Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

BİR BOĞAZIN GÖLGESİNDE KÜRESEL RİSK

İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun açıklamalarını yayımlayarak İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki askeri operasyonlarını, yeni cephelerin açılması ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının gerekçeleri olarak aktarmıştır. Bu açıklamalar, İran’ın yalnızca siyasi bir tepki ortaya koymadığını, aynı zamanda bölgesel dengeleri etkileyebilecek stratejik araçları kullanmaya hazır olduğunu göstermektedir.

ABD Başkanı Donald TRUMP’ın tutarsız ve belirsiz söylemleri ise İran’ın, küresel ekonomiyi ve enerji piyasalarını doğrudan etkileyebilecek stratejik girişimlere yönelmesine zemin hazırlamaktadır. Bu girişimlerden biri de Husiler üzerinden Babülmendep Boğazı’nın kapatılması ihtimalinin gündeme getirilmesidir. Böyle bir gelişme, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji arzını ve ticaret yollarını da ciddi şekilde etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Yaklaşık 32 kilometre genişliğindeki ve “Gözyaşı Kapısı” olarak da adlandırılan Babülmendep Boğazı, Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu arasındaki en kritik geçiş noktalarından biridir. Dünya deniz ticareti açısından stratejik öneme sahip olan bu boğaz, Asya ile Avrupa arasındaki en kısa ve en ekonomik deniz ulaşım güzergâhının olma özelliği taşımaktadır.

Petrol ticaretinin yaklaşık %12’sinin, sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) %8’inin geçtiği Babülmendep’in, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimlerin arttığı dönemlerde stratejik önemi daha da artmaktadır. Hürmüz’ün olası bir kriz nedeniyle kullanılamaması durumunda Babülmendep, Avrupa ve ABD açısından enerji arz güvenliğinin kritik noktalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle Husilerin Babülmendep’i kapatma ihtimali dahi küresel piyasalarda ciddi tedirginlik yaratmaktadır.

İran, resmi söyleminde Kızıldeniz’deki istikrarsızlığın temel nedeninin İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları olduğunu savunmaktadır. Tahran, bölgedeki gelişmeleri bu çerçevede değerlendirirken, Babülmendep üzerindeki etkisini aynı zamanda stratejik bir baskı aracı olarak kullanmaya çalışmaktadır.

Hürmüz’den Babülmendep’e İran’ın Baskı Hamlesi

İran’ın bölgedeki vekil güçler üzerinden baskı oluşturma kapasitesi sıklıkla tartışılan konu olmuştur. Bu kapsamda Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki ticari gemilere yönelik saldırıları artırması ihtimali gündeme gelmekte, deniz güvenliği riskini artıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Husiler, ABD ve İsrail bağlantılı gemilere yönelik operasyonlarını sürdürebileceklerini açıklamıştır. Ancak burada asıl etki, yalnızca saldırıların gerçekleşmesiyle sınırlı olmayabilir. Bölgede artan güvenlik riski, birçok denizcilik şirketinin saldırıya uğrama ihtimaline karşı rotalarını değiştirmesine neden olabilir. Dolayısıyla, Babülmendep fiilen kapanmasa bile bu durum küresel ticarete önemli bir darbe vurabilir.

Babülmendep’in Kapanmasının Ekonomik Sonuçları

Babülmendep Boğazı’nın kapanması, enerji piyasaları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Petrol fiyatlarının %30-50 arasında artabileceği yönündeki değerlendirmeler, küresel ekonominin enerji arzına ne kadar bağımlı olduğunu göstermektedir. Özellikle ABD ve Avrupa gibi yüksek enerji tüketimine sahip ekonomiler, böyle bir durumda petrol arzı sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir. 

Bu durumda deniz taşımacılığında yeni güzergâh arayışına giren gemilerin, daha güvenli ancak daha uzun olan Ümit Burnu rotasına yönelmesi beklenebilir. Uzayan rotalar ise taşıma sürelerini ve maliyetleri artıracaktır. Bu maliyet artışı yalnızca enerji fiyatlarına değil, tüketim ürünlerinden gıda sektörüne kadar geniş bir alana yansıyabilir. Küresel ticaret zincirinde yaşanacak herhangi bir aksama, üretim ve tedarik süreçlerini doğrudan etkiler.

Bunun yanında Afrika Boynuzu ülkeleri de Babülmendep’te yaşanabilecek bir krizden olumsuz etkilenebilir. Bölgedeki ülkelerin ithalat ve ihracat maliyetlerinin yükselmesi, ekonomik kırılganlıklarını artırabilir.

Jeopolitik Güç Gösterisi

İran’ın Babülmendep Boğazı’nın Husiler aracılığıyla kapatılabileceği yönündeki mesajları, ABD ve diğer uluslararası aktörler üzerinde baskı oluşturma amacı taşıyan bir strateji olarak değerlendirilebilir. İran, bu tehditle yalnızca vekil güçler üzerinden etki oluşturma kapasitesini değil, bölgesel ticaret yolları üzerindeki etkisini de göstermeye çalışmaktadır.

Bu tür tehditler aynı zamanda enerji ve ticaret açısından dışa bağımlı ülkeleri yeni güzergâh arayışlarına ve daha fazla kendi kendine yeterlilik politikalarına yöneltebilir.

Sonuç olarak Hürmüz Boğazı gibi Babülmendep’in de kapanması, küresel ekonomiye önemli bir darbe vurabilecek potansiyele sahiptir. İran açısından ise böyle bir tehdit, savaşın oluşturduğu askeri ve ekonomik maliyetleri rakiplerine de yansıtma, bölgesel baskı alanını genişletme ve deniz güvenliğinin birbirine bağlı olduğunu gösterme çabası olarak okunabilir.

Aynı zamanda İran’ın hâlâ bölgedeki vekil güçleri üzerinden etki oluşturma kapasitesine sahip olduğunu göstermesi açısından da önemlidir. İran, Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e kadar uzanan geniş bir alanda etkisini sürdürebildiğini ve bu alanları gerektiğinde stratejik bir baskı unsuru olarak kullanabileceğini ortaya koymuştur.

Ancak bundan sonraki süreçte İran’ın nükleer programı, füze kapasitesi, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler, İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri operasyonları ve İsrail-Lübnan hattındaki diplomatik süreçler belirleyici olacaktır. 

İran her ne kadar Gazze ve Lübnan’daki gelişmelere tepki verdiğini belirtse de Babülmendep hamlesi aynı zamanda içinde bulunduğu bölgesel ve uluslararası baskı ortamından çıkış arayışının stratejik bir parçası olarak da değerlendirilebilir.

*Makale “12 Punto’da da yayınlamıştır.