<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anka Enstitüsü &#187; Ahmet Taner Kışlalı</title>
	<atom:link href="https://ankaenstitusu.com/category/cumhuriyet-aydinlari/ahmet-taner-kislali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaenstitusu.com</link>
	<description>Bilimin sonsuz ışığında</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 16:55:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.2.38</generator>
	<item>
		<title>KEMALİZM VE LAİKLİK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-laiklik/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-laiklik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 10:07:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27959</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kemal, gerek partisinin içinde gerekse dışında, farklı ideolojik görüşlere karşı son derece hoşgörülü idi. Ama ödün vermediği tek bir konu vardı: Laiklik! Serbest Fırka’nın önderliğini üstlenecek olan Fethi Okyar’a yazdı­ğı mektupta yer alan şu satırlar, bu konuda çok aydınlatı­cıdır: “Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, laiklik esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur… Laik Cumhuriyet esası dahilinde fırkanızın her türlü siyasi faaliyetinin bir engelle karşılaşmayacağına güvenebilirsiniz efendim.” Laiklik -en genel tanımı ile- din ile devlet işlerinin ayrılmasıdır. Toplum ve devlet yaşamının akla ve bilime dayatılmasıdır. Toplumun din adına ve binlerce yıl önce konmuş, o günün...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-laiklik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE KADIN</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-kadin/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 09:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27958</guid>
		<description><![CDATA[Kadın, Eski Türklerde erkeğe eşit bir konumdaydı. Bu bir yandan, göçebe yaşamının ürünü olan ilkel demokratik geleneklerden, öte yandan da Şamanizm’den kaynaklanıyordu. Türklerin İslam öncesindeki dini olan Şamanizm, kadının “kutsal” olduğu inancını getirmişti. Erkek sadece tek bir kadınla evlenebilirdi. Kadın toplumsal yaşamda erkeğin yaptığı hemen her şeyi yapabilirdi. Örneğin kale muhafızı, vali, elçi ve hatta hükümdar olması olanaklıydı. Ev ve çocuklar üzerinde, ana ve babanın hakları aynıydı. Eski Türk toplumlarında, devlet başkanlığı, Hakan ile Hatun’un ortak sorumluluğu ile yürütülürdü. Yasa niteliğindeki “emirname”ler, her ikisince imzalanmadan uygulanmazdı. Elçi kabulü dahil, bütün önemli törenlerde, Hakan ile Hatun beraber bulunurlardı. Kadınlar savaşın her...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE GENÇLİK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-genclik/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-genclik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 09:09:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27953</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk niçin en büyük eseri saydığı Cumhuriyeti gençliğe emanet etti? Niçin geleceğin siyasal iktidarlarının kişisel çı­karları nedeniyle düşmanla işbirliği yapabileceği olasılığını bile düşündü de, gençlikten bir an için bile kuşkulanmadı? Genç insan, yeniliklere açık insandır. Köklü değişikliklerden korkmayan insandır. Daha iyi bir yarın umut eden ve bunun için çaba göstermeye hazır olan insandır. Gençliği diğer kuşaklardan ayıran bu temel tutum farkını yaratan etkenlerin başında, bireysel enerji düzeyi gelir. Enerji, değişikliklere uyum yeteneği ve kolaylığı demektir. Yıllar geçtikçe enerjisi azalan kişi, uyum göstermek için yeni çabalar gerektirecek köklü değişikliklerden korkmaya başlar. Üstelik, yeni durumlara uyum göstermek için zamanının da giderek azaldığını...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-genclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE ORDU</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ordu/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ordu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 09:08:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27952</guid>
		<description><![CDATA[Geri kalmış ülkelerde, sermaye sahipleri de, emekçi kesimler de güçsüzdür. Bu iki sınıfın güçsüzlüğü, ordunun rejim içindeki ağırlığını arttırır. Bu ağırlık, geri kalmışlık ölçü­sünde ve bunalım dönemlerinde daha da artar. Sivil seç­kinlerin güçsüzlüğü, asker seçkinlerin önemini büyütür. Karşı koyacak, denge oluşturacak bir gücün ya da güç­lerin yokluğu, askeri darbeleri ve askere dayalı yönetimleri kolaylaştırır. Güçlü partilerin, güçlü sendikaların, derneklerin, etkili ve bağımsız kitle iletişim araçlarının bulunmayışı karşısında, iyi örgütlenmiş tek güç olarak ordunun önemi çok artar. Örneğin on yıl kadar önce dünyada varolan 56 askeri diktatörlüğün hepsinin de geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde bulunması, herhalde bir rastlantı sayılamazdı....]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ordu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE ULUSÇULUK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ulusculuk/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ulusculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 07:55:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27948</guid>
		<description><![CDATA[Çağdaş anlamda ulus, feodal düzenden çıkılırken doğmuş­tur. Kapalı-yöresel tarım ekonomilerinden ulusal pazar ekonomisine geçilirken, insanlar ülke düzeyinde birbirleriyle ilişki içine girdiler. Aynı topluma ait olmanın bilinci gelişti. Biz duygusu, derebeyliğin bölgesel sınırlarından ulusal sınırlara kadar genişledi. Bölgesel diller Latince ile birleşerek ulusal dile dönüştü. Ortak dil ve aynı yurdu paylaşmanın bilinci, giderek ulusal kültürü doğurdu. Ve ulusal kültür de ulusu yarattı. Bu oluşum süreci içinde, ne ırkın ne de dinin doğrudan bir rolü olmuştur! Ulusal devlet, aynı zamanda yüz yüze ilişkilerin önemini yitirdiği bir çerçeveydi. Kurumsal ilişkiler içinde, birey kendisini çok daha güçsüz ve yalnız hissediyordu. Dayanışma duygusuna, manevi dayanağa...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-ulusculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE DEVRİMCİLİK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devrimcilik/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devrimcilik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 07:53:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27947</guid>
		<description><![CDATA[Devrim nedir? Bu sorunun tek bir yanıtı yoktur. Tanım Fransa için başka, Türkiye için başkadır. Fransa’da “devrim” bir evrimin yarattığı birikim sonucunda, kaçınılmaz olarak gelmiştir. Türkiye’de -ve benzeri ülkelerde- ise, geri kalmış­lıktan kurtulmanın, gelişmişlerle arayı kapatmanın bir aracı olarak kullanılmıştır; tarihsel bazı koşullardan yararlanılarak, bilinçli bir çabanın ürünü olarak doğmuştur. Fransız Devrimi, evrim sürecinde önde yer alan bir toplumda rastlanabilen devrimlerin en ünlü örneğini oluş­turur. Koşullar ve toplumdaki güç dengesi değişmiş, ama eski koşullara göre oluşan ve eski güç dengesini yansıtan toplumsal ve özellikle de siyasal kurumlar değişmemekte direnmiş, toplumsal-ekonomik gelişmeyi zorlaştırmaya başlamıştır. Fransa’da kentsoylular (burjuvazi) yeni bir toplumsal sınıf...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devrimcilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE DEVLETÇİLİK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devletcilik/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devletcilik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 07:49:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27942</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik anlamda devletçilik, liberalizmin karşıtıdır. Hem devletin ekonomik yaşama müdahale etmesini ve denetlemesini, hem de -gereken durumlarda- devletin ekonomik yaşamda bizzat girişimci olarak yer almasını öngörür. Komünist rejimlerdeki kolektivist ekonomilerden farkı, bütün üretim araçlarının devletin elinde bulunması gibi bir temel ilkesinin olmamasıdır. Kemalizmin diğer ilkeleri gibi devletçilik de, 1920’lerin Anadolusundaki koşulların ürünüdür. Altyapısı ve sanayisi neredeyse yok düzeyinde olan bir ülke söz konusudur. Yoksul, yüzyıllardır ihmal edilmiş olan bir halk, nasıl kalkınacak ve hak ettiği çağdaş yaşam düzeyine ulaşacaktır? Çağdaş uygarlığı temsil eden Batı, uzun ve ızdıraplı bir yoldan geçerek o noktaya ulaşmıştı. Batılı ülkeler zenginleşir ve gelişirken sadece geri...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-devletcilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE HALKÇILIK</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-halkcilik/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-halkcilik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2018 07:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27944</guid>
		<description><![CDATA[Kemalizmi inceleyen birçok siyaset ya da toplumbilimci; halkçılığın, cumhuriyetçilik ve laiklik ilkeleri ile birlikte “demokrasi”yi oluşturduğunu savunurlar. Atatürk başlangıçta halkçılığı şöyle tanımlıyordu: “Bugünkü varlığımızın asıl niteliği milletin genel eğilimlerini ispat etmiştir. O da halkçılıktır, halk hükümetidir, hükümetlerin halkın eline geç­mesidir.” Zamanla bu ilkenin de içeriği gelişti ve Halk Partisi’nin programlarında üç öğeyi içermeye başladı: Siyasal demokrasi, yasalar önünde eşitlik, sınıf çatışmalarının kabul edilmemesi ve toplumun dayanışma içinde gelişmesi. Kemalizmin diğer ilkeleri için de geçerli olan bir soruyu, burada da yinelemek gerekir: Halkçılık, hangi gereksinmeyi ya da gereksinmeleri karşılamak için gündeme gelmiştir? Örneğin ulusçuluğun içerdiği ulus egemenliği düşüncesi niçin yeterli sayılmamıştır?...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-halkcilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM VE DEMOKRASİ</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-demokrasi/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-demokrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2018 11:33:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27785</guid>
		<description><![CDATA[Kemalizm ve Demokrasi  Ahmet Taner Kışlalı Nasıl ki her bitki her iklimde yetişemezse, demokrasinin oluşabilmesi ve yaşayabilmesinin de belirli koşulları vardır. Sanayileşme, kentleşme, yoksulluktan kurtulma, belirli bir eğitim düzeyine ulaşma. Çoğulcu, tek bir gücün egemen olmasına izin vermeyecek ölçüde güçlerin paylaşıldı­ğı, gücün gücü dengelediği, örgütlü bir toplum. Yaygın ve etkili bir kitle iletişim ağı. Bunlar bir anlamda demokrasinin nesnel koşullarıdır. Ama bu koşulların büyük ölçüde var olması, demokrasinin de kendiliğinden var olacağı anlamına gelmez. Çünkü demokrasinin bir de öznel koşulu vardır: Demokratik kültür. Hoşgörü ve uzlaşmaya dayalı olan demokratik kültür ise, ancak demokrasinin bir yaşam biçimine dönüşmesiyle ve uzun zamanda...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-ve-demokrasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMALİZM ESKİDİ Mİ?</title>
		<link>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-eskidi-mi/</link>
		<comments>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-eskidi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2018 11:06:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Anka Enstitüsü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankaenstitusu.com/?p=27782</guid>
		<description><![CDATA[Kemalizm Eskidi Mi? Ahmet Taner KIŞLALI Kemalizmin 1920’ler Türkiyesini çağa taşıyan temelleri attığına kuşku yok. Ama acaba, dünya ve Türkiye 70 yıllık bir değişim geçirdikten sonra da, yeni bir yüzyıla girerken geçerliliğini koruyor mu? Hiç değilse bazı ilkelerinden vazgeçmek zamanı gelmiş midir? Kemalist ulusçuluk, ulusların eşitliğini ve özgürlüğünü savunur. Ulus kavramına ne ırk ne de din öğelerini sokmuştur; ulusu, “ortak geçmiş, ortak dil ve ortalı kültür”e dayalı bir olgu olarak tanımlamıştır. Etnik milliyetçiliğin yarattığı vahşetlerin ve ıstıraplı bölünmelerin yaşandığı; aynı ırktan ve aynı dilden insanların, din ya da mezhep farklarından dolayı birbirlerini öldürdükleri bir dünyada .. ve üzerinde 17 dilin...]]></description>
		<wfw:commentRss>https://ankaenstitusu.com/kemalizm-eskidi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
