Makedonya, Eski Yugoslavya’dan bağımsızlığını kazandığından beri yaklaşık 25 yıldır Yunanistan ile isim sorunu yaşıyor. Son anlaşma ile Makedonya’nın adı “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” olarak kabul edilmiş olsa da sular durulmuş değil. Makedonya Cumhurbaşkanı Corge İvanov, anlaşmanın Makedonya anayasasını ihlal ettiğini ileri sürerek yeni devlet ismini onaylamayacağını duyurdu. Yunanistan’da da aşırı sağcı kesim anlaşmadan memnun değil. AB ve NATO’ya girmek için Yunanistan’ın veto şantajına maruz kalan Makedonya, isim konusunda taviz verse de Atina’nın istekleri bitmiyor. Yunanistan aynı şantaj politikasını Türkiye için de AB üyeliğimizi destekleyebilmek (!) için 2000’li yılların başından beri uyguluyor. Üstelik Makedonya’daki gelişmelerin Türkiye için de sonuçları var.

Makedonya’nın isim sorunu ve anlaşma..

Makedonya, 2005 yılında AB adaylık statüsü kazandı. 2008 yılında ise NATO üyeliği için adaydı ama Hırvatistan ve Arnavutluk alınırken Makedonya, Yunanistan’ın isim şantajına dayalı vetosuna takıldı. Üstelik Yunanistan’ın Makedonya bayrağını ve anayasasını değiştirme isteğini de yerine getirmişti. Son anlaşma Makedonya’da önce halk referandumuna sunulacak ardından parlamento onayı gerekecek. Muhalefetin karşı olması nedeni ile Makedon hükümetinin parlamentoda üçte iki çoğunluğu yakalaması zor gözüküyor. Yunanistan görünüşte “Makedonya Bölgesi” üzerinde Makedonya’nın hak talep edebileceğini düşündüğü gerekçesi ile yıllardır baskı uyguluyor. Ancak, bu aslında savunmacı bir politika değil tam aksine Yunan yayılmacılığının yeni bir dalgası ve görünüşe göre zaferi olacak.

Anlaşmanın 7(2) maddesi şöyle demektedir;

“Makedonya olarak tanımlanan devletin toprakları sadece bir bölge ve halkını değil aynı zamanda antik dönemden bugüne Helenik uygarlık, tarih, kültür ve mirasının da parçasıdır.”

Bunun anlamı, Makedonya Cumhuriyeti topraklarının Helen uygarlığına ait olduğunu kabul ettirmenin yanında bu topraklarda Helen olmayan halkların varlığını da reddetmektir. Bu anlayış, son iki bin yıldır bu topraklarda yaşamış tüm halkların ve göçlerin yani tarihin de inkârıdır. Eğer Yunan parlamentosu son anlaşmayı onaylarsa Atatürk’ün doğduğu Selanik dâhil tüm tarihi Makedonya’nın tarihi varisi olacak, tüm bölge Helen uygarlığının mirası içinde sayılacak. Yunanistan, tıpkı Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de olduğu gibi on yıllardır Balkanlarda da tarihi gerçekleri çarpıtan bir revizyonizm politikası uyguluyor ve bunun için de AB, NATO ya da Doğu Akdeniz’de olduğu gibi husumet içindeki ülkeleri kullanıyor.

Makedonya-Yunanistan Anlaşması ve Türkiye..

Bugünkü Makedonya toprakları 1371 yılına kadar Bizans, Bulgar ve Sırpların kontrolünde kaldıktan sonra Osmanlı hâkimiyetine girdi. 1878 yılındaki Berlin Kongresi’nden sonra Bulgar yönetimine giren topraklar 1913 yılındaki İkinci Balkan Savaşı’nı müteakip Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan tarafından paylaşıldı. Bulgar terör örgütlerinin katliamları ile Makedonya (Vardar) bölgesindeki Türk nüfus göç ettirildi. Balkanlarda bu dönemde Türklere uygulanan tarihin en büyük soykırım ve zorla göç ettirme olaylarının üzeri hala örtülmeye çalışılıyor. Bugün yaşanan ise 2200 yıl evvel bu toprakların bir kısmında yaşamış ve kendileri ile aidiyet bağı olduğuna inanan Yunanlıların utanmaz bir işgal zihniyetidir. İronik olan o Yunanlıların bunlarla alakası da yoktur. Nitekim Avusturyalı tarihçi Jakop Philipp Fallmerayer “Yunan ırkının kökeninin Eski Yunan ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, günümüz Yunanlıların kökenlerinin Orta Çağ’da ülkeyi istila eden Arnavut ve Slavlara dayandığı ve Antik Yunan ile Çağdaş Yunan arasında organik devamlılık ve devlet sürekliliği bulunmadığı” görüşünü savunmaktadır.

Harita: Makedonya

Adsız

Makedonya’ya dayatılan isim anlaşmasının biz Türkler için de kabul edilecek bir tarafı yoktur. Yunanlıların bu maksimalci kimlik dayatması Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ve bugün Yunanistan toprakları içindeki Merkezi Makedonya’nın başkenti olan Selanik’i de kapsamaktadır. Anlaşmaya göre; bu topraklar da antik dönemden bugüne Helen uygarlığının parçası kabul edilmekte, Osmanlı varlığı ve buradaki halkların varlığı ve mirası yok sayılmaktadır. Bu anlaşma, her ne kadar iki taraflı da olsa, uluslararası hukukun ve devlet anlayışının bir parçası olamaz. Eğer burada yaşamış tüm halklar Helenik kabul edilecekse Atatürk’ün ve aile fertlerinin de Helen (Yunanlı) kabul edilmesi gibi bir saçmalık ortaya çıkacaktır. Son yıllarda Türkiye’ye karşı sürekli bir gerilimi tırmandırma politikası izleyen ve düşmanlıklarını saklamaya gerek görmeyen Yunanlılar, sadece Türkiye için değil başta Balkanlar için de gittikçe daha büyük tehdit haline gelmektedir. Bu tehdidin arkasında ise Avrupa Birliği üyeliğini arkasına almanın şımarıklığı yanında tarihi sürekli çarpıtma şarlatanlığı bulunmaktadır.

Sonuç Yerine..

Yunanistan bu anlaşma ile daha büyük Makedonya’nın Helen mirası olduğu iddiasını sadece Balkanlar için değil tüm dünyada bölge halklarının mirasını ve kimliğini sahiplenmek amacı ile kullanacaktır. İronik olan Yunanistan’ın tüm bunları yaparken Makedonya’yı tarihi revize etmekle suçlamasıdır. Yunanistan, Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de olduğu gibi sürekli yeni arayışlar içinde Megali İdea’ya yeni kazanımlar sağlarken Türkiye’yi provoke edip, AB ile tehdit etme anlayışını sürdürüyor. Makedonya’nın ismi konusu Türk-Yunan sorunlarında yeni bir sayfa daha açmaktadır. Makedonya’ya uygulanan şantaj bizi de ilgilendirmektedir ve Türkiye şimdiden bu anlaşmayı tanımayacağını yüksek sesle ifade etmeli, devlet görüşü resmi bir bildiri ile ifade edilmelidir. Diğer yandan BM ve UNESCO nezdinde bölgedeki tarihi mirasımızın ve kültürümüzün korunması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Türkiye, tarihi çarpıtarak emperyal amaçlarına altyapı oluşturmak isteyen Yunanistan’a gerekli tepkiyi göstermelidir.