Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

“Türkiye’nin hem çok yüksek düzeyde ‘verimlilik açığının’ olması, hem de mevcut büyüme performansının verimlilik ve teknolojik gelişmeye dayanmaması, ekonomi ve toplum hayatında çok olumsuz sonuçlara yol açmakta, başta muazzam refah kaybı olmak üzere, makro dengelerde de sürekli istikrarsızlıklara sebep olmaktadır.” (Suiçmez, 2002) Zamanın Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Araştırma Bölümü Başkanı Suiçmez, yine aynı çalışmasında, verimlilikten, Türkiye’de yeterince konuşulmayan, üzerinde analiz yapılmayan konulardan biri olarak bahseder.

MPM’nin 1965 yılında kurulmuş olmasına (ve konu ile yakından ilgili bir bölüm olan endüstri mühendisliğinin Türkiye’deki geçmişinin 1969’a dayanmasına) rağmen, Türkiye’nin 2000’li yıllarda verimlilik konusunda hala yeterli düzeyde performans sergileyememesi, sebepleri ayrıca irdelenmesi gereken bir durumdur. Yine de, kısaca bazı nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz: Teknoloji yetersizliği, nitelikli eleman istihdamının düşük olması, bilimsel düşünce ve yaklaşımın toplum geneline yeterince yayılamaması, verimlilik konusunda toplumsal bir bilincin oluşturulamaması, Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların sınırlı olması ve sermaye yetersizliği.

MPM (Milli Prodüktivite Merkezi yerine Milli/Ulusal Verimlilik Merkezi adının kullanılması daha uygun olurdu.) 2011 yılı itibariyle yerini Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Verimlilik Genel Müdürlüğü’ne (VGM) bıraktı.

VGM’nin yürüttüğü verimlilik çalışmaları “süreç verimliliği” ile ilgili olup tarım, imalat ve hizmet sektörlerini kapsar. Buna paralel olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü “enerji verimliliği” konularında çalışmalar yapmaktadır ve enerji verimliliği, özellikle de enerjide dışa bağımlı ülkeler için, hayati önem taşır. Süreç verimliliği her ne kadar makine verimliliği kapsamında enerji verimliliğine dolaylı yoldan katkı sağlasa da enerji verimliliğinin kapsamı süreç verimliliğininkinden farklıdır. Fakat verimlilik dâhilindeki bu çalışmaların farklı birimler tarafından yürütülmesi gelecekte olası etkinliği azaltabilir; bilgi paylaşımı, koordinasyon ve temiz üretim gibi kesişen ilgi alanları düşünüldüğünde.

Bu makalenin amacı Türkiye’nin verimliliğine dair teknik bir analiz yapmaktan daha çok, konunun önemini vurgulamak ve bu amaçla, verimlilik konusu, bu konunun önemi ve ülkemizdeki tarihçesi ile mevcut durumu genel hatlarıyla ele almaktır.

Verimlilik

Genel olarak verimlilik, girdiler ve çıktılar arasındaki ilişkiyi ölçen bir gösterge olarak birim girdi ile elde edilebilen çıktı veya tersinden, bir birim çıktıyı elde edebilmek için gereken girdi şeklinde özetlenebilir. Örneğin, başka her şey aynı olmak şartıyla, bir çay bardağını üretmek için A ve B işletmeleri sırasıyla 10 ve 12 saatlik işgücü kullanıyorlarsa, A işletmesi daha verimlidir. A işletmesi sadece daha verimli olmakla kalmaz, rekabet gücünü de artırmış olur; daha fazla bardak üretebilir, müşterilerine daha hızlı ulaşabilir, elde ettiği 2 saatte teknolojik gelişmeleri araştırıp öğrenebilir ve uygulayabilir.

Verimlilik, sermaye ve işgücü kadar ekonomik büyümenin önemli bir faktörüdür ve sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme için gerek şartlardan biridir. Verimliliği arttırma çalışmaları da ulusal düzeyde verimlilik hareketleri haline dönüştüğünde, ancak, bu amaca hizmet edip, başarıya ulaşabilir.

Küçük ölçekten büyük ölçeğe kadar çok farklı boyutlarda bahsedilebilir, süreç verimliliğinden: Bir makinenin verimliliği, bir ürünün üretimindeki verimlilik, bir işletmenin verimliliği, bölgesel veya sektörel (tarım, imalat, hizmet) verimlilik, bir ülkenin verimliliği. Benzer durum, enerji verimliliği için de geçerlidir: Bir makinenin enerji verimliliği, bir ürünün üretimindeki enerji verimliliği, bir işletmenin enerji verimliliği, bölgesel veya sektörel enerji verimliliği, bir ülkenin enerji verimliliği.

Verimlilikte Kullanılan Bazı Göstergeler

Bahsedilen verimlilikleri ölçmek için de basitten karmaşığa, çok çeşitli göstergeler mevcuttur ve örneklemek amacıyla burada bazılarına değinilecektir.

Verimlilik göstergeleri üç gruba ayrılabilir:

1.  Kısmi verimlilik göstergeleri (çıktıyı tek bir girdiye oranlayanlar)

İş gücü verimliliği = üretilen ürün sayısı / iş gücü saati

2.  Çok faktörlü verimlilik göstergeleri (çıktıyı birden fazla girdiye oranlayanlar)

Üretilen ürün sayısı / (iş gücü saati + makine saati)

3.  Toplam faktör verimlilik göstergeleri (çıktıyı bütün girdiye oranlayanlar)

tee (toplam ekipman etkinliği) = kullanılabilirlik x performans x kalite oranı

Ullusal verimlilik göstergelerine örnek olarak şunlar verilebilir:

Üretimde çalışanlar göstergesi = GSYİH / üretimde çalışan sayısı (çalışan kişi başına verimlilik)

İmalat sanayi üretim göstergesi = GSYİH / üretim sırasında harcanan işçi gücü saati (emek verimliliği)

(GSYİH/nüfus verimlilik göstergesi olmayıp ekonomik refah göstergesi olarak kabul edilir.)

 

 

 

Enerji verimliliği kapsamında da GSYİH / (kullanılan enerji) göstergesine bakılabilir. İlgi çekici ve düşündürücü olması bakımından, bu göstergede Türkiye’nin performansı 1990 yılında 11,219 iken 2015 yılında 11,805’dir. (WorldBank, 2015) Aynı dönemde, İrlanda 7,8’den 21,5’e, Birleşik Krallık 7,4’ten 13,9’a ve Almanya 7,1’den 11,5’e çıkmıştır.

Dünyada Ulusal Verimlilik Hareketleri

Ulusal verimlilik hareketleri ve Türkiye’de verimlilik çalışmaları konusunda daha fazla bilgi için, burada da kaynak olarak kullanılan (Peşkircioğlu, 2015) incelenebilir. 

Almanya’da 1921 yılında kurulan Alman Ekonomisini Rasyonelleştirme Kurumu (RKW), dünyadaki ilk verimlilik kuruluşudur. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra, ulusal verimlilik kuruluşları yaygınlaştı ve ülke kalkınmalarına öncülük etti. Japon Verimlilik Merkezi, günümüzde hala önemini koruyan bir merkezdir, örneğin, verimlilik alanında yaptığı çalışmalarla Japonya’nın kısa sürede dünya ekonomisinde lider ülkelerden biri olmasına katkı sağladı.

Türkiye’de Verimlilik Çalışmaları

Türkiye’de ülke kaynaklarının etkin kullanımı ile etkili sonuçlara ulaşılmasının öneminden ilk kez 17 Şubat 1923’de İzmir İktisat Kongresinde söz edilmiştir.

MPM Dönemi: Türkiye’nin de içinde yer aldığı ve 1948 yılında imzalan ABD’nin, Avrupa ülkelerine ekonomik yardımını içeren Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nın bir sonucu olarak 1965 yılında ilk resmi verimlilik kuruluşumuz Milli Prodüktivite Merkezi kuruldu. MPM, verimlilik araştırmaları, verimlilik eğitimi ve danışmanlığı hizmetleri, verimlilik ölçme ve izleme çalışmaları, yayın, tanıtım ve halkla ilişkiler etkinlikleri, uluslararası ilişkiler ve faaliyetler ve iller düzeyinde verimliliği artırma çalışmaları yapmıştır. Özellikle, 1998-2010 yılları arasında, MPM’nin yürüttüğü “İller Düzeyinde Verimliliği Artırma Projeleri (VAP)” kapsamında 50 ilde çok sayıda Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ’lere) ücretsiz sağladığı danışmanlık ve eğitim hizmetleri önemlidir.

Bu çalışmalar gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, Türkiye’nin bölgesel ve sektörel verimlilik haritaları (kısmi verimlilik göstergelerini kullananlardan öte, işletmelerin verimliliklerini daha doğru yansıtan göstergeler kullanan haritalar) hala oluşturulamamıştır ve verimlilik bilincinin gelişmesi ile verimlilik artırıcı çalışmaların yapılması konusunda, KOBİ’lerde arzulanan ilerleme sağlanamamıştır.

KOBİ’lerin durumu özellikle önemlidir: “Ülkemizde de işletmelerin yüzde 99,77’sini oluşturan KOBİ’ler, toplam istihdamın yüzde 78’ini, toplam katma değerin yüzde 55’ini, toplam satışların yüzde 65,5’ini, toplam yatırımların yüzde 50’sini, toplam ihracatın yüzde 60,1’ini, toplam kredilerin yüzde 24’ünü gerçekleştirmektedir. Bu rakamlar, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisindeki önemli rolünü açıkça göstermektedir. Bu önemli özelliklerinin yanı sıra, KOBİ’lerin yaşadıkları ve çözmeleri gereken birtakım sorunları da bulunmaktadır.

KOBİ’lerin öncelikli sorunu öz kaynak yetersizliği ve kredi teminindeki güçlüklerden oluşan finansal sorunlardır. Yapısal, yönetim, üretim ve yeni teknolojilere uyum sorunları, düşük kapasiteyle çalışma, tedarik ve stoklama, bilgi desteği ve teknik yardım, pazarlama ve rekabet, yeni yatırım yapamama, Gümrük Birliği’ne uyum, yasal düzenlemelerde yetersizlik ve bürokratik engeller gibi sorunlar da KOBİ’lerin yaşadığı veya yaşaması muhtemel diğer problemleri oluşturmaktadır.” (Ergün, 2012)

VGM Dönemi: VGM görevini “ekonominin verimlilik esaslarına uygun olarak gelişmesi amacıyla; verimlilik politika ve stratejileri hazırlamak, sanayi işletmelerinin verimliliğini artırmak, geliştirmek ve temiz üretim projelerini desteklemek” şeklinde belirtir ve faaliyetleri dört ana başlıkta özetlenmiştir:

  1. Verimlilik araştırmaları yapma, verimlilik politika ve stratejilerini hazırlamak, uygulanmasını izlemek ve sonuçlarını değerlendirmek,
  2. Verimliliği artırma ve geliştirme yolunda işletmelere destekleyici teknik yardımlar sağlamak, danışmanlık ve eğitim hizmetleri vermek ve verimlilik bilincinin yaygınlaşmasını sağlamak,
  3. İzleme, ölçme ve değerlendirme çalışmaları yapmak
  4. Verimlilik artırma program ve projelerini, teşvik ve koordine etmek.

Gerçekleştirilen yapısal değişikliklerle, VGM, verimlilik konusunda politika oluşturma ve stratejik karar alma mekanizmasına dâhil olmuştur, Türkiye’de ilk kez Verimlilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı (VSEP)-2015-2018 hazırlanmıştır ve bu çok önemli bir gelişmedir. (Enerji verimliliği alanında da, 2015-2023 yılları için Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın inisiyatifiyle hazırlanmıştır.) Bu eylem planı, sanayinin verimlilik temelli yapısal dönüşümünü hızlandırmayı, ekonominin büyüme performansının sürdürülebilir kılınmasını ve yüksek katma değerli, yüksek teknoloji üretime dayalı sanayi yapısına dönüştürmeyi amaçlar.

Verimlilik ve temiz üretim alanında yürütülen projelerden bazıları şunlardır:

  • Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Politikaları ve Uygulamaları Etki Analizi, TR61 Bölgesi Analizi
  • KOBİ’lerin Verimliliğinin Artırılması Projesi
  • Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi
  • KOBİ’lere Yönelik Verimlilik Eğitimleri için Model Fabrika Kurulması
  • Bölgesel ve Sektörel Verimlilik Gelişim Haritası
  • Sanayide Verimsiz Elektrik Motorlarının Dönüşümü

Sonuç olarak

Bütün bu gelişmeler ve vurgular memnuniyet verici, doğru adımlardır ve bu amaçların gerçekleştirilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşması için şarttır.

Bu hedefe ulaşmaya çalışırken, dikkat edilmesi gereken bazı konulardan ve gözlemlerden bahsetmek yerinde olacaktır. Yapılacak çalışmalarda, özellikle üniversite-sanayi işbirliği önemli bir yer tutar, bunun yeter miktarda desteklenmesi gereklidir ama aynı şekilde, üniversitelerin bilim yapması da dengelenmelidir. Verimlilik artırma çalışmaları, pratikte projeler üzerinden yürümektedir; ya işletmelerin kendi finansmanını sağladığı projeler ya da yurt içi/ yurtdışı bazı kurumların finansmanını sağladığı projeler şeklinde. Bu durum verimlilik çalışmalarını yavaşlatabilir çünkü işletme-dışı finansal kaynaklı projelerin sayısı ya azdır, ya da proje katılımcılarının (üniversiteler, işletmeler, OSB’ler, Kalkınma Ajansları, Ticaret Odaları vb.) arasında koordinasyonu sağlamak zordur veya ek zaman gerektir.

OSB’lerin bazıları dinlendiğinde şunlar dikkat çeker: KOBİ’lerde verimlilik bilincinin olmadığı, bazı işletmelerin verimlilik çalışmaları için bilgi paylaşmaya sıcak bakmadıkları (güven sorunu) ve bazı işletmelerin kendilerine götürülen bir proje teklifine karşı savunma mekanizmalarını harekete geçirip buna ihtiyaç duyulmadığını belirtmeleri.  Bilgi eksikliğinden kaynaklanan bu tür yaklaşım sorunları zamanla ilerleme sağlanabilecek durumlardır; yeter ki toplumumuzda bilimsel düşünce ve yaklaşım yaygınlaştırılsın. VGM’nin, bunlar düşünüldüğünde, bir koordinasyon merkezi olarak da faaliyet göstermesi çok faydalı olacaktır, buna ihtiyaç vardır ve bu “güven sorununa” da katkı sağlayacaktır.  VGM işletmelere proje yürütücüsü olarak hizmet vermeyecekse (ücretli veya ücretsiz), en azından bu tür projeleri yürütebilecek paydaşları koordine edebilmelidir.

Bölgesel Verimlilik Merkezleri çok önemlidir ve kurulmalıdır. Belki üniversiteler bünyesinde, belki farklı şekillerde oluşturulabilecek bu merkezlerin kurulumuna VGM önem vermelidir ve mümkünse finansal veya farklı boyutlarda katkı sağlamalıdır. KOBİ’lere destek açısından, verimlilik eğitimleri yeterli olmayacaktır; verimlilik arttırıcı çalışmalarından dolayı teşvik edilmeleri gerekir. KOBİ’lerin finansal zorlukları düşünüldüğünde, bu, verimlilik artışı gösterenlere vergi indirimi getirilmesi, bir başka proje için bunun bir artı değer olmasının sağlanması, başarılı uygulamaların duyurulmasıyla yaygınlaşmanın gerçekleştirilmesi vb. yollarla yapılabilir.

Bugün “söylenenler” doğrudur ve yapılmalıdır. Fakat toplumda bilimsel yaklaşım ve düşünce yaygınlaşmadan, “söylenenlerin” fiiliyata dökülmesi kolay değildir.

Kaynakça

Ergün, N. (2012). http://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/kobiler-ve-girisimcilerin-turk-ekonomisindeki-yeri-ve-onemi/261 adresinden alındı

Peşkircioğlu, N. (2015). https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/ulusal-verimlilik-hareketleri-ve-turkiyede-verimlilik-calismalari/2181 adresinden alındı

Suiçmez, D. H. (2002). http://content.csbs.utah.edu/~ehrbar/erc2002/pdf/P445.pdf adresinden alındı

VSEP. (2015). http://www.sanayi.gov.tr/DokumanGetHandler.ashx?dokumanId=c467a86d-34ca-4c4b-adab-107c30b5ac34 adresinden alındı

WorldBank. (2015). http://data.worldbank.org/indicator/EG.GDP.PUSE.KO.PP.KD?locations=TR adresinden alındı