Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ NİÇİN GEREKLİ?

Yakın tarihimizin en önemli olayı, hiç kuşkusuz emperyalist ülkelerin güdümündeki FETÖ’nün  15 Temmuz hain darbe girişimidir. Hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve bağımsızlığıdır. Darbe girişimi, Türk Milletinin ve onun ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağduyusu ve karşı duruşu sayesinde önlenmiştir. Ancak, darbeden sonra, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, yüzlerce yıllık tarihi birikimi, kurumsal varlığı yok sayılarak yapısı değiştirilmiştir. Yapılan düzenlemelerden en çok etkilenen, payını alan ise askeri sağlık sistemi olmuştur.

Genel anlamda, ülkemizde sağlık hizmetleriyle ilgili temel esasları düzenleyen kanun, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’dur. Bu kanun, Millî Savunma Bakanlığı hariç, bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Kanunun 3(a) maddesi:

“Sağlık kurum ve kuruluşları “yurt sathında” eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.” temel esasını getirmiştir. 

Dolayısıyla kanun, sınırlarımız dahilindeki sağlık hizmetlerinin düzenlenmesine ilişkindir.

Aynı kanunun Ek Madde 6’a göre: 

“Devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmakta olan personel, mazeret ve zorunlu haller dışında başka yere atanamaz. Ancak deprem gibi olağanüstü hallerde geçici olarak bir ayı aşmamak üzere veya Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının harekât, salgınla mücadele vb. ihtiyaçları kapsamında yurt içi ve yurt dışında iki aya kadar resen görevlendirilebilir. Bu süre olağanüstü durumlarda Sağlık Bakanı tarafından üç katına kadar uzatılabilir. (1)

Bu maddeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı, TSK ilave ihtiyaç duyduğunda görevlendirme yapabilmektedir.

FETÖ terör ve casusluk örgütünün 15 Temmuz hain darbe girişimini müteakip, 25.7.2016 tarih ve 669 numaralı Kanun Hükmünde Kararname ile

“Gülhane Askeri Tıp Akademisine bağlı eğitim hastaneleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi ile asker hastaneleri, dispanser ve benzeri sağlık hizmet birimleri ile Jandarma Genel Komutanlığına ait sağlık kuruluşları her türlü hak ve yükümlülükleri, alacak ve borçları, sözleşme ve taahhütleri, taşınırları ve taşıtlarıyla birlikte, Sağlık Bakanlığına devredilir ve bunlara tahsisli taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir.” şeklindeki düzenlemeyle Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Sistemi’nin temel kurumları olan;

– Gülhane Askeri Tıp Akademisi,

– Eğitim Hastaneleri,

– Asker Hastaneleri,

– Dispanser ve sağlık hizmet birimleri, sağlık kuruluşları,

– TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi TSK ile irtibatı kesilerek Sağlık Bakanlığına devredilmiştir

Türk Ordusu, 2016 yılında, düzenleme sonucunda askeri hastanesi olmayan Silahlı Kuvvetler durumuna düşmüştür. 

Daha sonrasında, ilgili Bakanlığa devirle hizmetin yürümeyeceği anlaşılmış ve 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na ek yapılarak:

– Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı kadrolarına atananlar, sağlık hizmeti vermek üzere süre sınırlamasına tabi olmadan birliğinin atamalı olduğu yer dışında icra edilecek yurt içi veya yurt dışı eğitim, atış, spor, tatbikat ve harekât faaliyetlerine görevlendirilebilir.” gibi düzenlemeler yapılarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurt içi ve yurt dışı sağlık personeli ihtiyacının giderilmesi amaçlanmıştır (Ek fıkra:18/2/2021-7281/30 md.).

 Ayrıca, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin barışta sunduğu sağlık ve askeri sağlık hizmetleri alanında temel, koruyucu ve kurumsal sağlık hizmetlerinin ulusal sağlık mevzuatında yer alan standartlara göre yürütülmesi ve milli kaynakların etkin, ekonomik ve tarafların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlanması ve yakın iş birliğinin temin edilmesi” amacıyla, 7 Şubat 2018 tarihinde, Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı arasında bir protokol yapılmıştır.

Bu düzenlemelerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, barış ve savaş durumunda sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmayacağı değerlendirilmektedir. 

Çünkü, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu Madde 35’te belirtilen Silahlı Kuvvetlerin vazifesi oldukça kapsamlıdır.  (Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askerî gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır (Değişik: 13/7/2013-6496/18 md.).

Aynı kanunun (Madde 40)’a göre:

– “Askerin bakımı, sağlığı, yedirilmesi, giydirilmesi, barındırılması ve moralinin yüksek tutulması dikkat ve itina ile sağlanacak en mühim vazifelerdendir.” şeklinde “askerin bakımı ve sağlığı” en önemli vazifeler arasında belirtilmiştir.

Madde 58 (Değişik: 22/1/2015-6586/21 md.)’e göre de:

– “Türk Silahlı Kuvvetlerinde koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında; çevre sağlığıkişisel sağlık ve hijyenilk yardımbağışıklamabulaşıcı hastalıklar ile tütün ve madde kullanımının önlenmesiiş sağlığı ve güvenliğiokul sağlığısağlıklı beslenme, barınma ve giyinme, fiziksel performans ve etkinliklerin artırılması ile koruyucu sağlık hizmetlerine ilişkin diğer tedbirler alınır. Askerî sağlık hizmetlerigöreve uyarlık ve elverişlilik kontrolleri ile periyodik veya zorunlu kontrollerisağlık raporu kontrolünütıbbi tehditlerin önlenmesini ve ortadan kaldırılmasınıtahliye, tedavisağlık lojistiği ve askerî sağlığa ilişkin diğer ihtiyaçları kapsar” şeklinde askeri sağlığın boyutu ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. (2)

Geleceğin çatışma ortamını sadece askerî harekât alanı ile sınırlandırmak mümkün olamayacaktır. Son ABD-İsrail İran savaşı da bunu göstermiştir.

Sivil halk da muharebe sahasının dışında kalan geri bölgelerde meydana gelecek çatışmalardan etkilenecek, dolayısıyla, askerlerin yanında siviller de hayatını kaybedecek, yaralanacaktır. Ayrıca, meydana gelebilecek büyük doğal afetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağlık yetenekleri dahil imkân ve kabiliyetlerinin kullanılması gerekecektir. Geçmişte yaşadığımız büyük depremler bunu göstermiştir. Bu nedenle, askeri sağlık hizmetleri, sivilleri de kapsayan çok boyutlu bir yapıya sahiptir; barış ortamı ve dışında gerekli, zorunlu sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyar. 

Askeri sağlık sisteminin önemli boyutlarından biri de harp cerrahisi alanıdır. Muharebe sahasında yaralananlara ilk müdahalenin yapılması ve tedavi merkezlerine tahliyesi ile tedavisiharekât alanında çatışma ortamında en ileri uçtan geri bölgeye doğru sevk zincirirehabilitasyonuaskeri psikolojisağlık lojistiği gibi hususlar özel eğitilmiş, yetiştirilmiş tecrübeli personel ve kurumlara ihtiyaç duyar. Bu da ancak askeri sağlık personeli ve kurumları ile sağlanabilir. 

Bu nedenlerle askeri sağlık sistemi; bir ordunun tüm personelini bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı tutmakhastalıklardan korumaktedavi ve rehabilite edilmelerini sağlamak suretiyle her an harbe hazır bulundurmak, barıştan itibaren askeri sağlık hizmetinin personel ve lojistik hazırlığını yapmak, savaşan insan gücünü en yüksek seviyede tutmak amacıyla Silahlı Kuvvetler bünyesindeki teşkillerce planlanan ve verilen her türlü hizmet ve faaliyetlerdir. İhtiyaç halinde halkı da kapsar

Askeri sağlık sistemlerinin ana hedeflerinden birisi de hızlı, etkin bir sağlık hizmet desteği ile personelin görev yerine en kısa zamanda geri dönüşünün sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, askeri sağlık hizmetine, basit anlamda sadece barışta verilen muayene ve tedavi boyutuyla yaklaşmak doğru değildir. Seferde verilecek askeri sağlık hizmetleri, işin en önemli kısmıdır. Belirtilen görev ve fonksiyonları, sivil kurum ve imkanlarla yerine getirmek oldukça zordur. Bu nedenle, personel eğitimi dahil barıştan itibaren kurulmuş askeri sağlık teşkilatına ve sistemine ihtiyaç vardır.

Gelişmiş bütün ülkelerin ordularının kendine özgü bir sağlık sistemi bulunmaktadır: (3)

– Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetlerinin sağlık politikasının esasını, askeri personelini her an bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı tutmak suretiyle harbe hazır bulundurmak teşkil etmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek maksadıyla, sağlık birimleri muvazzaf ve emekli personele etkili ve sürekli ve ücretsiz sağlık hizmeti verecek şekilde teşkilatlanmıştır. Deniz aşırı tesisleri de dâhil olmak üzere Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri 91 hastane ve 374 kliniği kapsayan 465 askeri tedavi tesisini idare etmektedir. Bu hizmetlerden faydalananların sayısı aktif personel, emekliler, gaziler ve bunların ailelerinden oluşan yaklaşık 9,5 milyon kişidir.

– Fransa askeri sağlık sistemi, 1708’den beri Fransız Ordusuna hizmet vermektedir. Dokuz askeri hastane bulunmaktadır. Bu hastanelerin; toplam 2722 yatak kapasitesi vardır. Yatak sayısı kriz zamanı 3144’e yükseltilebilmektedir1200 doktor, eczacı-diş hekimi bulunmaktadır. 5000 askeri ve sivil yardımcı sağlık elamanı görev yapmaktadır. 2500 de idari ve destekleyici personel bulunmaktadır.  

– İsviçre Ordusu, Kara ve Hava kuvvetleri olmak üzere iki ana kuvvetten oluşmaktadır. Silahlı kuvvetler lojistik organizasyonunun Sağlık Hizmetleri Başkanlığı bölümünde yaklaşık 125 personelkışlalarda tıbbi departmanlar için 2300 sağlık personeli aktif rezerv (havuz) olarak bulunmaktadır. Operasyonlar ve eğitimler için uzman tıbbi destek veren sağlık personeli mevcuttur. Bu personel, özellikle profesyonel milis askerlerden oluşmaktadır. Lojistik organizasyonunda (lojistik tugayı) dört adet hastane taburu aktif rezerv olarak bulunmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip, yurt içinde ve yurt dışında önemli görevler üstlenen dünyanın sayılı ordularından birisi olmasına rağmen, askeri sağlık hizmetini verecek kendine ait sağlık kurumları, sistemi mevcut değildir. Bu durum, ülkemizin güvenliğinden sorumlu olan bir kurum için büyük bir zafiyettir. 

Askeri hastane ve kurumların verdiği sağlık hizmetinin sivil sağlık kurumlarınca da verilebileceği düşünülebilir. Fakat yukarıda belirtilen gerekçelerin yanında askeri sağlık ile sivil sağlık hizmetleri arasında önemli farklar bulunmaktadır. Askeri hastane ve sağlık kurumlarında: (4), (5)

– Askeri sağlık hizmetlerini sivil sağlık hizmetlerinden ayıran farklılık hasta bakım hizmetleri alanında görülür. Barış zamanında hasta bakımı hastanelerde yapılır, malzeme ve personel açısından daha elverişli imkânlar vardır. Savaşta ise personel ve malzeme açısından imkânlar kısıtlıdır, hastaneler uzaktır ve hasta bakım hizmetleri daha çok seyyar hastanelerde yapılır. 

 Diğer yandan askeri sağlık personeli afet durumlarında, tatbikat ve savaş şartlarında bağlı bulunduğu birliğin alacağı görevlere göre ve emir komuta zinciri içinde hareket eder. 

 Askeri sağlık hizmetlerinde, sağlık personelinin hayatı da tehlikede olduğundan stres altında çalışması, fedakâr, cesur, bilgili ve temkinli olması gerekmektedir. Bu yüzden askeri sağlık hizmetlerinin belli bir düzen ve disiplin içinde, diğer askerlik hizmetleri içinde bütüncül bir şekilde yürütülmesi ve verimli olabilmesi için, mevzuata hâkim olabilecek sağlık personelinin, askeri eğitim ve tatbikatlarla, askeri okullarda eğitilmesi gereklidir.

 Güvenlik en önemli konudur ve personel ve fiziki güvenlik üst düzeydedir. Personel, güvenlik soruşturmasından geçirilerek istihdam edilir. Bu durum, istihbarat ve istihbarata karşı koyma konularında fazlasıyla önem taşır.

– Askeri sağlık sisteminde doktorlar çoğunlukla subaydır ve sağlık memuru ve diğer konularda görev yapan sağlık personeli astsubaydır (personelin çoğunluğunun askeri eğitim almış olması, ki buna hemşireler de dahildir, operasyonlarda ve muharebe sahasında çok büyük önem arz eder).

– Hemşireleri özel yetiştirilmiş, istihbarat/güvenlik incelemeleri titizlikle yapılmış kişilerdir. Bu, personel için çok önemlidir. Çünkü yaralı ve hastalara doğru tedavinin uygulandığı, doğru ilaçların verildiği ve kasıtlı bazı zararların verilmediğinden emin olunmasını sağlar (özellikle terörle mücadelede).

– Personel, yedi gün yirmi dört saat esasına göre çalışan, fazla mesai, performans gibi dertleri olmayan, yaralı askerlerimize hizmet ederken ailesini bile unutan insanlardan oluşur (Asker hastanelerinde, çatışmadan yaralı geleceği haberi hastaneye ulaştığında saat kaç olursa olsun, imam dahil herkes mesaideki yerini alır).

– Bu nedenle, askeri hastanelere giden, askerlerimiz, diğer güvenlik güçleri personeli ve ailelerimiz kendilerini güven içinde hissederler (Operasyon bölgesindeki polis ve koruculara da sorulduğunda hepsi bir yaralanma halinde, asker hastanelerine gitmek istediklerini ifade eder).

 Kıta (birlik) tabibiuçuş doktorugemilerde aylarca sefere çıkacak tabipsualtı hekimi, terörle mücadelede ve savaş sırasında birliğiyle çatışmanın ortasına girecek tabip ve diğer sağlık personelinin özel eğitim ve tecrübeye sahip olması gerekir (sivil doktor ve diğer sağlık personeli, silah kullanmayı bile bilmeden muharebe sahasında ve terörle mücadelede, operasyonda, çatışma ortamında nasıl görev yapabilir?).

 Harp cerrahisi ve psikolojisi gibi alanlar, uzun eğitim ve tecrübe, gerektiren özel alanlardır. Bu özel alanlardaki tecrübe birikimi ve yapılan çalışmaların gizliliği, ancak askeri hastanelerde korunabilir ve gelişimi sağlanabilir.

– Askeri sağlık hizmeti, aslında sadece askere değil millete hizmettir. Dünya tarihinde savaş dönemlerinde salgın hastalıklardan ölenlerin sayısı cephede ölenlerin sayısından kat kat fazladır. Türk Ordusu, Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya ve Türk İstiklal Harbinin acı tecrübelerini yaşamış, savaş yaralanmalarından çok tifüs, kolera, tifo, çiçek, yılancık ve donma gibi önlem alınarak engellenebilir hastalıklar yüzünden kayıp yaşamıştır. Bu yüzden, barış dönemleri dahil olmak üzere ordu personelinin sağlığını korumak, hastalıklara karşı dirençli hale getirmek gerekir. 

– Tarih bize göstermiştir ki savaşlar sadece orduları değil topyekûn halkı eritmiştir. Asker ve sivil sağlık hizmetleri daha önce ayrı bakanlıklara bağlı olmasına rağmen, askeri sağlık hizmetleri tamamen sivil sağlık hizmetlerinden kendini soyutlamamış, aksine her zaman iş birliği içinde çalışmıştır. Halkın sağlığı birlikte ele alınmış, çıkarılan sıtma, trahom, verem, frengi hastalıkları ile mücadele kanunları ile bu mevzuatta askerin de görevleri belirtilmiştir.

– Bir diğer önemli nokta ise cephe durumunun her an değişebileceği düşünülerek bu değişimlere anında uyum sağlamak için, önceden öngörülerde bulunarak, barış zamanında sağlık personeli ve malzemesi, ilaç, teçhizat, hastane, nakil vasıtası, gıda gibi olası tedbirlerin (lojistik planlama, hazırlık) planlanması gerekir.

– Askeri tabipler, çalıştıkları garnizonlardaki sivil halka da hizmet etmiş, sivil sağlık tesisi bulunmadığı takdirde yatak sayısının %5’ini geçmemek kaydıyla halktan da rahatsızlananlar yatırılarak tedavi edilmiştir.

 Şurası bir gerçektir ki; askeri sağlık hizmetiaskeri harekatın bir parçasıdır ve bu hizmetaskerliği ve operasyonel mantığı bilen kişilerce verilir. Yani; “Üç ambulans gönderir ve yaralıları aldırırız…” düşüncesinden çok daha öte bir anlam taşır.

Askeri sağlık hizmetleri bütününde birbiri içine girmiş ve birbirinden ayrı algılanması gereken farklı misyonlar vardır: (6)

 Askere verilen sağlık hizmeti’, “askeri sağlık hizmeti”, “asker ailesine verilen sağlık hizmeti”, “sahada görevli askere verilen sağlık hizmeti”, “askeri taktik-operasyonel sağlık hizmeti”, “şehit, gazi veya emekli asker ailelerine verilen askeri sağlık hizmeti” başka şeylerdir. Bunların bir tanesi eksik ele alınırsa askeri sağlık hizmetleri bütününün bir yanı eksik kalır

– Harp cerrahisi, bu hizmetin cerrahi tedavi seçeneğinin dahil olduğu sınırlarda ele alınmalıdır. Askeri sağlık hizmetlerinin, sadece harp cerrahisi anlamına geldiği anlaşılmamalıdır. Askeri sağlık hizmetleri bünyesinde harp cerrahisinin etkinliği, sivil yaşamdaki sağlık hizmetleri içindeki cerrahinin yerinden daha trajedik algılanır. 

– Modern yüksek kinetik enerjili silahların yaralama potansiyelinin daha güçlü olması nedeniyle savaşlar, terör olaylarındaki veya taktik harekattaki ateşli silah yaralanmalı olguların ölüm oranları anlaşılabilir bir şekilde daha yüksektir. Bu nedenle de algı seviyesinde askeri sağlık hizmetleri, gerçekte harp cerrahisi ile eşdeğer bir kavram gibi içselleştirilmektedir. Ancak harp cerrahisi askeri sağlık hizmetleri bünyesindeki unsurlardan sadece biridir. 

 Askere verilen olağan sağlık hizmetini sivil yaşamdaki sağlık hizmeti yapılanması, gerekirse, tabii ki verebilir. Askerin birey olarak günlük yaşamdaki sağlık sorunlarına dair tıbbi hizmeti sivil sağlık kurumundan alması bir şekilde organize edilir ve bu hizmet geçen süreye bağlı olarak elden geldiğince iyileştirilebilir. 

 Ancak kritik olan konu şudur: hiçbir sivil tabipten, askeri sağlık hizmetleri bünyesindeki olası taktik harekât dahilinde gerçekleşecek katastrofik (çok kötü) yaralanmalı bir askere optimal ölçekte tıbbi hizmet vermesi beklenmemelidirBunun için deneyim gerekirbirikim gerekir

– Savunma tıbbına dair güncel, inovatif ve vizyoner konuların mesleki olarak bu konulara adanmış kişilerce sahiplenilmesi arzu edilirÖzellikle askeri sağlık personeline mezuniyet sonrası verilecek tekâmül eğitimlerinin askeri sağlık dinamiği gerçeklerini yakından tanıyan ve bu alanda sahada görev yapmış uzmanlarca verilmesi gerekir. Sahadaki askeri sağlık personeline yönelik Sahrada Tıbbi Müdahale Kurslarının, askeri travma cerrahlarına yönelik ‘Hasar Kontrol Cerrahisi’ eğitimlerinin, havadan, denizden ve karadan Kritik Yaralı Tahliye ve Transport Eğitimlerinin etkin, yaygın ve sürdürülebilir olarak verilmesine ihtiyaç vardır. Bunun içine kendini bu işe adamış askeri tabiplerin görev alması daha yararlı olacaktır.

Yukarıda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında; yüzyıllardır ateş çemberinin içinde varlığını devam ettirmiş ve sonsuzluğa kadar varlığını sürdürecek devletimizin, güvenlik ve bekasından birinci derecede sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin, “askeri sağlık sisteminin” bulunmaması düşünülemez. Bu sistem içinde askeri hastaneler ve kurumlar bir ihtiyaç değil zorunluluktur. Fonksiyonları itibarıyla bir bütündür; parçalanamaz, ayrı ayrı düşünülemez. Barış döneminden itibaren iyi bir planlama ve hazırlık gerektirir.

Sonuç olarak, olağanüstü hâl ve savaş durumunda; halk sağlığı ile günümüz ve geleceğin harekât ortamının ihtiyaçları da dikkate alınarak, “Türk Silahlı Kuvvetleri Askeri Sağlık Sistemi” teşkil edilmesinin, sistem bütünlüğünü oluşturan askeri hastaneler ve eğitim kurumlarının (Gülhane Askeri Tıp Akademisi dahil) yeniden açılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Em. Tümgeneral Taci Kurul

KAYNAKLAR:

(1) Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Kanun Numarası: 3359, Kabul Tarihi: 7/5/1987

(2) Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Kanun Numarası: 211, Kabul Tarihi: 4/1/1961

(3) Tbp. Bnb. Suat Okyay, Somali Örneği Üzerinden Askeri Sağlık Sistemi Önerisi, Uzmanlık Tezi, 2014  

(4) Dr. Semih Dikkatli, GATA ve Askeri Hastaneler Neden Kapatılmamalı? Odatv., 29 Eylül 2016

(5) Gülhan Seyhun, Askeri Hastanelerin Kapatılması Türkiye’den Ne Götürdü, Odatv, 7 Mayıs       2017

(6) Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz, Dünyada ve Ülkemizde Harp Cerrahisi: Planlama, Donanım, Eğitim ve Uygulama, Journal of Emergency Aid and Disaster Science, Cilt-1, Sayı-2, 18 Eylül 2021, (Emergency Aid and Disaster Science» Makale» Dünyada ve Ülkemizde Harp Cerrahisi: Planlama, Donanım, Eğitim ve Uygulama)