Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

Finlandiya uzun zamandır eğitiminin kalitesi ve uluslararası sıralamalarda yüksek puanlarıyla adını duyuruyor.

Neredeyse 20 yıl boyunca, Finlandiya dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olmakla övündü. 15 yaşındaki gençleri Pisa sıralamalarında okuma, matematik ve bilimde en yüksek puanları alanlar arasındalar.

Ülke bugünlerdeyse dijital dünyada nasıl eğitim vereceğini yeniden planlıyor – ders konuları kadar, öğrencilerin kabiliyetlerini de geliştirmeyi hedefleyen bir programa geçiliyor. Ancak herkes mutlu değil ve yeni sistemin standartları aşağı çekeceği endişesi var.

Finlandiya’nın ücra bir köyünde soğuk bir sabah, ama bu sınıfta ders gören 12 yaşındaki çocukların aklı başka yerde- antik Roma’da.

Öğretmen çocuklara sınıfın interaktif yazı tahtasında Vezüv Yanardağı’nın patladığı ve Pompei kentini yok ettiği günü anlatan bir video gösteriyor.

Gruplara ayrılarak mini dizüstü bilgisayarlarını ellerine alıyorlar.

Görevleri günümüz Finlandiya’sıyla antik Roma’yı karşılaştırmak. Bir grup Roma’nın hamamları ve bugünün lüks spa merkezlerini karşılaştırıyor, diğeri Kolezyum’u günümüz stadyumlarıyla kıyaslıyor.

Elde edilen bulgular bir oyunun parçaları olarak kullanılacak. Roma mimarisinin bir minyatürünü yaratabilmek için üç boyutlu yazıcılar kullanıyorlar.

Hauho Okulu’nun öğretmenlerinden Aleksis Stenholm, “Bu farkı bir tarih dersi” diyor. Öğrenciler teknoloji, araştırma, iletişim ve kültürel anlayış konularında da kabiliyet kazanıyorlar.

“Her grup kendi konusunda uzman haline geliyor ve bunu sınıfa sunumla anlatacaklar.”

Masa oyunu projenin son noktası ve ders içeriğinin bir parçası.

Finlandiya 21. Yüzyıl’ın eğitim sistemini nasıl sarstı?

Neredeyse 20 yıl boyunca, Finlandiya dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olmakla övündü. 15 yaşındaki gençleri Pisa sıralamalarında okuma, matematik ve bilimde en yüksek puanları alanlar arasındalar.

Yedi yaşında kadar eğitim öğretim sistemine başlamayan, okulda geçirdikleri süre kısa olan, uzun tatiller yapan, daha az ödevleri olan ve hiç sınav olmayan çocuklarda yüksek akademik başarı sağlama kabiliyeti dünya çapında eğitim uzmanlarını uzun süredir büyülüyor.

Buna rağmen, Finlandiya işleyişi değiştirmekte kararlı. Bu hamlenin artık çocukların bilgiye ulaşmak için kitap ya da sınıfa muhtaç olmadıkları dijital dünyada hayati olduğunu söylüyorlar.

Ağustos 2016’da Finlandiya’daki bütün okulların daha katılımcı bir tarzda öğretim yapması zorunlu hale geldi.

Ana prensip, öğrencilere onları ilgilendiren bir başlığı seçmelerine izin verme ve konuları onun etrafında belirleme üzerine kurulu.

Teknolojinin yenilikçi bir şekilde kullanımı ve müzeler gibi okul dışındaki kaynakları kullanmak da bunun bir parçası.

Helsinki Üniversitesi’nde eğitim psikolojisi alanında çalışan Profesör Kirsti Lonka, proje tabanlı öğrenme ismi verilen bu öğretim yönteminin amacının, öğrencilere 21. Yüzyıl’da gerekecek kabiliyetleri kazandırma olduğunu söylüyor.

Bu kabiliyetler arasında sahte haberleri ve internet üzerinden saldırıyı ayıracak eleştirel düşünmeyi, virüs karşıtı yazılım yüklemeyi ve yazıcı kullanmayı özellikle sayıyor.

Profesör Lonka “Geleneksel olarak öğrenme, edinilmesi gereken konuların ve bilgilerin bir listesi olarak tanımlanırdı, örneğin aritmetik ve dil bilgisi. Bunlara biraz da süs verirlirdi, örneğin vatandaşlık gibi” diyor.

“Ama gerçek hayata geldiğimizde, beynimiz bu şekilde disiplinlere ayrılmıyor; bütünsel bir şekilde düşünüyoruz. Ve dünyadaki sorunları düşünecek olursanız, küresel krizler, göç, ekonomi, ‘gerçeklik-sonrası’ dönem, bu kültürlerarası dünyayla başedebilecek araçları çocuklarımıza aslında vermedik.

“Çocukları dünyanın basit olduğuna inanmaları için yönlendirmek ve belli olguları öğrenirlerse hazır olacaklarını söylemek bence büyük bir hata. Düşünmeyi öğrenmek, anlamayı öğrenmek, bunlar önemli kabiliyetler ve öğrenmeyi de eğlenceli kılıyor.”

Finlandiya sınıf kurallarından nasıl kurtuluyor?

Hauho Okulu, Hameenlinna şehrinden 40 dakika araba yolculuğu uzaklıkta, ormanlar ve göllerle çevrili.

7 ila 15 yaş arasındaki 230 öğrenciyle, ev hissi veriyor. Ayakkabılar girşite çıkarılıyor, bazı sınıflarda sıra yerine egzersiz topları kullanılıyor ve kapı aralıklarında barfiksler var.

Öğretmenler sınıflarda cep telefonu kullanılmasını sorun etmiyor. Öğrenciler cep telefonlarını sadece arkadaşlarıyla iletişim kurmak için değil, araştırma amaçlı kullanılabilecek bir cihaz gözüyle bakmayı öğreniyor.

Bu soğuk günde, yaşları daha büyük olan öğrenciler öğle yemeği arasında cep telefonlarıyla meşguller, daha genç çocuklar ise scooter pistindeki, futbol ya da basketbol sahasındaki kar tanelerine meydan okuyorlar.

Baş öğretmen Pekka Paappanen, proje bazlı eğitim sisteminin sadık savunucularından ve okulun müfredatına sokmak için yeni yöntemler araştırıyor.

“Öğretmenlerle fikirleri tartışıyoruz ve bunların gerçekleşebilmesi için müfredatta boşluk olduğundan emin oluyorum” diyor.

“Bence öğretmenler bu şekilde daha güçlüler ama her şeyi yapamayacaklarını anlamaları lazım. Bazı eski gelenekleri arkamızda bırakıyoruz ama bunu yaparken yavaş oluyoruz. Çocuklarımızı eğitme işi çok önemli ve hata yapmamamız lazım.”

Sınıfta Avrupa’nın en büyük sorunlarını ele almak

Göçmenlerin Avrupa’ya akını dünya çapındaki gazetelerin manşetlerine çıkarken, geçen yılın en büyük projelerinden biri göç konusundaydı.

Aleksis Stenholm pek çok öğrencinin göç ve göçmenler konusunda çok az tecrübesi olduğunu farkettikleri için bu konuyu seçtiklerini söylüyor. Başlık, Almanca ve din derslerinde de ele alınıyor.

15 yaşındaki öğrenciler göç konusunda halkın bakış açısını öğrenebilmek için sokak anketleri ve yakındaki bir göç merkezini ziyaret ederek sığınmacılarla röportajlar yapıyorlar.

Bulgularını bir video aracılığıyla Almanya’da benzer bir proje yürüten bir okulla paylaşıyorlar.

Stenholm “Gerçekten öğrencilerin buna tepkisi çok güçlüydü. Düşünmeye, fikirlerini sorgulamaya başladılar” diyor.

“Bundan sadece derste bahsedip geçseydim, etkisi çok farklı olurdu.”

Peki işe yarıyor mu?

 

Proje bazlı öğrenmenin de eleştirmenleri var. Fizik öğretmeni Jussi Tanhuanpaa gibi bazı eğitimciler, uygulanan yeni sistemin çocuklara bir konuyu daha ileri düzeyde öğrenmelerini sağlayabilecek sağlam temelleri vermediğini söylüyor.

Turku şehrinin dışındaki Lieto’da çalışıyor ve 16 yaşından sonra ileri düzey matematik dersi alan bir grup çocuğun 3’te 1’inin bir seviye alt sınıfta derslere girmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Ayrıca Finlandiya’da nadir görülen bir durum olan az ve çok yetenekli öğrenciler arasındaki farkın açılmasından endişe ediyor.

“Bu sistem bir deneyden ne tür bilgiler almak gerektiğini anlayabilen en parlak öğrenciler için harika. Onlara kendi hızlarında öğrenme özgürlüğü tanıyor ve hazır olduklarında bir sonraki aşamaya geçmelerine imkan tanıyor” diyor.

“Ama yönlendirmeye ihtiyaç duyan çocuklar için aynı durum geçerli değil. En parlak ve daha yavaş öğrenenler arasındaki ayrım büyümeye başladı ve korkarım bu sadece daha da kötüye gidecek.”

Diğerleri ise öğretmenlere daha fazla iş yükü bindirdiği ve daha genç meslektaşları kadar dijital dünyayı kullanamayan yaşı ilerlemiş öğretmenleri dezavantajlı bir konuma düşürdüğü endişesi taşıyor.

Helsinki Üniversitesi’nde eğitim fakültesinde görev yapan Jari Salminen, benzer öğretim yöntemlerinin geçmişte denendiğini ve başarısızlığa uğradığını söylüyor.

“Uluslararası ziyaretçiler bana soruyor: ‘Bu kadar iyi sonuçlar alırken neden sistemi değiştiriyorsunuz?’ Ancak bu benim için bir sır, çünkü proje bazlı eğitim sisteminin sonuçları geliştirdiğine dair bir veri yok.”

Finlandiya Ulusal Eğitim Ajansı’ndan Anneli Rautiainen, endişeler olduğunu doğruluyor ve değişiklikleri yavaş yavaş sisteme soktuklarını söylüyor. Buna göre okullar yılda sadece bir olgu bazlı eğitim projesi gerçekleştirmek zorunda olacaklar.

“Öğretmenleri bu şekilde çalışmaya ve öğrencileri bunu deneyimlemeye teşvik etmek istiyoruz ama yavaş yavaş yapıyoruz. Halen öğretilen konular var ve her konu için ulaşılması hedeflenen amaçlar, ama bu öğrenme sürecine kabiliyetleri de dahil etmek istiyoruz.”

Peki ya sonuçlar?

“Bu ülkede hesaplamalara çok da aldırış etmiyoruz bu yüzden başarısını ölçmeyi planlamıyoruz, en azından şimdilik. Öğrencilerimizin öğrenme neticelerinde ve Pisa sonuçlarında kendini göstermesini umuyoruz” diyor.

Finlandiya okullarında alışılmışın dışında olan ne?

  • Öğretmenlik çok saygı duyulan, iyi maaşlı bir iş
  • Okul teftişleri ya da öğretmen değerlendirme sistemleri yok
  • Okul sistemi oldukça merkezileştirilmiş ve çoğu okul devlet tarafından finanse ediliyor
  • Okul günleri kısa ve yaz tatili 10 hafta
  • Çocukları öğretmenleri değerlendiriyor. Ulus çapındaki tek sınav 18 yaşında yapılıyor
  • Bir okulda ortalama 195 öğrenci var, bir sınıfta ortalama 19 öğrenci var
  • Halen yüksek olmasına rağmen, Finlandiya Pisa sonuçlarında son yıllarda düşüş gösteriyor
  • Diğer ülkeler gibi finansal sınırlamalar ve artan göçle karşı karşıya

 

Finlandiya’daki bu öğretim sistemi herkesi ikna etmemiş olsa da, Hauho Okulu’ndaki pek çok öğrenci ve velilerden tam not alıyor.

14 yaşındaki Sara, “Çok yorucu değil. Daha ilginç – böyle olması hoşuma gidiyor” diyor.

Yine 14 yaşındaki Anna, ablasının kendi zamanında okulu bu kadar eğlenceli olmadığı için kıskandığını söylüyor.

Veli Kaisa Kepsu, çoğu velinin müfredatta yapılan değişikliklerden memnun olduğunu söylüyor.

“Çocukların temel bilgileri öğrenmeye ihtiyaç duydukları konusunda geniş çağlı bir tartışma yaşandı ve buna katılıyorum” diyor. “Ama motivasyonlarını yükseltmek ve dünyayı daha ilginç bir hale getirmek de önemli. Okulun eğlenceli olmasında bir yanlış göremiyorum.”

 

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler-40082945