Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

…

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BEYANINA GÜVENİLMEZ!

Bugüne kadar Türkiye’nin ulusal çıkarlarına zerre kadar faydası ve katkısı olmayan DEM isimli sözde siyasi parti tarafı soruyor: “Neden Milli Güvenlik Kurulu kararı çıkmıyor? Neden? Örgüt kendisini feshetmiş, elli kere söylüyor. Neyi bekliyorsunuz?”

“Neyi bekliyorsunuz?” sorusundan kastettikleri, “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, kamuoyunda bilinen adıyla çerçeve yasa veya Terörsüz Türkiye yasasının uygulamaya geçirilmesi.

Hatırlanacağı üzere anılan yasa 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

Önce kanunu okuyun, ondan sonra neyi bekliyorsunuz diye sorun!

7595 sayılı Kanun’un 1. maddesi açık: PKK/KCK ve bağlantılı bütün oluşumların fiilî varlığının sona ermesi, kontrolündeki bütün silah ve mühimmatın teslim edilmesi ve bunların güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. MGK kararı, bu tespiti teyit etmek için öngörülüyor.

Kanunun Temel Özellikleri:

  • Amaç: PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına son vermesi, silah ve mühimmatı teslim etmesi sürecine ilişkin hukuki ve kurumsal çerçeveyi belirlemektir.
  • Hukuki Niteliği: Bir genel af düzenlemesi olmayıp, belirli şartlara ve sürekliliğe bağlı şartlı erteleme (5 yıl ve 10 yıl gibi süreleri içeren) ve toplumsal bütünleşme mekanizmaları öngörmektedir.
  • Koordinasyon: Kanun kapsamındaki faaliyetlerin takibi ve değerlendirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.

Yukardaki açıklamaları ve ilgili kanunun temel özelliklerini dikkate almadan “Neyi bekliyorsunuz?” diye Türkiye Cumhuriyeti devletine küstahça bir tavırla soru sormak, en hafif tabirle art niyetlilikten kaynaklı aymazlıktır, gaflet ve dalalettir.

Örgüt kendini feshetti mi? Silahlarını bıraktı mı?

Mayıs 2025’de sözde kendini feshettiğini açıklayan bölücü terör örgütü, 11 Temmuz 2025’de sembolik bir törenle Süleymaniye’nin 50 kilometre batısında bulunan Casene Mağarası’nda sözde silahları bıraktığını açıkladı, ancak örgütün gerçek yüzünü tanıyan ve bilenler buna inanmadı, hiçbir şekilde heyecan uyandırmadı ve kamuoyunda şüphe ile karşılandı.

Örgütün kendisini feshettiğini açıkladığı tarihten yaklaşık bir buçuk yıl geçmesine rağmen, bölücü terör örgüt tarafından silahların bırakılması ile ilgili somut bir adım atılmadı. Bugün ise tuhaf bir şekilde “Neyi bekliyorsunuz?” diye soruluyor.

Bununla birlikte, “Terörsüz Türkiye Projesi” sürecinde Kandil’den yapılan küstahça açıklamalar, tehditler ve ültimatom şeklinde akıl almaz istekler, örgütün kendini feshetmediğinin açık bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Örgütün fesih ve silah bırakması konusundaki şifahi beyanları, yukardaki adı geçen kanun kapsamında geçersizdir. Güvenlik kurumlarının tespitinin yerine geçemez.

Örgüt halihazırda fiilî varlığını sona erdirmemiştir. Silah ve mühimmatı kime, nerede, ne zaman teslim ettiği belirsizdir.

Kandil’den, “Eğer süreç başarısız olursa, büyük bir savaş için de hazırız” şeklinde tehditler gelmeye devam etmektedir.

Burada sorulması gereken soru şudur: PKK tehdit olmaktan çıktı mı yoksa tehdit devam ediyor mu?

Terörist unsurları başka bölgelere çekmek, örgütü feshetmek demek değildir, silahları teslim etmek de değildir.

Fesih ilânını şifahi olarak tekrarlamak, kanunun şartlarını yerine getirmek anlamına gelmez. Somut veriler ve olgularla konuşmak ve bu iki hususu (Fesih+Silah bırakma) Türkiye Cumhuriyeti’ne ispatlamak zorunludur.

Örgütün beyanı TBMM iradesinin önüne geçemez

Bugün gelinen noktada bölücü örgüt, kendi hedeflerine ulaşmak için yapılan tüm hukuki düzenlemeleri yeterli görmüyor. Terörist başının özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyor.

Örgütün öne sürdüğü taleplerin ortak noktasını, Türkiye’nin millî, üniter, egemen devlet niteliğini değiştirmeye yönelik olması, devletin iki toplumsal gruptan oluşması için Anayasada değişiklik yapılması, tekçi devlet anlayışının (tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek dil) terkedilmesi, özetle ülkenin bölünmesi oluşturuyor.

Söz konusu talep, istek ve beyanların tamamı TBMM’nin, dolayısıyla Türk Milletinin millî iradesine aykırıdır, kabul edilemez.

Değerlendirme

Düşmanlık PKK gibi terör örgütleri için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

Her şeyden önce karşınızdaki zümrenin, grubun veya güruhun uluslararası hiçbir hukuki statüsü olmayan ve verdiği sözün hiçbir zaman arkasında durmayarak güven vermeyen, terör ve şiddetten beslenen bir kitle olduğu göz ardı edilmemelidir.

Ulusal ve uluslararası yasal zeminde hukuki varlığı olmayan yasa dışı bir terör örgütünü muhatap kabul ederek, bu örgütle birtakım aracılar vasıtasıyla yapılan karşılıklı görüşme, anlaşma ve açıklamaların hiçbir yasal dayanağının olmadığı ve geçersiz olduğu, PKK gibi kanlı ve katı disiplinli, aynı zamanda acımasız hiyerarşik yapıya sahip örgütlerin, ancak düşmanlık ortamında varlıklarını sürdürebilecekleri, kan ve düşmanlıktan beslendikleri değerlendirilmektedir.

Sonuç

PKK bölücü terör örgütünün T.C. Devleti üzerinde millî çıkarı olan dış güçlerin ve devletlerin beslediği ve desteklediği düşman bir organizasyon olduğunu ve Kürt vatandaşlarımızı istismar ederek bölücülük yaptığı aşikârdır.

7595 sayılı kanunun aradığı şartlar, örgütün ve onun sözcülüğünü yapanların içi boş açıklamalarında değil, sahadaki somut gerçeklerde aranır.

Olumlu oy vererek Meclisin kabul ettiği kanun hükmünü bilmezlikten gelmek kabul edilmemeli, ilgili kanunun şartlarının yerine getirilip getirilmediği sonuna kadar sorgulanmalıdır.

Örgütün feshi ve silah bırakması kayıtsız ve şartsız yerine getirilmelidir. Silahların teslimi ve örgütün feshi, bir takım siyasi ve anayasal taleplere bağlanması kabul edilemez.

Kayıtsız ve şartsız teslim olacağı ve silah bırakacağı söylenen örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Devletini savaşla tehdit edemez.

DEM tarafı, ilgili kanun maddesini okumadan, bilmeden çeşitli kanallar vasıtasıyla “Neyi, bekliyorsunuz?” diye soramaz.

Biz de kendilerine soruyoruz: “Siz kanun maddesini okudunuz mu? ilgili madde ne diyor?”

“Neyi bekliyorsunuz?” diye sorulacağına, DEM isimli sözde siyasi oluşuma, “Siz 7595 sayılı Kanun’un şartlarını neden yerine getirmiyorsunuz?” diye sorulmalıdır.

Önce millî iradenin gereği savunulmalı ve kanundaki şartlar yerine gelmeden MGK’nın teyit mekanizması işletilmemelidir.