22 Aralık tarihimizde önemli bir yer tutar. Bundan 102 yıl önce Sarıkamış Harekatı’ nın başladığı gündür bu gün. 13 Aralık 1924’te Enver Paşa harekat emrin vermiş fakat elim olaylar ve dondurucu soğuk yüzünden mehmeçiklerimiz şehit düşmüştür.  Ruhları şad olsun.

 

      Araştırma yaparken ilginç bir habere rastladım. ‘’Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz, Sarıkamış Harekatı’nda şehit olan askerlerin cebinden çıkan şiirleri derledi.’’ Uzun yıllardır farklı illerde araştırma yapıyormuş ve 12 şiire ulaşmış. Perizat Çakır donarak şehit düşen Mehmet Beşir Şahin adlı mehmetçiğimizin şiirini ezberinde tutmuş. Hatta bu şiiri Erkan Oğur seslendirmiş. Solmaz, “Yıl 1914, Birinci Dünya savaşı sırasında Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları arasında Sarıkamış’da gerçekleşen kara çatışmaları. Osmanlı İmparatorluğu için büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri harekât. 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, daha önce yitirilen bu yurt topraklarını almak amacıyla 19 Aralık tarihinde Sarıkamış Harekatı’nı kurmaylarına sundu. Mehmetçik son bir umutla, yazlık elbiselerle yola çıktı. Tek güçleri kalplerini ısıtan iman ve vatan aşklarıydı. Toplamda 90 bin asker bu vatan sevdasıyla Sarıkamış’ta yürüdüler. Hepsinin ayrı ayrı bir hikâyesi vardı. Kimi köyünde anasını, kimi karısını, evladını, sevdiğini ve hayallerini bırakmıştı. Ama hepsinin tek bir amacı vardı. Hepsi tek yürek, tek vücut halde ülkelerini savunmaktı. Ama bedenleri -40 derece soğuğa dayanamadı. Mehmet Beşir Şahin gibi şehit olan on binlercesi vardı. 915 yılı bahar ve yazında Sarıkamış Dağındaki şehitler gömülürken bazılarının üzerleri de aranıyordu. Bu şehitlerin üzerlerinden yazdıkları şiirlerde çıkmıştı. Bu şehitlerin cebinden çıkan şiirlerden birisinde de Allahu Ekber Dağları’na sitem dolu şiirler vardı. Ben yaptığım çalışmayla şehitlerimizin üzerinden çıkan 12 şiire ulaştım. Örneğin, Mehmet Beşir Şahin adlı şehidimizin şiirini, sanatçı Erkan Oğur ‘Dur Dağı’ adıyla seslendirdi.” demiş. Şiirin dizeleri şöyle:

Arz eder sılayı divane gönül 

Sılada zinnetli çamlar görünmez

Nice nazlı gelin sefil analar

Giyinmiş karalar allar görünmez

Seyreyledim dur dağının taşını

Zalim avcı avlar keklik kuşunu

Lavü ümran poyraz aşmış düşünü

Her gelen avcıya ağlar, görünmez

Ezelden yazılmış bu kara yazı

Zehirden acıdır düşmanın sözü

Felek bize mesken kurdu sivası

Laleli sümbüllü bağlar görünmez

Bülbül de ah çeker güle de kalmaz

Sivas’ın çevresi askeri almaz

Acemi askerler talimi bilmez

Karışmış ağalar beyler görünmez

Kamilem der bende tuttum bu destanı

Gider kalmaz bu dağların dumanı

Okunuyor seferberlik fermanı

Hani yeşil sancak tuğlar görünmez’’