suriye’de ABD ve Rusya arasında gerilim tekrar tırmanabilir. Öte yandan İdlib konusu da Türkiye ile Rusya arasında çözüm bekleyen sancılı bir gündem olmaya devam ediyor.

ABD ve Rusya arasındaki gelişmelerin arkasında Ukrayna’ya ilişkin bir anlaşma konusunda beklentiler de var. Ancak, ortada ilginç bir senaryo dolaşıyor. Rusya’yı tüm kötü ekonomik koşullara karşı ayakta tutan ve devletin elit kesimi olan oligarkları kontrol eden Putin’in ömrünün fazla olmadığı düşünülüyor. Batılılar hızlı bir şekilde Putin sonrası Rusya’ya çalışmaya başladılar.