Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Ege ve Doğu Akdeniz’de ülkemizin deniz yetki alanlarına dair Yunanistan’la yaşadığı sorunlar ve karşı tarafın uzlaşmaz tutumu; doğal olarak tartışmaların, iki ülke arasındaki askeri güç dengeleri üzerinde yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Denizdeki askeri güç dengesinin kesin olarak Türk tarafında olduğu ve Yunanistan’ın deniz askeri kuvvetinin modernizasyona ve yeni harp gemisi tedarikine ihtiyacının bulunduğu bilinen bir gerçektir. Deniz gücü sadece deniz askeri kuvveti ile tam olarak açıklanamaz tabii. Denizcilik gücüne bağlı olarak, bir ülkenin deniz gücü; o ülkenin denizcilik gücünün denizdeki tüm unsurları ve bu unsurlarla doğrudan irtibatlı sahildeki tesis, kurum ve kuruluşlarının temsil ettiği bir güçtür. Dolayısıyla deniz gücünün; biri bekayı, diğeri ise refahı temsil eden iki temel bileşeni mevcuttur. Peki, Yunanistan’ın refah düzeyine katkıda bulunabilecek deniz ticari ve endüstriyel gücünün en öne çıkan unsuru olan ticari gemi filosu ne durumdadır?

Rakamlar çok sık değişse de açık kaynaklara göre, 2018 yılı itibarıyla Yunan ticari filosu; toplam 330 milyon DWT’luk, ortalama 14,9 yaş ortalaması olan 104 milyar dolar değerindeki 5555 adet gemiden müteşekkildir ve dünya deniz ticaret filosu sıralamasında ilk sıradaki yerini korumaktadır. Bununla birlikte, deniz ticareti ve ticari filolarla ilgili yayım yapan bir kısım yabancı kaynaklar, 2018 yılında Yunanlı armatörlerin gemi alım-satım piyasasındaki faaliyetleri ve etkilerini dikkat çekici bulmaktadırlar. İstatistiki rakamlar, geçtiğimiz yıl içerisinde Yunanlıların en aktif gemi alım ve satım işlemleri yaptıklarını gösteriyor. Açık kaynaklardan, toplam 14,8 milyon GT’luk 284 adet geminin satın alındığı, buna karşılık olarak toplam 10,6 milyon GT’luk 216 adet geminin ise satıldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 2018 yılının son çeyreğinde ise 24 adet tankerin alınması çok daha fazla ilgi çekmiştir. Bu gemilerin bir kısmı, Türkiye ve Avrupa ülkelerinden satın alınmıştır. Sadece Kasım 2018 verilerine göre Yunanistan, küresel ölçekte en çok yeni gemi siparişi veren ülkeler içinde yüzde 13, ikinci el gemi alımlarında da yüzde 12 ile ikinci sırada bulunmaktadır. Bu rakamlar bize, Yunanistan’ın ticari filosunu yenilediğini ve yeni pazarları hedeflediğini göstermektedir. Buna rağmen, armatörler daha yüksek olduğunu söyleseler de, resmi rakamlara göre filo; ülke ekonomisine yıllık 9 milyar dolar ile GSYİH’na yüzde 4 katkıda bulunabiliyor.

2009 yılında yaşanan kriz, yüksek kamu borcu, bütçe açığı ve verimsiz ekonomi nedeniyle yaşanmıştı. Küresel krizin deniz taşımacılığını etkilediği o dönemde, armatörlerin ülkelerine yaptıkları katkılar Yunan halkı tarafından çok yetersiz bulunmuştur. Ancak, Yunanlı armatörlerin genellikle aile şirketlerine sahip oldukları, hatta kararlarını Pazar günleri toplanan aile meclisinde, hükümetten bağımsız olarak, tecrübe ve sezgileri ile ancak, zekice hareket ederek aldıklarını ifade eden yabancı kaynaklı görüşler mevcuttur. Birçoğu yurt dışında yaşayan Yunanlı armatörlerin kendilerine özgü bilinen bu klasik yapıları, bu alanda Yunanistan’da yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcılar için uluslararası kaynaklarda bilgi mahiyetinde sürekli dile getirilen bir husustur. Açık kaynaklarda armatör ayrıcalıklarının, anayasal güvence altına olduğu ifade edilmektedir. Diğer yandan, halihazırda ekonomik krizin etkilerini hafifletmek üzere armatörlerden alınan verginin artırılması beklenirken, Şubat ayının başında Yunan Armatörler Birliği tarafından yapılan açıklamada; tonaj vergisinin yerine yüzde 10 temettü (kazanç) vergisinin alınması yönünde hükümetle anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Armatörlerin, yurtdışı servetleri ve vergiden kaçınmaları, ülkede hala bir büyük bir sorun olarak görülmektedir.

Ancak, siyasi gerginliklerin armatörleri etkilemediği ya da gerginliğin oluşturduğu fırsatlardan yararlanmak istedikleri bilinmektedir. Örneğin, Yunan şirketleri İran petrolünün en büyük taşıyıcılarından biridir. 2018 yılının ilk 6 ayında İran ham petrolünü taşıyan 217 geminin, 81’i Yunanlı armatörlere ait olup, yüzde 37’lik bir oranla bu taşımacılığı domine etmektedirler. ABD’nin İran’a ekonomik yaptırımları nedeniyle, bu alanda zora düşen ancak ABD mali piyasalarıyla ilişkisi olmayan Yunan şirketlerinin bir kısmı, riskli de olsa, bu taşımacılığa devam etmek niyetinde gözükmektedirler. Bu konuda Yunan hükümetinin bir yorumda bulunmaması da, manidardır. Diğer yandan Çin’in, Pire limanının işletimini almasıyla birlikte, Yunanistan’daki yatırımları ve ortaklıkları hızla büyümektedir. Pasifik’te ve dünyanın diğer bölgelerinde Çin’e ait projelerin ihtiyaç duyacağı deniz ulaştırma isteklerinin bir kısmına, özellikle dökme yük taşımacılığına, Yunan şirketlerinin paydaş olabileceği de dikkate alınmalıdır.

Diğer yandan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim ve Süveyş kanalının genişletilmesi dikkate alındığında; Yunanlı armatörlerin, öncelikle Mısır’a olan ilgililerini daha da artırmaktadır. Mısır’ın; 5 milyon DWT’lık ticari filosuyla çok gerilerde olduğu bilinmektedir. Mısır’ın yeni gemi inşa kapasitesi, dünya ölçeğinin yüzde 0,01’inden daha az olup, oldukça sınırlıdır. Bir kısım Yunan denizcilik şirketlerinin uzun süredir Süveyş, Port Said ve İskenderiye’de birçok hizmeti sağlayacak temsilcilikler açtığı da bilinmektedir. Diğer yandan Mısır, Yunanistan’ın ihraç ürünlerinin Afrika pazarına girmesinde kilit bir rol oynamak istediğini de beyan etmektedir.

Yunanlı şirketlerin, Türkiye’de de ortaklık girişimleri mevcuttur. 2018’in Aralık ayında, bir kısım Yunan deniz şirketinin Türkiye’de gemi ve limanlardaki akıllı sistemler konusunda imkânlarını sunmaları, pazar arayışlarının boyutlarını göstermesi açısından ilginç bir örnek olmuştur. Küresel daralmayı öngörerek, yerel iş birliğini de tercih ettiklerini düşünebiliriz. Geçtiğimiz dönemde bazı Yunanlı armatörlerin Türk tersanelerine yeni gemi siparişi verdikleri de bilinmektedir. Yunan Başbakanı Çipras’ın son Türkiye ziyaretinde, basına yansıdığı kadarıyla, İzmir ve Selanik arasında yolcu ve yük taşıma imkânı sağlayacak deniz seferlerinin başlatılması konusunun görüşüldüğü belirtiliyor. Ancak daha büyük bölgesel ve küresel iş birliklerine açık olabilecekleri ihtimali de şimdilik ortada gözükmüyor. Diğer yandan, farklı hukuk ve çalışma usulleri olsa da Yunanlı şirketlerin, yurt dışı piyasalarda Türk şirketlerine göre daha iyi organize olduklarını söyleyebiliriz. Netice itibarıyla, 26,9 yıl gemi yaş ortalamasına sahip filomuzu yenilemek mecburiyetinde olduğumuzu da ifade etmek zorundayım. Ege ve Doğu Akdeniz’deki milli çıkarlarımıza uygun, ancak daha geniş iş birliklerine açık olacak şekilde, ticari filomuzun gelişimini sağlayacak tedbirlerin acilen alınması gerekliliği ortadadır.

Sonuç olarak, 200 bin çalışanıyla Yunan Ticari Filosu; gemi sahiplerinin kimi zaman kuramsal olarak açıklanmasında zorlanılabilecek kendine özgü davranış ve politika şekilleri olsa da hacim itibarıyla dünya deniz ticari filosu sıralamasında en ön sıradadır. Ancak armatör gelirlerinin ülke ekonomisine yeteri kadar yansımadığı ortadadır. Armatörlerin anayasal ayrıcalıkları, serbest hareket etmelerine imkân tanımaktadır. Uluslararası ortamın belirsizliği ekonomik açıdan Yunanistan’ı etkilemektedir. Yunan hükümetinden bağımsız olarak kendi politikalarını temel alan armatörlerin geçmişe dayalı birikim ve tecrübeleri, bu kapsamda Yunanistan için farklı bir avantaja da dönüşebilir. Ancak, hükümetin, bu kesimi kontrol etmekte zorluk yaşadığı ve yaşayabileceği unutulmamalıdır. 2019 ve sonrası dönemde, farklı denizlerde yeni pazarlar elde edilse bile bunun Yunan ekonomisine, şu anki durumdan ne derece farklı bir katkı yapacağı merak konusudur. Hükümetle, gemi sahipleri arasında tam bir koordinasyon ve anlayış birliği olmadığı görülmektedir. Diğer yandan, Kasım 2018’de harp gemisi satın almak için halktan para toplanmasının gündeme geldiği Yunanistan’da, armatörlerin yurtdışı servetlerinin ve vergiden kaçınmalarının konu edilmesi de ilginç bir tezat teşkil etmektedir.

Kaynak:

www.alpkirikkanat.com