21’inci yüzyıl, dünya düzeni için yeni dinamiklerin oluştuğu, politik, ekonomik ve teknolojik gelişimlerin çok hızlı şekilde geliştiği ve dönüştüğü, gelecek dünyanın temellerinin yeniden atılmaya başlandığı bir dönem olarak tarihimize kaydolmaktadır. İlk çeyreğini tamamladığımız bu dönemin şüphesiz en hızlı yükselen medeniyetlerinden birisi Çin Halk Cumhuriyeti’dir. Dünya Bankası istatistiklerine göre 2000 yılında 1.2 Trilyon ABD Doları gayri safi yurt içi hasıla değerine sahip olan Çin, 2017 yılı itibariyle 12.2 Trilyon değerine ulaşarak dünya sahnesinde yer edinmeye başlamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin bugünkü gelişimi Uluslararası ilişkilerde hareketlenmelere yol açarak mevcut büyük güçlerin ve ülke çevresinde bulunan daha küçük çaplı devletlerin de politikalarını düzenlemelerine neden olmaya başlamıştır. Tarihi süreçlerden ortaya çıkmış olan çeşitli anlaşmazlıklar, Çin’in gelişimine paralel olarak dünya medyasında ve diplomatik ilişkilerde gündem konusu olmuştur. Bugün yeniden gündeme gelmeye başlayan Çin aleyhindeki tartışmalardan bazıları Uygur, Tibet ve Hong Kong bölgelerinin yönetimleri, Çin’in doğusunda ve güneyinde bulunan ortak deniz bölgelerindeki talepler ve Tayvan Çin ilişkileri olarak karşımıza çıkmaktadır. 2 Ocak 2019 tarihinde “Tayvan’daki Yoldaşlara Mesaj” etkinliğinin 40. yıldönümünde Çin Devlet Başkanı ve Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Şi Jinping’in verdiği mesaj iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların gerilmesine neden olmuştur. Mesaj içeriğinde barışçıl bir yeniden birleşmenin doğal bir süreç olduğunu, Tayvan ve Çin’in doğal bir akrabalık bağının ve ortak bir ulusal kimliğinin olduğunu ifade eden Ping, bu birleşme için Çinlinin Çinliyle kavga etmeyeceğini ancak Tayvan’daki birleşme karşıtları ve dışarıdan müdahale edecek güçlere karşı güç kullanma seçeneğini seçenekler arasından çıkarmadığını bildirerek sürece askeri bir kaldıraç eklemiş ve gerilime neden olmuştur. Gerilimi tırmandıran karşı adım ise Tayvan Cumhurbaşkanı Tsai Ing-Wen’in açıklamasıyla gelmiştir. Bu açıklamada kendisinin 1992 mutabakatını kabul etmediğini ve Çin’in Çin Cumhuriyeti’nin (Tayvan’ın) var olduğu gerçeğini kabul etmesi gerektiğini ve Çin’in Tayvan’ı daha iyi anlayabilmesi için demokrasi adına cesurca adımlar atması gerektiğini belirtmiştir.

1945 yılında 2. Dünya savaşı önce Japon İmparatorluğu yönetimi altında olan Tayvan savaş sonrası, kazanan müttefikler tarafının da onayıyla, KuoMinTang partisi yönetiminde bulunan Çin Cumhuriyetinin yönetimine geçmiştir. Savaş hasarlarının giderilmesi sürecinde, savaş zamanında oluşan Çin Birleşik Cephesini oluşturan gruplar tekrardan yönetim taleplerini gündeme getirmiş ve iç savaşın başlamasına neden olmuşlardır. Bu savaşta büyük güç kazanan Çin Komünist Partisi, KuoMinTang partisi ve Çin Cumhuriyeti taraftarlarını ana karadan sürerek Tayvan adasına kıstırmıştır. 1949 yılında savaşın sonlandırılma kararı ile ada nüfusunun yüzde 14’lük kesimini oluşturan KuoMinTang ada yönetimini eline almış ve burada defakto bir yönetim oluşturmuştur. 1970 yılına gelindiğinde Birleşmiş Milletler kararı ile Tayvan BM delegasyon pozisyonundan men edilmiştir. Ancak adanın güvenliği bölgede bulunan ABD askeri güçleri ve ABD yönetimi tarafından garantiye alınmış ve adanın yönetim haklarını ve ticari bir liman ada özelliğini korumasına imkân sağlamıştır. 1978 yılında ABD’nin Tayvan’la gayri resmi diplomatik faaliyetlerinin başlangıcı olarak Tayvan İlişkileri Yasası oluşturulmuştur. 1979’da Tayvan yönetimi tarafından alınan kararların etkisiyle, Çin hükümeti Tayvan üzerindeki etkisini artırmak ve birleşme propagandası yapmak maksadıyla Tayvan’daki Yoldaşlara Mesaj kampanyasını başlatmıştır. 1980 yılında Çin hükümeti tarafından sunulan “Tek devlet iki sistem” teklifi Tayvan’a özerklik hakları tanınması ve karşılığında Çin’e bağlanması talebini sunmuştur. Bu teklif diplomatik olarak reddedilse de iki ülke arasında ticari ve turistik faaliyetlerin büyük miktarda artmasına yol açmış ve iki ülkenin de bölge politikaları bağlamında dönüşmesine imkân sağlamıştır. Bu dönüşüm Çin açısından pasifik ticaretine giriş manasına gelirken, Tayvan için de garantör ülkelerin etkilerini azaltmak için diplomatik bir kaldıraç etkisi yaratmıştır. Müteakip yıllarda iki ülke arasındaki ticari faaliyetler büyük paylara ulaşmıştır. 1992 yılına gelindiğinde ise Hong Kong’ta iki ülke temsilcilerinin bir araya gelmesiyle dolaylı diplomatik ilişkiler oluşmuştur. Bu görüşmede “Tek Çin” mutabakatına varılarak bugünkü Çin-Tayvan ilişiklerinin temeli atılmıştır. Bu mutabakatta yer alan Tayvan Milli Yeniden Birleşme Komitesi ile Çin Komünist Parti temsilcileri ortak kanı olarak tek bir Çin devleti olduğunu, Tayvan’ın bağımsız bir ülke olmayacağını kabul etmiştir. Fakat mutabakat Tek Çin’in yönetici gücünü belirlemek açısından ortak bir kanı içermemektedir. Bugün yaşanan çatışmanın resmi temelinde ise “Tek Çin” mutabakatı bulunmaktadır, Çin Halk Cumhuriyeti bu mutabakatı temel olarak kabul etmek suretiyle Tayvan’daki Yoldaşlara Mesaj etkinliğinde birleşme talebini yinelemiştir.

Mutabakat sonrasında Tayvan’ın demokratikleşme düzenlemeleri ile 1992 yılında ilk milletvekili seçimleri ve 1996’da da ilk cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilmiştir. Demokratikleşme hareketleri ülkede yönetici azınlık pozisyonundaki KuoMinTang’ın popülaritesinin düşmesine neden olmuş, 2000 yılına gelindiğinde ise ilk kez KuoMinTang harici bir cumhurbaşkanı olarak Muhalefet partisi MinJinDang lideri Chen Shui Bian seçilmiştir. 2005 yılında Çin Halk Cumhuriyeti “Ayrılma Karşıtı Kanun” teklifini yürürlüğe sokarak Tayvan’ın Çin’den bağımsız bir ülke olduğunu iddia etmesi durumunda barışçıl olmayan yöntemlerin kullanılacağını ilan etmiştir. Çin’de yürürlüğe konulan kanun ülkeler arası ilişkilerin tekrardan gerilmesine neden olurken 2008 yılına gelindiğinde tekrar KuoMinTang kökenli bir cumhurbaşkanı olan Ma Ying-Jeou’nun göreve gelmesiyle yeniden normalleşme süreci başlamıştır. 2016 seçimlerinde muhalefet partisi MinJinDang ilk kez hem parlamento çoğunluğunu hem de cumhurbaşkanlığı pozisyonunu kazanmıştır. Yeni yönetim öncekilerin aksine Tek Çin politikasına mesafeli bir pozisyona geçmiştir.

Tayvan’ın güncel ticaretine baktığımızda 1980’de reforme edilen Çin – Tayvan ilişkilerinin yansımaları görülmektedir.  Bugün 579,30 Milyar $ gayri safi yurtiçi hasıla değerine sahip olan Tayvan’ın ana ithalat ortağı %19,3 payla Çin Halk Cumhuriyeti olmakla beraber, ikinci sırada %16,2 pay ile Japonya ve %11,8 pay ile Amerika Birleşik Devletleri gelmektedir. Ticari malzeme ithalat değerlerine ek olarak Tayvan’ın askeri destekçisi pozisyonunda olan ABD’nin Tayvan’a bugüne kadar ithal etmiş olduğu askeri malzemelerin toplam değeri 25.39$ Milyardır, bu miktar dolayısıyla Tayvan ABD’nin 9. en büyük askeri malzeme alıcısı pozisyonundadır. Tayvan, ABD ile 2018 yılında 330$ Milyon değerinde yeni bir askeri malzeme ithalatı anlaşması imzalamıştır. İhracat tarafındaki temel ortak yine %28 payla Çin Halk Cumhuriyeti olup, %13 payla Hong Kong, ve %11,7 payla ABD diğer ana ihracat ortakları pozisyonundadır.

Bu çerçevede baktığımızda Çin, Tayvan iş dünyası için önemli bir konuma sahiptir. Fakat Çin ekonomisinde Tayvan’ın ticari payı oran olarak çok daha düşük kalmaktadır. Ticari ilişkilerin özet tablosu aşağıdaki gibidir.

Çin – Tayvan İkili Ticareti (Milyar ABD Doları) 2017

Gösterge Çin Tayvan
İkili İhracat 50,1 89,1
İkili İthalat 89,1 50,1
İkili Ticaret Net Değeri -39 39
Ülkenin Toplam İhracat Değeri 2226,3 317,7
Ülkenin Toplam İthalat Değeri 1841,9 259,6
Toplam İhracattaki Payı % 2,3 28,0
Toplam İthalattaki Payı % 4,8 19,3
GSYİH 2017 12237,7 579,3
İhracat – GSYİH Oranı % 0,409 15,381
İthalat – GSYİH Oranı % 0,728 8,648

Bu tablo Tayvan’ın ekonomik açıdan Çin’e yüksek düzeyde bağlı olduğuna işaret etmektedir, bu nedenle ayrılıkçı politikaların Çin Halk Cumhuriyeti tarafından ticari faaliyetlerle engellenebilir olduğu görülmektedir. Ancak Tayvan iç dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda mevcut Tayvan ticari faaliyetlerinde birleşmeci duruşa sahip KuoMinTang’ın etkisi olduğu mevcut olduğundan dolayı ticari yaptırımlardan en fazla etkilenecek taraf yine Tek Çin politikası destekçileri olacaktır. Çin’in Tayvan’a karşı gerçekleştirebileceği ekonomik yaptırımlar yalnızca hafif düzeyde birleşmeci tarafı hareketlendirme aracından öteye geçemeyecektir; aksi bir uygulamada birleşme süreci Tayvan’daki birleşme desteğinin azaldığı bir ortama evrilecektir.

Ticari unsurlar içerisindeki bir başka dinamik ise Tayvan’ın mevcut ekonomik bağımsızlığının Çin’e sağlayabileceği getirilerdir. Bugün ABD – Çin ekonomik çatışması içerisinde Dünya Ticaret Örgütü gibi Uluslararası yapılar çatısı altında uygulanabilecek engeller karşısında Çin, ihracat faaliyetlerini diğer ülkelerdeki iş insanlarına kaydırma imkânına sahiptir; burada Tayvan da önemli bir aracı pozisyon sağlamaktadır.

Doğu ve Güney Çin denizleri haritasına baktığımızda 7 ülkenin çeşitli kombinasyonlarla ortak denizlerde hak taleplerini görmekteyiz. Çin’in bölgedeki deniz hakimiyeti talebi Kuzeyde Japonya ile Senkaku/Diaoyu adaları üzerine çatışmaktadır. Çin’in hemen güneyinde petrol yatakları ve balık avlanma bölgeleri açılarından zengin Parasel adalarında hak talep eden ülkeler Çin, Vietnam ve Tayvan iken daha güneyde bulunan yıllık 5.3 Trilyon $ ticari faaliyetin geçidi olan Spratly adalarında hak talepleri Çin, Tayvan, Vietnam, Filipinler, Malezya, Brunei ülkelerinde ortak bir çatışma nedenidir. Çin’in ticari faaliyetlerini gerçekleştirirken olası bölgesel çatışmaların ticarete büyük seviyede zarar vereceği aşikardır, ticari risk Çin’in Pasifik’e doğrudan açılmasını sağlayacak bir kanalla azaltılabilir bu da Tayvan’ın doğu cephesini Çin için kıymetli bir konuma getirmektedir. Aynı zamanda Çin’in ortak deniz bölgesindeki talepleri Tayvan’ın Çin’e dahil olduğunun resmileşmesiyle daha da meşruiyet kazanacaktır. Tayvan’ın pasifik kanalı olarak Çin yönetiminde bulunması bir iç deniz çatışması durumunda da Çin ticaret ve lojistik akışının devamına imkân tanıyacaktır.

Bölge politikalarında Uluslararası güç olarak ABD önemli bir konuma sahiptir. ABD’nin bölgede ticari faaliyetlerinin yanı sıra önemli askeri anlaşmaları da mevcuttur. Bunlar:

1) Filipin Anlaşması (ABD, Filipinler)

2) Güney Doğu Asya Anlaşması (ABD, Avustralya, Fransa, Yeni Zelanda, Filipinler, Tayland ve Birleşik Krallık)

3) Japon Anlaşması (ABD, Japonya)

4) Kore Cumhuriyeti Anlaşması (ABD, Güney Kore)

5) Tayvan’la İlişkiler Yasası (ABD, Tayvan) olarak gösterilebilir.

Bu anlaşmalar göz önünde bulundurulduğunda ABD’nin bölgede birçok ülke ile güvenlik anlaşmalarının olduğunu görmekteyiz. Anlaşmalar Çin’in Pasifiğe açılarak uzun dönemli kalkınma sağlamasını yavaşlatacak bir sahne oluşturmaktadır; dolayısıyla Tayvan da bu noktada kritik konumda bulunmaktadır. ABD’nin yaptığı anlaşmalarla Pasifik erişimini çevrelemesine rağmen, Çin anlaşmazlıkların bulunduğu adalar çevresinde askeri tatbikatlar gerçekleştirmekte, yapay adalar oluşturmakta ve adalar üzerine çeşitli füze tipleri konuşlandırmaktadır. Çin’in Tayvan ile birleşme talebi gerçekleşirse Çin’in çevrelenme politikasında bir açıklık oluşma riski mevcuttur bu nedenle Şi Jinping’in verdiği mesajın bölgedeki gerginliği bu değişkenler ışığında oldukça arttırdığını tartışmak mümkündür.

Güney Doğu Asya Ülkelerinin ortak askeri yapısı olan Güney Doğu Asya Antlaşması Teşkilatı bölgede ortak Çin karşıtı bir gücün mevcudiyetini de göstermektedir. Bölgenin bir nevi garantörü pozisyonunda bulunan ABD’nin bugünkü başkanı Donald Trump ve yönetimi ülkenin diplomatik ilişkilerinde geniş çaplı değişimlere neden olmaktadır. ABD, Avrupa kıtası ve güney batı Asya’da doğrudan gerçekleştirdiği askeri faaliyetlerini finansal gerekçelerle hafifletmekte, okyanus ötesi askeri harcamalarını azaltma eğilimi göstermektedir. Fakat Asya Pasifik bölgesi diğer coğrafyalara kıyasla Çin gibi hızlı gelişmekte olan bir rakibe ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölgede Jinping’in açıklaması sonrası ABD’nin askeri çekilme tutumunun Çin’in hızla genişlemesine neden olacağı bir senaryo söz konusudur. Çin’in Tayvan üzerindeki ekonomik etkinliği bariz şekilde uzun dönemde ekonomik bağımlığın artacağına ve ekonomik bir ilhakın gerçekleşeceğine işaret etmektedir. Çin bu durumun belirginliğini fark ederek dış bir ekonomik müdahale ile elindeki kartları kaybetmeden hızlı adımlar atmak gayesindedir.

ABD’nin bu gerginlikten yararlanarak izleyebileceği çeşitli senaryolar vardır. Korku sahnelemesi ile bölgesel ticarette hem sivil hem askeri araçlarla yüksek kazançlı adımlar atma seçeneği karşılığında güvenlik faaliyetlerinin devamlılığını sağlaması olası bir senaryo iken; bu senaryoda ticari iş birliği olmadığı durumda ABD bölgedeki etkisini hafifletmeye gidebilecektir. Tayvan’ın Çin’e gittikçe daha bağımlı hale gelen ekonomisi birleşmeyi ve Çin’in Pasifik açılımını kaçınılmaz bir hale gelecektir. Bu durum uzun dönemde Çin ticari yükselişini ve aynı zamanda pasifik üzerinden bölgeyi askeri çevrelemeye almasını kolaylaştıracaktır. Başka bir açıdan bakarsak Jinping’in tehditkâr söyleminin geçerliliğini test etmek maksadıyla müdahil olmayan bir ABD tutumu Tayvan’da birleşme karşıtlarının saldırıya uğradığı ve sonrasında askeri faaliyetlerin gözlemleneceği bir gerilime dönüşecektir. Bu gerilim esnasında Çin bölge ülkelerinin müdahil olduğunu gösterecek bir olay/kurgu yaratırsa birleşme sonrası bölgede askeri faaliyetlerini genişletmek konusunda meşruiyet kazanacağı bir durum da ortaya çıkacaktır. Olası bir Tayvan – Çin savaşı ya Çin’in askeri kapasitenin incelendiği bir sahne olacak ve karşılığında ABD’nin küresel güvenilirliğini zedeleyecektir ya da bölgesel kriz başta olmak üzere daha geniş çaplı bir kriz için temeller oluşturacaktır.

Bu senaryolardan en olası seçenek ABD ile Çin ilişkilerinde Tayvan veya 3. parti bir ülke ile avantajlı ortak bir ticaret kanalının açılması ve sürecin ertelenmesidir, bu erteleme uzun zamanda Tayvan’ın Çin’e ekonomik olarak çok yüksek seviyede bağımlı hale getirecek ve birleşme taleplerini artıracaktır. 2019 yılı sonuna kadar karşımızda ya bir Güneydoğu Asya ekonomi/güvenlik krizi ya da genişleyen Çin’in bölgedeki ekonomik etkisinin katlandığı bir senaryo belirecektir.

Kaynaklar

https://thediplomat.com/tag/china-taiwan-relations/

https://data.worldbank.org/country/china?view=chart

http://en.people.cn/200410/13/eng20041013_160081.html

https://www.cfr.org/backgrounder/china-taiwan-relations

https://www.cfr.org/interactives/global-conflict-tracker#!/conflict/territorial-disputes-in-the-south-china-sea

https://tr.sputniknews.com/asya/201901021036894618-siden-tayvana-birlesme-cagrisi/

https://commodity.com/taiwan/

https://www.armscontrol.org/factsheets/taiwanarms

http://www.worldstopexports.com/taiwans-top-import-partners/

http://www.worldsrichestcountries.com/top_taiwan_imports.html

https://www.globalfirepower.com/country-military-strength-detail.asp?country_id=taiwan

https://www.cfr.org/interactives/global-conflict-tracker#!/conflict/territorial-disputes-in-the-south-china-sea

https://www.state.gov/s/l/treaty/collectivedefense/

https://qz.com/861507/charted-taiwans-economy-is-more-dependent-on-china-than-ever-before-making-trumps-threats-dangerous/

https://www.brookings.edu/testimonies/china-taiwan-recent-economic-political-and-military-developments-across-the-strait-and-implications-for-the-united-states/