Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

…

CUMHURİYETİN TEMEL NİTELİKLERİ VE FELSEFESİ

20. yüzyılın başlarında Osmanlının küllerinden doğan Cumhuriyet anlayışı, yalnızca bir yönetim biçiminin değişmesi değil, aynı zamanda çağın gereklerine göre gelişen modern toplumsal ve siyasal bir dönüşüm projesidir.

Cumhuriyetimizin 103. yılında, Cumhuriyetin öngördüğü kültür düzeyini çağdaş uygarlık seviyesi üzerine çıkarmak amacını ve bu amaca ulaşmak için daima göz önünde tutulacak “CUMHURİYETİN TEMEL NİTELİKLERİ” ve “CUMHURİYET FELSEFESİNİN” ne olduğunu hafızalarda tazelemenin bugün bir ihtiyaç haline geldiği değerlendirilmektedir.

Cumhuriyet felsefesi literatürde devlet yönetiminin halkın iradesine, özgürlüğüne, eşitliğine ve egemenliğine dayanması gerektiğini savunan siyasi düşünce anlayışıdır.

Cumhuriyet felsefesi aynı zamanda, insanın özgür ve eşit bir yurttaş olarak kabul edildiği, egemenliğin halka ait olduğu ve devletin toplumun ortak yararına hizmet ettiği bir yönetim anlayışıdır. Temel amacı özgürlük, eşitlik, adalet ve akıl ilkeleri üzerine kurulu bir toplum oluşturmaktır.

Cumhuriyet felsefesinin temel ilkelerinin başında, yönetme yetkisinin millete ait olduğu millî egemenlik gelir. Bilahare bunu sırasıyla, özgürlük, eşitlik, lâiklik ve hukukun üstünlüğü takip eder. [1]

Cumhuriyetin kurucuları “Cumhuriyet Felsefesi”nin kazanımlarını şöyle ortaya koyarlar:

  • Bireyin yurttaş olarak hak ve sorumluluk kazanmasını sağlar.
  • Keyfî yönetim anlayışına karşı güvence oluşturur.
  • Toplumsal eşitliği ve adaleti destekler.
  • Demokratik katılımı teşvik eder.
  • Bilimsel, özgür ve çağdaş bir toplumun gelişmesine katkıda bulunur.
  • Halk iradesinin yönetimde etkili olmasını esas alır.
  • Monarşinin karşıtıdır.
  • Otoriter yönetimin karşıtıdır.

Cumhuriyetin temel nitelikleri esas itibariyle Cumhuriyet felsefesinin özetidir.

Cumhuriyetin temel niteliklerinin temelinde ise başlangıçta şu düşünceler yer alır:

  • Devlet yönetiminde halkın iradesi esas alınmalıdır.
  • Akıl ve bilim toplumsal gelişmenin temelidir.
  • Eğitim çağdaş ve bilimsel olmalıdır.
  • Vatandaşlar eşit haklara sahip olmalıdır.
  • Bağımsızlık ve millî irade korunmalıdır.

Temel Nitelikler ve Amacı:

  • Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir!
  • Hükümetle millet arasında ayrılık olmaz.
  • Düşünme ve fikir özgürlüğü serbestliğine sahip olmak şarttır.
  • Türk Milleti ümmetten millete dönüştürülerek, Türk millî hayatına yeni bir yön verilmiştir.
  • Kuvvetler ayrılığı prensibi esastır.

Cumhuriyetin temel niteliklerinden asıl amaç, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin “güçlü devlet” idealine ulaşması ve Türk Milletini başarıya götürecek en etkili araç olarak devlet hayatında yer almasıdır. Hedef, en medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını yükseltmektir. [2]

Cumhuriyetimiz, onun kurucuları tarafından başlıca iki temel nitelik üzerine inşa edilmiştir.

Birincisi “Tam Bağımsızlık”, ikincisi “Millî Egemenlik İlkeleri”dir.

Bu iki esas, devletin olmazsa olmaz temel unsurları olarak kabul edilmesi öngörülmüştür.

Tam bağımsızlık ve millî egemenlik ilkeleri, milletin varlığı ve dünya sahnesinde şerefli bir yere sahip olabilmesi için, bütün güç ve kuvveti ile bizzat kendisinin meşgul olmasını ve kendine özgü bir kuvvete sahip olunmasını öngörür. Kendine özgü bir kuvvete sahip tanımı ile belirtilmek istenen husus, “egemenlik” kavramıdır.

Tam bağımsızlığın koşulları ve kayıtsız şartsız millî egemenlik ilkeleri ile bütünleşmesi, güçlü devlet idealine ulaşılmasında olmazsa olmaz esastır.

Tam bağımsızlık koşullarının başında, hiçbir devletin himaye ve nüfuz sahasının kabul edilemez olacağı gelir. Tam bağımsızlık, varlığın ve hayatın esasıdır. 

  • Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir sözü, bir ülkeyi yönetme ve karar alma yetkisinin (egemenlik) tek sahibinin halk (millet) olduğunu, bu yetkinin hiçbir sınırlamaya, koşula, kişiye, zümreye veya hanedana bırakılamayacağını ifade eder. Bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tüm Anayasalarında (1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları) yer almıştır.

Cumhuriyetin temelinde, devletin bir kişinin (kral, padişah veya hükümdar) mülkü olmadığı; halkın ortak iradesiyle yönetilmesi gerektiği düşüncesi bulunur.

  • Hükümetle millet arasında ayrılık olmaz. Türk Devleti, ülkesi ve milleti ile birlik ve bütünlüğüne, bölünmezliğine işaret eder. Hükümet, Türk devletini temsil niteliği ile, milletle bir ve bütündür. Dış tehdit ve risklere karşı birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmek, hükümetle millet arasında ayrılık olmamasını zorunlu kılar.
  • Düşünme ve fikir özgürlüğü serbestliğine sahip olmak şarttır. Cumhuriyet yönetiminin önemli bir niteliği de düşünce serbestliğidir. Cumhuriyet fikir serbestliği kurmak demektir. Samimi ve yasal olmak şartıyla her fikre hürmet edilir.
  • Türk Milletini ümmetten millete dönüştürülerek, Türk millî hayatına yeni bir yön vermiştir. Cumhuriyet döneminin çok dikkate değer bir niteliği de bu yönetimin Türk Milletinin hayatına yeni bir yön vermiş olmasıdır. Ümmet anlayışından millet anlayışına dönmek, Türk Milletini güvenli, sağlam ve parlak bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
  • Kuvvetler ayrılığı prensibi esastır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, 18. yüzyılda yaşamış ünlü bir Fransız, tarihçi ve aydınlanma dönemi siyaset filozofu Montesquieu tarafından geliştirmiştir. Buna göre, meclis yasama yetkisini bizzat kullanır. Meclis yürütme yetkisini seçilmiş Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu aracılığıyla kullanılır. Meclis, her zaman hükümeti denetler, kontrol edebilir ve gerekirse de düşürebilir. Yargı yetkisi, millet adına usuller ve kanunlar çerçevesinde bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır. [3]

Cumhuriyetin temel ilkeleri halk denilen piramidin geniş taban üzerine oturtulmuştur

Cumhuriyet herkesi kucaklar. Gerçekçidir. Devlet aklını ön plânda tutar. Kaynağını Türk millî kültüründen alarak doğru politikalar üretir. Halktan kopmaz ve halkı kutuplaştırmaz. Çoğulculuğu esas alır. Tekilciliği reddeder. Bu nedenle demokrasi ve millî egemenlik prensibinden vazgeçilemez. [4]

Millet tarafından millet adına devleti idareye memur edilenler, gerektiğinde millete hesap vermek zorundadır. Hükümetin varlığının sebebi, memleketin asayişini, milletin huzur ve refahını temin etmektir. Hükümetin belirli insanların, sınıfların veya bir zümrenin elinde bulunması, millet varlığının asla kabul edemeyeceği bir husustur. Demokrasi ve millî egemenlik prensibi ile bağdaşmaz, Cumhuriyetin temel ilkelerine ters düşer.

Diğer yandan söz konusu bu ilkeler, toplumdaki değişmelere ayak uydurmakta zorlanan ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap veremeyen, toplumu yeni arayış ve beklentiler içine sürükleyen oluşumlara ve gelecekle ilgili dogmatik endişelere izin vermez. Milleti etnisitelere, mezheplere, sınıflara, gruplara bölmez. Herkesi Türk Milletinin eşit parçası sayar. Aynı sevgi ve yakınlıkla hepsini kucaklarlar. Üniter yapıyı benimser. Bölücülük ve yıkıcılığı milletin baş düşmanı olarak görür.

1923 Cumhuriyetinin felsefesi ve onun lâik-demokratik, modern, çağdaş ve üniter yapısı, dünya üzerinde bugün de geçerliliğini korumaktadır. Zira içinde bulunduğumuz çağın gerekleri bu durumu dikte etmektedir. Üniter devlet ve ulus devlet kavramları birbirlerini tamamlar. Üniter olan bir devlet aynı zamanda bir ulus devlettir.

1923 Cumhuriyeti ve onun felsefesi, bir siyasal ve kültürel ulusal demokrasi rejimi olarak demode (modası geçmiş) değildir. Modası geçmeyen, hâlâ geçerli olan bu rejim, içinde var olduğu ülkesi için birliği, beraberliği, bütünlüğü ve sahip olduğu millî kültürü ile ayakta kalabilecek tek rejimdir.

Sonuç

Cumhuriyetin temel ilkeleri, Türkiye’nin modernleşme, kurumsallaşma, millî egemenlik ve toplumsal barışı için en güçlü çerçevedir. Bu çerçevenin dışına çıkmak veya bu noktadan geriye dönmek, bir ülkenin yüzyıllık getirisinin geriye çekilmesi anlamına gelir ki, bu durum ulus devletler için yüksek bedellere ve telâfisi mümkün olmayan yıkımlara yol açar.

Cumhuriyet yönetimi ve ilkeleri, devlet hayatında ortaya çıkan farklı strateji ve öngörülere ve dogmatik düşüncelere karşı, Türk Milletine gelişme ve çağdaşlaşma yolundaki ana esasları, ilkeleri, prensipleri ve “millî irade, millî hakimiyet, millî bağımsızlık” gibi temel zeminleri verir. Bunları öngörür. Gerisini, yani bunun içini doldurmayı “akıl ve bilimin” ışığında bize bırakır.

Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti başta kaybetmeye yüz tutan kültürel değerlerini yeniden kazanmak olmak üzere, iç cepheyi daima sağlam tutmak, demografik yapısını korumak, parlamenter sistemi benimsemek, uygulamak ve Atatürk’ün kurduğu demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti olgusunun temelini oluşturan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden vazgeçmemek ve Cumhuriyet felsefesine tekrar geri dönmek zorundadır. Aksi takdirde, beka ve toprak bütünlüğümüzün tehlikeye düşebileceği değerlendirilmektedir. [5]

KAYNAKÇA:

[1] Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, Üçüncü Kitap, (Milli Eğitim Basımevi-1984)

[2] A.G.E., S.39

[3] Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, (Milli Eğitim Basımevi-1984)

[4] Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans- Onur Bilge Kula-İş Bankası Kültür Yayınları

[5] http://ankaenstitusu.com/turkiye-cumhuriyetinin-temeli-kulturdur/