ABD’deki derin devleti açıklamak için kullanılacak doğru terim “derin devlet ve onun da arkasındaki derin devlet” olmalıdır. Derin devletin ana parçaları atanmış ya da daimi bürokratik tabaka ve istihbarat toplumu’dur. Bunlarla daha derin arasında büyük iş dünyası ve Wall Street vardır. Daha derin devleti CFR, Üçlü Komisyon ve Bildelberg temsil eder. Bununla beraber, derin devletin deliği daha da derinlere uzanır. Bu deliğin arkasında daha gizli olan ‘Skull and Bones’ ve ‘Bohemian Grove’ gibi örgütler vardır. Wall Street ve Washington D.C.’deki beyinler derin devletin en önemli düğüm noktalarıdır. Arka plandaki derin devletin amacı finansal kapitalizm yolu ile elit bir tabakanın yöneteceği bir (yeni) dünya düzeni diğer adı ile “tek dünya hükümeti” kurmaktır. Ancak, daha derin devletin iki ana aktörü olan Rockefeller ve Rothschild arasında uzun zamandır süren çekişme 2012 yılında çatışmaya dönüştü. Küresel hedef değişmese de planlar konusunda anlaşmazlık çıktı. Bunlar olurken derin devlet iki kutba ayrıldı ve ABD’deki derin devletin Rothschild tarafı yeni başkan Trump’ı öne sürdü. Ruslarla kirli işleri olan Trump’ı yönlendirme işinde Siyonist küreselciler ve emekli şahin generaller öne çıktı. Orta Doğu’da neler olduğunu anlamak için önce ABD’de olup-bitenleri analiz etmek zorundayız.

Donald Trump, kimin adamı?

Trump, 2016 yılındaki ABD başkanlık seçimlerinde ekonomik ve sosyal durumu iyi olmayan özellikle eğitimsiz çalışan sınıfın oylarını aldı. ABD’de artan gelir eşitsizliği Trump’ın popülizmi için uygun bir ortam sağlamıştı. Kendini beğenmiş ve otoriter bir kişiliğe sahip Donald Trump’ın sıkı prensipleri yok, ego merkezli ve her olaydan kişisel olarak yararlanmaya çalışır. Eğer birisi ona zevk, prestij veya para verirse o da ona istediği herhangi bir şeyi verebilir. Ondan önce hiçbir ABD başkanı başkalarını açıkça aşağılamadı, devlet politikalarını twitter üzerinden açıklamadı. Bu yüzden “bebe-başkan” lakabı ile anılıyor ve normal biri olarak görülmüyor. Otelleri, gazinoları ve diğer gayrimenkulleri ile emlak oligarkı olan Trump, Beyaz Saray’a otoriter ve plutokratik yönetim ve acımasız bir ahlak anlayışı getirdi. Beyaz Saray’da cahil beyaz çiftçilerin temsilcisi oldu. Hâlbuki Wall Street’in başkanlık adayı gündemlerini kesintiye uğramadan sürdürecek olan Hillary Clinton idi. Clinton Ailesi’nin Rothschild ailesi ile eskiye dayanan yakınlığı var. Ancak, herkes Hillary Clinton’ın kazanacağını düşünürken son anda ortaya saçılan iddialar, seçim sürecinin Trump’ın lehinde işlemesine neden oldu.

Trump iktidarı Wall Street tarafından değil ama petrol, gaz ve kömür endüstrileri tarafından satın alınmıştı. Dış İşleri Bakanı Rex Tillerson, Exxon Mobil’in eski başkanı ve CEO’su idi. Enerji, savunma ve beyaz milliyetçi alternatif sağın medyası Trump kanadını oluştururken; finans, istihbarat ve teknoloji satan ‘büyük para’ karşı tarafta kaldı. Özetle, Trump derin devlet ile mücadele etmiyor, Amerikan derin devleti içindeki yapısal çekişmenin bir ürünüdür. Aralık 2016’da Trump’a ABD derin devletinden Henry Kissinger takviye oldu. Rockefeller’in adamının nasıl takviye olduğunu başka bir makaleye bırakalım. Kissinger ile birlikte Trump’ın Çin ve Rusya dış politikası şekillenmeye başladı. Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner Ortadoğu konusunda baş danışmanı. Kushner, ABD’nin İsrail büyükelçisi David Friedman ve Jason Greenblatt ile birlikte Ortadoğu politikalarına İsrail ayarı veriyorlar. Trump, önceki yönetimlerin “terörle savaş” vizyonunu İran’ı hedef almakla değiştirerek Orta Doğu’da dengeleri yeniden kurguluyor. Şimdi İran savaşının sahnesi geliştiriliyor. Siyonist Plan, Ortadoğu’nun daha da küçük devletlere bölünmesini ve İsrail’in bölgesel bir emperyal güç haline gelmesini öngörüyor. Yeni politika temelde Körfez ülkeleri kadar İran petrolünü de hedefliyor olsa da Büyük İsrail ve Armageddon (Kıyamet Savaşı) için en doğru zamanın geldiği düşünülüyor.

Rockefeller ve Rothschild’in yolu neden ayrıldı?

30 Mayıs 2012’de Rosthchild’in yatırım şirketi (Rothschild Investment Trust “Capital Partners”) Rockefeller’in finansal hizmetler şirketinin büyük hissesini satın aldı. Bu medyada küresel krizde iki büyük arasındaki savaşın yeni bir dönemeci olarak kabul edildi. Peki, iki kesim arasındaki gerçek sorun neydi? Rothschild’in ana yatırımı hep “altın” olmuştu. Dünyada ne olursa olsun Rothschild’in altını hiç bitmeyecekti. Bu dikkatten kaçan ve gürültüsüz bir servet birikimi idi. Rockefeller’in tek dünya hükümetine giden yoldaki savaş planlarında Orta Doğu’nun parçalanması sürecine girilmiş ancak, plan istenildiği gibi yürümemişti. Sırada İran olacaktı ama Obama, buna hazır olmadıkları için İran ile nükleer anlaşma yaparak zaman kazanmak istemişti. Ama asıl sorun gene de bu değildi çünkü ana plan, İran ile birlikte Rusya’yı parçalamayı da öngörüyordu.  ABD’deki hâkim elitin planına göre; önce Beyaz Rusya ve Kazakistan koparılacak, Katar-Türkmenistan doğal gaz hattının inşası ile Moskova’nın Avrupa üzerindeki etkisi asgariye inecekti. Rusya’da ekonomik krize yol açılacak, çoklu terörist saldırılar (Kafkas Emirliği üzerinden) yapılacaktı. Sonunda Rusya sokaklarını dolduracak protestocular, ülkeyi 1990’lardaki ortama geri getireceklerdi.

Rosthchild Rusya bölümüne takılmış ve nükleer savaş istemiyordu. Rosthchild’e karşı küreselci gruptan önce organize olmamış bir tepki başladı; ailesini korkutmaya çalıştılar, helikopterini düşürdüler, çocuklarını kaçırdılar. Rosthchild düşman haline gelirken, o da Trump’ın önünü açtı. Trump’ın yanına emekli generaller ile ittifak halindeki Siyonist-küreselciler geldi. Trump, Bannon’un ekonomik milliyetçi stratejisini Obama’nın çoklu savaş askeri yaklaşımı ile değiştirdi ve artık ABD gücünü emekli general elit yönetiyor. Dünyada ki gerçek mücadele ne sağ-sol ne de jeopolitik kapsamlı devlet savaşlarıdır; asıl savaş ile derin-devlet ile ulus-devletler arasında diğer adı ile Fransız sağcı Marine Le pen’in ifade ettiği gibi küreselciler ve milliyetçilik arasındadır. Yani Rothschild tarafı da tek dünya hükümetine ulus-devletleri yok ederek ulaşacak hatta Çin ile Üçüncü Dünya Savaşı’na girecektir. Şimdi gelelim Rothschild’in Trump planına; ABD Federal Rezerv Sistemi ‘dolar’ yerine ‘altın’ esasına dönecektir. ABD, Rothschild’ten uzun dönemli altın borcu alacak ve Wall Street, borsalar ve ticari bankalar büyük ölçüde çökecektir. Özetle küresel dizginler en büyük altın rezervine sahip olan Rothschild’in eline geçecektir.

Sonuç..

Küresel derin devletin merkezi İkinci Dünya Savaşı sonunda Londra’dan Washington’a taşınmıştı ve o zamandan beri Amerikan ve İngiliz askerlerini kullanarak kendi planlarını uyguluyorlardı. Ancak, iki ana aktörün yolları Rusya konusunda ayrılınca derin devlet kendi içinde ayrıştı. Rothschild tarafına göre Rusya ile barış mümkündür ve nükleer savaştan kaçınılabilir. Ancak, Trump’ın arkasında küreselciler bu sefer İran senaryosunu öne çekmek istediler. Gelinen aşama Rockefeller tarafının ve onun ölümü ile yerini alan ve başını şimdilik Tony Blair’in çektiği Batılı yönetici elitin yenilgisi değildir. Sadece geri çekiliyorlar ve yerlerini değiştiriyorlar. Irak ve Türkiye, Avrupa’dan parayı kontrol eden Rothschild ailesinin payına düşmüştü. Amerikan atına binen Rockefeller ailesi ise CIA ve benzeri istihbarat ve askeri kurumları üzerindeki etkisi ile Türkiye içindeki oyunların arkasındaki baş aktör oldu. Buraya kadar anlattıklarımız içinde bahsetmediğimiz çok önemli bir konu var; Rusya’nın Rothschild, Trump ve İsrail ile derin ilişkileri. Rothschild’in Rusya sevgisi (!) ve Rusya’nın İsrail sessizliği. Onları da başka bir makaleye bırakalım.