Suudi Arabistan liderliğinde altı Arap ülkesi ve Maldivler’in Katar ile diplomatik ilişkileri kesme kararı dünya gündemini sarstı. 5 Haziran sabahı önce iki Körfez ülkesi –Suudi Arabistan ve Bahreyn- Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıkladılar. Hemen ardından Mısır, BAE, Maldivler ile, Yemen ve Libya’nın uluslararası tanınan hükümetleri de onlara eklendi. (1) Katar’a karşı oluşan bu koalisyona daha sonra Moritanya, Mauritius, Ürdün, Fas ve Komor Adaları da eklendi.

Yukarıda özetlenen gelişmeler sonucunda, Körfez beşlisi kendi elçilerini geri çekmekle kalmayarak, Katarlı diplomatlara ülkelerini 48 saat içinde terk etmeleri için süre tanıdı. Katar vatandaşlarına da 14 gün verildi. Katar Yemen’de Husilere karşı savaşan Uluslararası Koalisyon’dan çıkarıldı. Koalisyon Komutanlığı açıklamasında, Uluslararası Koalisyon’un, “Yemen’de terörizmi güçlendirmesi ve darbeci milislerle ilişkilerinden dolayı” Katar’ın koalisyondan çıkarılmasına karar verildiği belirtildi.(2)

Söz konusu ülkeler hava sahalarını, kara sularını ve limanlarını da Katar’a kapattılar. Suudi Arabistan’dan Basra Körfezi’ne uzanan bir yarımada olan Katar böylece, kelimenin tam anlamıyla izole edildi. Anakarayla kara bağlantısı da kapatılarak, dış dünya ile bağlantısı neredeyse kesildi. Basra Körfezi’nde Katar ile Suudi Arabistan’ın başını çektiği altı ülke arasında günlerdir tırmanan kriz, son derece sert bir kararla sonuçlanmış oldu: Katar bölgede tecrit edildi ve abluka altına alındı.

Kararın Alınmasında Etkin Olduğu Belirtilen Resmî Gerekçeler

Katar’ı tecrit edip, abluka altına alan yedi ülke tarafından Doha’ya yöneltilen suçlamalar arasında, Yemen’de El Kaide, Müslüman Kardeşler ve İŞİD başta olmak üzere teröre destek vermesi, basın yayın organlarında terör örgütlerinin propagandasını yapması ve İran’a yakın tutum sergilemesi yer aldı.(3) Suudi tarafının bu gerekçelerinin yanında Yemen, Doha’nın Şii Husi milislerini desteklemesi; Mısır, El Kaide, İŞİD ve DEAŞ fikrini yaydığı, ülkenin iç işlerine karıştığı; Bahreyn ise, ülkesinde eylem yapması için Doha’nın, İran bağlantılı silâhlı örgütlere malî destek sağlamasını gerekçe olarak saydılar.(4)

Kısaca Katar Devleti

1971 yılında İngilizler’den bağımsızlığını kazanan bir yarım ada ülkesi olan (tek kara bağlantısı Suudi Arabistan olup, diğer tarafları Basra Körfezi-İran Körfezi ile çevrilidir) Katar’ın 2 milyon 220bin nüfusunun yüzde 87’si, çoğunluğu Güney Asyalı Müslüman olan işçilerden oluşmaktadır. Satınalma gücü paritesine göre 129.7 bin $ ( cari dolar kuru ile 68 bin $) kişi başı gelirle dünya sıralamasında birinci sırada yer almaktadır. Ülkenin, büyük ölçüde petrole bağlı ekonomisinin büyüklüğü 353 milyar $’dır.

Monarşi ile yönetilen Katar’ın 1995’den sonra 18 yıl emirliğini yapan Şeyh Hamad bin Halife Al Tani yetkilerini 2013 yılında oğlu Şeyh Temim bin Hamad Al Tani’ye bırakmıştı. Dünyanın ilk Arapça uluslararası uydu kanalı Al Jazeera ile prestijini artıran Şeyh Hamad döneminde Katar, doğalgaz üretimine başladı ve ülke ekonomisi önemli gelişme kaydetti. Ülke şu anda 25 trilyon metreküp doğalgaz rezerviyle dünyada dördünücü sırada, ihracatında ise dünya üçüncüsüdür.

Ulusal gelirinin yüzde 90’nı petrol ve doğal gaz gelirlerinden oluşan ülkenin, düşen pertol fiyatları nedeniyle son yıllarda düşük büyüme ve bütçe açığı ile yüzleşmekte olup, ilk kez 2016 yılında “cari işlemler açığı” vermiştir. Bütçe açıklarının finansmanı için tahvil ihracında bulunmaktadır.

Ülke ekonomisindeki büyümeye istikrar kazandırılması amacıyla, birbiri ardına alt yapı ve üst yapı projelerine başlanmıştır. Sürdürülen alt ve üst yapı yatırımları çerçevesinde dünyanın en önemli müteahhitlik hizmetleri pazarlarından biri haline gelmiştir. Bu arada, etkin çabalar sonucunda 2022 yılında yapılacak dünya futbol şampiyonasına da ev sahipliği yapma hakkı kazanmıştır. En büyük ihracat pazarları Japonya, G.Kore, Singapur, Hindistan, Taylant, Belçika; en büyük dış alım yaptığı ülkeler de Japonya, ABD, Almanya, İtalya, BAE, Çin, G.Kore ve Suudi Arabistan’dır.  

Katar’ın önemli tutarda yurt dışı yatırımları bulunmaktadır. Katar Yatırım Otoritesi’nin toplam yatırımları 355 milyar $’a ulaşmıştır.(5) Petrolden sonra dikkat çeken en önemli iş dalları da ulaştırma ve turizmdir. Katar Havayolları şirketi, konusunda dünyanın en büyüklerinden birisidir.

ABD’nin Orta Doğu’daki en büyük askeri üssü de Katar’da bulunmaktadır. Ülkenin başkenti Doha’nın yaklaşık 30 kilometre güneybatısında bulunan El Udeyd askeri üssünde 11 bin ABD askeri görev yapmaktadır. Üs, Suriye ve Irak’ta IŞİD karşıtı operasyonlarda da etkin rol oynamaktadır.(6)

Katar’ın Bölgedeki Politik Tercihleri

  • Müslüman Kardeşler (İhvan) Örgütü’ne destek: 2014’te, Mısır’daki İhvan destekli Mursi iktidarının, halk hareketlerini izleyen bir ordu darbesiyle devrilmesinin ardından Katar, iktidara gelen Sisi yönetimini tanımamıştı. Bunun üzerine Suudi Arabistan ve Mısır, Katar’dan elçilerini çekmiş ve o yıl yapılan Körfez İşbirliği Konseyi toplantısına Doha yönetimi çağrılmamıştı.(Bir süre sonra ilişkiler, önceki günkü krize kadar, yeniden yoluna girmişti) Bilindiği gibi, Washington’un tercihine koşut olarak Kahire ve Riyad, Müslüman Kardeşler’i “terör örgütü” olarak görmektedirler.
  • Katar’ın İran ile yakınlaşması: Uzun yıllardır Suudi Arabistan ile birlikte İran karşıtı kampta yer alan Katar’ın İran’a yaklaşmasının temel nedeni doğalgazdır. Daha önce de belirttiğimiz ğimiz gibi Katar, doğalgaz konusunda dünyanın en önde gelen ülkesi. Öte yandan İran’ın ABD ile yaptığı enerji anlaşması sonrası hidrokarbon piyasasına güçlü dönmesi, Katar’ı etkileyecek önemli bir gelişmeydi. Bu durumda rekabeti, düşmanlık yerine ortak çıkarları gözeten bir “ortak çalışmaya” dönüştürmek, Doha’nın daha çok avantajınaydı. Bunun sonucunda ülke yönetimi İran’a karşı yumuşamıştı. Doğaldır ki bu politika, Suudi Arabistan ve Trump ABD’sinin işine gelmemişti.
  • Katar ve Suriye yönetimi arasında 2013’den bu yana süren görüşmeler: Gerçi bu görüşmeler aleni olmamakla birlikte, özellikle Suudiler tarafından yakından izlenmekteydi.(7)

Son Gelişmeler

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın ilk yaptığı açıklamalardam birisinin “İran karşıtlığı” olması, İran’ın kadim düşmanı Suudi Arabistan için bulunmaz fırsat olmuştur. Bilindiği gibi, Batı ile yapılan “nükleer anlaşması” sonucu gücünün azalacağını düşünen Suudiler’in, dönemin ABD Başkanı Barack Obama yönetimi ile ilişkileri soğumuştu.

İlk yurt dışı seyahatini, seçilmeden önce eleştirdiği Suudi arabistan’a yapan Trump, toplam 10 yıl zarfında ülkesi açısından önem taşıyan 350 milyar dolarlık anlaşmaya imza atarak, Suudi Arabistan ile ekonomik ve diğer alanlarda yaptığı işbirliğini somutlaştırdı. Bu bağlamda, bir zamanlar Malezya tarafından ortaya atılan, daha sonra ise Suud Krallığı tarafından gündeme getirilen “İslam ülkeleri NATO’su” konusunu Riyad zirvesinde tartışmaya açan Trump, asıl patronun Amerika olduğunu ve bu projenin gerçek fikir babasının onun devleti olduğunu açıkladı.

Yaptığı açıklamalarda Trump, Basra Körfezi’ni, bölgedeki Arap devletlerinin eli ile bizzat Amerikan’ın kontrol edeceğini gizlemedi ve İsrail’in güvenliği için her şeyi yapacağının işaretlerini verdi. Bir anlamda, Amerika’ya sadakat testinden her zaman başarıyla geçmiş iki önemli Müslüman devleti Mısır ve Arabistan ile bölgeyi koordine ederek, yola bu ülkeler ile devam edeceğini beyan etti. Bu arada, Mısır’ ı aratmayan bir ayaklanmanın yapılma olasılığı konusunda Arap şeyhlerine gerekli kıvamda uyarı yapıldı ve aynı kıvamda kabul gördü. Bu fotoğrafta Suudi-Katar monarşileri el eleydi.(8)

ABD ve Körfez ülkelerinin İran’a karşı yeni koalisyonuna çekinceli yaklaşan Katar Emiri Şeyh Tamim el Tani’nin 23 Mayıs gecesi Katar Haber Ajansı QNA’da yayımlanan röportajında, “İran’a karşı düşmanlık beslemek akıllıca değil” ifadesi, Körfez ülkelerinin büyük tepkisini çekti. Sonrasında Katar, QNA web sitesinin siber saldırıya uğradığını, bu haberlere itibar edilmemesini açıkladı.(9)

Kimi analistlere göre, Trump’ın gezisinin ardından İran’ın bölgedeki etkisini sınırlamak üzere harekete geçen ABD-S.Arabistan-BAE ve İsrail İttifakı Katar’a da, hem Tahran’a tepki göstermesi, hem de İhvan gibi örgütlerle ilişkisini kesme yönünde baskı yaptı. Bu ittifakın bir parçası olma konusunda tereddüt gösteren Katar’ın, bazı sert önlemlerle yola getirilmek istenmesi, genellikle paylaşılan bir çıkarımdır.

Kararın Ardındaki  Gerçek Nedenler

Katar krizinin zirveye ulaşmasının ardından ABD lideri Trump, düğmeye basanın kendisi olduğunu açıkladı. Doha yönetimiyle ilişkileri koparan ülkelerin yanında saf tutan Trump, 1 saat 36 dakikaya yayılan Twitter mesajlarında, “Ortadoğu ziyaretimde, radikal ideolojilerin artık finanse edilemeyeceğini söyledim. Liderler Katar’ı işaret etti, bakın!”; “Aşırılığın finanse edilmesine karşı sert davranabileceklerini söylediler, bütün dayanak noktası Katar. Belki de bu terör korkusunun sona erişinin başlangıcı olacak” diye yazdı.(10)

Katar, kendi gibi yegâne kara sınırı Suudi Arabistan ile olan Bahreyn’e Suudi Arabistan’ın askerî müdahalesi, Körfezin karşısındaki İran ile hasımlaşmamak ve belki, ekonomisinin başat ürünü olan doğalgaz dışsatımına bağımlılığı gibi nedenlerle (Umman’a benzer biçimde) İran ile “denge siyaseti” içinde olmuştur.

Yukarıda yazdıklarımız ve çeşitli kaynaklarda yer alan haber ve yorumlara göre, yaşanan krizin gerçek nedenlerini, aşağıdaki üç başlıkta toplayabiliriz:

  1. İran’ı kuşatma: Bu hamle, Trump’ın ABD’de işbaşına gelmesiyle birlikte yürürlüğe sokulan “İran’ın kuşatması” politikasının bir sonucudur. Trump, Mayıs sonundaki Suudi Arabistan ziyareti sırasında bu politikayı iyice netleştirmişti. Sünni NATO kurulması da bu kuşatmanın bir hamlesiydi. Riyad ile yapılan yüz milyarlarca dolarlık silah anlaşmasıyla bu durum taçlandırmıştır.
  2. Katar’ı kontrol altında tutma: Katar’a yönelik bu izolasyon ile verilen doğrudan mesajı şu şekilde toplayabiliriz. İran ile irtibata geçmesi halinde, ya da “büyük ağabeyler”in sözünden çıkılması durumunda, nefes alamayacak duruma geleceği hatırlatıldı. Dünyanın en büyük doğalgaz ve petrol rezervine sahip ülkelerden biri olan Katar, İran ile birlikte hareket ettiğinde Körfez dengelerini etkileyebilecek bir potansiyele sahip olduğu açıktır. Bu nedenle Suudi Arabistan, Katar’ın İran karşıtı koalisyonun dışına çıkmasına müsaade etmemek için elinden geleni yapmaktadır.
  3. İhvan’ı yanlızlaştırma: Katar’a yönelik “tecrit” kararının bir diğer bir nedeni de, Mısır ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin Müslüman Kardeşler politikası olduğu çok açıktır. Bilindiği gibi, Katar ve Türkiye’nin desteklediği Müslüman Kardeşler, Körfez ülkeleri ve Mısır’ın terör örgütleri listesinde yer almakta; Katar ise İhvan’ın baş destekçisi, finansörü olmakla suçlanageliyordu. Katar’ın İhvan’ı koruyup kollaması ve ülkesinde barındırması Sisi’nin Mısır’ı ve Suudlar tarafından bir ulusal güvenlik sorunu olarak algılanmaktadır. Bu algı, anılan ülkeleri her fırsatta adı geçen örgüt ve destekleyicilerine tavır almaya götürmektedir.(11)

ABD’nin Katar’a Karşı Olası Tutumu

ABD’nin Suudi Arabistan ve Katar’la bölgede, uzun yıllara dayanan ayrıcalıklı ilişkileri bulunmaktadır. Tarihsel bağlamda ABD ile Suudi Arabistan’ın petrol ticareti üzerinden II. Dünya Savaşı’ndan bu yana süregiden bağlantısı bilinmektedir. Yakın dönemde, yeni ABD başkanının Suudi Arabistan ziyaretini ve bu ziyaret arasında açıklanan dev silâh anlaşmaları ile, Trump’ın İran’ı yeniden başat tehdit sınıfına sokan ifadeleri izlendi. Katar’da ise, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) bölgesel karargâhı bulunmaktadır.

Körfez ülkeleri ve Mısır ile Katar arasında İhvan konusundaki yukarıda belirtilen görüş ayrılığı, Trump’ın başkan olmasıyla daha da derinleşti. Çünkü Trump da, aynı Körfez gibi, hem İran’ı sistem dışına itmek istiyor, hem de İhvan’ı, İŞİD ile aynı yerde konumlandırıyordu. Tüm bunların üstüne ABD başkanının çok yakınlarda Suudi topraklarında 350 milyar $’lık anlaşma imzalaması ve Mısır-İsrail-Suudi Arabistan üçlüsüne kollarını açması, bu ittifakı iyice pekiştirmiştir.

Krizi çözme konusunda bir alternatif olarak Katar’a yönelik diğer Körfez ülkelerinin askeri bir hamle yapması beklenmemelidir. Çünkü Katar, bölgedeki askeri operasyonları yöneten, kontrol eden 11 bin civarında Amerikan askeri barındıran en büyük Amerikan üslerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu olgunun, ABD’nin bu topraklardaki üssünü ve güvenliğini riske sokacak girişimlere izin vermeyeceği açıktır.(12) Diğer yandan Katar, 11 bin askerinin bulunduğu ve 120 savaş uçağının konuşlandığı, Ortadoğu’daki en büyük Amerikan üssüne sahip bir ülke olarak Washington’dan, “krize çözüm bulmasını, aksi halde üssü kapatacağını” söyleyebilir mi? Tabii ki söyleyemez. Söylese de ABD üzerinde bir etkisi olmaz. Çünkü hava sahası kapatılmış, diplomatik olarak Arap dünyasında “temsiliyet hakkını” yitirmiş Katar’ın bunu yapamayacağını bilir.

7 Haziran günü Washington cephesinden yaşanan yeni bir gelişme, Trump’ın, mevcut krizin çözümü için Katar Emiri’ni Beyaz Saray’a davet etmesi oldu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump’ın telefon ile Katar Emiri’ne, “bölgedeki tüm ülkelerin, terör finansmanını önlemek ve aşırılıkçı ideolojilerin yayılmasını durdurmak amacıyla işbirliği yapması gerektiğini“ söylediği belirtildi.(13)

Krizin Türkiye’ye Muhtemel Etkileri

Katar sermayesinin 19 milyar $ yatırımı bulunan Türkiye, ülkenin en çok yatırım yaptığı dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Türkiye’de son yıllarda çoğu yatırımın arkasından Katarlılar’ın olduğu görülmektedir. 2015 yılından itibaren Katarlılar’ın Türkiye’de aldıkları kritik şirketler içinde ONB Finansbank, Abank, Digitürk, BMC ile Boyner’deki ortaklıklar gelmektedir.

Katar’la Türkiye’nin ticaret hacmi 770 milyon $, Türk müteahhitlerinin söz konusu ülkede üstlendikleri 128 projenin büyüklüğü ise 14.2 milyar $ dır. Keza Katar, Türkiye’de yatırım yapan yabancı ülkeler sıralamasında yedinci sıradadır.(14)

2016 yılında, Katar’da askerî üs kurma kararı alan Türkiye, bununla ilgili anlaşmayı dün, krizde Katar’a verdiği desteğin bir işareti olarak dün TBMM’den onaylatarak, 3 bin asker gönderme kararı aldı. 

Katar ile Türkiye arasındaki ilişkiler, ekonomik ve siyasî olarak son yıllarda çok hızlı bir şekilde arttı. Katar’ın teröre destek vermesinin yanı sıra, İran’la yakınlaştığı gerekçesiyle, Türkiye dış politikasındaki yakın diğer ülkelerden Suudi Arabistan’ın tepkisini çekmekteydi.

Suriye ve İran konusunda değişimler gösterse de, Türkiye ile ortak bir politik çerçevede tutum alan Katar’ın başına gelenler, herşeyden önce “terör örgütlerine destek vermesi” ise, Hamas’ı desteklediklerini hiç saklamayan, Müslüman Kardeşler yüzünden Mısır ile ilişkilerini bozan Türkiye yönünden de ileri sürülebilecek bir gerekçe oluşturmaktadır. Böyle bir konum, Türkiye yönünden bir “gözdağı” olarak görülebileceği gibi; Katar’ın, dışardan gelen baskılar nedeniyle geri adım atıp, Suudiler’in dikte ettiği çizgiye dönmesi halinde, Türk hükümetinin mevcut politikalarında “yalnız kalması” söz konusu olabilecektir.

 Böylesi bir gelişmenin devamında da, İhvan örgütünün “terör örgütü” olarak sayılması yönünde ABD’nin süren belirleme çalışmalarının, terör örgütü olduğu şeklinde sonuçlanması, Katar’ın Hamas ve İhvan ile ilişkilerini kesmesi durumunda Türkiye’nin, yeni bir açmaz ve sorunla karşılaşabileceğini akla getirmektedir. Türkiye bu yalnızlığa ne kadar dayanabilir? Keza, mevcut tutumunu değiştirmediği takdirde, özellikle Katar kaynaklı ekonomik rahatlama akışının artık olmayacağı görülecektir.

Akla gelen bu tür gelişme olasılığı, ABD yönlendirmesi ve bilgisindeki Körfez monarşilerinin, Katar’dan sonraki hedeflerinin Türkiye olabileceği muhtemel olgusunu gündeme taşımaktadır. Türkiye’nin zaten, Suriye politikası ve Zarrab davası nedeniyle, ABD ilişkilerinde soğukluk yaşanmaktadır. Bu nedenle, Katar’ı yola getirme, İran’a mesaj verme amaçlarının yanında, yukarıda irdelemeye çalıştığımız “muhtemel” olgular üzerinden “Türkiye’yi hedef alma” çıkarımı oldukça tutarlı durmaktadır.

Sonuç Yerine

Yukarıdaki bölümlerde aşamalarını, nedenlerini ve olası etkilerini irdelemeye çalıştığımız, Katar’ı hedef alan Körfez ülkeleri “tecrit ve abluka” hareketinin ABD yönlendirmesi ve bilgisi altında yapılmış olması çok güçlü bir ihtimaldir.

Terör desteğine karşı Katar’ı yola getirmek ve İran’a gözdağı vermek asal hedeflerinin yanında, Katar krizinin yaratacağı önemli etkilerin Türkiye olacağı açıktır. Böylesi bir gelişmenin, Türkiye’nin bölgede zaten kısıtlanmış olan hareket serbestisini daha da azaltacağını söyleyebiliriz. Buradan hareketle, hem Türkiye’nin “olmayan” Suriye politikasını açmaza sokmak, hem de İran karşıtı Sünni ittifakı güçlendirerek, Suriye’de harekete geçmesini sağlamak, Körfez’de yaşanan Katar kriz senaryosunun başat amaçları olarak belirlenmektedir.

 

(1): “Qatar diplomatic crisis: All the latest updates”,Al Jazeera News, 7.06.2017, http://www.aljazeera.com/news/2017/06/qatar-diplomatic-crisis-latest-updates-170605105550769.html (706.2017)

(2): “Command of Coalition to Support Legitimacy in Yemen ends Qatar’s participation”, Saudi Press Agency(SPA),5.06.2017, sa.11:02, www.spa.gov.sa/1637301 (6.06.2017); “Kingdom of Saudi Arabia severs diplomatic and consular relations with Qatar 3 Jeddah”,5.06.2017,sa.12:43,   www.spa.gov.sa/1637327 (6.06.2017)

(3): “Kingdom of Saudi Arabia severs diplomatic and consular relations with Qatar”, SPA,5.06.2017, sa.10:42, www.spa.gov.sa/1637298 (7.06.20127); “Kingdom of Saudi Arabia severs diplomatic and consular relations with Qatar 2 Jeddah”,SPA,5.06.2017, sa.11:  www.spa.gov.sa/1637321 (6.06.2017)

(4): “Saudi Arabia, UAE, others cut ties with Qatar: Live updates”,CNN, 5.07.2017, http://edition.cnn.com/2017/06/05/middleeast/qatar-diplomatic-rift-live-blog/index.html (7.06.2017)

(5): “Qatar Investment Autority”, SWFI, http://www.swfinstitute.org/swfs/qatar-investment-authority/ (8.06.2017)

(6): “Qatar hosts largest US military base in Mideast”,CNN,6.06.2017, http://edition.cnn.com/2017/06/05/middleeast/qatar-us-largest-base-in-mideast/index.html (7.06.2017)

(7): Mustafa K.Erdemol,”Katar’a yapılanın aynısı Türkiye’ye de yapılabilir”,BirGün, 7.06.2017

(8): Aygun Attar, “Riyad’dan Trump Geçti”, Söyledik.com, 22.05.2017, http://soyledik.com/tr/makale/5950/riyaddan-trump-gecti–prof-dr-aygun-attar.html (5.06.2017)

(9): “6 Soruda Katar Krizi”, T24, 5.06.2017, http://t24.com.tr/haber/6-soruda-katar-krizi,407446 (5.06.2017); “Katar Kuşatması”, Cumhuriyet, 5.06.2017

(10): “What Trump’s Qatar Tweets Revealed”,The Atlantic, 7.06.2017, https://www.theatlantic.com/international/archive/2017/06/trump-qatar-saudi-arabia-terrorism-corker/529479/ (7.06.2017); https://twitter.com/realdonaldtrump/status/872062159789985792; https://twitter.com/realDonaldTrump/status/872086906804240384; “Trump Takes Credit for Saudi Move Against Qatar, a U.S. Military Partner”,NYT,6.06.2017,  https://www.nytimes.com/2017/06/06/world/middleeast/trump-qatar-saudi-arabia.html?_r=0 (7.06.2017)

(11): İbrahim Varlı,”Selefi kökdendinciliği birlikte desteklediler”,Birgün, 6.06.2017; Tyler Durden, “‘Forget Terrorism’: The Real Reason Behind The Qatar Crisis Is Natural Gas”, Zerohedge, 6.06.2017, http://www.zerohedge.com/news/2017-06-06/forget-terrorism-real-reason-behind-qatar-crisis-natural-gas (8.06.2017)

(12): Cahit Armağan Dilek,”Sünni ittifakta kriz: Katar sorunu Türkiye ve bölgeyi nasıl etkileyecek?”, 21.Yüzyıl Türkiye Enst.,6.06.2017, http://www.21yyte.org/tr/fikir-tanki/13127/sunni-ittifakta-kriz-katar-sorunu-turkiye-ve-bolgeyi-nasil-etkileyecek (7.06.2017)

(13): “Trump speaks to Qatar emir, offers help in resolving crisis: White House”, Reuters,7.06.2017, 2:06 pm, http://www.reuters.com/article/us-gulf-qatar-trump-idUSKBN18Y2OU?il=0 (8.06.2017)

(14): “Katar’ın Türkiye’de 18 Milyar Dolar, Dünyada 335 Milyar Dolarlık Yatırımı Var”, Finans.Haberler.Com, 6.06.2017, https://www.haberler.com/katar-in-turkiye-de-18-milyar-dolar-dunyada-9697549-haberi/ (8.06.2017)