Hürriyet gazetesinin Vaşington temsilcisi Tolga TANIŞ yine çok başarılı bir gazetecilik yaparak PYD lideri Salih Müslim’le yaptığı röportajla birçok konunun açığa çıkmasını ve Müslim’in itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmasını sağlamış.

PYD/YPG, PKK terör örgütünün bir koludur

Müslim röportajında tabi ki böyle bir cümle kurmuyor ama bu bağ o kadar somut ki olmadığını açıklamaya çalışırken itiraf etmek zorunda kalıyor. Öcalan’ın fikirlerini benimsiyoruz…. Moskova’daki PYD ofisinde Öcalan’ın fotoğrafının asılması dahil PYD/YPG’nin bağlantısı fikirsel düzeydedir…. Öcalan Kürtlerin önderidir… diyerek teröristbaşının söylemlerini izlediklerini yerine getirdiklerini itiraf ediyor… PKK sempatizanıyım diyerek bizzat kendisinin de PKK ile bağlantısını söylemiş oluyor ama PKK ile bağım yok diyor…

PKK’nın imaj değiştirme maksadıyla adını değiştirmek üzere 2003’te kurulan ve ABD’nin terör örgütleri listesinde olan Kongra-Gel’e (PKK’nın kongre organı olan çatı örgüt) katıldıklarını, PYD’nin orada temsil edildiğini itiraf ediyor ama bunun PYD’nin PKK ile bağlantısı olduğunu göstermediğini düşünüyor! Bu arada Kongra-Gel’in  dört parçadan (büyük Kürdistan’ın dört parçasını kastediyor) oluştuğunu söyleyip Suriye’deki PYD’nin  PKK’nın nihai hedefinin batı parçası olduğunu itiraf ediyor ama halen PKK ile bağımız yok diyor. PKK’ya Kürdistan’ın dört parçasından katılanlar olmuştur, sonra bazıları geri dönmüştür kendi bölgesinde mücadele etmiştir diyor ama halen PKK ile bağımız yok diyor.

Türkiye’ye en son 22 Şubat 2015’te Şah Fırat Operasyonu esnasında gittiğini, 28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe’de kurulan masanın devrilmesinden sonra Türkiye’ye gitmediğini belirterek aslında PKK’yla hedef ve işbirliği içinde olduğunu itiraf ediyor ama halen bağımız yok diyor.

Rojava’yı kuzeyden koparamazsınız diyerek aslında PKK ile PYD’nin birlikte olduğunu çok açık net ifade ediyor ama halen PKK ile bağımız yok diyor!

Şah Fırat Operasyonunda Türkiye-PYD işbirliği yaptı!

Müslim’in açıklamalarındaki en önemli ifadelerden biri de Süleyman Şah Türbesinin taşınması için yapılan Şah Fırat Operasyonunda Türkiye’nin PYD ile işbirliğini yaptığını açıklaması. Buna göre operasyonun yapıldığı gün Müslim İstanbul’daydı ve hem Dışişleri Müsteşarı Sinirlioğlu ve Ankara’daki kriz merkezi hem de Kobani’deki PYD kriz merkeziyle irtibat halindeydi. Ve operasyon sürecince iletişimi sağladı. Böylece hükümetin Şah Fırat operasyonunda PYD’den yardım almadık açıklaması da boşa çıkmış oldu. Aslında bu hususu daha operasyonun yapıldığı günlerde ortaya çıkmış ancak hükümet yalanlamıştı. Daha sonra da çözüm sürecinde yer alan HDP milletvekilleri de Müslim’in bu açıklamalarıyla örtüşen açıklamalar yapmışlardı.

Bugün özellikle ABD ile yaşanan PYD terör örgütüdür değildir tartışmasının arkasında da bu operasyonel işbirliğinin önemli olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’nin PYD ile işbirliği yapmış olması PYD’yi Suriye kuzeyinde kendi özerk bölgesini genişletme konusunda cesaretlendirdiğini ve bölgede etkin bir aktör olarak ortaya çıkmasının önünü açtığını görülmektedir. Bu konudaki öngörümüzü ifade eden ve Şah Fırat operasyonundan hemen sonra yazdığımız değerlendirmeye şu linkten ulaşabilirsiniz. Şah Fırat Operasyonundan Bir Yıl Sonra Sahadaki Durum http://ankaenstitusu.com/sah-firat-operasyonundan-bir-yil-sonra-sahadaki-durum/

ABD siyasi olarak PYD’yi tanıdı!

Müslim ABD ile aralarının iyi olduğunu söylüyor, kendisinin ABD’den vize alamadığını ve gidemediğini ama Amerikalıların kendisiyle her zaman her yerde görüştüklerini dolayısıyla bir sorun yaşanmadığını söylüyor. Obama’nın IŞİD özel temsilcisi Brett McGurk’ün zaten YPG ile yakın irtibatı olduğunu söyleyen Müslim, McGurk’ın 31 Ocak 2016’da Kobani’yi ziyaretiyle ABD’nin PYD’yi siyasi bir aktör kabul ettiğini göstermek istediğini söylüyor. (Söz konusu ziyaretin yapıldığı gün yazdığımız ve bunun ABD’nin PYD’yi aynen Barzani gibi siyasi olarak tanıdığını göstermektedir tespitini yaptığımız değerlendirmeye şu linten ulaşabilirsiniz. ABD’den PYD Yönetimine Siyasi Tanıma ve Batı Kürdistan’a Giden Yol http://ankaenstitusu.com/abdden-pyd-yonetimine-siyasi-tanima-ve-bati-kurdistana-giden-yol/)

Azez’deki YPG ilerlemesi konusunda ABD sadece tavsiyelerde bulunuyor!

ABD Türkiye’nin Azez bölgesinde ilerleme gösteren YPG’ye yönelik top atışlarıyla ilgili olarak Türkiye derhal top atışlarını durdurmalıdır derken YPG’nin ilerlemesinin duruma katkı sağlamadığını söylemekle yetindiğini biliyoruz.

Müslim’in bu konudaki açıklamaları gösteriyor ki ABD’nin YPG’ye yönelik tavrı  oldukça yumuşak. Yani kamuoyu önünde söylenmiş olmak için söylenen sözler yoksa çok da kaygı duydukları bir durum değil. Çünkü Müslim bu konuda ABD’nin bazı tavsiyeleri olduğunu, şu iyi şu kötü olur dediklerini ifade ediyor. Yani ABD açısından YPG’nin Cerablus-Azez hattına girmesi hiç sorun değil.

Muhtemelen ABD’nin tavsiyesiyle Türkiye-Suriye sınırın hemen dibinden değil de daha güneyden Fırat’ın batısına geçmek için 30 km güneydeki Tışrin barajını, Azez’den doğuya doğru ilerlemek için de Azez’in güneyini kullanıyorlar. Böylece her iki yönde ilerleyerek Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirecekler.

Barzani’nin Türkiye ile çıkar meselesi

Müslim’in açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri de   “Barzani’nin Türkiye ile yaşadığı birçok çıkar meselesi vardır. Ondan dolayı sanırım elleri bağlıdır….. Bize karşı bazen olumsuz duruşları oluyor. O da bu çıkar meselesidir.” ifadesidir. Müslim, Barzani’nin kendi çıkar meselesi nedeniyle PYD ile ilişkilerini kötü tutmak zorunda kaldığını ima ediyor. Barzani’nin çıkar meselesinin ne olduğu da daha sonra açığa çıkacaktır herhalde…

Sonuç olarak;

PYD lideri ne kadar karmaşık ve kaçamak cümleler kursa da PYD’nin PKK’nın bir parçası ve Suriye’deki kolu olduğunu saklaması mümkün olamıyor. Bütün o ifadelerinin gerçek anlamı şudur: PYD/YPG büyük Kürdistan’ın kurulması için Suriye’de faaliyet göstermektedir ve tam olarak Öcalan’ın ve Kandil’in güdümündedir.

Şah Fırat Operasyonunun PYD’nin işbirliğiyle yapıldığı artık inkar edilemeyecek kadar açığa çıkmıştır. Şah Fırat operasyonu Türkiye’nin Ortadoğu’dan çekildiğini gösteren son hareket olmasının yanında Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgütle işbirliği yaptığını göstermesi nedeniyle bugünlerde uluslararası arenada PYD’nin terör örgütü olarak kabul edilmesini isteyen çıkışları inandırıcı bulunmamaktadır.

Türkiye’nin yanlış ve öngörüsüz politikaları ABD’yi Türkiye ile PYD arasında tercih etme noktasına getirmiş ve ABD tercihini NATO müttefiki Türkiye değil PYD terör örgütü lehinde yapmış ve PYD’yi sadece askeri olarak desteklemeden de öteye giderek siyasi olarak da tanımıştır. Dolayısıyla, bugünlerde tartışılan Suriye’de nasıl bir yönetim olacak sorusunun cevabı da “Suriye’de PYD kontrolünde bir özerk bölgenin olacağı ve Suriye’nin federal bir yönetim şekline bürüneceği”dir. Tabi bu da çok uzun ömürlü olmayacak ve bölünecektir. Bakınız Irak.